16.yüzılda bir köprü: Fatih Dönemi Tezhip Sanatı

BÜŞRA GÖKSU
Abone Ol

Üslup; bir devri veya bir sanatçıyı diğerlerinden ayırmamıza yarayan, ait olduğu devrin veya sanatçının kendine has özelliklerinden her birine denir. Fatih dönemi tezhip özellikleri de birçok bakımdan diğer dönemlerden ayrılır. Geleneksel sanatlar, tezyin esaslı gelişir. Uygurlardan bugüne uzanan tezhip sanatı da her devrin kendi şartları içinde ilerleme gösterir. Fatih dönemi tezhibi, bu bakımdan 16. yüzyıl tezhibine bir köprü oluşturur. Bu dönemin üslubu; kullanılan malzeme, renk seçimi, bezeme teknikleri, kompozisyonlar, motifler, pervazlar ve duraklar incelenerek elde edilmiştir.

Fatih dönemi tezhibi, Selçuklu dönemi tezhip sanatının karakteristiğinden ayrılmadan yol almıştır. Eserlerde sadelik göze çarpar. Rumi motifler, geçmeler ve stilize edilmiş sade yapıda çiçekler görülür. Fatih dönemi tezhip üslubu genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Bunlar: “Naif” olarak adlandırılan tezhip üslubu, Timurî Herat üslubundan esinti taşıyanlar ve Babanakkaşüslubu olarak tasnif edilmiştir. Bu üç üsluptaki eserler bezeme özellikleri bakımından diğerlerinden ayırt edilir.

Naif üslubunun Osmanlı sarayına gelişi, 15. yüzyıl başlarından itibaren Timur Devleti coğrafyasından Bursa ve Edirne’ye gelen nakkaşlar vasıtasıyla olmuştur. Buna güzel bir örnek; SK. Süleymaniye 1009 1b’nin karşı sayfasında görülen daire formundaki zahriyedir. Kâğıt zeminde veya boyalı bir zeminde, altın veya boya kullanılarak serbest fırça hareketleriyle sade ve küçük bitkisel motifler kullanılarak karakteristik bir biçim elde edilmiştir.

SK. Süleymaniye 1009, 1b numaralı eser.

Timurî Herat üslubu, Osmanlı ve Timur devleti arasındaki ilişkiler sonucu ortaya çıkmıştır. Bu üslubun en bariz özelliklerinden birisi tek noktadan veya vazolardan çıkmışdemet formunda çiçeklerdir. Bezeme alanı daire biçimin düşey eksende uzatılmasıyla oluşturulmuştur. Eserler rûmî motifi ağırlıklı ve lacivert zeminde pafta açan beyaz ipliği ile klasik tezhip uygulanmış zahriye tipik örneklerdendir. Herat üslubuna örnek olarak SK Ayasofya 3587, 1a’daki zahriye tezhibi verilebilir.

SK. Ayasofya 3587, 1a’daki eser.

Fatih dönemi denince akla ilk gelen Babanakkaş üslubu, Süheyl Ünver’in çalışmaları neticesinde isimlendirdiği üsluptur. İlk bakışta çivit mavisi ve mekik formunun sık kullanımı ile dikkat çeker. Beyaz renkte ayırma rûmileri, kendi üstüne dönüş yaparak üç boyutluluk etkisi veren bitkisel motifleriyle tipiktir. Fâtih Sultan Mehmed dönemi sarayında yeni bir anlayışla yorumlanan rûmî ve hatâyî üslûbu “Baba Nakkaş üslûbu” olarak tanımlanmış, daha doğrusu Fâtih devri bezeme üslûbunu onun adıyla özdeşleştirmiştir. Süheyl Ünver, Baba Nakkaş vakfiyesindeki altın yaldızla çekilmiş Fâtih Sultan Mehmed tuğrasının da sanatçının elinden çıkmış olabileceğini ileri sürmüştür. Ancak bütün bunlara rağmen kesin olarak Baba Nakkaş’ın elinden çıktığı söylenebilecek herhangi bir eser tanınmamaktadır.

İÜ F. 1423, “Mecmaü’l-acaîb”.

Fatih döneminin tezhipli eserlerinde görülen başlıca özellikler şu şekilde özetlenebilir: Bu dönemin eserlerinde daha çok kanatlı ve hurderumîler, bulutlar, 2. Murad dönemi etkili iri hataîlerin yanı sıra gonca, nilüfer, ıtır yaprağı gibi stilize çiçek motifleri kullanılmıştır. Zeminde üç nokta çokça görülür. Döneme damgasını vuran renk çivit mavisidir. Çivit mavisi rengi daha çok ana zeminlerde kullanılmış olup, küçük alanlarda siyah, yeşil, kestane rengi ve turuncu görülür.

SK, Turhan Valide 48, v.1a, Zahriye.

NK, 3571, v.495b, fasıl başı tezhibi.