Ahşap sanatının ileri seviyesi: Kündekari

HATİCE DİLARA ÇİMEN
Abone Ol

Geometrik biçimli küçük ahşap parçalarının birbirine geçerek bağlandığı süsleme türü olan kündekari, bir ahşap çakma tekniği. Selçukludan Osmanlıya yolculuğunu sürdüren kündekarilerin en zengin örneklerini kapı kanatları, pencere kapakları, vaaz kürsüleri, rahleler ve özellikle minber aynalıklarında görebiliriz.

Beyşehir Eşrefoğlu Camii (1296-1299) minber aynalığından detay.

Kündekari, aslen Farsça "kendekari" (heykeltıraşlık, hakkaklık, kalemkarlık) olan kelimenin, Osmanlıca’da Farsça künde (tomruk, masif ağaç) kelimesinden türetilerek ortaya çıkarılmış hali olarak bilinir.

Beyşehir Eşrefoğlu Camii minber tacı detayı.

Konya Alaadin Cami minberi.

Doğan Hasol Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü’nde kündekariden, "Eskiden, önemli kapıların geometrik bir bezeme meydana getirecek şekilde kesilmiş küçük tahta parçalarının geçmeli olarak birleştirilmesiyle yapılması tekniği. Bu küçük parçaların suları ve damarları birbirine zıt konumda konuldukları, nem ve sıcaklık etkisi altında birini ötekinin çalışmasına engel olduğu için bu şekilde yapılmış olan kapı kanatları yüzyıllarca düzlükleri korur ve çarpılmazlar. Bu teknikle yapılmış iş." olarak bahseder.

Ankara Hacı Bayram Veli Türbesi'nin kapı kanatları.

Büyük Selçuklularla birlikte gelişen ahşap oyma sanatı en ileri seviyesini geometri bilgisi gerektiren kündekari tekniğinde gösterir. İlk defa 12. yüzyılda Mısır, Suriye, Filistin ve Anadolu’da rastlanan kündekari birçok eser günümüze ulaştı.

"Erken örneklerin başlıcaları arasında Suriye-Mısır’da Seyyide Nefîse Hatun (1138-1145) ve Seyyide Rukıyye (1155) camilerinin mihrapları ile Sâlih Talâi‘ Camii’nin kapısı (1160), Eyyûbî dönemine tarihlenen İmam Şâfiî’nin sandukası (1211), Melik Sâlih Türbesi’nin kapısı (1249-1250) ve İbn Tolun Camii’nde Sultan Lâçin’in minberi (1296) bulunmaktadır. Anadolu’daki erken örnekler arasında da Konya Alâeddin Camii (1155-1156), Aksaray Ulucamii (XII. yüzyıl), Harput Sâre Hatun Camii (XII. yüzyıl), Siirt Ulucamii (XIII. yüzyıl), Birgi Ulucamii (1322), Malatya Ulucamii (1376-1377), Bursa Ulucamii (1399), Manisa İvaz Paşa Camii (1484) ve Niğde Sungur Bey Camii (XVI. yüzyıl) minberleri yer almaktadır." - Erdem Yücel, İslam Ansiklopedisi

Kündekari örneği.

1155-56 yılları arasında yapılan Konya Allaadin Cami, bilinen en eski Selçuklu cami olma özelliğine sahip. Geçirdiği tamir ve değişikliklerden sonra camideki tek orijinal eser; abanoz ağacından kündekari tekniği ile yapılmış olan minber. Minberin bir kapısının kanadı, bugün 246 envanter numarasıyla İstanbul, Türk İslam Eserleri Müzesi’nde. Diğer kapı kanadının ise yeri bilinmiyor.

Konya Alaadin Cami minberi detayı.

Konya Alaadin Cami minber detayı.

Dekoratif amaçlı bir doğramacılık tekniği olan kündekari, tek tek hazırlanan geometrik biçimli ahşap parçalarının sekizgen, beşgen, baklava ve çok kollu yıldız gibi geometrik şekillerde çakma tekniği ile birbirine bağlanmasıyla oluşur. Oluşan geometrik şekillerin içleri rumi, arabesk, kıvrık dal ve çiçek desenli oyma işçiliği veya sedef, fildişi kakma işçiliği gibi farklı şekillerde karşımıza çıkar.

Süleymaniye Camii kapı detayı.

Ahşap, nem ve ısıda deformasyona uğrayan bir malzeme. Bu sebeple ahşabın küçük parçalara ayrılarak tekrardan birleştirilmesi, nem ve ısı gibi dış etkenlere maruz kaldığında parçalara birlikte hareket edebilme imkanı sağlıyor. Bu sayede kündekarilerde, çatlama veya ayrılma olmuyor. Bu birleştirilme şekli, eserin uzun ömürlü olmasını sağlayan etkenlerden biri. Tabi bu kısımda kündekarın (kündekari ustası, künde sanatını yapan kişi) ahşap bilgisi ve el becerisi bir diğer önemli ayrıntı.

Bursa Yeşil Camii kapı detayı.

Kündekari tekniğini önemli bir diğer özeliği sert ağaçlardan elde edilen ahşap parçalarının lif yönleri oluşturulacak motifin düzenine göre farklı açılarda konumlandırılması. Herhangi bir tutkal veya çivi kullanılmadan seren ve kayıtların zıvanalara geçirilip sıkıştırılmasıyla, birbirleriyle geçmeli olarak birleştirilmesi.

  • Sultanahmet Camii pencere kapağı detayı.
  • "…Bursa Ulu Cami’si minberi (1400), Bursa Yeşil Cami’nin kapısı (1419), Bursa Yeşil Türbe kapısı (1419), Edirne Üç Şerefeli Cami kapı ve pencere kepenkleri (1443-1447), Manisa İvaz Paşa Camisi minberi (1484), Edirne II. Beyazıt Cami’si kapısı (1484), Amasya II. Beyazıt Cami’si kapısı (1486), Tokat Hatuniye Cami’si kapı ve pencere kepenkleri (1485), Bursa Başçı İbrahim Cami’si minberi (1491), hakiki kündekari tekniğinin uygulandığı erken Osmanlı dönemi eserleridir." - Gönül Öney Anadolu Selçuklu ve Beylikler Devri Ahşap Teknikleri

Kündekari olarak isimlendirilen çakma tekniği temelde görünüş olarak birbirinden ayrılması zor olan hakiki ve taklit olmak üzere iki türden oluşur. Hakiki kündekaride sekizgen, baklava ve çok kollu yıldız biçiminde içi farklı desenlerle doldurulmuş kabartmalı parçalar birbirine içe geçerek bağlanır. Taklit kündekaride ise; görünürde herhangi bir çivi olmamasına rağmen ahşap parçalar aralardaki çıtalara çivilerle tutturulur.

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi kapısı.

Kündekari örneklerinin günümüze ulaşanları genelde ceviz, elma, armut, sedir abanoz ve gül ağacından yapılanlar.

Kündekari yapan zanaatkar sayısı günümüzde git gide azalıyor. Üretiminin zor, uzun zaman gerektirmesi, maliyetinin yüksekliği ve teknolojinin gelişmesi de kündekariye olan talebi azaltan nedenlerden bazıları.

Video: