Dünya edebiyatına iz bırakmış büyük bir yazar: Cengiz Aytmatov

HABER MASASI
Abone Ol

1928 yılında Kırgızistan’ın kuzeybatısındaki Şeker köyünde memur bir babanın oğlu olarak doğdu. İsmi Cengiz Han’dan mülhem konuldu.

Önce sürülmüş, sonra öldürülmüş ve ardından cellatlarına aşık edilmiş bir halkın diliydi. Bir halkın en gür, en yerli diliydi. Tarihinin ve kültürünün derinlerine dalıp oradan hazineler çıkarmış bir bilgeydi.

Dünyanın en güzel aşk hikayelerinden biri olan Cemile’yi yazdı. Dahası bizim, Türkan’ın gözlerine dalıp gittiğimiz, Selvi Boylum Al Yazmalım diye bildiğimiz büyük filmin hikayesini de o yazdı. Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biriydi. Kırgız Türküydü.

1928 yılında Kırgızistan’ın kuzeybatısındaki Şeker köyünde memur bir babanın oğlu olarak doğdu. İsmi Cengiz Han’dan mülhem konuldu.

Ülkesine Sovyet Komünizminin kopardığı ve belki ölene kadar bunu bütünüyle kavrayamadığı Türklük bağını yeniden hatırlatmaya adadı kalemini. Kırgız gençlerini koptukları dünyayla buluşturdu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında köyün yetişkinleri, başkasının savaşına gittiği için köyün sekreterliğini yapmak çocukluk yaşında ona düştü. Çocukluğu hızlıca geçti. Çabucak büyüdü. Sonraları Stalin babasını öldürdü. Sıkıntıları hiç bitmedi. Her yazarın yaralı hazinesi olan çocukluğunu, Aytmatov da tam anlamıyla yaşadı.

O da tüm Türk ve İslam dünyasının büyüğü merhum Akif gibi veterinerlik okudu. Talebeliği sürerken yazmaya başladı. Sürekli yazdı. Moskova’da edebiyat okudu. 1959’da Pravda gazetesinde muhabirliğe başladı. O yıllarda ilk hikaye derlemesiyle Kırgızistan çapında üne kavuştu. Yıllar sonra gelecek, Elveda Gülsarı’nın, Gün Olur Asra Bedel’in, Cengiz Han’a Küsen Bulut’un, Toprak Ana’nın temellerini de o sıralarda attı.

Yıllar sonra gelecek, Elveda Gülsarı’nın, Gün Olur Asra Bedel’in, Cengiz Han’a Küsen Bulut’un, Toprak Ana’nın temellerini de o sıralarda attı.

Değişmez konumuz, aşk ve dostluk onun da değişmez konusuydu. Yanı sıra savaşın acımasızlığı ve gelenek vurgusu da... Kökünden koparılmış bir fidanı yeniden yeşersin diye ekmeye çalışmakla geçti ömrü. Milli hafızanın derinliklerindeki efsanelerin, destanların, masalların, şarkı ve türkülerin hikayesini yazdı. Kırgız Türk kültürünün pek çok öğesini yeniden inşa edip, yeniden göstermeye çalıştı.

Üzerinden hem Sovyet tankları hem de Komünizm laneti geçmiş bir halkın ferdi olarak eserlerini hem Rusça hem Kırgızca kaleme aldı.

Üzerinden hem Sovyet tankları hem de Komünizm laneti geçmiş bir halkın ferdi olarak eserlerini hem Rusça hem Kırgızca kaleme aldı. Yaşadığı bütün baskıya rağmen Türk ve yerli kalabilmeyi başardı. Milletinin çocuklarına kendilerini bilecekleri, kendilerini hazırlayabilecekleri bir çağın bin yıl önceden getirilmiş çağrısını yaptı. Mitlere gitti. Bir duyuş getirdi oradan. Büyük babasının hikayelerini anlattı aslında.

Ülkesine Sovyet Komünizminin kopardığı ve belki ölene kadar bunu bütünüyle kavrayamadığı Türklük bağını yeniden hatırlatmaya adadı kalemini. Kırgız gençlerini koptukları dünyayla buluşturdu.

  • Zamanın önünde savrulmayan büyük Türk yazarlarından biri olarak özellikle Türk dünyasına geldikleri yeri hatırlattı. Eserleri Türkiye Türkçesi başta olmak üzere 150’den fazla dile çevrildi. Milyonlarca sattı.

Siyasete de atılmış bir yazar Aytmatov. Doğduğu bölgeden milletvekili seçilmesinin yanı sıra büyükelçilik görevlerinde de bulundu.

Kırgızistan’ın milli yazarı: Cengiz Aytmatov
Mecra

Son günlerine kadar hem ülkesi için hem sanat ve edebiyat için ilerlemiş yaşına rağmen koşturmayı görev bildi. Dünya edebiyatına ve Türk dünyasına iz bırakmış büyük bir yazar olarak her zaman herkes için olan onun için de oldu. Ve 2008’de dünyaya yenildi.