Yavaşla! Cittaslow

NİLÜFER TAKTAK
Abone Ol

Hava kirliliği, kalabalık, trafik, gürültü, hormonlu yiyecekler, hız, acelecilik, neon ışıklar, her yerin tekdüzeleşmesi ve birbirine benzemesi… Bunlar metropoller için ettiğiniz şikayetler. Peki bütün bunların azaldığı ve hatta bitme noktasına geldiği, hayatın güzelleştiği yavaş şehirlerde yaşamaya ne dersin?

Her şeyin hızlı olanını talep ediyoruz. Kargonun, internetin, arabaların... Şehrin neden “yavaş” olanını isteyelim ki? Peki ne demek bu “yavaş şehir” meselesi? Bu şehirler yavaş şehir unvanını alacak ne yapıyor?

Roma’nın İspanyol Meydanı’nda 86 yılında bir fast food dükkânı dükkanı açıldı. Ve bütün hikâye böyle başladı... Ülkelerine kahve zincirlerini bugün dahi zar zor kabul eden İtalyanlar, bu fast food’cuların şehrin kalbinde açılmasına da karşı çıktı. Tepkiler sonucunda “slow food” sivil toplum örgütü oluştu. Bu hareket yemek kavramının yalnızca karın doyurmak olmadığını, yemeğin taaa tohumundan son aşaması olan sofraya gelene kadar her koşulun temiz, iyi ve sakin olması gerektiğini savundu. Ve İtalya’nın dört küçük şehrinin belediye başkanı bir araya gelerek slow food

(yavaş yemek) akımını, kentsel boyuta taşıdı ve yavaş şehir kavramını oluşturdu. Peki, neden var ki bu yavaş şehir kavramı? Aslında bu hareket en çok da küreselleşmenin şehirleri aynılaştırmasına karşı çıkıyor. Sence de bütün şehirler yavaş yavaş birbirinin aynısı olmaya, alametifarikalarını kaybetmeye başlamadılar mı?

Herkesin vardır ya hani şöyle "Aslında orası tam yaşanacak yer." hayali. İşte bu “cittaslow” meselesi tam olarak öyle bir şey. Aslında cittaslow, 1999 yılında İtalya’da kurulmuş uluslararası belediyeler birliğinin adı.

  • İtalyanca citta “şehir”, slow da bildiğiniz gibi İngilizce “yavaş” demek. Bu kelimelerin birleşmesinden türetilen cittaslow da yavaş şehir anlamına geliyor ve bütün dünyada böyle kullanılıyor.

New York.

Öyle ki bu bir hareket haline gelmiş ve hareketin bir birliği dahi var! Düşünsene bir grup adam oturmuş ve “Bundan sonra bazı şehirler daha ‘yaşanılır’ olsun.” diye karar almış. Yani yavaş, özgün ve el değmemiş yerler arıyorsan, bu yavaş şehirler tam sana göre!

Yavaş şehirlerin birliğine üye olmak isteyen yerlerin cittaslow felsefesine uygunlukları da değerlendiriliyor.

Birlik kurulduğu zaman 59 tane kriter belirlenmiş. 2013 yılında bu kriterler Uluslararası Bilim Komitesi tarafından güncellenmiş ve 70’e kadar çıkmış. Bir şehrin yavaş şehir olması için nüfusunun 50 binden az olması, geleneksel yapısını koruması, fast food dükkanları yerine yerel yemeklerin sunulduğu mutfakların desteklenmesi, organik ürün üretmesi, el sanatlarına ve geleneksel mimariye sahip olması gerekiyor. Gürültü ve hava kirliliğinin önlenmesi için çalışıyorlar. Tabii bütün bunlar yavaş şehirlerde yaşayan insanların psikolojisini de doğrudan olumlu bir şekilde etkiliyor. İtalyan şehirlerinin bu harekete öncü olsa da günümüzde neredeyse 200’ü aşkın şehir cittaslow üyesi. Dünyada ilk ve tek cittaslow metropolü ise İzmir.

