Tarım ekonomisi

HABER MASASI
Abone Ol

Her geçen gün artan dünya nüfusu gıda ve temiz su kaynaklarına olan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. UNFPA’nın (Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu) 2022’nin sonunda yayımladığı bir rapora göre 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar kişiye merdiven dayamış olacak. Halihazırda 8 milyar toplam nüfus ile şu anda bile her 1 dakikada 11 kişinin açlıktan hayatını kaybettiği; tahıl krizi, gıda fiyatlarındaki dalgalanma gibi küresel gıda sorunlarını düşündüğümüzde ekstra 2 milyar kişilik gıda kaynağının mevcut olmadığı ve bunun ciddi sorunlara sebep olabileceği söylenebilir. Dünyadaki kullanılabilir suların %70’inin tarımda harcanması da gıda sorunu ile birlikte hatta ondan çok daha büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkmaktadır.

Biz de bu sorunları ve potansiyel çözümlerini bu ayın ekonomi bölümünde "Tarım Ekonomisi" başlığı altındaki bu yazımızda, tarım teknolojileri alanında farklı projeler üzerinde çalışan değerli arkadaşım İsmail Yılmaz ile incelemeye karar verdik. Her ne kadar yeterli gıda kaynağının bulunmadığını bir önceki paragrafta dile getirmiş olsak da şu anki ekstansif* ağırlıklı tarım uygulamalarının da gıda üretimi ile ilgili sorunlara neden olduğunu açıklamaya çalışacağız. Birazdan üzerinde duracağımız yardımcı teknolojik araçlar ile verimi artırıp tarım arazilerinin dünya üzerinde kapladığı alanı artırmadan ve mevcut su kaynaklarını gereğinden fazla kullanmadan dünyanın artan nüfusuna yetecek miktarda gıda elde etmek mümkün olabilecektir.

Tarımda verimi artırmaktan kastedilen, niceliğe odaklı endüstrileşmiş ve doğaya zararlı tarım teknikleri değil, aksine nitelin ve niceliğin birlikte arttırıldığı organik ve sürdürülebilir tarım tekniklerinin kullanılmasıdır. Bu noktada dünya çapında yapılan en büyük hata bu “verimli tarım” kavramının yanlış anlaşılmasıdır. Sanayi devriminin getirdiği makineleşme trendi elbette tarımda da kendini gösterdi. Yazının başında bahsedilen ekstansif yani geleneksel tarıma yeni bir soluk getiren bu sanayileşme süreci, kimileri tarafından yanlış ve bilinçsizce yorumlandı. Çiftçiler yeni elde edilen bu teknolojiyi kullanarak ekstansif tarımdan “kurtulduklarını” zannetseler de sadece elde edilen ürün sayısındaki artışa odaklandıkları için ürün kalitesi düştü, ekonomik ve doğal olarak da üretim sürdürülebilir olmadı.

Modern tarımda amaç geleneksel tarımda elde edilen az ama organik olan ürünü niteliği bozulmadan sayıca artırmaktır. Böyle bir artış ile, ne insanlar organik ürün arayışına sürüklenecek ne de ürün sayısı yetersiz kalacaktır. Çünkü kalitenin hiçe sayıldığı endüstriyel tarım ilk başlarda dünya ekonomisi adına daha faydalı gibi görünse de uzun vadede olumsuz etkilerini göstermektedir. Modern tarımın ne olduğunu daha iyi anlamak için Hollanda örneğine bakmamız yeterli olacaktır.

Hollanda’da pestisit gibi zirai ilaç kullanımı neredeyse sıfıra yakın. Birçok sera ve tarlada drone ve sürücüsüz traktör kullanılıyor. Bu sayede toprağın verimlilik durumu, ürünlerin kalitesi gibi etmenler insansız olarak kontrol edilebiliyor. Hollanda'da ekili arazilerden alınan ürün rekoltesi, diğer ülkelere oranla iki kat daha fazla.

Ve en önemlisi ise tarımda su kullanımı normalden yüzde 90 oranında daha az. Bu yüksek verimlilik sayesinde yıllık 150 milyar dolar kazanç ile tarım sektöründe kendisinden yüzölçümü olarak 270 kat büyük olan ABD’nin hemen ardından gelmektedir.

Verimli tarım, ekonomiyi nasıl ve ne kadar etkiler?

