Nasıl daha “iyi” düsünürüz?

SİNAN CANAN
Abone Ol

Yıllardır hem kendime hem de çevreme anlatmaya çalıştığım bir gerçek var: İnsanın bu dünyada başına gelenlerin çoğu nasıl düşündüğümüzle, düşünce kalıplarımızla ilgilidir. Sadece anlatmaya değil, yaşamaya ve göstermeye çalıştığım bu gerçek benim hayatımda ölçülebilir değişiklikler yapan açık bir gerçek. Bu gerçeği ise zaten yeterince yaşayan bir çok insan keşfediyor ama sinirbilim ve psikoloji alanından elde ettiğimiz içgörüler bu konuda bizi oldukça ikna edebilecek kuvvetli yöntemlerin ipuçlarını da sunuyor. Bu yazıda sizlerle nasıl “daha iyi”, “daha verimli” ve “daha olumlu” düşüncelerle yaşayabileceğimize dair birkaç işe yarar ipucu paylaşmaya çalışacağım.

Olumlu bir yaşam inşa etmek için:

1-Beyninizin varlık nedenini anlayın: Beyinlerimiz, diğer tüm beyinlerde olduğu gibi bizi hayatta tutmak amacıyla programlanmıştır. Milyarlarca yıllık canlılık serüveninin bize miras bıraktığı refleksler de temelde “zorlu yaşam koşullarında hayatta kalmamızı sağlayacak” optimum stratejiler üzerine bina edilir. Başka bir deyişle, beynimiz önce “kötü ve olumsuz olan” seçenekleri görme, bunlara odaklanma eğilimindedir. İyiye, olumluya ve uzun vadede fayda sağlayacak seçeneklere odaklanmak, çaba ve içsel bir eğitim süreci gerektirir.

2- Odağınızı belirlemeyi ve istediğiniz yerde tutmayı öğrenin: Dikkatimiz, bir “hayatta kalma donanımı” olan beynimiz tarafından yönetilir ve sıklıkla çevresel değişiklikler dikkatimizi celbederek bizim onlara odaklanmamızı sağlar. Bu süreç otomatiktir ve büyük oranda doğuştan getirdiğimiz beyin devrelerimize dayanır. Fakat bu “varsayılan” beyin reflekslerimiz, dikkatimizi çeken ve özellikle de bizi rahatsız eden uyaranları önceler. Normal, iyi, sıradan, gündelik olanlar, sıklıkla bu sistemin ilgi alanı dışında kalır. Eğer belirgin bir odaklanma eğitimi ve deneyimi yoksa, o beyin sadece acil durumlarda ve beklenmeyen değişimler olduğunda bir şeylerin “farkına” varacaktır. Öte yandan, dikkatimizi kendi irademizle bir konunun üzerine odaklamak, diğer çeldiricilere rağmen makul sürelerde dikkatimizi orada tutabilmek, geliştirilmesi gereken bir beceridir. “Bilinçli farkındalık” adı verilen çalışmalar bunun için yapılır ve beynimizin “acil tehdit” olarak algılamadığı konulara da odaklanabilmesini sağlayan becerilerin temeli buradan gelir. Sadece günde iki-üç dakika hiç bir şey yapmadan seçtiğiniz bir şeylere (mesela nefes alış verişinize) odaklanıp odağınızı orada tutmaya çalışmak, kas çalışma egzersizleri gibi, bu yeteneğinizi kısa sürede güçlendirecektir.

3-İyi ve güzele odaklanma fırsatlarını değerlendirin: Özellikle hayatınızda olumsuzluklar yaşarken, olumsuzluklara otomatik olarak odaklanan ve devamlı onlarla zihninizi meşgul eden beyin devrelerinizi, bilerek ve isteyerek olumlu seçenek ve uyaranlara yöneltmek, zihinsel ve psikolojik sağlamlığınız için güzel egzersizlerdir. Çoğu zaman bu zor gelse de olumsuz durumlara dair düşüncelerinizin sonuna bir “ama” ekleyerek hemen ardından olumlu bir cümle kurabilir, bu ikinci cümle üzerinde durmak için kendinizi davet edebilirsiniz. Mesela: Bu dersten istediğim notu alamadım AMA bir kez daha deneyerek bu konuyu daha iyi öğrenebilirim. O zaman bu konuda neler yapmam gerekir?

