Çin istihbaratı Hong Kong'ta birçok kişiyi takip ediyor

ÇAĞRI SAÇARALP REUTERS, GZT, AFP, AA 9 DAKİKADA OKUNUR

● Çin'e bağlı yarı özerk Hong Kong bölgesinin lideri Carrie Lam, 9 Haziran'dan bu yana milyonlarca kişiyi sokaklara döken, şüphelilerin Çin'e iade edilerek yargılanmasını öngören yasal düzenlemeyi geri çektiklerini açıkladı.

● Protestocular tartışmalı iade tasarısının yasalaşması halinde Hong Kongluların özgürlüklerinin kısıtlanacağını ve düzenlemenin muhaliflerin susturulması için kullanılabileceğini savunuyor.

● GZT'ye değerlendirmelerde bulunan ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı Olimjon Sobir, "Hong Kong'ta Çin istihbaratı tarafından siyasi nedenlerle takip altına alınan çok sayıda insan var. Bu kişilerin Çin'e iadesini kolaylaştıracağı için söz konusu yasa tasarısı tepki çekti. Yasa tasarısı şimdi geri çekilse de önümüzdeki süreçte tekrar gündeme getirilebilir." dedi.

Hong Kong lideri Carrie Lam, protestolara yol açan suçluların Çin'e iadesiyle ilgili yasa tasarısını geri çektiklerini açıkladı.

Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, söz konusu açıklamayı Hong Kong Yasama Meclisi ve Çin Halk Kongresi milletvekilleriyle yaptığı toplantıda yaptı.

Lam ayrıca, protestolarla açığa çıkan sosyal huzursuzluğun sebeplerinin araştırılması ve olası çözüm önerilerinin ortaya konulması amacıyla bir soruşturma komitesinin kurulacağını bildirerek haziran ayından bu yana sokaklara dökülen protestocuların taleplerini yerine getirebileceği sinyalini verdi.

Hong Kong'taki son gelişmelere dair GZT'ye değerlendirmelerde bulunan ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı Olimjon Sobir, "Suçluların Çin'e iade yasa tasarısı daha önce de çok tartışıldı. Protestocularda tartışmalı yasa tasarısının kabul edilmesi halinde Hong Kong'un Çin'e bağlılığının daha artıracağı düşüncesi hakim. Protestoların altında siyasi bir anlam var. Zira Hong Kong'ta Çin istihbaratı tarafından siyasi nedenlerle takip altına alınan çok sayıda insan var. Bu kişilerin Çin'e iadesini kolaylaştıracağı için söz konusu yasa tasarısı çok tepki çekti. Protestoların esas nedeni budur diyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Yasa tarasının geri çekilmesini zaman kazanmak amaçlı olduğunu belirten Sobir, şunları kaydetti:

  • "Hong Kongluların protesto ettiği yasa tasarısını şimdi geri çekilse de önümüzdeki süreçte tekrar gündeme gelecektir. 'Şu anda Çin neden geri adım atıyor gibi görünüyor?' sorusunu cevapladığımız zaman şunu söyleyebiliriz.
  • ABD'yle olan ticaret savaşı, Tayvan sorunu başta olmak üzere Çin'in birçok problemi var. Çin halihazırda birçok sorunla boğuşurken bir yandan da Hong Kong'taki protestolarla yıpranmak istemiyor. Çin'in şu anki amacı protestoların bir an önce son bulması ve Hong Kong'ta normalleşmenin başlaması."

Hong Kong'ta protestoların devam etmesi halinde Çin'in askeri müdahalede bulunma ihtimalini sorduğumuz Sobir, şu şekilde konuştu:

"Biliyoruz ki Çin, Hong Kong sınırınına asker gönderdi ama Çin'in doğrudan Hong Kong'un içine girmesini beklemiyoruz. Çin neden Hong Kong'a girmez? Bunu anlamak için Çin'in 40 yıldır izlediği politikaya göz atmalıyız. Çin dış politikada öncelikle herhangi bir askeri eylemlere katılmadan barışçıl bir şekilde işlerin yoluna koyulmasını istiyor.

