İrade sahibi misin?

OSMAN TURHAN
Abone Ol

İrade, dürtülerini kontrol edebilen, haz alma duygusuna hâkim olma durumu olarak da açıklanmaktadır. İradesi özgür olmayan insan, dürtülerine itaat eder. İrade, uzun süreli hedeflerimize odaklanırken, bizi cezbeden kısa süreli şeylerden uzak durabilmektir.

Yaşadığımız çağda, neredeyse her şeyin haz odaklı olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki etrafımıza baktığımızda cazibeli reklamlar ve dikkat dağıtan uyarılarla çepeçevre kuşatılmış durumdayız. Elimizdeki “akıllı” cihazlar üzerinden de kesintisiz akan ve çoğu zaman ihtiyacımız olmayan bilgilere maruz kalıyoruz. Kılık kıyafet, yiyecek, içecek gibi her şeyin reklamı var ve her an karşımıza çıkıp bizi etkisi altına alabiliyor. Doğrudan insanın bilinçaltını ele geçirip, "al beni al!” mesajlarından kaçmamız neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Bu reklamlarla büyüyen çocukların hayatta her şeyin hemen, anında, sihirli bir değnekle gerçekleşebileceği algısı oluşmaktadır. Çocuklarda zamanı yönetebilme yetisi, ergenlik dönemiyle birlikte aşağı yukarı 12-13 yaşlarında başlar. Zamanı yönetmeyi öğrenmeye başlayan çocuk, kendini, iradesini de kontrol etmeye başlar.

Erken yaşta zamanı yönetme konusunda bir farkındalık yaşamadığımız için üstüne üstlük de maruz kaldığımız enformasyonun bir sonucu olarak odaklanma problemi yaşıyoruz. Sosyal hayata baktığımız zaman, insanların ellerindeki akıllı cihazların etkisiyle iradeleri dışında gerçekleşen konularla meşgul olduğunu görüyoruz. Bu durumda da doğal olarak iradesini ortaya koyması gereken “an”ı ıskalamış oluyorlar. Günümüz insanının en büyük problemlerinden biri, dikkat dağınıklığıdır. Dikkati çalınan insanın irade göstermesi elbette mümkün değildir.

İnsan, geleceğini ilgilendiren ve önemli kararlar alması gereken durumlarda tam olarak odaklanamazsa konuya dair derinlemesine düşünme ve kavrama da gerçekleşmeyecektir. Dolayısıyla insan, geleceğini ilgilendiren önemli eşiklerde kendi çıkarına irade gösterip özgün kararlar alamayacaktır. Bir konuda kendimizi geliştirmek ve kariyer yapmak istiyorsak, bir disiplin çerçevesinde günlerce, belki haftalarca, gerektiğinde sahada veya masa başında çalışarak, derinlemesine konuya odaklanma iradesini göstermemiz gerekmektedir.

Sosyal hayata baktığımız zaman, insanların ellerindeki akıllı cihazların etkisiyle iradeleri dışında gerçekleşen konularla meşgul olduğunu görüyoruz.

Günümüzde insanlar, çoğunlukla "dürtüler” dünyasında yaşamaktadır. Sürekli gelen bildirimler, kesintisiz akışkan medya içeriği ve sonsuz eğlence seçenekleriyle karşılaşarak, her an her yerde dikkat çekici, cazip "oltalara” kapılmaktadırlar. Dürtülerine itaat eden insan, anlık hazlar ve geçici istekler peşinde koşar, uzun vadeli hedeflerden yoksun kalır; böylece derin düşünce ve kavrama becerisinden mahrum kalır. Ayrıca zayıf iradeli insanlarda sürekli bir tatminsizlik ve huzursuzluk duygusu ortaya çıkar.

Alışkanlıklar, irade eğitiminin en temel araçlarından biridir. Uzun zaman içinde aynı şeyleri tekrar etmek başlarda sıkıcı gelse de sabırla ve istikrarla iyi alışkanlıklarımızı sürdürdüğümüzde, irademizin aslında ne şekilde terbiye edildiğini ve geliştiğini görebiliriz. Böylece geleceğimizi ilgilendiren önemli kararlar söz konusu olduğunda, zorlanmadan irade göstermemiz mümkün olacaktır. Bu bağlamda, eğitim kurumlarının önceliği çocuklara ve gençlere bilgi yüklemek değil, iyi alışkanlıklar kazandırmak olmalıdır. Gerek evde gerekse okulda, çocukların gösterdiği iradeyi ödüllendirerek farkındalık oluşturmalı ve zamanla bu olumlu davranışları alışkanlık haline getirmelerine yardımcı olmalıyız. İyi alışkanlıklar, insanın zorlanmadan iradesini ortaya koymasını sağlayan önemli bir etkendir.

