linkName
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI
Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

Türkiye’de tokatçılığın kısa tarihi: Sülün Osman’dan Çiftlik Bank’a

tunahanelmas
TUNAHAN ELMAS
GZT YAZARI

'Komiserim, bu memlekette Galata kulesini satın alacak eşek olduğu sürece ben bu kuleyi satarım, hiç kusura bakmayın'

Sülün Osman bu cevabı kendisine ‘Galata kulesini satmaya hiç utanmadın mı’ diye soran komisere verdi. Ve bu cümle aslında sık sık büyük dolandırıcılıkların yaşandığı Türkiye’de, yaşananların en kısa özetiydi.

1923 yılında Fatih’de doğan Osman Ziya Sülün, memur bir ailenin çocuğuydu. İlk dolandırıcılığını yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yapan bu adam 50’li ve 60’lı yıllarda Türkiye’ye damgasını vuracak, gazetelerde boy boy fotoğrafları çıkacaktı. Boğaziçi Köprüsünü, Galata Kulesini, tramvayları, Tarzan’ın evini insanlara satan Sülün Osman, Dolmabahçe saat kulesini ise kiraya verecekti.

Sülün Osman’ın hedefindeki isimler hep saf ve iyiniyetli insanlar değildi. Boğaziçi köprüsünün gelirini oldukça kelepir fiyattan alıp kısa yoldan köşeyi dönmek isteyen insanlardı. Yani kendilerini akıllı zanneden şark kurnazlarıydı. Örneğin, Dolmabahçe Saat Kulesinin önünü kapatarak, saate bakan herkesten para isteyen bir adam, sokaktaki insanlar tarafından şikayet edildiğinde, Emniyette ‘ben bu saat kulesini sahibinden kiraladım’ diyecek, karşılığında gösterdiği sözleşmeyle gerçek ortaya çıkacaktı. Bu tip tüm dolandırıcılıkların altında hep aynı kişinin imzası vardı. Osman Ziya Sülün, yani namı diğer Sülün Osman…

Cezaevine girdikten sonra ‘alınteri ile yaşamak’ konulu konferans verdiğinde gazetelere manşet olan Sülün Osman tüm dolandırıcılık hikayesini ise şöyle özetliyordu;

"Benim dolandırdığım insanlar dolandırıcıydı aslında. Yani bana yaklaşma sebepleri beni dolandırmaktı. On tane bilezikle geliyorum adamın önüne akşam vakti. Kuyumcunun kapısındayız. Ve dükkân kapalı. Karımın hastalığını anlatıyorum, acilen bilezikleri bozdurmam gerektiğini, o an nöbetçi eczaneye gidip hastaneden istedikleri ilaçları almamın şart olduğunu söylüyorum falan. Hakiki olsalar bileziklerin fiyatı bin lira. Diyorum ki 300 liraya ihtiyacım var. Paranın gerisi umurumda değil, yeter ki karım ameliyat masasında kalmasın... Adam sabah kuyumcuya gidip bilezikleri bin liraya bozdurabileceğini ve birkaç saat içinde havadan 700 lira kazanacağını düşünüyor. O arada benim ayakçım da ortaya çıkıyor ve o almak istiyor bilezikleri. Telaşlanıyor adam kazanç imkânı kaybolacak diye. 300 lirayı verip alıyor bilezikleri, be de kayboluyorum ortalıktan. Adam ertesi sabah kuyumcuya gidip de bileziklerin sahte olduğunu öğrenince, dolandırıldım, diye karakola gidiyor. Ben aranıyorum. Demiyorlar ki ona, be adam 1000 liralık bileziği 300 liraya almayı düşünürken aklında ne vardı, diye. Gayet açık ki, beni dolandırmayı planlamıştı. Ben hayatım boyunca beni dolandırmaya kalkışmamış tek bir kişiyi dolandırmadım.’

Sülün Osman’ın hikayesi kitaplara konu edildi, 1982 yılında yayınlanan En Büyük Şaban adlı filmdeyse ‘Boğaziçi köprüsünü satan adam’ rolünü Hikmet Karagöz canlandırdı. Sülün Osman, sadece filmlere ve kitaplara ilham vermedi, daha sonra onun yolundan gitmek isteyen çok kişi ortaya çıktı ancak hiçbiri bu nitelikli dolandırıcının şöhretine erişemeyecekti. Kimliksiz bir şekilde dolaşan Sülün Osman 1982 sonrası izini kaybettirdi. Bir yerde ölüp kaldığı ve kimsesizler mezarlığına gömüldüğü iddia edildi ancak gerçek hiçbir zaman tam manasıyla ortaya konamadı.

Sülün Osman’dan yıllar sonra piyasa yeni bir dolandırıcı tanıdı. Bu isim Türkiye dolandırıcılık tarihine geçecek, Sülün Osman’ı mumla aratacaktı. Her beş senede bir ortaya çıkıp insanları dolandıran bu kişi Jet Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz’dü.

