Alice sayılar diyarında

AHMET BAKİ YERLİ
Abone Ol

“Alice Harikalar Diyarında” ve sayılar, genellikle kitabın satış rakamları veya film uyarlamalarının gişe geliri gibi somut verilerle ilişkilendirilir. Ancak bu eserin sayılarla olan ilişkisi daha derin bir anlama sahiptir. Eserin yazarı, asıl adıyla Charles Lutwidge Dodgson olan ve yayıncılık dünyasında Lewis Carroll olarak bilinen bir matematik öğretmeni ve fotoğrafçıydı. Bu bilgi, “Alice Harikalar Diyarında” aslı eserin matematikle olan ilişkisinin kökenlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olur.

Alice'deki gizli matematik, birçok kişiye sürpriz gelebilir, ancak matematikçiler her zaman Carroll'un kurgularına bazı sayısal unsurlar kattığını biliyordu. Lewis Carroll, matematikle yakından ilgilenen biriydi ve eserinde sık sık matematiksel bulmacalar ve semboller kullanarak okuyucuları düşünmeye teşvik etti. Bu, “Alice Harikalar Diyarında”nın sadece bir çocuk kitabı olmadığını, aynı zamanda matematiksel kavramların ve düşüncelerin derinlemesine incelendiği bir eser olduğunu gösterir. Carroll'un matematikle olan bağlantısı, kitaptaki çeşitli karakterlerin ve olayların arkasındaki gizli matematiksel motiflerin keşfedilmesine yol açar. Bu, kitabın daha derin katmanlarında, matematiksel düşünceyi teşvik eden ve okuyucuları mantıksal çıkarımlar yapmaya teşvik eden bir yolculuğa çıkmamızı sağlar. Carroll'un matematiksel zekâsı ve eserindeki matematiksel unsurlar, eserin klasikleşmesine ve zaman içinde birçok nesle ilham vermesine katkıda bulunmuştur. Bu yönüyle “Alice Harikalar Diyarında”, matematik ve edebiyat arasındaki benzersiz bir köprü olarak kabul edilebilir.

Bu yeni matematik akımı, tam sayılar veya kesirler gibi fiziksel nicelikleri temsil etmeyen, soyut ve hayali kavramları içeriyordu.

“Alice Harikalar Diyarında” kitabı, okuyucuları mantık kurallarının esnekliği, çelişkili durumlar ve matematiksel düşünme biçimleriyle karşılaştırarak, yazar Lewis Carroll'un matematiksel zekâsının bir yansımasıdır. Kitap, Alice'in boyutlar arasında yolculuğu ve beklenmedik boyut değişimleri gibi unsurlarla geometri ve uzaysal kavramlar arasında derin bağlantılar kurar. Lewis Carroll'un “Alice Harikalar Diyarında” adlı eserini anlamak, yaşadığı döneme ve o dönemdeki matematiksel gelişmelere odaklanmayı gerektirir. 19. yüzyıl matematiği, önemli bir değişim ve yenilenme sürecine sahip olup, tartışmalı kavramların da geliştiği bir zamandı. Carroll'un eserini bu bağlamda değerlendirdiğimizde, onun matematik alanındaki tutumunu daha iyi anlayabiliriz.

Lewis Carroll, bir matematik öğretmeni olarak, eski matematik metinlerine ve özellikle “Öklid'in Elementleri” gibi antik ders kitaplarına büyük değer verirdi. “Öklid'in Elementleri”, geometri, dörtgenler, paralel çizgiler ve trigonometri gibi konuları kapsayan bir matematik ders kitabıydı ve o dönemde titiz bir akıl yürütme örneği olarak kabul edilirdi. Carroll'un dikkat çekici olanı, çağdaş matematik anlayışına karşı eleştirel bir tavır sergilemesiydi. Çağdaş matematikçilerin eserlerini “yarı konuşma dili” ve “yarı-mantıksal” olarak nitelendirerek, onların titizliğinden ve matematiksel çözümlemelerinden pek hoşlanmıyordu. Ayrıca yeni matematiğin fiziksel gerçeklikten uzaklaşması onu rahatsız ediyordu. Bu yeni matematik akımı, tam sayılar veya kesirler gibi fiziksel nicelikleri temsil etmeyen, soyut ve hayali kavramları içeriyordu. Carroll, bu yeni matematik anlayışını reddetmesine rağmen, eserlerinde bu konuları hicvederek ele aldı ve “Alice Harikalar Diyarında” gibi eserlerin ortaya çıkmasına katkıda bulundu. Onun eserlerindeki matematik, sadece sayılarla değil; aynı zamanda mantıksal çıkarımlar ve soyut kavramlarla da ilgiliydi. Bu da Carroll'un, sadece matematik alanında değil, aynı zamanda edebiyatta da derin bir etki bıraktığını gösterir.

“Süreklilik ilkesi”, figürlerin, yansıma yoluyla başka bir yüzeye aktarıldığında, orijinal figürle aynı özellikleri koruduğunu ifade eder.

Carroll'un eserindeki matematiksel unsurlar, sadece sayılarla sınırlı değildir. Örneğin Alice'in boyut değişimleri ve geometrik paradokslar, eserin matematikle olan ilişkisini vurgular. Alice'in bir parça mantar yutarak boyutlarının değişmesi ve ardından dengelemek için mantarın diğer tarafından bir parça alması, matematiksel ve geometrik kavramları hicveden bir örnektir. Bu bağlamda, Carroll'un eseri, matematik ve edebiyat arasındaki ilişkiyi derinlemesine irdeleyen önemli bir eser olarak kabul edilir. Alice normal boyutuna döndüğünde, tuhaf ve merak dolu macerasına devam eder. Ancak önce küçük bir eve girmesi gerekmektedir. Bu küçük evde, Düşes'i mutfağında bebeğini emzirirken bulur. Fakat buradaki olaylar, biraz garip ve beklenmediktir. Aşçı, çorbaya çok fazla biber katar ve bu, herkesin hapşırmasına neden olur, Cheshire kedisi dışında herkesin...

Daha da ilginç olanı, Düşes bebeği Alice'e verdiğinde, bebek aniden bir domuza dönüşür. Bu sahne, figürlerin yansıtılmasını ve görüntülerin farklı açılardan incelenmesini içeren yansıtmalı geometrinin ilginç bir örneğidir. Bir görüntünün hareketli bir ekrana yansıtıldığını ve ardından ekranın farklı açılardan eğilerek bir dizi farklı görüntü elde edildiğini hayal edin. Bu, Carroll'un eserinde gülünç bulacağı çeşitli kavramları içeren bir alandır. Bunların en önemlisi ise “süreklilik ilkesi”dir. “Süreklilik ilkesi”, figürlerin, yansıma yoluyla başka bir yüzeye aktarıldığında, orijinal figürle aynı özellikleri koruduğunu ifade eder. Yani bir görüntünün yansıtılması, figürün temel özelliklerini değiştirmez. Bu, matematikte önemli bir kavramdır ve Carroll'un eserinde bu tür kavramları kullanması, okuyuculara farklı bir düşünme perspektifi sunar. Alice'in fantastik dünyasında, mantık ve gerçeklik sık sık sorgulanır ve geometri gibi matematiksel kavramlar da hayal gücünün sınırlarını zorlar.