Dergimizin ekonomi bölümünde her konuyu olduğu gibi bu konuyu da ekonomik açıdan rakamlarla ele alalım. Basit bir örnek vermek gerekirse; 2016 yılında Fransa’da üretilen şeker pancarı miktarı 33,7 milyon ton, Türkiye’de ise bu rakam 14 milyon ton. Yani Fransa’da üretilen miktarın yarısından bile az. Buğday, mısır, arpa gibi daha birçok üründe de durum aynı. Tarımsal yüzölçümü Türkiye’den küçük olan Fransa, nasıl oluyor da Türkiye’den daha fazla ürün üretip bu sektörde taşı-toprağı, iklimi çok daha elverişli olan ülkemizden daha fazla kazanç sağlıyor, diye sorduğumuz zaman cevap ortada. “İntansif”** yani diğer deyişle akılı tarım sayesinde. Üstelik Fransa’da nüfusun sadece % 2.7'si tarım sektöründe çalışırken Türkiye’de bu sayı %15,8'dir. Tüm bunlara rağmen Türkiye’de bu konunun üzerine düşülmediğini ve verimlilik alanındaki makası daraltmaya yönelik girişimlerin olmadığını söylemek doğru olmaz.

Tarım üretiminde belli başlı ülkelerin şimdilik gerisinde olsak da son yıllarda katlanarak artan üretim ve ihracat ağımız ile her sene yeni bir rekor kırarak dünyada 10. sırada olduğumuz tarım sektöründe daha yukarı sıralara umut ile göz kırpmaktayız. Özellikle devlet tarafından yürütülen tarım teşviki projeleri ile bu sektördeki yeni girişimler ve genç girişimciler desteklenmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından “Çiftçilik yapmak isteyen gençlere pozitif ayrımcılık” başlığıyla gençlere özel Genç Çiftçi Projesi, 2016-2018 yılları arasında 3 yıllık bir program olarak uygulanıp proje kapsamında toplam 47 bin 750 projeye 1,43 milyar TL hibe desteği verilmiştir. Halihazırda da Ziraat Bankası aracılığıyla gençlere özel ayrıcalıklı kredi paketleri ve yarışmalarda 18-40 yaş arası girişimcilere ek puan verilerek bu alandaki girişimler desteklenmektedir.

Türkiye; kime, hangi ürünleri, ne kadar satıyor?

Tüm bu desteklerin verdiği meyveyi (hem mecazi hem gerçek olarak) daha net görmek adına ülkemizde üretilen tarım ürünlerinin 2022 yılındaki üretim miktarları ve ihracat rakamlarının 2021 yılına göre artış ve azalışına bakalım. Üretim miktarlarında, 2022 yılında bir önceki yıla göre tütün üretiminde %15, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) %14,6, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %7,7 oranında artış olurken; sebzelerde %0,5 oranında azalma oldu. Buna göre, üretim miktarları 2022 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 70,2 milyon ton, sebzelerde 31,6 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 26,8 milyon ton olarak gerçekleşti. Bir önceki yıla göre, buğday üretimi %11,9 oranında artarak 19,8 milyon ton, mısır üretimi %25,9 oranında artarak 8,5 milyon ton, arpa üretimi %47,8 oranında artarak 8,5 milyon ton, çavdar üretimi %36,5 oranında artarak 273 bin ton, yulaf üretimi %32,2 oranında artarak 365 bin ton oldu. Meyveler grubunda üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elmada %7,2, üzümde %13,5, şeftali ve nektarin toplamında %13, erikte %4,9, çilekte %8,8 ve zeytinde %71,2 oranında artış olduğu görüldü. Ayrıca incir üretimi %9,4, muz üretimi %12,9 oranında arttı. Turunçgil meyvelerinden mandalina üretimi %2,5 oranında artarken, portakal üretimi %24,1 ve limon üretimi %14,6 oranında azaldı. En büyük artışın olduğu bir diğer alan olan sert kabuklu meyvelerde ise fındık üretimi %11,8, Antep fıstığı üretimi %100,5 oranında arttı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye'nin tarım ihracatı, 2022'de bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 34 milyar 246 milyon dolara çıktı. Tarım sektörü böylece tüm zamanların en yüksek ihracatına imza atarak geçen yılki toplam ihracatın yüzde 13,5'ini oluşturdu. Söz konusu dönemde, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri 11 milyar 473 milyon dolar, meyve sebze mamulleri 2 milyar 525 milyon dolar, zeytin ve zeytinyağı 495 milyon 838 bin dolar, su ürünleri ve hayvansal mamuller 4 milyar 66 milyon dolar, mobilya kağıt ve orman ürünleri sektörü de 8 milyar 440 milyon dolarla tüm zamanların en yüksek dış satımını gerçekleştirdi. Rekor kıran sektörlerde hedef ülke olarak Irak ön plana çıktı. Irak'a hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri 2 milyar 333 milyon dolar, meyve sebze mamulleri 379 milyon 167 bin dolar, su ürünleri ve hayvansal mamuller 772 milyon 312 bin dolar, mobilya, kağıt ve orman ürünleri 1 milyar 40 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirildi. Zeytin ve zeytin yağı sektöründe ise ABD'ye 110 milyon 385 bin dolar tutarında dış satımda bulunuldu. Türkiye’nin tarım ürünlerini en çok ihraç ettiği ülkeler arasında ise İtalya, Almanya, Hollanda, Amerika, Fransa, Belçika, İngiltere, İsveç, İsviçre, Kanada, Güney Kore, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Japonya yer almaktadır.

