Tunahan Elmas

HABER YAZARI

ASELSAN'daki şüpheli ölümler: 11 yıl, 8 mühendis

ODTÜ makina mühendisliği bölümünü okulun şeref listesine girerek bitirdikten sonra en büyük hayali olan ASELSAN’da göreve başlamıştı. Kanas silahlarına monte edilen ve gece atış yapılmasını sağlayan çelik nişan dürbünlerinin mucidi olan 31 yaşındaki bu mühendis, çok genç yaşta milyar dolarlarla ifade edilen ASELSAN’ın milli tank projesinde çalışmaya başladı.  Her şeyin olağan akışında gittiği 2006 Ağustosunda, 2 aylık evli olan Hüseyin Başbilen, bir sabah işe gidiyorum diyerek kendisine ait o...

Erdal Hoş

SPOR YAZARI

Trabzonspor’a Dair…

Muhammet Beşir Cardozo'dan iyi falan değildi. Batuhan Altarslan'ın M'bia'dan iyi falan olmadığı gibi. Her ikisi de onlardan daha iyi olabilirler miydi? Belki... Şehrin onlarca yüzlerce çocuğu geldi geçti, hepsi muhtemelen iklim ve coğrafyanın etkisiyle uluslararası futbolcular olacak yeteneklerdiler ama olamadılar. Olamadılar çünkü altyapıda bugünün futbol dünyasının beklediği fiziksel ve mental eğitimi alamadılar. 19 yaşında bir oyuncunun yeteneklerini sergilemesi ve o yetenekleri ile göz doldu...

Ayşe Döne

SPOR YAZARI

Tudor'un Takımı

Galatasaray’da teknik direktörlerin tutunamadığı, futbolcuya dayalı düzenin olduğu dönemde geçen sezon ligin 2.devresinin başlarında İgor Tudor teknik direktörlüğe getirildi. Peki neden İgor Tudor tercih edilmişti? Sosyal medya baskısıyla getirildi iddiaları doğru muydu? Galatasaray’a teknik direktör olacak kadar bir başarısı var mıydı? Sorular sorular… 2013 yılından beri Galatasaray’da sezonu tamamlayabilen teknik direktör yok. Fatih Terim, Mancini, Prandelli, Hamza Hamzaoğlu, Mustafa Denizl...

Av. Harvey Specter

HABER YAZARI

Anne, ben şövalye oldum!

Açıkçası; en son ne zaman mesleğin gerektirdiği dilekçe yazımı ve benzeri işler haricinde bir şeyler yazmak için elime kâğıt-kalem aldım hatırlamıyorum. Yıllarca hikâye ve şiir karaladım; şu anda bu satırları yazarken fark ettim de uzun zamandır bu huyumu da devam ettirmiyorum. Sanırım artık içimizi sosyal medyaya döküyoruz. Elimize kâğıt-kalem alma isteğini de gideriyor sosyal medya. Her neyse…Çocukken hep süper kahraman olmak isterdim. Hangimiz istemedik ki? Hatta içten içe, özel yeteneklerimi...

Enes Çallı

HABER YAZARI

Davasına ihanet eden bir siyasetçinin hikayesi

“Reis beyefendi rejim hala teminatsızdır. Teminatsız olduğu için de diktatöryaldir. Murakabe yoktur, meşveret yoktur. Partimizin programı bir yanda kalmış, tatbikat başka türlü görünür olmuştur, olmaktadır. Milli davalara prensipler değil, bir tek adam ve onun meydana getirdiği zümre hakimdir. Böyle olduğu için de yalnız iktidarı tutmak gaye olmuş ve her türlü fesadı, entrikayı bu gayenin hizmetinde kullanmak siyasi ve milli hayatımızın tek vasıtası haline gelmiştir.”  16 Eylül ...

Beybin Somuk

HABER YAZARI

Netflix’ten Al Haberi

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hepimizi etkisi altına alan bir Amerikan dizileri  furyası oluştu. Amerikan dizilerinin bu popülerliğini ise içinde birden çok diziyi bulunduran dijital yayın platformlarına borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Bu platformların en başında Netflix geliyor. Peki siz bir Türk kullanıcı olarak bu platformlarda masumca oturmuş dizilerinizi izlerken bu diziler ülkenizi tüm dünyaya nasıl yansıtıyor? Gelin hep beraber bakalım. İlk sırada politik bir gerilim dizisi olan H...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

Tükettikçe tükeniyoruz!

Sürekli tüketim kültüründen şikayet ediyoruz ancak hepimizi etkisi altına alan bu ekonomik ve ideolojik kuşatmanın gönüllü tutsakları gibiyiz. Aslında yanlış olduğunu bildiğimiz ve çoğu zaman da dile getirdiğimiz bu toplumsal düzene, gidişata karşı koyamıyoruz, değiştiremiyoruz, üstelik suç ortağı olmaya devam ediyoruz. Tüketim üzerinden, satın alma gücüyle kendisini ispat etmeye çalışan, hem saygın hem de narsist olmaya zorlayan sistemin sunduğu eşyalar ile varlığını kanıtlama yarışına gire...

Furkan Gençoğlu

HABER YAZARI

Makul Müslüman, Makul Kürt, Makul Atatürk

Din, lugattaki anlamı itibariyle yol, şeriat, millet, hesap, ceza, adet, itaat, hal ve siyaset gibi anlamlara gelir. Özel anlamı itibariyle ise bir hayat tarzının göstergesidir. 1400 sene önce Hz. Muhammed Mekke toplumu özelinde tüm insanlığa yeni bir hayat tarzı vaad etmiştir. Putlara tapınmayı bırakın ve bir olan Allah’a ibadet edin. Daha sonra vahiy iniş sürecinde alkol ve faiz yasaklanmış, evlilik, miras, velayet işlerinde uygulanacak fıkıh inşa edilmiştir. Yani Mekke toplumu ve İslam’a gire...

Asya Karagül

HABER YAZARI

Osmanlı'da ilk muhalefet, Yeni Osmanlılar

Devletler doğar, büyür ve ölür; bu herkesin üzerinde ittifak ettiği net bir noktadır. Kırılgan bir sahanın getirisiyle modernleşmeyi devletin tek kurtuluş yolu olarak gören Osmanlı bürokratları, Tanzimat fermanı ve beraberindeki sürecin bir muhalefet hareketi doğuracağını düşünmemişlerdi. Avrupa’da Fransız İhtilali ile imparatorluklar paradigması yıkılmış, meşruti monarşinin hüküm sürdüğü coğrafyanın doğusunda, Osmanlı Devleti’nde mevcut olan mutlâkiyet rejimi de hasarlar almıştı. Her ne kadar O...

Enes Çallı

HABER YAZARI

Hollywood filminden daha gerçekçi bir senaryo: Paraşüt Operasyonu

28 Ekim 2016 günü Anna isimli Alman aksanlı bir kadından telefon alan Gazeteci Ben Wallace, yaklaşık bir buçuk aydır New York Magazine dergisi için Harvey Weinstein’in taciz dosyası üzerine çalışıyordu. Konuşmada kendisinin de Weinstein hakkında bilgilere sahip olduğunu söyleyen Anna, Wallace ile tanışmak istediğinden bahsetti. Wallace ile Anna iki kere görüştü, ancak Anna’nın ağzından sürekli laf almak istemesinden şüphelenen Wallace kendisiyle iletişimi kesmeye karar verdi. Wallace hikâye üzer...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

Hayata Gerçek Bir “Ben” Bırak!

Benlik farkındalığı ile kültürel derinlik arasında bir ilişki olduğunu öne sürdüğüm geçen haftaki yazının devamı niteliğinde toplumların kendi aralarındaki kültürel uçurumlardan bahsettikten sonra tek tek fertlerin varlık şuuruna ermesinin önemine değineceğim. Bugün uçaklara ok atan kabileler de teknolojide çok ileri giden topluluklar da aynı dünyada yaşıyor. Bu farkı sorgulamak gerekiyor. Bu kültür uçurumu bize bir şey anlatıyor. Bu uçurum, tarih sahnesine çıktığımız günden bugüne yaşam değe...