Çin kendini dünyaya barışçıl bir ülke olduğunu imajını yansıtmak istiyor. Barışçıl politikalarla birlikte ekonomik olarak büyümek isteyen Çin, 'Tek Kuşak, Tek Yol' projesine de büyük önem veriyor. Çin böyle bir süreç içerisindeyken askeri güçleriyle Hong Kong'a müdahale etmez. Zira Tek Kuşak, Tek Yol projesinin ortaklarını tedirgin ederek yalnızlaşmak istemez."

Çin ve Yeni Zelanda ‘Bir Kuşak Bir Yol’ projesinde anlaştı
Dünya Politika

"Gelecekte tartışmalı yasa tasarısı tekrar gündeme getirilebilir"

"Çin, Hong Kong'a askeri olarak müdahale ederse ticari yönden büyük zarar görür, dünyanın dört bir yanındaki yatırımlarını riske atmış olur. Bu yüzden Çin, protestoları Hong Kong'un kendi güçlerinin bastırmasını istiyor. Hong Kong güvenlik güçlerinin müdahalesi de protestoları durdurmaya yetmedi. Çin de görünüyor ki tartışmalı yasa tasarısında şimdilik geri adım atmaya karar verdi. Ama gelecekte tartışmalı yasa tasarısı tekrar gündeme getirilecek."

Gelecekte Hong Kong'un Çin'e entegre olmasının beklendiğini belirten Sobir, "İngiltere'yle Çin'in arasındaki Hong Kong anlaşmasına da bakmalıyız. Çünkü İngiltere'yle imzalanan anlaşmada belirlenen süre bittikten sonraki dönemin ne olacağı belirsiz. Hong Kong'ta nihai sonuç Çin'in kendi iradesine bağlı kalmış. Çin öyle bir ülke ki kısa vadede sonuç almayı düşünmez. Planlarını 100 yıl sonrasına göre yapar. O yüzden dediğim gibi Hong Kong'un Çin'e entegrasyonu, tartışmalı yasa tasarısı tekrar gündeme gelecektir." şeklinde konuştu.

Sobir'in vurguladığı 'Tek Kuşak Tek Yol' projesinin kapsamı nedir?

Çin’in büyümesini sürdürebilmesinde “Bir Kuşak Bir Yol” Girişimi’nin özel bir önemi bulunmaktadır. Bir Kuşak Bir Yol Girişimi, “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” ve “21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu’ndan” projelerinden oluşmaktadır.

Kaynak: Erdal Tanas Karagöl, Modern İpek Yolu Projesi, Ankara, SETA Yayınları, Sayı: 174, Mayıs 2017. s:2

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Çin, Orta Asya, Rusya ve Avrupa’yı karadan birbirine bağlayacak olan ağ olarak tasarlanmıştır.

"Havaalanında uçuşları durduracak hale gelen protestolar işin seyrini değiştirdi"

Protestolar başladığı günlerde Çin'den resmi açıklama dahi gelmediğini belirten Sobir, "Çin'in beklediği şey olmadı protestolar gün geçtikçe artarak devam etti. İlerleyen süreçte Çin olaya müdahale etmek zorunda kaldı. Barışçıl başlayan protestolar önceleri Çin'i tehdit etmiyordu. Havaalanında uçuşları durduracak hale gelen protestolar işin seyrini değiştirdi. Protestolarda zaman zaman şiddet olayları da baş gösterdi. Çin'den gelen açıklamalarında da dozu protestoların büyümesiyle birlikte daha da arttı." dedi.

