Tunahan Elmas:İki gençlik profili
linkName
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI
Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

İki gençlik profili

tunahanelmas
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI

5 Mayıs 1960 günü Ankara Kızılay meydanında Demokrat Parti iktidarına karşı nümayiş düzenleyen gençler iktidar karşıtı sloganlar atıp, Menderes hükümetini istifaya davet ediyordu. Başbakan Adnan Menderes tesadüfen karşılaştığı grupla konuşmak için göstericilerin arasına girdiğinde, Başbakanın koruma ekibi bir anda dağılacak ve Menderes gençlerle baş başa kalacaktı. Yakasına yapışıp ‘hürriyet istiyoruz’ diye bağıran gence. Başbakan ‘koskoca başvekilin yakasına yapışıp, bu cümleyi kuruyorsun, bundan büyük hürriyet mi var’ diye cevap verecekti. Daha sonra Başbakan kalabalığın arasından kurtarılacak ve apar topar olay yerinden uzaklaştırılacaktı. Başbakanı hırpalayan üniversiteli grubun içindeki öğrencilerse olayları durdurmakla görevli askerleri omuzlara alıp ‘ordu gençlik el ele’ sloganları atmaya başlamıştı. Bu olay 22 gün sonra gelecek kara gecenin ayak sesleriydi. Menderes’in yakasına yapışan gencin yıllar sonra muhalefetin lideri olacak Deniz Baykal olduğu rivayet edildi ancak Baykal bu iddiaları hiçbir zaman doğrulamadı. Demokrat Parti’ye karşı yürütülen bu iktidar meşruiyetini sarsma hamlesinin en önemli ayaklarından olan üniversiteli nümayişlerini düzenleyense Cumhuriyet Halk Partisinin o dönemki gençlik kollarıydı…

Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Demokrat Parti iktidarı yıkılmış, diktatörlüğe gitmekle suçlanan Menderes ve arkadaşları idam edilmiş, Türkiye birden fazla darbe kalkışmasından sonra ağır yara almış demokrasisiyle yoluna devam etmeye çalışıyordu. Ancak 1968 sonrası üniversiteler yine hareketlendi. Bu sefer hedef Demokrat Partinin devamı niteliğindeki Adalet Partisi ve onun genç lideri Süleyman Demirel’di. Ordu içinde yapılan cunta pazarlıklarına artık öğrenciler de dahil olmuştu. Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan gibi öğrenci liderleri cunta toplantılarına katılıyor, devrim için yapılacak bir darbenin kolluk gücü olarak üniversite öğrencilerinin kullanılacağı hususunda cuntacılarla anlaşıyorlardı. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi. Cunta afişe olduktan sonra Ordu’nun balyozu bu sefer siyasileri kıl payı sıyırmış, sokakları işgal eden öğrenci gruplarının tepesine inmişti. Darbeyle devrim bekleyen öğrenciler, sevinçle karşıladıkları 12 Mart muhtırasından sonra tutuklanarak sıkı yönetim mahkemelerinde ağır cezalara mahkum oldu, bunlardan bazılarıysa idam edildi…

Bir kısır döngü içinde devinen Türkiye’nin talihi 12 Mart sonrası da değişmedi. Yine seçimler, yine koalisyon, yine krizler ve yine sokak olayları. Ancak bu defa sokak olaylarında sadece sol gruplar değil, sol grupların üniversitelerdeki hakimiyetinden rahatsız olan ülkücü sağ gruplar da yer alıyordu. Karşılıklı yapılan saldırılarda binlerce genç hayatını kaybediyordu. 16 Mart patlaması, Kanlı 1 Mayıs, Kahvehane taramaları, Ülkücü gençlerin devrim mahkemelerinde infazı derken kanlı olaylar silsilesi böylece uzayıp gidiyordu. Tüm bunlar yaşanırken 1976 yılında önce Milli Selamet Partisi Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanlığına, daha sonra İstanbul İl Başkanlığına bir genç getirildi. Uzun boylu, ince fiziği ve güçlü hitabetiyle etrafındaki arkadaşlarını MSP çatısı altında toplayan bu genç yıllar sonra Kasımpaşa’dan Beştepe’ye uzanacak bir başarı hikayesinin başkahramanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Erdoğan, o yıllarda her köşe başında bir çatışma olan, gettolara ayrılmış İstanbul’da MSP’li gençleri sokaklardaki çatışmalardan olabildiğince uzak tutmaya çalışıyordu. Nitekim 12 Eylül’e kadar geçen süreçte yaptığı Gençlik Kolları Başkanlığı dönemince bunda başarılı oldu. MSP, binlerce gencin terör olaylarına karışıp sokaklarda vurulduğu yıllarda kanlı dönemi en az zayiatla atlatan parti oldu. 12 Eylül sonrası da Erdoğan’ın başkanlık ettiği gençler bu sayede idam sehpasından kurtuldu.