Mehmet Ali Gökalp

HABER YAZARI

Enflasyon ve bozulan fiyatlama davranışları

Enflasyon satın alınan mal ve hizmetlerin fiyatının artış oranını ifade eder. Örnek olarak 10 liraya 10 adet domates alıyor iken enflasyon yüzünden 10 liraya 8 adet domates almak gibi. Enflasyon temel olarak iki sebepten artar, birincisi talep enflasyonu yani satılan ürüne üretilen miktardan daha fazla talepte bulunulması gibi, ikincisi ise maliyet enflasyonu ki bu da satılan malların üretim maliyetlerinin artması sonucu yapılan zamları ifade eder. Ekonomi yönetimleri enflasyon artışlarını kontr...

Furkan Gençoğlu

HABER YAZARI

Sonra Bir Uyandım/2 – Pisa-Floransa

Sonra bir uyandım PİSA’dayım. Güneşli bir sonbahar sabahına gece tanıştığım Fransız postacı Carlo’nun tıkırtısı ile uyandım. Geceyi PİSA train station hostelde geçirdim. Çünkü PİSA tren istasyonundan Floransa’ya 45 dakika gibi bir sürede geçebiliyorsunuz. Sınırlı saatlerim var bu yüzden PİSA için tek hedefim PİSA kulesini görüp ilk trenle rönesansın başkenti Floransa’ya geçmek. Bu yüzden Pisa’nın geniş caddelerinde adımlamaya başlıyorum. İyi bir gezginin çantasının bir cebinde her zaman energy b...

Ayşe Çoban

HABER YAZARI

İnsanın anlam arayışında kültürün önemi

Kültürün varoluş gayemizi hayata geçirmedeki rolü nedir? Kültürel gelişim bir ihtiyaç ise insan kendi kültürünün düzeyini nasıl belirleyebilir ve benlik farkındalığı ile kültürel derinlik arasında nasıl bir ilişki vardır? Sahte kimliklerle toplumda var olanların kültürü ile derin kimlikle var olanların kültürünün mukayesesi yapıldığında ortaya ne çıkar? Bu ve buna benzer sorulara cevaplar bulabilmek için evvela kültür tanımını tarihsel boyutuyla geniş perspektifte ele almamız gerekiyor. Kültü...

Tunahan Elmas

HABER YAZARI

Türkiye’nin yerli otomobille 60 yıllık imtihanı: 'Devrim'

29 Ekim 1961 günü Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için her zamankinden farklı bir heyecan vardı. Aylar öncesinden başlayan bu heyecanın sebebi Türkiye’nin ilk yerli üretim otomobilinin tüm ülkeye tanıtılacak olmasıydı. Meclis önüne getirilen yerli otomobilin adı ‘Devrim’di. Türk mühendislerin elinden çıkan bu otomobil ülke için bir devrim anlamına geliyordu. 27 Mayıs’ın lideri Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel bu araçla Meclis Bahçesinden, Anıtkabir’e gidecek ve bu sırada tüm basın ona eşlik edecekti. C...

Kriz, Ambargo ve 21 Amerikan Üssünün Kapatılması

09 Ekim 2017, Pazartesi

‘İktidarını kaybetmiş bir şekilde, zorunlu ikamet kararıyla getirildiği Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Zincirbozan’daki askeri tesiste geceyi geçiriyordu. Yeni dönemin neler getireceği sorusu kafasını kurcalarken, bulunduğu üssün eski bir Amerikan radar üssü olduğunu öğrendi. Bu tesis yaklaşık beş sene önce bizzat onun emriyle kapatılan 21 Amerikan tesisinden biriydi. Tesisin girişinde dalgalanan Türk Bayrağına baktı ve gülümsedi. Kaderin cilvesi miydi bilinmez yıllar önce kapattırdığı Amerikan tesislerinde, şimdi gözetim altında tutuluyordu. Ve Süleyman Demirel’in yıllar önce kapattığı bu tesisleri tekrar faaliyete geçiren de onu Zincirbozan’a hapseden darbecilerdi.’

