3 soruda Özkan Gözel

HABER MASASI
Abone Ol

Kendimize, çevremize, dünyaya dair daha esaslı, daha derinlikli, daha sahici düşüncelere varabilmek için okuyalım. Okumalarımız bu amaca hizmet etmelidir, yoksa başkalarının düşüncelerini öğrenerek kendi zihnimizle düşünme derdinden kurtulmaya değil.

Neden okuyalım?

Bence okumayı daraltmadan, yani önce bu geniş anlamda anlamamız gerek.

Ben biraz da felsefeci insiyakıyla "Okumak nedir?" diye sorarak işe başlamak istiyorum. Zira okumanın ne olduğuna dair zihnen bir sarahate varılmayınca, "Neden okuyalım?" sorusu biraz havada kalıyor. Okumak deyince buradan bir metni okumayı anlayabiliriz. O zaman da "Metin nedir?" sorusu çıkıyor karşımıza. Doğrusu okumaya yani yorumlanmaya ve anlamlandırılmaya müsait veya amade olan her şey metin olabilir, dolayısıyla metin gibi okunabilir. Buna göre metin dediğimiz alışıldık ve dar anlamda matbu bir şey, mesela bir kitap olabileceği gibi, geniş anlamda her şey olabilir. Buna göre mesela bir nida, trafik işaretleri, bir yüz, bir jest ya da mimik, bir nispet yani bağıntı veyahut da bir olay mesela bugünlerde küresel ölçekte tanık olduğumuz şu elim salgın hastalık da metin olabilir. Bence okumayı daraltmadan, yani önce bu geniş anlamda anlamamız gerek.

Okumak bir hobi olmayıp insani bir ayrıcalık ve aynı zamanda da bir vazifedir. Kitaplar arasında kendimizi, kendimizden hareketle de varlığı okuruz biz.

Dahası böyle bir okumanın düşünme ile asli bağını fark etmemiz gerek. O zaman okumanın basitçe kurulu cümleleri anlamak üzere sayfaları çevire çevire satırlar üzerinde göz gezdirmek olmadığını ya da olmaması gerektiğini ama doğrudan doğruya insanlığımıza temas eden esaslı bir meşgale olduğunu anlayabiliriz. Neden okuyalım, diyorduk. Yukarıda işaret ettiğim çerçeveyi göz önünde bulundurarak söylersem, kendimize, çevremize, dünyaya dair daha esaslı, daha derinlikli, daha sahici düşüncelere varabilmek için okuyalım. Okumalarımız bu amaca hizmet etmelidir, yoksa başkalarının düşüncelerini öğrenerek kendi zihnimizle düşünme derdinden kurtulmaya değil. "Çoğu insan vardır ki düşünmekten muaf olmak üzere okur" derken Lichtenberg ne yazık ki çok haklı!

Ne okuyalım?

Seçici ve titiz olalım derim her şeyden önce. Zira gerçekten hayat kısa ve okunabilecek inanılmaz sayıda çok materyal var, bu yüzden de bu çokluğun yarattığı inanılmaz bir kirlilik var.

  • Şu hâlde mümkün mertebe zihin hijyeni yapalım derim yani rastgele ve abur cubur okumalardan ve bu arada internette, sosyal medya adı verilen alanda dizginsiz ve amaçsız gezinmelerden kendimizi sakınalım ve bu surette sahici ve verimli okumalara alan açalım derim.

Şahsen ben yeni, yepyeni yazarlar keşfetmeye çalışmakla uğraşmaktansa, mesela felsefe, edebiyat ve tasavvuf alanlarında muteber eserleri, keza bu alanlardaki klasikleri döne döne okumayı yani bu tip eserlere öncelik vermeyi tercih ediyorum, dolayısıyla tavsiyelerim de bu yönde. Bu arada şiir okumayı ve hele de cins şiirleri okumayı içine gark olduğumuz hesabi-teknolojik zihniyetin dışına çıkabilmek adına çok yararlı ve zihin açıcı buluyor ve bilhassa tavsiye ediyorum.

Kitaplar arasında kendimizi, kendimizden hareketle de varlığı okuruz biz.

Nasıl okuyalım?

Notlar alabiliriz kendi usulümüzce, işaretler koyabilir veya satırların altını çizebiliriz. Zaman zaman notlara ya da altı çizilmiş yerlere dönmek ve hafızayı tazelemek faydalı olabilir.

3 soruda Asım Cüneyd Köksal
Cins

Dahası, öykü ve romanlar bir yana, düşünce ve hele felsefe metinlerini adeta tertil üzere okumayı denemeliyiz yani yavaş yavaş, sindire sindire ve üzerinde düşüne düşüne ve tabii duruma göre notlar da alarak. Okumak bir hobi olmayıp insani bir ayrıcalık ve aynı zamanda da bir vazifedir. Kitaplar arasında kendimizi, kendimizden hareketle de varlığı okuruz biz.