12 Eylül’ün üzerinden yıllar geçti, Tayyip Erdoğan önce İstanbul Belediye Başkanı, daha sonra kurduğu AK Partiyle iktidara yürüdü. O dönem aralığında 28 Şubat yaşandı, hapse girdi, partisi kapatıldı. İktidara geldikten sonra kurduğu siyasi parti muhtırayla tehdit edildi, kapatma davası açıldı, sokak olaylarıyla istifaya davet edildi, yargı darbesiyle devrilmek istendi. Tüm bu saldırılar olurken her zaman milletine ve arkasında yürüyen gençlere güvendi. Daha önce birçok siyasinin yaptığını yaparak gençliği marjinalliğe itmek yerine, demokrasi ve hukuk ilkeleri ölçüsünde tepkiler vermeye ve siyaset meydanına davet etti. Yaşıtları Taksim’i savaş alanına döndürürken, hiçbir sokak olayına karışmadığı için ‘dantelli kefenliler’ diye alay edilen gençler Türkiye tarihinin gördüğü en kanlı gecede, yeri geldiğinde inandıkları değerler uğruna ölebileceklerini ise 15 Temmuz gecesi ispat etti.

Tankların, jetlerin, helikopterlerin karşısında silahsız, savunmasız bir şekilde cansiparane duran gençler 27 Mayıs’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta dedelerinin, babalarının engel olamadığı ülkenin makus talihine bu defa geçit vermedi. Menderes’in hikayesini, idam haberini radyodan aldığında gözyaşı döken dedelerinden, ninelerinden dinlemişlerdi. Aynı tarihin tekerrür etmemesi için, tarihi bir şuur ve irade gösterdi.

O gece gösterdikleri deli cesareti ve kahramanlık bugün hala ülkenin belli kesimlerinde çomarlık, aptallık olarak nitelendirilebilir. Ancak ülke tarihinde ilk defa darbe çağıran değil, darbeye karşı yürüyen gençler kazandı. Yıllarca iktidardan nemalanmak için Erdoğan’ı desteklemekle suçlanan çocuklar, yeri ve zamanı geldiğinde namusu gibi sahiplendiği değerler için ölebileceklerini tüm dünyaya ispat ettiler.

O gece sokağa çıkan gençlerin hiçbirinde ‘yarın sabah ne olacak, ya eve dönemezsek kaygısı yoktu’. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu cesareti gösteren gençlereyse, yaş sınırı engelini ortadan kaldırarak Gazi Meclisin yolunu açtı. Bugün devam eden aday adaylıkları başvuruları sürecinde birçok genç başvuru yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ancak hala bu kadar gencin neden aday adaylığı başvurusu yaptığı sorulmaya devam ediyor.

Bugün hiçbir siyasi referansı olmadan, sadece Tayyip Erdoğan’ın hikayesinden ilham alarak adaylık başvurusu yapan 18 yaşındaki bir gencin içindeki hisler aslında milletvekilliğinden çok daha değerli. Öyle ki 15 Temmuz gecesi sokakta dedesine, babaannesine, annesine ve ailesine vekil olarak çıkıp Gazi Meclisin namusunu darbecilere karşı koruyan bir genç, millete vekil olma hayalini de kurabilmeli. İnsanların ne diyeceğini umursamadan böylesine ağır bir yükün altına girmeye gönüllü olan binlerce gencin bu ülkeye vadettiği büyük bir umut var. Sokaklarda aylak aylak dolaşmak, uyuşturucu ve kötü alışkanlıklar peşinde koşmak yerine ülke yönetiminde söz sahibi olmayı istemek çok daha onurlu ve takdir edilesi bir hareket.

Tarih, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen silaha ve sokak çatışmalarına sığınmayıp, meşru siyaset yolunu tercih ederek, cumhuriyeti cumhurla buluşturan; yıkılamaz denen tabuları yıkıp, ülkenin itilmiş, ötelenmiş kesimlerini hak ettiği yere taşıyan Tayyip Erdoğan ve AK Parti hareketini her zaman olması gerektiği yerde anacak. Cetvelle çizilmiş siyasi sınırları aşarak, gönül coğrafyasını tüm mazlum milletlere açan bu hareketin her neferinin yıllar sonra çocuklarına, torunlarına anlatacak güzel bir hikayesi şimdiden var. Bu hikayenin finaliyse ne yaşanırsa yaşansın mutlu sonla bitecek.

TUNAHAN ELMAS GZT YAZARI

Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

Tüm Yazıları
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz