Kalıntılar üzerine yenilenen gelenek: Albanese Evi

SEDA NUR AYDIN
Abone Ol

İtalyan mimarlık firması ASA Studio Albanese tarafındantasarlanan Casa Albanese (Albanese Evi), İtalya'nın PantelleriaAdası'nda yer alıyor. Yapı, adanın geleneksel Dommusi evlerineyeni bir hayat vermeyi ve yerel mimariyi geliştirmeyi amaçlıyor.

Yakından bakınca 65 kilometrede Tunus sahili görülebiliyor, Sicilya sahili ise ufkun ötesinde kuzeydoğuda kayboluyor.

Casa Albanese (Albanese Evi), Sicilya'daki Pantelleria Adası'na inşa ediliyor. Sicilya ile Tunus arasında bir yerde, küçük bir volkanik ada olan Pantelleria, Afrika'ya Avrupa'dan daha yakın bir konumda yer alıyor. 80 kilometrekarelik volkanik kayadan oluşan sınır adası, kökeninin tüm pürüzlü dokusunu koruyor.

Pantelleria Adası ve Albanese Evi. Asmalar, zeytinler, holm meşeleri ve dikenli armut kaktüslerinden oluşan Akdeniz bitki örtüsü.

1979'da tasarımcı ve mimar Flavio Albanese ilk kez burayı ziyaret ediyor. Ardından kısmen yıkılmışgeleneksel bir Akdeniz dammusi kompleksini yenilemeyi ve yerel mimariyi geliştirmeyi amaçlıyor.

Dammusi adı verilen yapı, lav taşından ve 100 ila 200 cm kalınlığında obsidiyen malzemeden yapılan çift katmanlı kuru duvarlardan inşa edilen ve ara boşlukların molozla (casciata) doldurulduğu geleneksel bir bina türüdür.

10. yüzyılda Pantelleria Adası’nda yaygın olarak inşa edilen ve adanın mimari sembolü haline gelen lav taşından yapılan kubbeli yapılar, Dammusi olarak adlandırılıyor. Dammusi kelimesi terminolojik olarak ‘dammuso’ kelimesinin çoğulu olarak kullanılıyor. Dammuso, Sicilya dilinde tonoz (vault) veya kubbenin iç yüzü (intrados) anlamına geliyor.

İç duvar, tonozu desteklerken; dış duvar payanda işlevi görüyor.

Albanese Evi’nin tasarımını, Vicenza merkezli ASA Studio Albanese firması üstleniyor. ASA Studio Albanese, 1971 yılında Flavio Albanese tarafından kuruluyor, 1987’de Franco Albanese’nin ortaklığı ile devam ediyor.

Richard Long'un Albanese Evi’ne özgü sanat eseri.

Albanese Evi, yüksekliği önemli farklılıklara sahip bir tepe üzerinde, özgün yapım teknikleri kullanılarak 4,5 m yüksekliğinde tonoz çatılı olarak inşa ediliyor. ASA Studio Albanese, kat planının tasarımında orijinal yapının kapalı ve açık alanların karakterini koruyor ve bundan yararlanıyor.

Orijinal yapı üzerinde kubbeyi tamamlayan katmanlı taş, bir masa ve bir dizi beyaz koltuk ile döşenmiş özel bir sohbet alanı oluşturuyor.

Küçük pencereler ve kapılar, kalın taş duvarların delinmesiyle dışarıdaki avlular hakkında merak uyandırıyor. Adanın yemyeşil bitki örtüsü, Akdeniz yamacına bakan büyük bir havuzun yanına gelişigüzel yerleştirilmiş ahşap yemek masalarına eşlik ediyor.

Okyanusa bakan bir dalış havuzu.

Evin seviyesinin 16 metre altında, taş duvarla çevrilibiroyuk bulunuyor. Bu volkanik çöküntünün merkezine, bir açık hava tiyatrosu oluşturmak için teraslar inşa ediliyor.

Açık hava tiyatrosu.

Uzun bir tüf geçit, arenayı eve bağlıyor.

Bir alanı diğerine bağlayan kemerli kapılar, yapıya sıcaklık ve tarihi bir doku katıyor.

Açık hava tiyatrosu aynı zamanda, deniz manzaralı uzun havuzun olduğu, sade bir duvarla sınırlanmış, palmiye ağaçlarıyla süslenmiş uzun bir terasa açılıyor.

Sonsuzluk havuzu ve teras.

Evin mekanları, yaz aylarında kullanılan bir dizi kapalı avlu etrafında düzenleniyor.

Proje, evin en büyük binası olan bazilikanın etrafında dönüyor. Bu odada Sozzi, Mapplethorpe, Lagerfeld ve Barbieri'nin çalışmaları sergileniyor.

İç mekanlarda çoğunlukla orijinal çıplak taş ve sıcak renkler kullanılıyor.

Albanese Evi, temiz, rahat ve beyaz bir ortam sunuyor.

Bir odada, orijinal köyle aynı malzemelerden inşa edilmiş platodan bir hamam oyuluyor.

Hol ve hamam.

Odaların çoğunda, yalnızca sekiz metrelik bir duvar şeridi beyaza boyanıyor, böylece alanın doğal taş ve inşaatının mozaik varlığına katkıda bulunmasına izin veriliyor.

Albanese, alçı kullanımıyla yapılan tadilatlarda orijinal yapıları olabildiğince değiştirmeden bırakıyor.

Binalar, keten çarşaflarla Afrika güneşinden korunan bir dizi avluya açılıyor. Çadırın altında Paola Lenti'nin Frame sandalyeleri gibi imza parçalar bulunuyor.

Kullanılan tüm malzemeler yakın çevreden temin ediliyor.

Dış avlu.

Albanese Evi’nde Flavio'nun zengin koleksiyonundan sanat eserleri bulunuyor.

Oturma odasında, 1900'lerin ve 1950'lerin başlarında Palermo'daki hurdacılardan kurtarılan kanepe ve koltuklar yer alıyor.

Mutfakta yuvarlak masanın etrafında, Starck'ın Driade imzalı pip-e sandalyeleri ve duvarda Luigi Stoisa'na ait bir çalışma bulunuyor.

Mutfak hala dammusi'nin orijinal karolarını kullanıyor olsa da zeminlerin çoğu betondan oluşuyor ve taşın pürüzlülüğü taklit ediliyor.

Driade, Paola Lenti ve Bonacina gibi tasarımcıların çağdaş mobilyaları projeyi tamamlıyor.

Yapı, adanın Afrika ve Avrupa arasındaki ticaretin mola yeri olduğu çok uzak olmayan bir tarihe bir övgü olarak kasbahları andıran bir yaşam alanında 30 kişiyi ağırlayabiliyor.

Koridor-oturma odası boyunca, Bonacina için Giuseppe Viganò tarafından tasarlanan Cozy Ton kanepe ve Driade için Sebastian Bergne tarafından tasarlanan Lio lambası.

Proje

Casa Albanese

Mimar

ASA Studio Albanese

Yer

Pantelleria, İtalya

Yıl

1998

Fotoğraflar

Francesco Bolis

Proje yöneticileri

Flavıo Albana - Franco Albana