Eğitimin ayrılmaz parçası: Dijitalleşme

Arşiv.
Arşiv.

Dijital eğitim altyapı çalışmaları ve yatırımlarının 2001 yılına dayandığını dile getiren Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ, dijitalleşen eğitimde yaşanan gelişmeleri şu şekilde özetliyor: “Zorunlu olarak uzaktan eğitime geçildiğinde hem akademik hem teknolojik olarak dijitalleşmede kat ettiğimiz yol ile eğitimimizi aynı nitelikle ve kesintisiz olarak sürdürmeyi başardık. Online ve yüz yüze eğitimin farklılıklarının velilerimiz tarafından iyi anlaşılması da bizler için çok önemliydi. Hedefimiz, şartlar ne olursa olsun öğrencilerimizi akademik, psikososyal ve fiziksel anlamda desteklemek."

Eğitimde özgürleşme dönemi

Pandemi sona erse dahi eğitimde dijital dönüşümün aynı ivmeyle gelişim göstereceğinden ve dijitalleşmenin eğitimin ayrılmaz bir parçası olduğundan bahseden Dağ, “Eğitimi sınıfın içinden çıkarmak, zaman mekân kavramını ortadan kaldırmak, aslında pek çok olanağı da beraberinde getiriyor. Bunun eğitimde bir özgürleşme hali olduğu tespitini yapmak yerinde olur. Eğitimdeki bu özgürleşmenin, daha iyi eğitim olanakları için giderek gelişeceğini düşünüyorum. Pandemi sonrası dünyada dijital eğitim ve yüz yüze eğitimin bir arada yürütüleceği hibrit model de yaygınlaşacak” diye ekliyor.

Pandeminin bizlere kazandırdığı dijital okuryazarlık, bilgiye ulaşmanın daha kolay olduğu bir süreci başlattı.
Pandeminin bizlere kazandırdığı dijital okuryazarlık, bilgiye ulaşmanın daha kolay olduğu bir süreci başlattı.

Okul ücretlerindeki artışlarla ilgili konuşan Dağ, “Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliğinde özel öğretim kurumları zam oranlarına göre her sene olduğu gibi oranlarımızı belirliyoruz. Velilerimizin de bu süreçte zorlanmadan kayıt yenileyebilmeleri için erken kayıt dönemi avantajları belirlemeye özen gösteriyoruz” diyor ve ekliyor: “2022’de hibrit model devam ederken, ‘hibrit öğretmen’ kavramının da yerleşeceğini söyleyebiliriz. Yüz yüze ve dijital eğitimin farklı dinamiklerine hâkim hibrit öğretmenlerden daha çok söz edeceğiz. Metaverse, dijital kampüs gibi platformların getirdiği yeni pedagojik yaklaşımlar üzerine de çalışılacağını, farklılaşan enstrümanlarla birlikte öğretim metotlarıyla ilgili çalışmaların da hem 2022 yılının hem de önümüzdeki yılların eğitim adına en önemli gündemi olacağını düşünebiliriz. Pandemiyle birlikte dünya genelinde neredeyse tüm sektörlerde bir dönüşüm yaşandığını ve eğitim sektörünün de bu dönüşümün başrol oyuncularından biri olduğuna değinen Uğur Okulları Genel Müdürü Nil Çiçek, “Uğur markasının dijital alt yapı yatırımı ve hazırlıkları 10 yıl öncesine dayanıyor. Bu yeniliği yıllar öncesinden öngörmüş bir eğitim kurumu olarak Uğur Okulları’nda 5 yıldır kişiye özgü ve yapay zeka tabanlı dijital öğrenme- öğretme platformu Metodbox’ı kullanıyoruz. Pandemi döneminde Metodbox ile her gün 85 bin aktif kullanıcı eğitime kesintisiz devam etti. Eğitim yaşamında paradigmalar artık değişti. Biliyoruz ki hibrit eğitim hayatımızın bir parçası. Yüz yüze eğitim elbette önemli ve gerekli ancak hibrit eğitim modeline uyum sağlayarak okul hayatına devam eden çocuklar daha avantajlı olacaklar” diyor.

Tüm akademik ve operasyonel planlamalarını kaliteden ödün vermeyecek şekilde yaptıklarından bahseden Çiçek: “Uğur Okulları olarak önceliğimiz her zaman öğrencilerimizin kaliteli eğitime erişebilmesi. Ücret oranlarımızı da her yıl bu hedefimizi merkeze alarak belirliyoruz. Özel okulların her yıl yapacakları zam oranları ÜFE ve TÜFE oranlarına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Tüm okullar gibi biz de bu oranları baz alarak yeni dönem fiyatlarımızı belirliyoruz” diye devam etti.

Öğretmene yapılan yatırım geleceğe yatırımdır

Dağ: dijitalleşme eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Dağ: dijitalleşme eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.

2022 hedeflerini sorduğumuz Çiçek “Dünya büyük bir hızla değişiyor. Bilim ve teknoloji hayatımıza dokunuyor, fayda sağlıyor. Bilgiye daha hızlı erişiyoruz, neredeyse her sorumuza yanıt, görüş bulabiliyoruz. Gelişimimiz için eğitimde teknolojiye, yabancı dile daha fazla yatırım yapmalıyız, öğretmenlerimizin gelişim alanlarını bu yönde kurgulamalıyız. Çocuklarımızın algısı ve farkındalıkları değişti. Bu beklentilere karşılık verebilecek nitelikte öğretmenlere ihtiyacımız var bu nedenle hizmet içi eğitimi önemsiyoruz. Önümüzdeki süreçlerde öğretmenlerin bireysel ve mesleki gelişimleri için Türkiye’de hizmet içi eğitimlere daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Çünkü öğretmene yapılan yatırım, çocuklarımıza ve geleceğe yapılan yatırımdır” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Eğitim içerikleri ve buna entegre edilmiş dijital alt yapıları sayesinde 1 günde pandemi sürecine kolaylıkla uyum sağladıklarını dile getiren İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Enis yaman, “Kurum olarak her sınıf için bir sanal sınıf tanımlaması yaparak yüz yüze eğitim varmış gibi ders programları oluşturduk. Akıllı tahtalara bir göz kamera ve mikrofon entegre ederek eğitim öğretimin gerektiğinde çevrim içi olarak yapılabileceğini gösterdik. Okula gelen öğrenciler ile evdeki canlı ders uygulamasına giren öğrencileri e-doğa platformunda bir araya getiriyoruz. Seminerlerimizi, festivallerimizi, zirvelerimizi, yazar söyleşilerimizi çevrim içi yaparak yüz yüze eğitimde yapacağımız tüm sosyal etkinliklerimizi sanal olarak da yapacağımızı tüm Türkiye’ye gösterdik” diyor ve ekliyor: “Bu başarılarımızı uluslararası platformlarda 3 ödülle taçlandırdık.”

Finlandiya, Danimarka, Güney Kore gibi ülkelerin eğitim sistemine kıyasla Türk eğitim sistemini nasıl değerlendiğini sorduğumuz Eryaman: “Söz konusu ülkelerin eğitim anlayış ve sistemlerine baktığımızda kendi eğitim politikaları açısından güçlü oldukları farklı alanların olduğu çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya konulmuştur. Ülkelerin eğitime yüksek bütçe ayırmaları, öğrenci merkezli yaklaşımlar geliştirmeleri, okuryazar oranlarının yüksek olması güçlü yönlerinden bazılarıdır. Ülkemizde eğitim sistemi, ekonomimize, demografik yapımıza ve sürdürülebilir kaynaklarımıza uygun olarak planlanıyor. Ülkemizde temel hedef, hayatı, insanları, doğayı seven ve koruyan, ülkesine ve insanlığa değer katan, bilime ve bilimsel çalışmalara açık, sürekli gelişime inanan ve kendine güvenen, başkalarının haklarına saygılı, ülkesine ve çağına sorumluluk duyan, sanatı ve sporu seven, uluslararası vizyona sahip, yerel değerlere bağlı bireyler yetiştirmektir” diyor.

Artan maliyetler ve yüksek enflasyon sebebi ile yüzde 60’larda bir artış yapmayı planladıklarını söyleyen Eryaman: “Cumhurbaşkanımızın açıklaması sonrası yüzde 36,73 olarak belirledik. Okul olarak enflasyonun altında bir artış yapmış olduk. Veliler bu artış oranını yüksek bulmadılar ve kayıtlara büyük ilgi gösterdiler” diyor ve 2022 ile ilgili şu hedeflerini ekliyor: “Eğitimde dijital dönüşüm, akademik olarak eksik kazanımların telafisini kolaylaştırdı. 2022 yılında temel odak; geçtiğimiz bir yıl boyunca arkadaşlarından uzak kalan öğrencilerin sosyalleşmesi, birlikte çalışma ve ekip olma gibi davranışlarının geri kazanılması olacaktır. Pandeminin bizlere kazandırdığı dijital okuryazarlık, bilgiye ulaşmanın daha kolay olduğu bir süreci başlattı. Bundan sonra eğitim öğretim faaliyetleri öğrencilerin ulaştıkları bilgiyi kullanabilme yetilerini geliştirmeye dönük olacaktır.”