"Hong Kong'taki protestoların artmasında Çin'in iddia ettiği gibi ABD'nin İngiltere'nin de etkileri var mı?" sorusunu yönelttiğimiz ANKASAM Uluslararası Hukuk Uzmanı Olimjon Sobir, şöyle konuştu:

"Çin daha bir ay öncesinde 'ABD protestoları büyütmeye çalışıyor' şeklinde suçlamalara başlamıştı. ABD protestoları destekliyor; ama ABD maddi anlamda Hong Kong'taki protestoculara yardım ediyor diyemeyiz. Burada önemli husus ABD'nin desteğinden ziyade Batı medyasının Hong Kong'taki olayları ön plana taşıması, medya yoluyla protestoların dünyaya duyulurması. Çin medyası ise olayların dış dünyaya yayılmasını istemedi. Nisan ayından bu yana protestoların büyüklüğü Çin medyasında yer almadı. Çinli televizyonlarda olaylara ilişkin bir ay boyunca tek kelime dahi edilmedi. Düşünün Çin toplumunun Hong Kong'taki olaylardan haberi bile yoktu. Bugün bile Çin toplumundan ziyade Batı dünyasındaki insanlar Hong Kong'taki protestoları takip ediyor."

"Ana karadaki Çinliler Pekin yönetiminin yanında"

"Çin'in ana karasındaki toplumla Hong Kong'taki toplum arasında da büyük farklılıklar mevcut. Hong Konglular demokrasiyi özümsemiş bir toplum olarak biliniyor. Ana karadaki Çinlilerin Hong Kong'taki olaylara ilişkin Pekin yönetiminin yanında durduğunu söyleyebiliriz.

Hong Kong dünyanın ticaret merkezlerinden biri ABD, Avrupa ülkelerinin Hong'ta büyük yatırımları mevcut. ABD, Hong Kong'un Çin'e bağlanmasıyla birlikte yatırımlarının zarar göreceğini düşünüyor. Bu yüzden protestoculara destek veriyor."

Sobir,'Çin'e iade yasasının geri çekilmesiyle protestoların son bulacağını düşünüyor musunuz? sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Şu anda kesin bir şey demek zor. Bir kısım protestocu tasarının çekilmesiyle evine dönebilir. Ama protestocuların çoğunluğunun tek talebi suçluların Çin'e iade yasasının iptal olması değil. Protestocular Hong Kong yönetiminin de istifasını istiyor. Protestocular tutuklu bulunan arkadaşlarının da serbest bırakılmalarını istiyor. Protestoculara yönelik bir terim var, 'İsyancılar' böyle bir nitelemenin kullanılmaması da istenenler arasında. Zira 'İsyancılar' olarak nitelendirilen Hong Konglular ileride tutuklanabilir."

Protestolar nasıl başlamıştı?

Haziran'da binlerce gösterici 'suçluların Çin'e iadesini kolaylaştıracak' yasa tasarısını protesto etmek için sokaklara akın etmiş, Hong Kong’un ana caddelerini trafiğe kapatarak, hükümet bölgesine giriş çıkışlara engel olmuştu. Protestolar sırasında 79 gösterici yaralanmış, 11 kişi de gözaltına alınmıştı.

Protestoların ardından Hong Kong özerk yönetimi Yasama Konseyi, tasarının ertelenmesini gündemine almıştı. Yerel medyaya yansıyan haberlere göre; son günlerde danışmanları Hong Kong'un lideri Carrie Lam'a tasarıyı askıya alma yönünde tavsiyede bulunmuştu.

Hong Kong'un lideri Carrie Lam yasa taslağını askıya almıştı

Hong Kong'un lideri Carrie Lam basın toplantısı düzenleyerek yasa taslağının süresiz olarak askıya alındığını duyurmuştu.

Yasanın toplumda ciddi ölçüde ayrışma yarattığını aktaran Lam, hükümet içinden “durup düşünmesi” yönünde çağrılar aldığını belirtti.

“Açıklama ve iletişim bakımından eksiklikler bulunduğunu itiraf etmek zorundayım” diyen Lam, “Hong Kong’un çıkarlarını akılda tutmak zorundayız” dedi.

Söz konusu yasa tasarısının askıya alınmasına rağmen protestolar kısa süre içerisinde yasa tasarısı gündeminden çıkarak Çin - Hong Kong ilişkilerini reddeden ve Hong Kong'un 'bağımsızlığını' isteyen batı yanlısı protestolara dönüştü. Çin ABD ve İngiltere bayraklarıyla öne çıkan eylemleri ise 'renkli devrim girişimi' olarak nitelendiriyor.

