Kral çıplak ama bu sene bu moda

SERDAR BİLİR
Abone Ol

Her türlü değişimin yenilenme sayıldığı, her yeninin de gerekli olarak algılandığı trend çağı bu yaşadığımız. Bizden hiç durmadan hareket etmemiz, tasarlamamız, üretmemiz ve tüketmemiz talep ediliyor. Tavşanın burnunun ucundaki havuç misali durmadan o cezbedici görüntüye doğru son sürat koşmak zorundayız.

Eylemin şuuru: Tereddüt
Cins

Yıllar sonra kendinizden utanmak istiyorsanız, bugün modaya uyun. Bu sözü gerçekçi bulmayanlar, en önemli günlerde bolero giymiş bir kadın bulurlarsa ona sorabilirler. Ya da belki bin bir zahmetle alabildiği gümüşlüklerini hurda kamyonuna yükleyen birine. Zaman içinde değişen pek çok kavram gibi moda da bu değişimden nasibini almıştır. Hatta bizim yukarıda moda dediğimiz durum tam anlamıyla modanın yerini karşılamıyor. Biz yine de dilimize yerleştiği anlamıyla kullandık. Moda kavramının zamanla değişimini ve etkilerini yazının devamında göreceğiz. Moda nedir, ne değildir üzerinde fazla durmak istemiyorum. Modanın hızı ve günümüzde neye evrildiğiyle ilgileniyorum. Moda elbette ki yeni bir durum değil. Modanın, insanın şehirleşmesinden itibaren var olduğunu düşünüyorum. Ancak bir insan ömründe onlarca kez değişecek kadar hızlanan bir modanın tarihi o kadar eski değil, çok daha yenidir.

  • Teknik terakkinin insanlık tarihi boyunca hiç olmadığı kadar hızlı yükselişiyle, insanların birçok iletişim ve ulaşım vasıtalarıyla birbirinden çabucak haberdar olup mesafeleri neredeyse sıfırlamasıyla ama en önemlisi de tüketim toplumunun kamçılamasıyla moda, hızla değişen, sürekli eskiyi yıkan bir kavram hâline gelmiştir. Bir anlamda moda, modernizmle beraber “akım” olmuştur.

Avarlar, dünya tarihinde en disiplinli ve en eğitimli ordu kurmuş milletlerin başında gelir. Özellikle okçuları ve süvarileriyle ünlüdür. Slav ve Yunan toplulukları, ilk karşılaşmalarında Avarların ok kullanımıyla şaşkına dönmüştür. Düello kültürünü benimseyen ve kılıçla dövüşen bu milletler, ok karşısında çaresiz kalsalar da bunu kalleşçe bulurlar ve yüz yıl boyunca kendi ordularında okçu barındırmazlar. Yani bir anlamda bu adeti/modayı yaşantılarına yüz yıl sonunda alırlar. Ancak modernizm sonrasında silah anlamında devletler, kültür anlamında da milletler, moda olarak tanımladığımız her şeye çabucak uyum sağlar hâle gelmişlerdir.

Modayı eskitecek kadar hızlanmak

Moda nasıl akım hâline geldi? Buna, gazete ve televizyon çağı diyebiliriz.

Moda nasıl akım hâline geldi? Buna, gazete ve televizyon çağı diyebiliriz. Gazete reklamları, televizyon reklamları ve dizileri, geçmişte belki on yıl elli yıl süren moda kavramını birkaç yılda değişen bir akım hâline getirmiştir. Bu evre, insanların modanın hayalini kurduğu, duasını ettiği, moda unsuru olan ev, nesne, eşya her ne ise onu beklediği evredir. Kimisi görür görmez kimisi de imkânı olur olmaz ona sahip olmuştur. Hevesi geçince ya da modası geçince de yukarda verdiğimiz örnekte olduğu gibi belki geçmişte hayalini kurduğu o eşyadan nerdeyse utanacak hâle gelmiş ve onu kaldırıp atmıştır. Gerçek mi uydurma mı bilmiyorum çocukluğumuzda; bir kadının, tüm mahallelinin Hıdırellez şenliklerinde dileklerini yazıp bağladıkları ağaca, “eltimin düdüklü tenceresi var benim de olsun” yazması hikayesi sıkça anlatılırdı.

Bir dilek ağacına yazılacak kadar insanları cezbeden bir detaydı o dönemde moda. Günümüze geldiğimizde modanın yayıcısı büyük oranda internet olmuştur. Özellikle teşhir temelli kullanılan sosyal uygulamalarda görünür olan her nesne, obje, eylem, tavır, söz, espri, aklımıza gelebilecek her şey moda oluyor. Ancak bu moda artık doksanlı yıllar için kullandığımız “akım” anlamında değil. Moda artık bir gün, bir hafta, hadi en iyi şartlarda bir ay süren bir trend olmuş durumda. Bir yaz yağmurunun ardından çıkan gökkuşağı gibi görünür ve kaybolur bu trendler. Hâliyle hayali kurulan, duası edilen, parası biriktirilen yani beklenilen bir moda kavramı kalmamıştır. Sahip olmak sürecinde de “eşik” yoktur artık. Şimdi var sadece. Hayat da şimdide, varlık da şimdide. Her türlü değişimin yenilenme sayıldığı, her yeninin de gerekli olarak algılandığı trend çağı bu yaşadığımız.

Yirmisinden sonra gerçeği görmeyenlerin şehri
Cins

Bizden hiç durmadan hareket etmemiz, tasarlamamız, üretmemiz ve tüketmemiz talep ediliyor. Tavşanın burnunun ucundaki havuç misali durmadan o cezbedici görüntüye doğru son sürat koşmak zorundayız. Evlerimiz de bu hükümranlıktan nasibini aldı tabii. Görsel alemlerde yansıtılan ev eşyaları, ev dizaynları eğer o anda ekonomik imkânınız yoksa siz sahip olana kadar nerdeyse piyasada kalmıyor. Yerine başka modeller, başka ürünler çoktan piyasaya sürülmüş oluyor. Bireysel değişim ve dekorasyon imkânının en fazla olduğu bu çağda bile insanlar evinden bu şekilde soğuyabiliyor. İstediği hiçbir şeyi evinde görememek zaten eşyaya yabancılaşmış modern insanın eviyle kurması gereken ünsiyet için de ciddi bir engel oluyor. Sanırım evde canımızın sıkılmasının bir sebebi de bu detay. Evini kendine ait göremiyor modern insan.