Yazımızda buraya kadar tüm bahsedilenlerden çıkarılacak sonuç şudur: Tarımda AR-GE çalışmasına ve yeni girişimlere destek sağlanması, üretimi doğrudan artıran başat bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim son yıllarda Türkiye tarım ihracatındaki yaşanan artış da bunu doğrular niteliktedir. Bir diğer husus da modern tarım tekniklerini kullanarak daha küçük yüzölçümü ve daha az çalışan ile çok daha fazla ürün elde edip ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamanın mümkün olduğudur. Ülkelerdeki tarımda çalışan kişi sayısının tüm çalışan nüfus üzerindeki oranının ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile doğrudan bağlantılı olması ise tarım-ekonomik gelişmişlik ilişkisini ortaya koyan bir başka göstergedir. Türkiye- Fransa bahsinde verdiğimiz örneğe Somali’yi dahil edersek Fransa, Türkiye ve Somali’nin tarımda çalışan nüfuslarının oranları sırasıyla: %3,8, %15,8, %65’dir. Bu sıralama aynı zamanda ekonomik kalkınmışlık sıralamasıyla aynıdır. Yani tarımda çalışan kişi sayısının oranı ile ekonomik kalkınmışlık arasında ters bir korelasyon olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir. Bunun sebebi de makinesiz tarım gibi yorucu ve vakit alan bir işte çalışmak yerine nüfus gücünün vakit ve enerjisini eğitim-öğretime daha fazla ayırma fırsatı elde etmesidir.

Çare: Akıllı tarım

Günümüz dünyasında devletler tarıma daha fazla bütçe ayırarak ve bir nevi teknoloji devrimi yaparak tarımda verimliliği ve sürdürülebilirliği en üst noktaya çıkarabilir.

Öyleyse gelin birlikte tarımda verimliliği ve sürdürülebilirliği doğrudan artıran başlıca tarım teknolojilerine ve bu teknolojilerin günlük hayattaki uygulamalarına bakalım. Öncelikle akıllı tarım kavramını inceleyelim. Tarımsal üretim dış etkenlere bağlı bir faaliyet olduğundan hava durumu, tohum kalitesi, toprak gibi birçok etken üretim oranını etkiler. Bu durum da tarımı, yıllar boyu riskli ve belirsiz bir konuma yerleştirmiştir. Ancak günümüzde akıllı tarım teknolojileri sayesinde bu riskler en aza indirgenerek tarımdaki verim artırılmıştır. Ayrıca akıllı tarım sayesinde gözlemlenebilir, kaliteli, düşük maliyetli ve her geçen gün bir adım daha ileriye giden tarım faaliyetlerine imkân sağlanmıştır. Akıllı tarımla yapılabilecekleri sıralayalım:

Yapay Zekâ Teknolojisi: Yapay zekâ, tarım işlemlerinin verimliliğini artırmak için kullanılabilir. Örneğin, görüntü işleme algoritmaları kullanılarak bitki hastalıkları ve zararlıları tespit edilebilir. Bu sayede hastalıklar ve zararlılar hızla tespit edilerek müdahale edilmesi gereken alanlar belirlenebilir. Böylece hastalık veya zararlılardan kaynaklı ürün kaybı azaltılabilir. Yapay zekâ algoritmaları, tarım işlemlerinin daha iyi planlanması ve yönetilmesi için kullanılabilir. Örneğin, tarımsal verileri analiz ederek hasat zamanlaması, sulama miktarı ve gübre kullanımı gibi faktörlerin optimizasyonu yapılabilir. Bu sayede doğru zamanda doğru işlemler yapılıp kaynaklar etkin bir şekilde kullanılabilir. Yapay zekâ, tarımsal faaliyetlerin otomatikleştirilmesi için kullanılabilir. Örneğin; otonom tarım makineleri, yapay zekâ algoritmaları sayesinde arazi taraması yapabilir, bitki hastalıklarını tespit edebilir ve otomatik olarak ilaçlama yapabilir. Bu otomasyon süreçleri, işgücü maliyetlerini azaltırken verimliliği artırabilir.

