Mısır söz dökümü

HABER MASASI
Abone Ol

Tahrir Meydanı’nda dikili taş kısmına geçmek, banklara oturmak yasak. Resmî bina fotoğraflamak çoğu zaman illegal görülüyor, sesli videolarda bir polis memurunun ne çektiğinizi sorması çok olası.

“Sedefle mercan, abanozla kehribar, Ve her türlü baş döndürücü kokular; Bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar; Nice Mısır şehirlerine uğra, Ne öğrenebilirsen, öğrenmeye bak bilgelerinden.”

diye yazmıştı Kavafis, İthaka’da.* Mısır; 7000 yıllık geçmişiyle , Afrika ve Asya’nın orta yerinde kesişmesiyle, Kuzey Afrika’nın en büyük nüfusuyla, on beşten fazla imparatorluk çatısı altına girişiyle, dünyanın en eklektik ülkelerinden biri sayılabilir. Ülkeyi boydan boya bir cennete çeviren Nil, Antik Mısır imparatorluklarından cumhuriyet tarihine kadar hep merkezdedir ve bereketle ilişkilidir. Elbette ki piramitler, sfenksler, kral mumyaları ve tapınaklarıyla Mısır bir oryantal hazinedir ama bunları izninizle “Vikipedia” ve türlü gezi dosyalarına bırakacağım. Çünkü Mısır’da yaklaşık 1 buçuk ay, şehir merkezinde (downtown) yani Sirkeci/ Eminönü ile özdeş lik kurabileceğimiz bir lokasyonda kaldım, haliyle yerel halk bağla mında Mısır’ın bunlardan hiçbirini ifade etmediğini anlamış bulundum. Kahire, mimari açıdan, kurmakla inşa etmek arasındaki farkı hissettiriyor insana biteviye.

1900’lerin başından itibaren şehre gelen Fransız ve İtalyan oryantalistlerin yapımı olan, sonrasında özellikle 2011 Mübarek protestolarında dünyaca tanın an bir bulvara dönüşen Tahrir Meydanı, en az Londra kadar kozmopolit bir popülasyona ev sahipliği yapıyor. Şehrin trafiğini ise ancak Hindistan’daki keşmekeşle karşılaştırabiliriz, şeritler yalnızca görsel olarak varlar ve kaza izi olmayan araba görmek neredeyse imkansız. Şehrin merkezinde bulunmadığı için o kadar reklamı yapılmayan ama kültürel mirasın beşiği sayabileceğimiz yapılar da oldukça fazla. Neyse ki metro, İstanbul’daki M2 hattına benzetebileceğimiz bir ana hat ve birkaç aktarma sunarak, çoğu yere hızlı ulaşım sağlıyor. Metrodaki insan trafiği de Marmaray’a benzer, özellikle buradaki resmî bitiş saati olan 16.00-18.00 arası hep izdiham yaşanıyor.

Tahrir Meydanı, en az Londra kadar kozmopolit bir popülasyona ev sahipliği yapıyor.

2015 olaylarından sonra/ hatta belki 2011’i de baz alabiliriz, ülkede genel bir özel emir yasası var, Tahrir Meydanı’nda dikili taş kısmına geçmek, banklara oturmak yasak. Resmî bina fotoğraflamak çoğu zaman illegal görülüyor, sesli videolarda bir polis memurunun ne çektiğinizi sorması çok olası.

Kahire İslam Eserleri Müzesi/ Methafü'l-Fenni'l-İslâmî

Kahire İslam Eserleri Müzesi; Mısır’da müzeciliğin en erken örneklerinden diyebileceğimiz bir tarihte, 1880 yılında Dârü’l-âsâri’l-Arabiyye adıyla Hâkim Camii’nin yanında Hidiv İsmail Paşa’nın emriyle inşa ettiriliyor.