Açıldığı günden beri Türk siyasi tarihinin her döneminde tartışma konusu olan İncirlik… Sık sık kapatılması gündeme gelirken, özellikle 1960’larda yükselen sol hareketlerin anti-Amerikan söylemlerine ilham kaynağı oldu. 70’lerdeki ambargo krizi ve Amerika’yla kopan ilişkiler Türkiye’yi İncirlik konusunda radikal kararlar almaya itti. Bugün pek bilinmemesine rağmen, bir dönem İncirlik Üssü, Amerikan kullanımına kapatılmıştı. Peki, İncirlik nasıl ve ne şekilde kapatılmış, daha sonrasında kimler tarafından açılmıştı? İşte siyasi tarihimizde İncirlik Askeri Üssünün kısa hikâyesi…

İncirlik’in kuruluşu

İnşasına Türkiye’nin NATO üyeliğinden bir yıl önce, 1951 yılında başlanan İncirlik üssü, 1954’te açıldı. Üssün ilk etaptaki kurulma amacı ABD Hava Kuvvetleri’nin olağanüstü durumlarda konuşlanma ve orta ile yüksek yoğunluktaki bombardımanlarda yer alan savaş uçaklarının bakımının yapılmasıydı. Ancak daha sonraki süreçte İncirlik Üssü giderek genişleyecek ve faaliyet alanı çoğalacaktı. 1975 yılına gelindiğinde Amerika’yla ilişkileri gerilen Türkiye’nin, kendisine uygulanan silah ambargosuna karşı, İncirlik’i ABD kullanımına kapatması iki ülke arasındaki ipleri iyice gerecekti. Diğer 21 Amerikan üssünün kapatılmasına kadar giden ilişkilerin kopuş hikâyesiyse Kıbrıs’la başlayacaktı.

Kıbrıs çıkartması ve ambargo

15 Temmuz 1974 günü Kıbrıs’ta darbe olmuş, ülkenin ilk cumhurbaşkanı Makarios devrilmişti. Darbeyi gerçekleştiren cuntacılar Yunanistan’la birleşerek “Enosis” hayalini gerçekleştirmek istiyordu. Makarios önce Malta’ya, oradan Londra’ya kaçmıştı. Buradaki BM toplantısında konuşan Makarios, “darbenin Yunanistan destekli olduğunu, İngiltere ve Türkiye’nin Londra antlaşmasındaki garantörlüklerine dayanarak adaya müdahale etmesi gerektiğini” söylüyordu.

Kıbrıs’taki darbecilerin Türklere karşı başlattığı katliam girişimi ülke çapında büyük yankı uyandırdı. Herkes hükümetin Kıbrıs’la ilgili bir şeyler yapmasını bekliyor, bunun için gösteriler düzenliyordu. Amerikan hükümeti haşhaş üretimi yüzünden arasının kötü olduğu Türk hükümetine, “Kıbrıs’a yönelik askeri bir müdahaleye açıkça karşı olduğunu” bildirecekti. Onlara göre Kıbrıs’a müdahale Türkiye ve Yunanistan gibi iki NATO ülkesinin savaşmasına sebep olacaktı. Sorun barışçıl yollarla çözülmeliydi. Tüm bunlar yaşanırken Erbakan’dan Kıbrıs’a müdahale noktasında tam destek alan Ecevit, İngiltere’ye gitti ve İngilizlerle durumu görüştü. Ecevit Londra dönüşü kararını vermişti. Türkiye, 1959 yılında DP hükümetinin imzaladığı Londra Antlaşmasındaki garantörlük hakkına dayanarak Kıbrıs’a müdahale edecekti. Bu, Ecevit ve Erbakan için siyasi hayatlarındaki en büyük sınavlardan birinin vaktiydi. İki lider Kıbrıs’a müdahale konusunda anlaşmıştı.

