Dünyanın en kötü adamı

MUSTAFA TİMURİ
Abone Ol

Hayatının sonuna kadar ülkelerin başlarının büyük belada olduğuna inanmalarını sağlayıp buna çare olarak silahlanmaları gerektiğine ikna ederek ve onları silahlandırarak yaşar.

1849’un sonlarında, dünyanın gördüğü en büyük belalardan biri Muğla’da doğdu!

Ne kadar fantastik bir giriş gibi görünse de maalesef doğru. Basil Zaharoff adlı bu bebek, aslen Rum (bazı iddialara göre Ermeni) bir ailenin İstanbul’dan Muğla’ya yeni göçtükleri sırada doğan çocuklarıydı. Bu ailenin göç hikâyesi de en az Basil’in sonraki hayatı kadar gizemli ve karmaşıktır kayıtlara göre. Yunan ayaklanmasında sıkıntıya düşmemek için Rusya’ya göçen ve Zacharias olan aile adlarını Zaharoff olarak değiştiren baba her nedense oğluna kendi ismini vermeyi uygun görmüştür.

Hikâye uzun ve karışık ama asıl performansını İngiltere yıllarında gösterir Zaharoff, silah şirketine ortaklık ve ardından şirketi ele geçirmekten tutun diğer büyük silah şirketleriyle birleşmeler hızlı büyümenin çeşitli duraklarıdır.

Bu dolambaçlı yolları aşıp birkaç sene sonra tekrar eski memleketleri İstanbul’a dönen ailenin geçimine katkı için artık küçük Basil de iş hayatına ucundan kıyısından atılmıştır. Günahını almayalım ama iddialara göre Şişli bölgesinde tulumbacı olarak çalışırken alengirli yangın işlerine karıştığı ve yangından mal kaçırma deyimine katkıda bulunduğu iddialarına, ailesine ‘tercümanlık yapıyorum’ diyerek aslında yabancıları İstanbul’un namlı umumhanelerine küçük turistik seferlere çıkardığı söylentileri karışmış bir süre. Nihayetinde, birkaç sene sonra kasadaki tüm paraları çalıp İngiltere’ye kaçmasıyla neticelenecek olan işe girer; dayısının kumaş dükkânına…

Hikâye uzun ve karışık ama asıl performansını İngiltere yıllarında gösterir Zaharoff, silah şirketine ortaklık ve ardından şirketi ele geçirmekten tutun diğer büyük silah şirketleriyle birleşmeler hızlı büyümenin çeşitli duraklarıdır. Bir süreliğine gitmek durumunda kaldığı asıl vatanı Yunanistan’da da geleceğin başbakanı Skulidis ile dostluk kurup siyasetçi dostlar koleksiyonunu genişletir Lloyd George’da bunlardan biridir.

Zaharoff belki de yer yüzünün en büyük dolaylı katillerinden biridir.

Skulidis’in tavsiyesiyle girdiği bu silah sektörü macerası bundan sonraki başlıca mesleği olur. Yunanistan’a denizaltı satıp daha sonra bu kozu kullanarak Osmanlı’ya iki denizaltı sattığı ve tüm bunları gerekçe gösterip ardından Rusya’ya da sağlam bir denizaltı satışı yaptığı anlatılır.

  • Hayatının sonuna kadar insanların/ülkelerin başlarının büyük belada olduğuna inanmalarını sağlayıp buna çare olarak silahlanmaları gerektiğine ikna ederek onları silahlandırarak yaşayan Zaharoff belki de yer yüzünün en büyük dolaylı katillerinden biridir.

İngiltere hayatı oldukça renkli geçse de göz önünde olmaktan hiç hoşlanmayan Zaharoff, “Sir” ünvanı da almış bir hayırseverdir aynı zamanda. Bu ünvanı almak için hangi üstün hizmetleri göz önünde alınmıştır diye çok düşünmeye gerek yok aslında, o devrin siyasilerinin belki de en büyük yemleyicisi, ultra zengin bir iş adamıydı neticede. Yaptırdığı onlarca okul ve hayır işi de kayıtlara geçmiştir ki dönemin mafyatik oluşumlarına ilham verdiğini söylemek mümkündür bu yönüyle.

Seyahat ettiği bir trende, kocası tarafından öldürüleceğinden korkup ortalığı ayağa kaldırılan bir kadına âşık olmuştu Bay Zaharoff o kadının Marchena Dükü’nün karısı olduğunu bilmeden. Yıllarca aşklarını gizli bir şekilde yaşayıp, dükün ölümünün ardından evlenen çiftin mutluluğu ise çok sürmemiştir zira düşes Maria Del Pilar kısa süre sonra hayatını kaybeder. Bu evlilik esnasında Zaharoff 75 yaşındadır ve ilk evliliğini yapmaktadır.