Sensörler: Sensörlerin tarıma en önemli katkısı, günümüzün "petrolü" olan veriyi toplayabilip analiz etmesidir. Sensörler, tarlalarda veya seralarda çeşitli parametreleri sürekli olarak ölçebilir. Toprak nem, sıcaklık, hava nem oranı, güneş ışığı seviyesi gibi verileri sürekli olarak toplayabilir ve analiz edilebilir. Bu veriler, tarım süreçlerini optimize etmek ve en iyi koşulları sağlamak amacıyla kullanılır. Ayrıca tarım verilerinin analizi uzman sistemler veya yapay zekâ algoritmalarıyla birleştirilerek daha iyi ve daha doğru tarım kararları alınabilir. Buna ek olarak, sensörler tarım makinelerinin daha verimli çalışmalarını sağlar. Örneğin, yabani otları lazer ile yok etmeye çalışan bir makine, sensörler sayesinde yabani otları algılayıp ona verilen görevi yapar. Böylece yabani otlardan kurtulduğumuz için ürünlerimiz topraktan daha fazla besin alır ve gelişimlerini en iyi ve hızlı şekilde tamamlar. Sensörler ile yapılan heyecan verici projelerden birisi şu anda Hollanda’da yürütülüyor. Tarım teknolojilerinin silikon vadisi kabul edilen Hollanda Wageningen Üniversitesinde son yapılan ve devrim niteliğinde kabul edilen araştırmada, çeşitli sensörler aracılığıyla sürekli olarak veri toplayarak bitkilerin büyüme sistemi keşfedilmeye çalışılıyor. Bitkinin en hızlı büyüdüğü ve meyve verdiği ideal ışık, sıcaklık, gübre miktarı, su miktarı gibi veriler sürekli olarak toplanıyor. Buradan elde edilen veri ile bitkinin nasıl büyüdüğüne dair simülasyon ve bilgisayar modelleri oluşturuluyor. Bu sistemler geliştirilebilirse şimdikinden çok daha hızlı bir şekilde tarım yapılabilir. Hızlı büyümenin yanında bitkinin yetişmesi için elverişli minimum kaynak düzeyi de tespit edilmeye çalışılıyor. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, ihtiyaçlardan birinin fazla miktarda olmasının bir diğer ihtiyacın daha fazla olması gerektirdiğini gösterdi. Tıpkı çok tatlı yenildiğinde su içme ihtiyacının artması gibi, bitkilerin çok gübreleri olduğunda büyümeleri için gereken su miktarı da artıyor. Bundan dolayı Hollandalı bilim insanları bu kaynakların hepsini minumum düzeyde tutarak nasıl bitki yetiştirileceği üzerinde çalışıyorlar. Böylece daha az su ve gübre harcayarak tarım yapılabilecek ve gelecekte tükenme tehdidi ile karşı karşıya kaldığımız bu iki kaynaktan büyük oranda tasarruf etmiş olacağız.

Drone Teknolojisi: Drone'lar tarım zararlılarına karşı etkili bir şekilde mücadele etmek için kullanılabilir. Özellikle geniş alanlarda veya zor erişilebilen bölgelerde drone'lar hızlı bir şekilde ilaçlama yapabilir ve böcek veya mantar gibi zararlıların yayılmasını engelleyebilir. Drone'lar sayesinde daha az kimyasal ile daha büyük alanları ilaçlayıp zirai mücadele yapabiliriz. Bu durumda tarım ürünlerinin zararlı haşerelerden korunması sağlanıp çiftçinin üzerinden büyük bir yük kaldırılır.

Sonuç olarak, günümüz dünyasında devletler tarıma daha fazla bütçe ayırarak ve bir nevi teknoloji devrimi yaparak tarımda verimliliği ve sürdürülebilirliği en üst noktaya çıkarabilir. Devletler bunu hem tarımdan Hollanda ve ABD gibi ciddi gelirler elde etmek için hem de gelecekte bizleri bekleyen su, gübre ve gıda kıtlığına karşı bir önlem olarak yapmalıdırlar.

*Ekstansif tarım: Teknoloji ve modern tarım tekniklerinin kullanılmadığı geleneksel tarım türü; ilaçlama, gübreleme, kaliteli tohum ve sulama gibi uygulamalar yeterli seviyede olmadığı için verim oldukça düşüktür.

**İntansif tarım : Ekstansif tarımın tersi olarak, modern tarım teknikleri ile yapılan makineleşmiş tarımdır. Geleneksel tarımın aksine hava durumu ve iklimin tarım faaliyetleri üzerindeki etkisi azdır.