Buzun üzerinde süzülenlerin sporu

HABER MASASI
Abone Ol

Havalar soğumaya, kışlık kıyafetler raflarda kendine yer bulmaya başlamışken dergimizde de kış sporlarına sıra geldi. Bu sayımızda da 500 yıllık upuzun bir tarihi olan fakat ülkemizde pek yer edinemeyen bir spor var. Kimimiz daha buzun üzerinde yürüyemezken buzun üzerinde süzülenlerin sporu: Buz hokeyi.

  • İlk defa Kuzey Avrupa ülkelerinde çıktığı iddia edilmesine rağmen ilkel formlarına Kanada’da rastladığımız buz hokeyinin ilk resmi müsabakası da 1885’te bir üniversite öğrencisi tarafından organize edildi.

İlk defa oynanan maçta dokuz kişilik takımlar olmasına rağmen bu sayı zamanla altıya düşürüldü. Günümüzde altı kişilik takımlarla oynanan buz hokeyinin uygulanan pek çok kuralı bulunmakta.

Mesela rakibi tutmaya hiçbir şekilde müsaade edilmezken oyuncu değişiklikleri de oyun durdurulmadan yapılmaktadır. Bunda amaç yüksek temponun düşmesine hiçbir zaman müsaade etmemek. Rakibin güvenliğinin sağlanması açısından sopaların omuzdan yukarı tutulması ve rakibin kafasının sopa ile engellenmesi de diğer yasaklı kurallardan. Eşitlik durumunda uzatmalara gidilen müsabakalarda ise altın gol kuralı uygulanmakta. Futbolun aksine, uzatmalarda ilk golü atanın kazandığı buz hokeyinde ise futboldan aşina olduğumuz ofsayt kuralı da bulunmakta. Eğer oyuncu hücum sahasına “puck”tan önce girerse ofsayt!

Hücum sahasına girmişken saha bilgilerini de iletelim: 2 yatay çizgi, kırmızı ve mavi ile üçe ayrılan sahada defans, nötr ve hücum alanları mevcut. 60 metre uzunluğunda 25-30 metre genişliğindeki sahanın buz olması, olmazsa olmaz bir faktör. Buzun sürekli korunabilmesi için sahanın derecesi düşük tutuluyor. Ortalama 10-15 derecelik bir stadyum sıcaklığı var. Olur da bir gün buz hokeyine giderseniz yanınıza bir hırka almanızda fayda var.

İki takımın 20 dakikadan oluşan 3 periyot boyunca mücadele ettiği maçlarda asıl amaç “puck” denilen disk ile gol atmak. Bu süreç içerisinde sporcular gol atmak için diske sadece sopa ile vurabilir. Bazı anlarda ayakları ile vurmalarına göz yumulmaktadır.

Saatte 32 kilometre hıza ulaşan sporcular için en önemli konulardan birisi de güvenlik. Bu yüzden spor ekipmanlarının birçoğu güvenliği tahsis etmek üzere üretilmiş. Kask, eldiven, göğüs korumalığı, dizlik ve dirseklik…

Sporcuların yanı sıra izleyicilerin de güvenliğinin önemsendiği bu sporda sahanın etrafı da plastik “bord”larla çevrilidir. Bu sayede “puck” yani 170 gramlık disk, seyirciler için bir tehlike oluşturmaz.

Türkiye’de Buz Hokeyi

Hayatın hiçbir alanında şiddete yer vermemek önemli iken buz hokeyinde durum biraz farklı.

1980’li yılların başlarında donmuş göllerde oynanan buz hokeyi, 9 Ocak 1988 tarihinde ilk defa ülkemizde bir müsabaka olarak oynanmıştır. Amerikalı subaylar tarafından oynanan ve -15 derecede gerçekleşen karşılaşma sonrası, 1989 yılında ilk “rink” açılmış, 1991’de de federasyon kurulmuştur. Günümüzde de farklı farklı liglerin düzenlendiği sporun yaygınlaştırma çalışmaları devam etmektedir.

Buz Hokeyi ve kavga

Spor ekipmanlarının birçoğu güvenliği tahsis etmek üzere üretilmiş. Kask, eldiven, göğüs korumalığı, dizlik ve dirseklik…

Hayatın hiçbir alanında şiddete yer vermemek önemli iken buz hokeyinde durum biraz farklı. Eğer bir buz hokeyi maçı izlediyseniz, özellikle NHL maçlarından bir tanesi ise, bir anda başlayan kavgalara şahit olmuşsunuzdur. Aslında kesinkes kural ihlali olan bu şiddet olayının bu kadar sık yaşanmasının arkasında yatan nedenlere bakmak lazım. Bunlardan bir tanesi gelenek(!). Hatta bir zamanların komedyenlerinden Rodney Dangerfield'ın bir sözünde de bu geleneği görmek mümkün:

Bir gün bir kavgaya gittim ve bir yandan da buz hokeyi oynamaya başladık.

Bir diğer sebep ise gurur meselesi(!). Eğer bir oyuncu rakibin oyun esnasında sınırı aştığını düşünüyorsa hiç düşünmeden kavgayı başlatabiliyor. Buna da “policing the game” deniliyor.

Son bir sebep ise bu kadar hızlı ve sert oynanan oyunda oyunu yumuşatmak(!). Yumruk mu daha az tehlikelidir, yoksa rakibe sopayla vurmak mı? Bu yüzden sopaların konuşmasına mahal vermemek adına yumrukların bir süreliğine de konuşmasına izin veriliyor diyebiliriz. Ama tüm bunların yaşanmasına müsaade edilmesine rağmen her kavga elbette ki kesinlikle kural ihlali.

Kuzey Avrupa’dan girdik, gelenek(!) diye normalleştirilmeye çalışılan şiddetten çıktık. Siz siz olun hiçbir zaman hayatınıza şiddetin müdahil olmasına izin vermeyin.

Emirhan Ünal / Üniversite Öğrencisi