NATO’dan Türkiye’ye: ‘İşgal kuvveti…’

Ve 20 Temmuz 1974 günü saat 06’da Türk paraşütçüleri ada sahiline yağmur gibi yağmaya başladı. Harekâtın parolasını Başbakan Ecevit şöyle duyurdu: “Ayşe tatile çıksın”.

Türk Ordusunun Kıbrıs çıkartması BM tarafından şiddetle karşılandı. Öyle ki Birleşmiş Milletler, Kıbrıs’a giren Türk Ordusunu “işgal kuvvetleri” olarak tanımladı. Yoğun baskıların sonunda Türkiye hükümeti 22 Temmuz günü ateşkes açıklaması yaptı; ancak barış görüşmelerinden sonuç alınmaması üzerine ikinci harekâta başlandı. İkinci harekâtın sonunda Türkiye adanın yarısında tam hâkimiyet elde etmiş ve kuzeyi, Rum askerlerinden temizlemişti. Türkiye, harekâttan istediğini almıştı ancak harekâtın hemen ardından başlayan süreç ülkeye çok zor günler yaşatacaktı.

ABD, tüm uyarılarına rağmen Kıbrıs’a çıkartma yapan Türkiye’ye bu durumun faturasını ödetmek üzere yaptırım uygulamaya karar verdi ve Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmaya başladı. NATO üyesi olmasına rağmen, Türkiye’ye hiçbir devlet silah, envanter veya mühimmat satmayacaktı. Türkiye, dışarıda üyesi olduğu NATO’dan tecrit edilirken, içeride de hükümet krizi tekrar baş gösterdi. Kıbrıs zaferi sonrası erken seçime giderse tek başına iktidar olacağını düşünen Ecevit’in koalisyonu bozmasıyla ülke hükümetsiz kalmıştı. Yeni hükümet AP, MSP ve MHP’den oluşuyordu. Adıysa Milliyetçi Cephe Hükümeti’ydi.

70 cent’e muhtaç olduğumuz yıllar

Milliyetçi Cephe, iktidara gelişiyle birlikte ekonomik kriz ve dış politikada gerilimle karşılaştı. Ülkeye uygulanan ambargo yüzünden zaten pek de iyi gitmeyen ekonomiye iyice dibe vurmuştu. Silah ambargosu olarak uygulanan yaptırımlar, ekonomi alanında da kendini gösteriyordu. Başbakan Demirel’in Türk ekonomisi için “70 cent’e muhtacız” dediği yıllarda, ülkenin içinde bulunduğu durumu ve ambargonun etkisini Demirel ile Genelkurmay Başkanı Semih Sancar arasında geçen bir konuşma özetliyordu:

Org. Sancar’ın elinde bir metal çubuk vardı. Sancar, asker selamı verdikten sonra elindeki çubuğu Demirel’e göstererek, “Sayın Başbakanım, suçluyu getirdim” dedi. Demirel sordu:

– Paşam, hayırdır? Elinizdeki çubuğun kabahati ne?
– Sayın Başbakanım, askerî savaş uçakları havada arızalanınca, bildiğiniz gibi, pilotlar otomatik paraşütle atlar. İşte bu çubuk, o sistemi harekete geçirir.
– Anladım Paşam da bu çubuğun suçu nedir?
– Bu çubuk, otomatik paraşüt sistemini çalıştıran parçalardan birisi. Bu çubuk olmadığı için pilotlar uçağa binmek istemiyor. Yani risk almak istemiyorlar.
– Paşam, çubuğu satın alalım.
–  Satmıyorlar.
– Satmayan kim?
– Amerikalılar.
– Biz yapalım.
– Yapamayız, çünkü patenti bizde değil.
–  Anlaşıldı Paşam…