Mehmed Ali Paşa Camii

1952 senesinden, Cumhuriyet’in ilanından sonra birçok yapı gibi, buranın da ismi değiştiriliyor ve bugünkü adını alıyor: Methafü’lfenni’l- İslâmî. En eski kazılardan gelen eserler Fustat’taki kazılarda bulunmasına rağmen; ayrıca Irak, İran, Suriye, Anadolu, Kuzey Afrika, Endülüs ve Çin’den gelenlerin sayısı da epey çok. Müze, Emevi Dönemi İslam eserlerinden başlayarak sırasıyla Abbasi, Fatimi, Eyyubi, Memlük, Osmanlı ve Muhammed Ali Paşa dönemlerine salonlar ayırıyor.

Toplam 25 salondan oluşan müze 100.000’den fazla esere ve kaligrafi, tekstil , sağlık, şadırvan gibi özel salonlara ev sahipliği yapıyor. Türkiye’deki İslam eserleri müzelerinden farklı olan kısmının Şia menşeili Fatimi ve İran eserlerine de yer vermesi, özellikle kapılar üzerine yoğunlaşması olduğu söylenebilir. Müze’nin diğer bir önemi de, İslam Dönemi’nde Mısır’ın tek kadın sultanı olan Shajar al-Durr tarafından yaptırılan cami ve medresenin ahşap kapısına ev sahipliği yapıyor olması. Mısır’da hüküm süren imparatorluk eserleri dışında, İran ve Hindistan eserleri de müzeyi zenginleştiren unsurlardan.

Muhammed Ali Paşa Camisi

Muhammed Ali Paşa Camii’nin yerini tarif etmek için öncelikle Kahire Kalesi’nden bahsetmek gerekir. Kahire Kalesi; Selahaddin Eyyubi Dönemi’nde onun emriyle inşa edilen, 13-17. yüzyıllar arası hep hükümet merkezi işlevi görmüş ve çeşitli restorasyonlardan geçmiş bir yapıdır. Yapının coğrafi yeri, Mokattam Tepesi üzerine kurulmuştur. (Mokattam, gidenlerin günbatımını üzerinde izlemeden dönmemesi gereken bir yerdir.) Yani tüm şehre hakim bir silueti vardır. İç kale kısmında Muhammed Ali Paşa Camii dışında Al-Nasir Muhammed Camii, Mısır Polis Müzesi ve Mısır Ulusal Askeri Müzesi bulunmaktadır. Askeri Müze, Mısır’ın tarihteki en eski orduya sahip olduğu misyonu ve başlığıyla kurulan, Antik Mısır Krallıkları’ndan günümüze kadar ordunun geçirdiği savaşların çoğuna yer veren devasa bir müzedir.

Muhammed Ali Paşa Camii, 1830-1849 yılları arasında Muhammed Ali Paşa’nın devrinde inşa edilmiştir. Mimarı, İstanbul’dan gelen Yusuf Boşnak’tır. Bu eser, klasik Osmanlı mimarisinin Mısır’da görülebileceği en büyük ve sarih eserlerden biridir. Kubbe altı pandatiflerde dört Halife’nin (Muhammed, Ebubekir, Ömer, Ali) isimlerine yer verem caminin mihrabı da, Mısır’daki en büyük mihraptır. Muhammed Ali Paşa’nın kabri de caminin batı köşesinde dikdörtgen pirinç bir parmaklık içindedir. Türk ziyaretçilerin en başta yaşadığı kafa karışıklığı genelde bu caminin ismiyle ve tarihi figürleri ayrıştırmakla ilgili olmaktadır. Arapçada, Türkçede kullanıldığı gibi Muhammed isminin kısaltması Mehmet bulunmadığından, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın ismi Mısır’da her yerde Muhammed Ali olarak geçmektedir. Camii mimari olarak barok ve rokoko gibi Batılı üslûpların tercih edildiği bir örnek olması hasebiyle önem taşır, en azından Mısır’da muadili yoktur. Ama avizelerin yerleştirilme açısı ve dış cepheden görünümde, Nuruosmaniye Camii’ni andırdığı söyleyebilir.

Camii’yle ilgili bilinmesi gereken bir başka unsur da, avluda bulunan 1848 yılında Fransa Kralı Luis Philip’in hediye ettiği saat kulesidir. Şadırvanın hemen arkasında, dış avlunun üzerine konumlanan kule, Khan Al Khalili çarşısı içerisinden bile görülebilmektedir.

Zeynep Uzunboy-Üniversite Öğrencisi