Tarihi mirasla çağdaş doku: 271 Spring Street Ofis Binası

ÖMER TALHA UĞUR
Abone Ol

John Wardle Architects, mevcut tarihi yapıları koruyarak onlar üzerinde yükselen bir kule tasarladı. Anıtsal binalar özgün halleriyle korunarak yaya akışının merkezine yerleştirildi. Kule tasarımında tarihi binalardaki form, malzeme ve renk kullanımı gibi unsurlardan ilham alındı.

Tarihi yapılar sokak ile görsel etkileşimi güçlendiriyor.

271 Spring Street Ofis Binası, Little Lonsdale ve Spring Streets’in birleştiği köşede, Melbourne için oldukça değerli bir alanda konumlanıyor. John Wardle Architects, ofis projesinin kamusal bağlantılarla 'Little Lon' bölgesine katkı sağlamasını amaçlıyor.

Tarihi yapılar arasındaki boşluğa bir kule girişi yerleştiriliyor.

Bu doğrultuda alan yalnızca bir ofis binası olarak değil kamusal ölçekte bir odak noktası olarak tasarlanıyor. Anıtsal niteliğe sahip olan tarihi binaların dayardımıyla bölgedeki kamusal yaşam yeni bir soluk kazanıyor. Little Lonsdale Street ve Casselden Place Lane boyunca yaya akışı güçleniyor.

Tarihi cephelere uyum sağlayan bir tuğla cephe tasarlanıyor.

271 Spring Street Ofis Binası, esnek ofis alanlarına ek olarak çeşitli etkinlik alanları içeriyor. Komşu kulelere kıyasla daha kısa olan bina, 16 kattan meydana geliyor. Çatı terası Melbourne iş bölgesinin manzarası görüyor. Tasarımın tarihi binalar üzerinde yükselmesi, komşu kuleler arasında dikkat çekmesine olanak tanıyor. Parselde 1900’lerin başlarında inşa edilen İngiltere Kilisesi Misyon Salonu ve Elms Oteli korunuyor. Tarihi mirasın korunarak projeye entegre edilmesi işveren ve kiracı ortaklar tarafından destekleniyor.

Güneş kırıcılar ve kırma çatılar birbirini destekliyor.

Zemin katta tarihi tuğla cepheler ön planda yer alıyor.

Tarihi yapılar, çağdaş mimari örneklerle bir bütün oluşturarak sosyal çevreyi geliştiriyor. Köşede yer alan Elms Hotel’in her iki caddedeki cepheleri olduğu gibi bırakılıyor. İngiltere Kilisesi Misyon Salonu’nun da otele benzer şekilde dokusu kapsamlı bir şekilde korunuyor. Tarihi yapıların iç mekanları özgün plan şemasıyla yeni işlevlere göre uyarlanıyor. Yeni kulenin taşıyıcı strüktürü her iki binanın içerisinde dikkat çekmeyen noktalara yerleştiriliyor.

Yaya sirkülasyonu kapalı ve açık alanlarda destekleniyor.

Tarihi yapıların arasındaki boşluk, kule için dinamik bir giriş portalı olarak tasarlanıyor. Giriş alanı tarihi binaların arkasına kadar uzanıyor. Alt katlarda tarihi yapılar olduğu için geri çekilen kule, yükselirken genişliyor. Alt katlardaki geri çekilme tarihi dokuya ışık ve ek alan sağlıyor.

Zemin kat plazası yaya sirkülasyonunu ön planda tutuyor.

Bölgenin kentsel potansiyelini hayat geçirmek için geçirgen bir zemin kat tasarlanıyor. Tarihi yapılar arasından geçen ve güçlü bir kamusal etkisi olan yaya yolu, lobinin bir parçası haline getiriliyor. Zemin kat plazası, insanların öylece geçip gittiği bu yaya yolunu vakit geçirilen bir alana dönüştürüyor. Mevcut yaya akışı korunurken kulenin bundan beslenmesi sağlanıyor.

Teras, kulenin ihtiyaç duyduğu açık alanı sağlıyor.

Tarihi tuğlalara benzer dokudaki yeni tuğlalar ile duvarlar örülüyor.

Kulenin zemin katı büyük ölçüde yığma tuğla duvarlar barındırıyor. Özellikle cephelerdeki boşluklar tarihi yapıların oranlarına benzer şekilde tuğla olarak tasaralanıyor. Bu tasarım yaklaşımı tarihi dokuyu sürdürüyor. Kule podyumlar üzerinde yükselirken; üçgen cephe deseni kuleyi sarıyor. Üçgen desenler, tarihi yapıların kırma çatılarını vurguluyor. Kule tasarımında kullanılan çağdaş malzemeler, tarihi yapıların sahip olduğu renk ve dokuya uyum sağlayacak şekilde seçiliyor.

Kulenin zemin katı üç farklı noktadan sokağa bağlanıyor.

Şeffaf ve güneş kontrollü asma cephe sistemi sokakların, parkların ve şehrin görünmesini sağlıyor. Asma cephenin üstündeki güneş kırıcılar, tarihi yapıların tuğla örügüsüne atıfta bulunuyor. Hareketli cephe formu, batıya doğru çıkma yapıyor. Cam cepheli bu çıkma, başta zemin kat plazasındaki etkinlikler olmak üzere, Little Lonsdale Caddesi'ne bakıyor.

Geçirgen geniş açıklıklar.

Kulenin inşaat mühendisliği Arup tarafından yapılıyor. Podyumlar üzerinde açılı şekilde yükselen kulenin strüktür tasarımı son derece önem arz ediyor. Dijital programlar ile yapının her türlü alt ve üst yapı analizleri yapılıyor. 3 boyutlu model çalışmaları tasarım süreci boyunca aktif şekilde kullanılıyor.

Kule, çağdaş tasarımı ve tarihi mirası birleştiren dokusuyla bölgede dikkat çekiyor.

Kullanıma açıldığı 2019 yılından bu yana, 271 Spring Street Ofis Binası aktif şekilde kamusal hayatın bir parçası haline geliyor. Ticari ofis binası, tarihi yapıları korurken çağdaş ihtiyaçlara karşılık veriyor ve tasarım yaklaşımı olarak da bölgeye örnek bir simge kazandırıyor.

Yapı adası zemin kat planı.

Zemin kat planı.

Altıncı kat planı.

Doğu cephe görünüşü.

Kuzey cephe görünüşü.

Proje

271 Spring Street OfficeBuilding

Mimar

John Wardle Architects

Alan

20,523 m²

Yıl2019
Konum

Melbourne, Avustralya

Mühendislik

Arup

Danışmanlar

Coffey Geotechnics, PLPAustralia, Bruce Trethowan Architects

Tasarım ekibi

John Wardle, Stefan Mee, BillKrotiris, Paul Holden, Goran Sekuleski, Alex Peck, James Loder, JeffArnold, Barry Hayes, Manuel Canestrini, Kristina Levenko, TatianaMalysheva, Tom Denham, Aleksandra Jovanovic, Adrian Bonaventura,Stuart Mann

İşveren

ISPT

Fotoğraf

Peter Bennetts