Gösteriler sırasında bazı protestocular ABD bayrağı taşıyarak marşlar söylüyorlar.

Yasa değişikliği neleri değiştirecekti?

Tasarıda Çin, Tayvan ve Macau'daki yetkililerin cinayet ve tecavüz gibi suçlarla yargılanan şüpheliler için iade başvurusu yapmasına izin verilmesi, son kararı ise her davayı özel olarak inceleyecek mahkemelerin vermesi öngörülüyordu.

Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı protestolarda polis biber gazı kullandı.

Tasarıda siyasi ya da dini suçlardan yargılanan kişilerin iade edilmeyeceği belirtiliyor.

Polisler, göstericilere tazyikli suyla müdahale ediyor.

  • Hong Kong hükümeti sadece hapis cezası en az 7 yıl olan mahkumların iade edilmesi gibi bazı tavizlerle Hong Kongluların tepkilerini azaltmaya çalışsa da, özerk bölgede büyük çoğunluk insanların Çin'in yargı sistemi altında keyfi gözaltılar, adil olmayan yargılama süreçleri ve işkenceye maruz kalacağından endişeli olduğunu ifade etti.

Bir protestocu yolda boyanmış Long Live Hong Kong (Çok yaşa) kelimelerinin olduğu caddede yürüyor.

Fotoğraf:Kin Cheung/ AP

Tasarı neden gündeme gelmişti?

Tasarı, geçtiğimiz yıl 19 yaşındaki Hong Konglu bir adamın 20 yaşındaki hamile kız arkadaşını Tayvan'da tatilde olduğu sırada öldürdüğü iddiaları sonrası gündeme geldi.

Bazı göstericiler meclis binasına girmeye çalıştı.

Tayvan'dan kaçan şüpheli geçen yıl Hong Kong'a döndü. Hong Konglu yetkililer, Tayvanlı yetkililerin iade talebine karşın iki ülke arasında bir iade anlaşması olmadığı gerekçesiyle bunu yapamayacaklarını söylediler.

Tayvan sorunu çerçevesinde ABD-Çin arasında gerilim artar mı?
Dünya Politika

Tepkilerin odağındaki Hong Kong lideri Carrie Lam kimdir?

Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde 2017 yılının mart ayında yapılan başyönetici seçiminden zaferle ayrılan Carrie Lam, Pekin merkezi hükümeti ve Hong Kong halkına bağlılık yemini ederek görevi selefi Leung Chun-ying'den devralmıştı.

Eski bir İngiliz kolonisi olan Hong Kong'un ilk kadın başyöneticisi olan Lam, "Hong Kong'u halkının hayatından hoşnut olarak yaşayacağı bir yer yapmayı amaçladığını" ifade ediyor.

Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde Mart 2017'de yapılan başyönetici seçiminden zaferle çıkan Carrie Lam, Temmuz 2017'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in (sağda) huzurunda Pekin merkezi hükümeti ve Hong Kong halkına bağlılık yemini ederek görevi selefi Leung Chun-ying'den devralmıştı.

Hong Kong'da yaklaşık 40 yıllık kamu hizmeti bulunan Lam, 26 Mart 2017'de bin 194 üyeli seçim komisyonunun yaptığı başyönetici seçiminde 777 oy alarak bölgenin yeni lideri olmaya hak kazanmıştı.

Liderliğine kesin gözüyle bakılıyordu

Etkili ve pragmatist yönetici karakteriyle bilinen Carrie Lam'ın, Pekin yönetimi tarafından desteklendiği için bölgeyi gelecek 5 yılda yönetecek lider olarak seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu.

Kapitalist ekonomi modeli ve "üst seviyede özerklik" yapısını koruması koşuluyla bölgeyi 1997'de İngiltere'den devralan Çin, Hong Kong liderinin halk tarafından seçilmesi yerine geniş temsilli bir komite tarafından kendi belirleyeceği adayların oylanacağı bir sistemi uyguluyor.

