Kırık bir kalpten daha bütün bir şey...

HABER MASASI
Abone Ol

Şiir, gündelik dilimiz. Derdimizi anlatmanın yolu... Hafızamızın, gelen'e -ek'lenecek her izinin takibi. Dünyaya yönelen tavrımızın izahı, dünyayı açıklayan aklımızın ezberi... Üstelik yalnızca söylemez şiir. Resmeder aynı zamanda. Müziği doğuran da odur, kubbeyi çatan da. Geriye doğru; bırakılan izdir; tarihtir. Geleceğe doğru; hatırlanan hayaldir; hafızadır.

Dil, varlığın; Türk şiiri Türkiye'nin evidir. Poetik bir holiganlık değil bu. "Türkiye bir şey olacaksa yalnızca bir şey olabilir, o da Türkiye" diyen Tanpınar'a, "Türkiye'nin Türkiye olması ne demek" diye sorunca alacağımız cevap gibi. Sınırları şiir belirlemiştir, ne olduğunu şiir söylemiştir. Hesabı şiirdir, hesabı şiirledir. Türk şiiri, var olmayı ve var olduğunu fark etmeyi zaruri kılar. Varlığını fark ettiğinin farkında olmak ise onu söz sahibi kılıyor. Karşı karşıya kaldığı teklifi, karşı karşıya kaldıklarına teklif etmesinin hülâsası... Kalpten doğan şeyin kalbe ulaşması... Hafif ama sert...

Şiir, gündelik dilimiz. Derdimizi anlatmanın yolu... Hafızamızın, gelen'e -ek'lenecek her izinin takibi. Dünyaya yönelen tavrımızın izahı, dünyayı açıklayan aklımızın ezberi... Üstelik yalnızca söylemez şiir. Resmeder aynı zamanda. Müziği doğuran da odur, kubbeyi çatan da. Geriye doğru; bırakılan izdir; tarihtir. Geleceğe doğru; hatırlanan hayaldir; hafızadır. Türkiye'nin ne olması gerektiğini Türkiye'ye söyleyecek olandır. Dünyayı tarif etmenin, tasnif etmenin ve elbette tanzim etmenin yordamıdır şiir. Bizim için. Dünyanın geri kalanı için böyle midir, önemli değil. Bizim için tamı tamına böyledir.

O yüzden imkânları, tüm diğer sanat türlerinden daha geniş. Bir çift göze, bir çift sözü de o söyler, buradan dünyanın öbür ucuna işlenmiş tüm günahlara itirazı da o yapar. Kötüye kötülüğünü, iyiye iyiliğini hesapsız -ama mutlaka kitaplı- anlatan odur. Sessizce ve yüksek sesle. Hepimizin gizli adı, her birimizin gizli sözleşmesi şiir. Bu bir yönelim... Buralarda yaşamış ve şiir yazmamış tek bir kimse var mıdır? Yoktur. Başka türlü nasıl anlatılır ki, nasıl anlaşılır ki, nasıl atlatılır ki?

***

"Yüzyılı Anlamak İçin Yüz Roman" demiştik geçtiğimiz ay. Bu ay, "Yüzyılı Anlamak İçin Yüz Şiir" diyoruz. Dosyamızda, Eren Safi ile konuştuk. Hakan Şarkdemir, Mehmet Narlı ve İdris Mahfi yazılarıyla meselemize dâhil oldular. Ve elbette, yüz şiirlik bir liste oluşturduk. O da burada. Şaban Abak, Üstad Sezai Karakoç'un "Beş Fotoğrafı"nı yazdı. Hiç fotoğraf çektirmeyen Sezai Karakoç'un çektirdiği 5 fotoğraf karesini konu edindi.

  • CİNS KADRO: BÜYÜMEYE DEVAM
  • Geçen ay söyledik, bu ay buradalar: Ahmet Murat, ilk yazısıyla aramızda: "Veba Günlerinde İman". Mustafa Ulusoy, birkaç yıllık aradan sonra ilk yazısıyla aramızda. Psikoterapinin dipsiz kuyusundan konuşuyor. Ve Saadettin Acar; "Geleceği Hatırlamak İçin Bazı Alıştırmalar"la aramızda.
  • Ve bir de "biraz gerginlik" için yeni bir bölümümüz var:
  • "İyi, Kötü, Çirkin."