linkName
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI
Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

Zulüm, baskı, sürgün ve YPG

tunahanelmas
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI

"Üzülerek belirtiyorum ki savaşta öncelikle siviller zarar görüyor. Bazı durumlarda seçme şansı kalmaz. Savaş cephesinde yaşayan aileler. IŞİD onlara saldırırsa sorumlu kim tutulacak? Orada çatışmalar olduğunda ateş ediliyor, arabalar patlatılıyor, hava operasyonları yapılıyor. Her türlü silah kullanılıyor. En doğru çözüm sivilleri durum iyileşene kadar uzaklaştırmak. Askeri olarak başka bir çözüm yok. Ayrıca o bölgede binlerce bubi tuzağı ve bomba var. Aileleri, kadınları, çocukları bu kadar bubi tuzağından nasıl koruyacaksınız?’’ –Redur Xelil

"Bazı tehlikeli bölgelerde istisnai vakalar yaşandı. Terörist tehdit nedeniyle uzaklaştırılan aile sayısı çok az. Rojava'da yalnızca 25 aile kantonu terk etmeye zorlandı. Onlara 'Lütfen eşyalarınızı toplayıp buradan ayrılın, savaş bitene kadar buradan ayrılmanız iyi bir şey' denildi. Rakka'da teröristler var ve onların aileleri, amcaları, kardeşleri burada. İletişim halindeler ve aileler onlara bilgi veriyor. Biz bu aileleri uzaklaştırmak zorundayız. Gözaltına almıyoruz, tutuklamıyoruz. Uzaklaştırıyoruz. Bölgenin dışına çıkarıyoruz." –Ciwan İbrahim

Yukarıda okuduğunuz konuşmalar 2015 yılının Ağustos’unda YPG basın sözcüsü Redur Xelil ve Asayiş Müdürü Ciwan İbrahim’in Uluslararası Af Örgütüne verdikleri savunma beyanatlarından. PYD’nin silahlı kanadı YPG’de en etkin isimler arasında olan bu isimler sivillere karşı işledikleri tüm suçları işte bu sözlerle savunmuşlardı. Onları bu savunmaya itense Uluslarası Af Örgütünün 2015 yazında PYD’nin ele geçirdiği bölgelerde yaptığı saha araştırmasıyla ortaya çıkan bir rapordu. Batı’nın, Işid’e karşı verdiği mücadelede özgürlük savaşçıları olarak andığı, her gün dünya dergilerinde manşet olan YPG militanlarının ele geçirdikleri bölgelerde sivil halka yaptıklarının ağırlığı uluslararası af örgütünün raporlarıyla tescillenmişti.

PYD/YPG’nin kontrolündeki 14 kasaba ve köyü ziyaret edip, bölgedeki insanlarla konuşan Af örgütü araştırmacıları, raporun sonunda YPG militanlarının sivil halka karşı muamelesinin savaş suçuna varabilecek düzeyde olduğunu belirtiyordu. YPG sorumlularının zorunluluk veya savaş ortamına bağladığı ve birçoğunu reddettiği suçlamalar içinde, köyleri yakıp yıkma, bölge halkını zoraki sürgüne tabii tutma, sivilleri öldürme, kadınlara tecavüz gibi en vahşi terör örgütlerinin yapabileceği suçlamalar bulunuyordu.

İşte raporda geçen köyler ve YPG’nin köylerdeki icraatlarına örnekler;

Tel Hamees: Uluslararası Af Örgütü raporunda köydeki 90 evin yıkıldığı köyde yalnızca tek bir evin ayakta kaldığı belirtiliyordu. Rapora göre YPG, köyü IŞİD’in elinden aldıktan sonra köylüleri IŞİD destekçisi olmakla suçladı ve 90 kişiyi öldürüp, evlerini yaktı.

Hüseyniye: Uluslararası Af Örgütü tarafından Haziran 2014 ve Haziran 2015'te alınan uydu görüntüleri köydeki YPG etkisini gösteriyordu. Uydu görüntülerinde 2014’te varlığını sürdüren 225 binanın 2015'te yalnızca 14 tane kaldığı ve bir yılda %93.8 oranında azaldığı görülüyordu. Mahalle sakinlerinin verdikleri ifadelerde, YPG'nin Şubat 2015'te bina yıkımlarını gerçekleştirdiğini ve çoğu mahalleliyi yakındaki köylere ve Qamishli şehrine götürdüklerini söyledi. Hüseyniye’de kalan son mahalle sakinleriyse henüz yıkılmamış bir okulda zorlu şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlardı.

Suluk: YPG militanları, IŞİD’in elinden aldıkları Suluk’ta köylüleri güvenlik endişesi sebebiyle evlerinden çıkmaları konusunda uyardı. YPG militanlarının 3 gün sonra evlerinize dönebilirsiniz dedikleri köylüler döndüklerinde köylerini harabe şekilde buldular. YPG, köydeki 103 evin 100'ünü yıkmıştı. 2015 yılının Ramazan ayının sonunda 20 çocukla beraber geri dönmek isteyen 5 kadınaysa YPG militanları tarafından izin verilmedi.

Hamam al-Turkman: 2012’de 1400 Türkmen, 10 tane Kürt aile ve 1000 tane hane bulunan köy YPG tarafından ele geçirilince, köyde yaşayan insanlara köyü boşaltmaları için 24 saat süre tanındı. Köylüler 3 yıl boyunca mülteci olarak yaşadı. 17 ağustos 2015’te yapılan araştırmada köyde yaşayan insanların sadece %50’sinin köylerine dönebildikleri ortaya çıktı.

Raneen: Temmuz 2015’de YPG militanlarının ele geçirdiği köyde 50 ev boşaltıldı ve birçok köylü yurtlarından sürülerek sürgün edildi.

