Nikolay Vasilyeviç Gogol

HABER MASASI
Abone Ol

Liseye başladığında, zaten çocukluğundan beri hevesli olduğu “yazmak” bahsinde artık tercih edilmiş bir istikamet geliştirdi. Edebiyat başat unsur olmasına karşın onun zihnini meşgul eden başka bir sanat dalı daha vardı: tiyatro. Nejin Lisesi’nde pek çok tiyatro oyununda coşkuyla rol aldı.

Yalnızca Rus nesrinin atası değil, Rus hiciv sanatının da temellerini oluşturan devasa bir yazar.

19. yüzyıl Rus edebiyatının en büyük yazarlarından biri o. Yalnızca Rus nesrinin atası değil, Rus hiciv sanatının da temellerini oluşturan devasa bir yazar. Turgenyev, Tolstoy ve Dostoyevski’den onu ayıran tek şey, hicvi kullanma başarısıydı. Oraya, o sıraya yazılacak bir anıt. Buna şüphe yok. Hatta Tolstoy’la Dosto’nun direkt yanına. Hikâyesi, Ukrayna’nın Poltava şehrinde başlıyor. Tarih: 31 Mart 1809. Orta hâlli bir babanın çiftlik evinde geçen ortalama bir çocukluk. Ayırt edici bir şey yok bu yıllarda.

Liseye başladığında, zaten çocukluğundan beri hevesli olduğu “yazmak” bahsinde artık tercih edilmiş bir istikamet geliştirdi. Edebiyat başat unsur olmasına karşın onun zihnini meşgul eden başka bir sanat dalı daha vardı: tiyatro. Nejin Lisesi’nde pek çok tiyatro oyununda coşkuyla rol aldı. Bu tiyatrolarda Rus edebiyatının önemli hiciv yazarlarının oyunları oynanıyor ve Gogol de o karakterlerden birini ete kemiğe büründürüyordu. Güçlü karakter inşasına giden yolu bu açmıştı belki de. Pek çok büyük karakteri bizzat kendisinde yaşamıştı.

19. yüzyıl Rus edebiyatının en büyük yazarlarından biri o. Yalnızca Rus nesrinin atası değil, Rus hiciv sanatının da temellerini oluşturan devasa bir yazar.


Büyük sanatçı gider, o da gitti. 1829’da liseyi bitirdikten sonra edebiyatı gerçekten yapabileceği ve var olabileceği bir yere gitmesi gerekiyordu. O da öyle yaptı. Her şeyi geride bırakarak Petersburg’a yola çıktı. Büyük şehir, büyük umutlar… Birkaç ay sonra ilk şiir kitabını yayımladı. Ama süreç, edebiyat ve o dünyaya girmek için her şeyi göze almış olan bu adamın beklemediği şekilde ilerledi. Sandığı gibi ilgiyle karşılanmadı eseri. Hatta yerden yere vuruldu. Hayal kırıklığını inatçılıkla kapatmaya çalışmadı. Şiirden vazgeçti. Kitabı toplattı ve hepsini elleriyle yaktı.

Gogol’ün Palto’su ile Âkif Emre’nin Paltosu
Gerçek Hayat

Dairede bir memur… Petersburg yılları kötü başlamıştı. Kötü de devam etti. Memur olarak bir iş buldu kendisine. Ancak geçinebildiği, çoğu aylar denkleştiremediği düşük bir maaşla hayatını sürdürmeyi denedi. Memurluk ve diğer memurlar. Rüşvet, iltimas ve daha bir sürü bürokratik kötülük… Oradayken yakındığı bu “zorlu” ve “anlamsız” iş, aslında hikâyesini besleyen zengin bir yatak olacaktı onun için. Karakterlerini yavaş yavaş -o kısa süren memurluğunda- inşa etmeye başladı, çok da farkında olmadan. Bu kötü tecrübe, ona büyük imkânlar sunacaktı biraz sonra.

Puşkin ve Gogol. Nikolai Alekseev'e ait bir tablo.

Şiirde umduğunu gerçekleştiremeyen Ukraynalı, nesire dönecek ve birkaç yıl sonra ilk nesir kitabını çıkaracaktı. Dikanka Hikâyeleri’nin 1832’de yayımlanan ikinci bölümüyle artık Gogol, edebiyat ortamına giriş biletini almıştı. İlk kitabıyla öldürülmek istenen genç yazar, bu kez edebiyat çevreleri tarafından göklere çıkarılacaktı. Rus eleştirisinin yerindeliği… Bir vakit sonra da öğretmeni, ustası, hocası, arkadaşı Puşkin’le tanışacak ve yaklaşan büyük yazar, gelmiş olacaktı.

Dikanka Hikâyeleri’yle artık sadece Rusya genelinde tanınan bir yazar değildi, tüm Slav ülkelerinde Gogol isminin bir karşılığı vardı. Edebiyat çalışmaları devam ederken doğduğu topraklarla ilgisini de hiç kesmedi. Ukrayna tarihi üzerine araştırmalarını sürdüren Gogol, 1934 yılında Petersburg Üniversitesi’nde tarih hocası olarak ders vermeye başladı. Ancak hocalığının, hikâyeciliği kadar iyi olmadığı hemen anlaşılacaktı. Ertesi yıl üniversiteden ayrıldı ancak tarih konusunda çalışmaları da yayınları da devam etti. Buradaki soru şu; Gogol, Harun Reşid’den ne istedi?