4-Müteşekkir olma fırsatlarını kollayın: Kafamızın içindeki o telaşlı hayatta kalma donanımları genellikle “elde edilmesi gereken eksikliklere” odaklı çalışırken, nadiren “elimizde olanlar” ile ilgilenir. Bir insan ne kadar çok elinde var olan imkan ve seçenekleri fark eder ve onların kıymetini zihinsel olarak değerlendirmeyi seçerse, beynimizdeki “şükran” devreleri o kadar çok çalışır. Bu tip alışkanlıkları olan insanlar, sorundan ziyade çözüme odaklı zihin durumlarını daha fazla deneyimlerler.

5-“Yapıldı” listesi tutun: Hepimizin muhakkak belirli hacimlerde “yapılacaklar” listesi vardır. Fakat tercihen her günün sonunda bir deftere “bugün yaptıklarım” gibi bir başlık altında yapılmış ve bitmiş işlerinizi kaydetme alışkanlığı geliştirirseniz, beyninizin ödül sistemini beslemiş ve motivasyonunuzu belirgin şekilde artırmış olursunuz.

6- Mizahtan yararlanın: Mizah adeta ilaç gibi bir yeteneğimizdir. Özellikle sıkıntılı zihinsel döngülerden çıkabilmenin en pratik yolu, mizahla iç içe olmaktır. Aşırı ciddiye aldığımız durumların bizde yarattığı efkar bulutlarını ve kısıtlı düşünce kalıplarını birkaç kahkaha kolayca dağıtabilir.

7-Olumlu iç sohbetlere zaman ayırın: Sıklıkla kendimizi eleştiririz; bu varsayılan beyin devrelerimizin kaçınılmaz marifetlerinden birisidir. Gerçi gelişim için iyidir ama çok fazla içeleştiri, kendimize güvenimizi, olumlu düşünceler üretmemizi ve harekete geçmemizi engelleyebilir. Bu nedenle arada bir, bile isteye, kendimizle olumlu sohbetler yapmayı, kendimizi tebrik etmeyi, işe yarar kısımlarımızın belki bir listesini yapıp bu konularda düşünmeye zaman ayırmayı ihmal etmeyelim. Faydası en hızlı görülen uygulamalardan birisidir.

8-İnsanlara yardım edin: Aşırı gelişmiş sosyal beyin devrelerimiz, birlikte yaşamak için ayarlanmış üst düzey yetenekler içerir. Bu yeteneklerin en önemli amacı birlikte yaşamı kolaylaştıracak reflekslerdir. Başka insanlara karşılıksız yardımcı olmak, evrimsel beyin hatlarımızda bir çok olumlu kimyasalın artışına ve içsel olarak kendimizi çok daha iyi hissetmemizi sağlar. Birlikte hareket ve yardımlaşma, beynimizin doğal ağrı kesicilerinden sakinleştiricilerine, iyileştiricilerinden geliştirici ve büyütücülerine kadar çok farklı kimyasalların miktarını artırır ve iyi oluşumuza inanılmaz katkı sağlar.

9-Güne ritüellerle başlayın: Uyandığımız anda bizi yataktan kaldıran nedenlere çoğu zaman aşinayızdır. Fakat her sabah, yataktan kalkmak için dışsal bir sebebe uymak yerine, sadece yatağımızda uyanık yatarken temel bir farkındalık meditasyonu yapabiliriz. Aldığımız nefese, sağlığımıza, bu günün taşıdığı potansiyellere odaklanabileceğimiz böyle bir iki dakika, bütün günümüzü değiştirmeye yeterlidir. İsterseniz sevdiğiniz bir şarkıyı dinleyerek, isterseniz aynı yerde yaşadığınız birilerini mutlu edecek minik bazı sürprizler yaparak gününüze çok güzel başlayabilirsiniz. Böyle başlayan bir gün sizi yepyeni imkanlarla tanıştıracaktır. Çünkü gün aynı olsa da artık siz farklı bakıyor olacaksınız.

10-Şikayeti bırakın: Şikayet, cesaret göstermemenin en kuvvetli nedeni ve bahanesidir. Şikayet edenler hayatlarını olumlu yönde değiştirme gücünü hızla yitirirler. İnsanın Fabrika Ayarları üçlemesinde ve özellikle son cildi olan “Sınırları Aşmak” bölümünde detayları ile anlattığım gibi, insanı insan yapan “cesaret” yeteneği, ancak şikayetin bittiği yerde başlar.