Amerikalılarla son görüşme

Türk Hükümetinin, ambargonun kaldırılması için verdiği yoğun uğraşlar bir sonuca varmadı. Ambargonun sertliği ülkenin belini git gide bükerken, halkta zaten var olan Amerikan karşıtlığı ambargoyla birlikte iyice yükseldi. Halk, Amerikalıları mevcut durumun sorumlusu olarak görüyordu. Hükümete, Amerikan ambargosuna karşılık bir cevap verilmesi için baskı yapılırken, gündeme İncirlik ve ülkede bulunan diğer Amerikan üsleri geldi. Hükümet ya ambargonun kaldırılması için Amerika’ya iyice boyun eğecek ya da krizi daha da derinleştirecek adımı atarak rest çekecekti. Kişisel tarihi boyunca radikal kararlardan uzak duran Süleyman Demirel, uzlaşı için verdiği uğraşların boşa gittiğini gördüğünde, ambargoya karşılık siyasi hayatının en radikal kararlarından birini almaya doğru giderken son bir kez Amerikalılarla görüşmeyi denedi.

Süleyman Demirel, Ankara’ya gelen dönemin Dışişleri Bakanı Kissinger ve daha sonra Brüksel’de konuştuğu ABD Başkanı’nı Ford’a “ambargonun ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri germesinin yanı sıra TSK’nın savaş gücünü zayıflattığını, bunun dolaylı olarak NATO gücünü de zaafa uğrattığını” anlattı. Ancak anlattıkları pek işe yaramadı. Konuşmasını “Bizi istemediğimiz sert tedbirler almaya zorlamayın” diye bitiren Demirel, istemediği sert tedbirleri almak zorunda kaldığında tarihler 25 Temmuz 1975’i gösteriyordu.

Üsler tek tek boşaltıldı

Türk Hükümeti, 25 Temmuz 1975 tarihli Bakanlar Kurulu kararnamesiyle ‘’Türkiye’deki sayıları 21’i bulan bütün ABD üs ve tesislerini” kapattı. İncirlik’i ise bundan sonra sadece NATO kullanabilecekti. Amerikan üsleri bir bir boşaltılırken, Amerikan askerleri ülkeden çıkartıldı. Türkiye’nin verdiği bu radikal karar Amerikalıları çok şaşırttı. Türkiye’nin böyle bir yaptırım uygulamaya cesaret edemeyeceğini düşünen Amerikan Hükümeti ambargoyu sertleştirmeye devam etti.

ABD’nin katı tavrına karşı Türkiye’nin tutum değiştirmemesi, 1978’de Amerikan Kongresi’nin ambargo kararını kaldırmasını sağladı. Kongre ambargoyu kaldırırken, Türkiye’de Ecevit hükümeti iş başındaydı. Ambargonun kaldırılmasından sonra üslerin tekrar açılacağını düşünen Amerikalılar, bu düşüncelerinde yanıldıklarını çok geçmeden anlayacaklardı. Türkiye üslerin tekrar açılmasıyla ilgili gelen baskıları sürekli olarak reddediyor, öteliyor veya baştan savıyordu. Süreç böyle uzayıp giderken üslerin yeniden kullanıma açılması bir askeri darbenin sonucunda gerçekleşti. 12 Eylül 1980 darbesiyle ülke yönetimine el koyan askeri cuntanın ilk icraatlarından biri, 18 Kasım 1980 günü çıkarttıkları kararnameyle üsleri yeniden açmak oldu.

Darbenin üzerinden henüz 2 ay geçmişken, 12 Eylül yönetiminin üslerin açılmasına bu kadar öncelik vermesi kafa karıştırıcıydı. 12 Eylül’den 5 sene önce üsleri kapatan Süleyman Demirel için zorunlu ikametin çıkartıldığı Zincirbozan’daki üssün, Demirel’in kapattığı eski bir Amerikan üssü olması kaderin garip bir cilvesi miydi yoksa cuntanın Demirel’e bir mesajı mı, üzerinden geçen 37 yıla rağmen hâlâ bilinmiyor.