İlk kitabıyla öldürülmek istenen genç yazar, bu kez edebiyat çevreleri tarafından göklere çıkarılacaktı.

Üniversiteden ayrıldıktan bir yıl sonra, 1836’da, hayranı olduğu büyük yazar Puşkin’in de etkisiyle Sovremennik gazetesinde çalışmaya başlar. Araba ve Burun hikâyeleri burada yayımlanır. Gogol için verimli bir yıl oluyordur bu. Ardından aynı yıl Palto ve Bir Delinin Notları da yayımlanır. Döneminde yapılan eleştirilerin de tarif ettiği şekliyle bu hikâyeler, “küçük adam”ın büyük şehirlerdeki dramını ele almaktadır. Bu “küçük adam”, zaten çok yakından tanıdığı düşük rütbeli memurlardır. Onlarla beraber yaşamış ve onları gözlemlemiştir.

Müfettiş'in 1836'da yayımlanan ilk baskısının kapağı.

Bir sanat dalıyla meşgul olsun ya da olmasın, herkesin hikâyesi böyledir. Geçerken uğradığımız, dokunduğumuz, temas ettiğimiz her şeyin tortusu ve tozu kalır üzerimizde. Geriye dönük de okunabilir, ama bunu iyi okuyanlar önemli verimler elde eder. Gogol’ün hikâyesinde de bu tanıdıktır. Çocukluğundan beri ilgi duyduğu ve lisede sahnede de rol aldığı tiyatro, bu kez oyun yazarı olarak önüne gelecektir. 1833 ve 1836 yılları arasında yazdığı tiyatro oyunları arasında belki en şöhretlisi olan Müfettiş, yazarın başını da ağrıtacaktır.

Bürokratik kokuşmuşluğu hicvettiği Müfettiş ve etrafındaki tartışmalar, Gogol’ü dükkânı terk etmek zorunda bırakır. Rusya’dan ayrılarak İsviçre’ye gider. Burada konusunu yol ustası Puşkin’in verdiği Ölü Canlar romanı üzerinde çalışmaya başlar.

  • Roman ilerlerken alabileceği en kötü haberi alır: Puşkin’in ölüm haberi. En büyük eleştirmenini kaybetmenin üzüntüsüne rağmen, ustasının son tavsiyesini dinlemeyi tercih ederek romanı üzerine çalışmaya devam eder.

Sonra Roma’ya geçer. Yazarın en mutlu olduğu günlerdir İtalya günleri. Sanatına etkisi ise burada tanıştığı Rus ressamlarının da katkısıyla gözle görülür bir estetik duyarlılıktır. Biraz daha başka biri olur burada. 1839’da bir yıllığına Moskova’ya döner ve ertesi yıl yine Roma… Ölü Canlar’ın ilk cildi nihayet 1842’de biter. Ve beklediği gibi de olur. Bu yenilikçi dev yapıt büyük yankı uyandırır. Bir başyapıt ortaya koyduğunun farkında da olarak haklı bir memnuniyetin içindedir artık. Gogol’ün Selimiye’sidir Ölü Canlar.

Moskova’da Gogol’un öldüğü ev. Yazarın Ölü Canlar'ın ikinci bölümünü yaktığı şömine bu binadadır.

Büyük yankı uyandıran Ölü Canlar romanının ikinci cildi ağır ilerler. Yazmakta zorlanır ve sil baştan yapmak için ikinci cildi yakar. Bu arada Dostlarla Yazışmalar adlı eserini yayımlar. Bu tam anlamıyla bir hayal kırıklığı olur bu kitap yazarı için. Çok yoğun ve sert eleştiriler alır kitap, görgü dışı ve bayağılıkla nitelenir. Rusya’yı “sadece bir ressam gözüyle tanıdığı, bir düşünce adamı olarak göremediği” eleştirileri onu epey yorar. Eleştiriler o denli serttir ki yazarımızı bir çeşit bunalıma sürükleyecektir.

Ölü can alışverişi
Nihayet

Bundan kurtulmak için Ölü Canlar’ın ikinci cildine odaklanır Gogol. Bu ikinci ciltte ciddi ve ahlaki bir eser vermek niyetindedir. Ama bir türlü başaramaz. Yazar, siler. Uğraşır, didinir… Katkısı olacağını düşündüğü için muhtemelen, 1848’de hacı olmak için Kudüs’e yola çıkar. Zihnini toplayıp manevi bir duyuş hissetme amacındadır. Ama hiçbir katkısı olmaz. Girdiği bunalım, Ölü Canlar’ın ikinci cildini ikinci kez yakmasıyla sonuçlanır. Ve sonra cümle doğan gibi, 21 Şubat 1852’de ölür, Rusya’nın en büyük eleştirmenlerinden biri olarak… Arkasında bugün hâlâ coşkuyla okunan büyük eserler bırakarak.