Türkiye’nin Fadıl Akgündüz ismiyle tanışması 90’lı yıllarda gerçekleşti. Türkiye’yi kalkındıracağını iddia ederek önemli projeler için küçük yatırımcılardan, yüklü meblağlarda para toplayan Akgündüz, bu hayali yatırımların neredeyse hiçbirini hayata geçirmedi. Dolandırıcılıktan milletvekilliğine ve oradan da hapishaneye uzayan hikaye oldukça renkli, aynı zamanda trajikomikti. 1998 yılında ‘imza’ adında yerli otomobil markası üreteceğini açıklayan Akgündüz, bu yatırımın kampanyalarını ünlü isimlere yaptıracaktı. Topladığı yüklü miktarda yatırımdan sonra Siirt’te bir arsada temel atma töreni gerçekleşti. Ancak ne arsada bir fabrika kuruldu, ne yerli otomobil üretildi. Özellikle gurbetçi Türklerden büyük paralar toplayan Akgündüz’ün, dolandırıldığını düşünen gurbetçilere yazdığı mektup insanımızın zaaflarını da gözler önüne seriyordu. Akgündüz, mektupta insanların dini ve milli duygularını sömürerek neler yapılacağını özetliyordu.

"Hz. Muhammed’in ’insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır’ hadisi şerifi kılavuzumuzdur. Hz. Muhammed’in gösterdiği yolda bir ekonomik cihat yaptık. Türkiye’de bize karşı cephe oluşturmak için aralarında basın organlarının da bulunduğu geniş bir çevrenin haksız saldırılarına uğradık. Tüm dünya bizi duyacak, bizi dinleyecek. Dünyada bir devir kapatıp bir devir açtığı gün, ’Dini ve dili ne olursa olsun, herkesin mal ve can güvenliği ve bütün kişilik hakları bizim güvencemiz altındadır’ diyen ve dünyaya barış içinde yaşama dersi veren Fatih Sultan Mehmed’in sesi. 1453’te O’nun sesi ve tam 5.5 asır sonra 2003’te onun torunlarının sesi. Bizim sesimiz..."

Ancak Akgündüz sadece dini, milli duyguları değil, insanların en zayıf olduğu noktayı da hünerle kullanan biriydi. Kısa yoldan yüksek karla para kazanmak birçok insanın hayaliydi ve Akgündüz bu iş için defalarca piyasaya geri döndü. Her defasında binlerce insanın parasını aldı ve ödemeleri hep aksattı. 5 senede bir piyasaya çıkıp yeni bir dünya proje tanıtan Akgündüz’ün lakabı Jet Fadıl’dı ve herkes onunla iş yapan insanların akıbetini çok iyi biliyordu. Ancak kolay yoldan para kazanma fikri her zaman için kullanışlıydı. 2002’de dolandırıcılıktan aranırken milletvekili olan Jet Fadıl, defalarca içeri girdi, çıktı. En son projesi Caprice Gold’la 200 milyona yakın vurgun yapan Akgündüz uzun süredir sessiz. Muhtemelen Çiftlik Bank dolandırıcılığını gördüğünde ‘benim aklıma neden gelmedi’ diye düşünmüş olabilir.

Aslına bakarsanız Türkiye tarihi defalarca bu tokatçılık hikayelerine şahit oldu. Tiran, saadet zinciri, mega holding gibi ne idiği belirsiz işlere binlerce insan birikimlerini kaptırdı. Tüm hikayelerde ortak nokta dolandırıcının, mağdura vadettiği ‘az parayla çok kar’ vaadi etkili oldu. Dolandırıcı, mağdurun iyi niyetinden değil, kötü niyetinden faydalanıyor, kısa yoldan köşeyi dönme umudu olan binlerce insanın elde avuçta biriktirdiği ne varsa onu alıp ortadan kayboluyordu. 1991 doğumlu bir genç olan Mehmet Aydın tam olarak insanların bu zaaflarını kullanmayı başarmış, kurduğu sistemle 500 milyon lira parayla birlikte yurt dışına kaçarak, ardında on binlerce mağdur bırakmıştı. Devletin ve bankaların bangır bangır ‘Çiftlik bank denetime alınacak’ açıklamalarına aldırış etmeyip, yatırım yapmaya devam eden, hatta Çiftlik bank’ın kıskanıldığı için saldırı altında olduğunu iddia eden insanlar ise il il Çiftlik Bank tesislerini gezip, paralarını kurtarmaya çalışıyor.

Çiftlik Bank sonrası Jet Fadıl’lar, Sülün Osman’lar, Titanlar akıllara tekrar geldi, Mehmet Aydın da yaptığı vurgunla adını bu isimlerin yanına yazdırdı. Birçok insan ‘acaba biz de böyle bir iş yapabilir miyiz’ diye düşünmeye başlamış durumda. Yapabilirse, alıcı bulacaklarınaysa gayet eminiz. Ne demişti Galata Kulesini satmaya kalkan Sülün Osman ‘bu memlekette Galata kulesini satın alacak eşek olduğu sürece ben bu kuleyi satarım, hiç kusura bakmayın'

TUNAHAN ELMAS GZT YAZARI

Lisans eğitimine Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmekte olan Tunahan Elmas, Gzt.com yetkili editörü olarak görev yapmaktadır. Daha önce Trt Haber ve Habertürk’te yayınlanan Şimdi ve Burada programında siyasi tarih üzerine belgeseller hazırlayan Elmas, Yenişafak.com’da gündem editörü olarak çalışmıştır. Siyasi tarih ve gündem üzerine yazılar yazan Elmas, kariyerine medya alanında devam etmektedir. devamı

Tüm Yazıları

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.