Gözlemciler her ne kadar "tek ülke iki sistem" ilkesiyle idare edilse de Çin hükümetinin, Carrie Lam üzerindeki etkisini sürekli artırdığı vurgulanıyor.

Egemenliği İngiltere'den Çin'e devredilen Hong Kong'un siyasi yapısı

İngiltere ile Çin arasında 1984 yılında Londra’da imzalanan ‘Ortak Deklarasyon’la, Ada’nın Çin'e devri 1 Temmuz 1997 tarihinde gerçekleşirken, Hon Kong ‘Özel Yönetim Bölgesi’ ilân edildi.

Çin tarafının görüşmelerde gündeme getirdiği ‘tek devlet iki sistem’ kavramı da böylece uluslararası siyaset literatüründe yerini aldı.

İlk etapta, ‘sömürge’ kelimesinin içerdiği olumsuzluk dikkate alındığında Hong Kongluların bu devir işleminden hoşnut olması beklenebilirdi. Ancak aradan geçen yirmi yıllık süre zarfında Hong Kong toplumunda tam aksi istikamette bir psikolojik ve toplumsal tepkinin gündeme geldiğinden, giderek artan bir gelecek endişesi ve hatta korku halinden bahsetmenin mümkün olduğu konuşuluyor.

Çin'in hâkimiyeti altına giren Hong Kongluların sivil özgürlükleri sayesinde Çinlilerden farklı hayatlar sürebiliyor.

Yaklaşık 7 milyon insanın yaşadığı Hong Kong’da, Çin Halk Cumhuriyeti’nin aksine basın ve gösteri özgürlüğü uygulanıyor.

Dünyanın en pahalı kenti Hong Kong

  • Yönetim danışmanlığı firması Mercer, her yıl gerçekleştirdiği ‘Yaşam Maliyeti Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı.
  • Yurtdışındaki çalışanlara ödenecek ücretler konusunda hükümetler ve çokuluslu şirketlere rehberlik eden ‘Mercer Yaşam Maliyeti Araştırması’, 5 kıtada 209 şehirde gerçekleştirildi.
  • Her şehirde konut, ulaşım, yiyecek, giyim, ev eşyası ve eğlence dahil olmak üzere 200’den fazla kalemin karşılaştırmalı maliyetlerinin ölçüldüğü araştırma sonuçlarına göre, 2019 yılının en pahalı şehri Hong Kong oldu.

2014 yılında şehirde yaşanan demokrasi yanlısı 'Occupy' (İşgal) hareketi

2014 yılında Çin'in, özel yönetim bölgesi Hong Kong'ta demokratik reformlara izin vermemesi üzerine başlayan olaylar sonrası 'Occupy Central' hareketi, Hong Kong'un merkezinde hükümet binalarının önünde oturma eylemi yapmıştı.

Öğrenciler ve demokrasi yanlısı eylemcilerin bu yürüttüğü kampanyalar daha sonra kitlesel gösterilere dönüşmüştü.

Oturma eylemi yapan göstericiler

Protestolara Çin yönetiminin özel idari bölgesi Hong Kong için açıkladığı seçim reformu yol açmıştı. Zira Hong Kong'un yönetim başkanının 2017'de halk tarafından seçilmesini öngören yasa, adayların Pekin'e yakın bir komite tarafından belirlenmesini öngörüyordu.

Pekin'in siyasi baskılarını protesto edenler, kentin finans merkezine giden yolları trafiğe kapatmıştı.

Gösteriler temelinde, demokrasi yanlılarının oluşturduğu Occupy Central'ın (Merkezi İşgal Et) başlattığı bir sivil itaatsizlik hareketi yer alıyordu. Merkezi İşgal Et'in uzun adı Occupy Central with Love and Peace (Aşk ve Barışla Merkezi İşgal Et).

Protestolar sırasında sarı şemsiyeler Hong Kong'da demokrasi hareketinin simgesi olmuştu.

Kampanyayı yürütenler siyasi reform ve uluslararası standartları karşılayan ölçüde demokratik seçimler talep etmişti.