Kişinin istediği bir şey için yeterince beklemesi, hazzı ertelemesi, yani irade göstermesi, onun hayattaki başarı grafiğini olumlu yönde etkileyen bir faktördür. Zira iradenin en yakın arkadaşları, tahammül ve sabırdır. Hedefimize doğru ilerlerken, bazı şeylere tahammül etmeden, sabretmeden irade göstermemiz mümkün değildir.

Genel olarak irade eğitimi, insanlara hayatlarını daha doğru yönetme becerisi kazandırmakta ve irade bir kas gibi, istikrarlı çalışma ile geliştirilebilmektedir.

“İrade eğitilebilir mi?” sorusuna verilecek en açıklayıcı yanıtlardan biri, “Marshmallow Experiment” olarak bilinen deneyin sonuçlarından elde edilebilir. 1960'larda Stanford Üniversitesi’nde Walter Mischel tarafından yürütülen bu araştırma, iradenin eğitilebilir bir beceri olduğunu gösteriyor. Deneyde, dört yaşındaki çocuklara bir şekerleme verilir ve iki seçenek sunulur: Şekerlemeyi hemen yemek veya 15 dakika bekleyip bekledikleri takdirde, ikinci bir şekerleme alarak ikisini birden yemek. Bu deneyde bazı çocuklar sabırla beklerken, bazıları şekerlemeyi hemen yiyor.

Deneyin en çarpıcı sonucu, çocukların ergenlik sonrası dönemlerindeki takibidir. Araştırmacılar, sabırla bekleyen ve hazzı erteleyebilen çocukların, hayatta daha uyumlu, daha güvenilir bireyler haline geldiğini bulmuşlardır. Bu çocukların özgüvenlerinin daha yüksek, stresle başa çıkma becerilerinin daha gelişkin olduğu, kendilerini daha iyi motive edebildikleri, zorluklar karşısında daha azimli davrandıkları ve sosyal çevrelerinde daha az sorun yarattıkları belirlenmiştir. İrade gösteren bireylerin hayatlarında daha başarılı ve pozitif sonuçlara ulaştıkları, daha nitelikli ilişkiler kurdukları ve daha az depresyona girdikleri gözlemlenmiştir.

Genel olarak irade eğitimi, insanlara hayatlarını daha doğru yönetme becerisi kazandırmakta ve irade bir kas gibi, istikrarlı çalışma ile geliştirilebilmektedir. İrademizi eğitmek için sabır, sebat ve öz farkındalık gereklidir. Sürekli pratikler ve düzenli alışkanlıklar geliştirmek, hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için adım adım ilerlemek, iradeyi kuvvetlendirir.

İrade veya öz disiplin, insanın kendi kararlarını, arzularını ve eylemlerini yönetme yeteneğidir. İrade, bizi dürtülerimizin esiri olmaktan kurtararak hedeflerimize ulaşmamızı sağlayan bir özdisiplindir. Bu bağlamda, irade, özellikle zorluklarla yüzleşerek ve sebat gösterdikçe gelişir. İradesi özgür olmayan insanlar, genellikle hayatlarını dış etkenlerin yönlendirmesine bırakırlar. Kararlarını başkalarının düşünceleri, toplumsal baskılar veya anlık duygusal tepkiler etrafında şekillendirirler. Bu durum, bireyin hayatını kontrol edememesi ve sürekli dış faktörler tarafından sürüklenmesi anlamına gelir.

Yaşadığımız teknoloji çağında, geçici hazlardan uzaklaşarak hayatımızı ilgilendiren ve bizim için faydalı olan şeylere öncelikli zaman ayırmamız gerekiyor. Daha anlamlı bir hayata ve ideallerimize odaklanmak için irade, olmazsa olmaz bir disiplindir. Bizi her cepheden kuşatan dürtülerimize kapılmadan irademizi eğitmek hem bireysel hem de toplumsal anlamda nitelikli ve saygın bir yaşam sürmemizi sağlar.

Gerçek anlamda özgür bir iradeye sahip olmak için, maruz kaldığımız bilgi bombardımanına karşı direnerek, geleceğimize dair bilinçli tercihler yapmalı, uzun vadeli planlar geliştirmeli ve aldığımız kararlara sadık kalmaya özen göstermeliyiz.