Oynayın lüfen
Cins

Hayatının aşkı ise henüz 55 yaşındadır. Bu elim olayın ardından hayata küsüp son ekmek teknesi olan kumarhanesini satıp inzivaya çekilen Zaharoff kalan ömrünü de gizemler içinde geçirir. 1930’da öldüğüne dair şaibeler yayıp kamuoyunu inandırdığı ama aslında 1936’da can verdiği de başlı başına hikâye edilecek bir durumdur.

Bay Zaharoff’un hayatının buraya kadar olan kısımları az çok konuya meraklı insanlar tarafından bilinen şeyler ve hakkında dilimize de çevrilmiş birkaç kitabın kahramanı ama fazla bilinmeyen yönleri de var bu ‘ölüm taciri’nin; dizi filmlere, çizgiromanlara da konuk olması mesela!

Bay Zaharoff ve eşi

Yakın zamanda TRT 1 kanalında yayınlanan ve ciddi bir hayran kitlesi edinen ‘Filinta’ dizisinde dönemin İstanbul’unda saman altından su yürütüp bir yandan padişaha banka kurdurmaya çalışan sinsi ‘Bay Zaharyas’ karakterinin ilham kaynağı olduğu çok az kişi tarafından konuşuldu belki ama meraklıların dikkatinden kaçmadı.

Dizide de silahlara düşkün ve yazıhanesinde envai çeşit ateşli silah bulunduran Zaharyas, baş kahramanımız Filinta Mustafa’ya az çektirmemişti.

Son zamanlarında eski takipçi kitlesini kaybetse de bir fenomen olmayı hep sürdüren ‘Kurtlar Vadisi’ dizisinde de yine ‘Bay Zaharyas’ olarak arzı endam eden bir silah tüccarı kötü adama rastlarız. Çok ses getirmese de yine ana karakterin Basil Zaharoff olduğunu düşündürmeye yetmiştir dizideki varlığı.

Yine son olarak TRT 1’in sevilen dizilerinden ‘Abdülhamid’de gerçek kimliğinin yansıtıldığını görürüz. Her ne kadar hamasi duyguların ağır bastığı dizilere konuk olup kötü adam kisvesinde resmedilse de ilginç hayat hikayesinin daha objektif bir şekilde ele alınmasının sinemada ses getireceği aşikardır.

“ Dördü ikiye bölersen her zaman iki etmez...”
Cins

Zaharoff karakterine el atan diğer bir isim de Herge’dir. Dünyanın en meşhur çizgi karakterlerinden ‘Tenten/Tintin’ in kurgulayıcısı olan bu dahi sanatkâr, maceralar arasında tarihi şahsiyetleri ve olayları başarıyla angaje etmesiyle de tanınır. 1937’de (yani Zaharoff’un gerçek ölümünden bir sene sonra) çizip yayınladığı “Tintin/Broken Ear” (Kırık Kulak) macerasında, uçağıyla ülke ülke gezip her gittiği yerde devlet başkanlarına silah satan “Basil Bazaroff” ile tanıştırır okurunu. Öyle ki Zaharoff’un nadiren çekilmiş fotoğraflarından birindeki sade ve dikkat çekmekten çok uzak kıyafetini neredeyse bire bir taşır çizgiroman karelerine. Hatta firmasının adı olan Vickers’i Vikings olarak değiştirerek yansıtır.

  • İlginç hayat hikâyesinin önemli kısmı söylentilere dayanan Zaharoff’un 1912 senesinde dönemin ünlü sahne sanatçılarından Sarah Bernhardt ile bir sessiz filmde de rol aldığı bu söylentilerin en renklilerinden biridir.

O Sarah Benrhardt ki Tenten ile aynı çizgi ekolden gelen yine unutulmaz bir çizgi karakterin; Red Kit’in bir macerasına adını vermiştir.

Bir gün başrolünde Zaharoff/Zacharias/Zaharyas/Bazaroof’un olduğu bir filmi izleme umudumu taze tutuyorum ben yine de. Hem öyle bir film olsun ki bu; Agatha Christie’nin Doğu Ekspresinde Cinayet’i yazmadan önce Zaharoff’un bir tren yolculuğu sırasında başına gelenleri anlatmasından esinlenip esinlenmediğinin de cevabını versin…