Al-Ghbein: 100 ila 120 arasında ailenin yaşadığı köyde, 2015 yılının Ramazan ayı başladığında YPGli teröristler insanları göçe zorladı. Göç etmezlerse ölümle tehdit edilen köylüler evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ramazan ayının 10. günü sonunda tüm köy boşaltılmış, Al-Ghbein bir hayalet köye dönmüştü.

Mela Berho: 800 Türkmenin yaşadığı Mela Berho köyü 6 Temmuz 2015’te YPG tarafından ele geçirildi ve bu köyün akıbeti de diğer köylerde yaşayanlar gibi oldu. Tamamen sivillerden oluşan köy tümüyle boşaltıldı.

Abdi Koy: 2012 sonuna kadar ÖSO’nun kontrolünde olan bu köy 2013 yılında YPG kontrolüne geçti. 500 sivil Arap’ın IŞİD militanı olmakla suçlanarak göçe zorlandığı köyde, göçe tabi tutulanların arkalarında bıraktıkları bütün varlıklara YPG tarafından el konuldu.

Tel Fweida: 100 hane bulunan köye YPG 13 Ocak 2015’te girdi. Köye girdiğinde 63 kişiyi asan YPG’liler ardından bütün köylüleri topladı ve “Artık burası Kürdistan toprağıdır, burada hayatınıza devam etmek istiyorsanız YPG’ye katılmak zorundasınız, aksi takdirde göç ettirileceksiniz.” dedi. Bütün köy göçe zorlandı. 24 saat içerisinde göç ettirilen köylülerin arkasında bıraktıkları tüm mal varlıklarına YPG tarafından el kondu.

Tel Diyab: YPG, Kasım 2013’te girdiği bu köyde 200 Arap ailenin evini yaktı ve köyden göç ettirdi.

İşte PYD/YPG için tamamen tarafsız sayılacak bir Batılı uluslararası örgütün raporunda bunlar yazıyordu. Ancak YPG’liler sadece bu kadar az köyde mi zulüm yapmış diye hemen kendi kendinize sormayın. Çünkü burada bahsi geçen köyler sadece Uluslararası Af Örgütü’nün rapor kapsamında incelediği 14 örnek köyden bazıları. Raporda incelenmemiş diğer köylerde de buna benzer suçlar işlendi. Hatta bazı köylerde ölümler ve sürgünler rapordaki köylerden kat be kat fazlaydı. PYD’lilerin tecavüz ettiği kadınlar ve çocuk savaşçılar kısmıysa olayın bir başka boyutu.

YPG’nin raporda geçmeyen icraatlarına örnek olaraksa, Tel Abyad’tan sürdükleri 20 bin Arap ve Türkmen’i, mülteci kamplarına yaptıkları saldırıları, Raqqa operasyonunda ölen çoğu çocuk ve kadın 1870 sivili verebiliriz. Aynı operasyon sonrası 450 bin insanın mülteci durumuna düşmesiyse, yaşanan ölümlerin yanında belki biraz daha hafif bir trajedi olarak kalıyor.

Ele geçirdiği bölgelerin demografik yapısını değiştirerek, Suriye’nin kuzeyinde PKK devleti kurmayı amaçlayan YPG’liler için savaşlarda canlı kalkan olarak sivil halkı kullanmanın, zorla çocuk savaşçı devşirmenin, IŞİD’li olduklarına kesin kanaat getirdikleri Arapların kadınlarına tecavüz etmenin, binlerce insanı yurtlarından sürmenin hiçbir maliyeti yok. Çünkü Batılı dostları için onların tek derdi Suriye'yi daha özgür bir ülke yapabilmek. Batının terörist Müslümanlara karşı, seküler modern özgürlük savaşçıları olarak pazarladığı bu şımarık topluluğun dersini verebilecek tek bir devlet var. O da bugünlerde tüm dünyaya rağmen, köylerinden sürülen, öldürülen, esir alınan binlerce masumun bedelini ödetmek için bugün Afrin’in kapısına dayanmış durumda. 

Evet belki birçoğu için yukarıda yazılanlar bir anlam ifade etmiyor ama Türkiye'nin Afrin'de yaptığı operasyon sadece Türkiye'yi ilgilendirmiyor. Her fırsatta mağdur olanın yanında duran, milyonlarca mülteciye kapılarını açan bir ülkenin, askerlerini şehit vermeyi göze alarak başlattığı Zeytindalı Operasyonu ve devamında gelişecek operasyonlar bölge halkının zalimce sürgün edildikleri topraklara geri dönebilmek için tek umudu. 

Türkiye bugün topraklarını genişletmek gibi bir emperyal heves için Suriye'de değil. Savaşın başından beri yüz binlerce sivil insanı katleden Rejim, Rusya, İran, Amerika, Işid ve YPG'ye gerçek bir ahlak dersi vermek için de orada. Yüz yıl sonra tarih bir kez daha tekerrür ederken, Türkiye 100 yıl önce kendi sorunlarından kafasını kaldırıp bakamadığı insanlara, adalet borcunu ödemek için, tarihin üzerine yüklediği sorumlulukla birlikte Suriye'nin kuzeyinde ilerliyor. Teröristlerin zulmünden temizlediği toprakları gerçek sahiplerine iade etmek için. Herkese ve her şeye rağmen.

Not: Tüm yoğunluğumuz içerisinde argüman destekleriyle yeni yazılar, haber dosyaları hazırlamama katkılarından dolayı İdris Havuz ve Halit Ergün'e teşekkür ederim.

TUNAHAN ELMAS GZT YAZARI

Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

Tüm Yazıları

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.