Cittaslow kriterleri şu başlıklar halinde inceleniyor:

  1. Çevre politikaları
  2. Altyapı politikaları
  3. Kentsel yaşam kalitesi politikaları
  4. Tarım, turizm, esnaf ve sanatkarlara dair politikalar
  5. Misafirperverlik, farkındalık ve eğitim için planlar
  6. Sosyal uyum
  7. Ortaklıklar
  • Bütün bu şartlar sağlandığı zaman şehir ya da bölge cittaslow unvanına sahip oluyor. Merkezi İtalya’da bulunan bu birliğin üyeleri yönetim ilkeleri çerçevesinde ulusal ağlar kuruyor.

Bir ülkeden 3 şehir bir araya gelerek ülkenin ulusal ağını oluşturuyor. Bu birliğe başvuran şehirlerin nüfusunun başvuru dosyası değerlendirilerek yukarıdaki başlıklara göre puanlanıyor. Bu kriterler neticesinde puanlanan şehirler yavaş şehir olmaya hak kazanıyor. Peki, birdenbire bu şehirlere kocaman gökdelenler dikilirse ne olur? Yavaş şehir olan şehirlerin kriterleri her yıl yeniden inceleniyor. Eğer şehirler bu özelliklerini kaybederlerse birlikten çıkarılıyorlar. Bu şekilde artık yavaş şehirlikten çıkarılan kentler de var. Yavaş şehirlerin, isimlerine uygun bir hayvanı gösteren simgeleri de var; salyangoz. Salyangoz simgesi bölgenin dört bir yanında görülebiliyor.

Bazı yavaş şehirler

Greve in Chianti – İtalya

Greve in Chianti – İtalya

İlk yavaş şehir unvanına sahip olan yer Greve in Chianti. İtalya’nın Toskana Bölgesi’nin başkenti olan Floransa’da bulunan bir komündür. Geniş üzüm bağları, çiftlikleri, İtalyan mimarisi evleriyle huzur dolu bir kasaba. İlk “yavaş şehir” unvanına sahip olsa da turistlerin pek de uğramamasından dolayı el değmemiş bir yer. Greve’de zaman duruyor ve yalnızca âna odaklanıyorsun. Eh bu felsefenin amacı biraz da bu değil mi zaten?

Svendborg – Danimarka

Svendborg – Danimarka

Danimarka’nın güneyindeki Funen adasında bulunan bir kasaba Svendborg. “Yavaş Şehir” unvanının yanı sıra 2000 yılında yılın kasabası ilan edilmiş. Svendborg’da Danimarka Tarih Müzesi ve Naturama Doğa Tarihi Müzesi de bulunuyor. 12. yüzyılın ilk yarısında kurulan bu kasabaya gittiğinde o yıllardan kalma bir yeri geziyormuş gibi hissedebilirsin.

Trevi – İtalya

Trevi – İtalya

Yavaş şehir felsefesinin ilk ortaya çıktığı yer olan İtalya’dayız yine. Bu hareketin İtalya’da çıkması tesadüf değil, çünkü pek çok bölgesi bu tanıma uygun. Spoleto Vadisi’nin kalbinde yer alan Trevi’yi üç yüz binden fazla zeytin ağacı çevreliyor. Zeytin ağaçlarının bir kolu denize doğru uzanıyor. Orta Çağ’dan ve Rönesans’tan kalma tarihle iç içe geçmiş bir kasaba. Bütün bunların yanında organik İtalyan mutfağı da var. Eh, daha ne olsun?

Naramata - Kanada

Avrupa’dan çıkıp biraz daha uzaklara gidelim. Atlas Okyanusu’nu aşıp Kanada’ya varıyoruz. Kanada’da da yavaş şehir unvanlı bir yer var: Naramata. Diğer kasabalar gibi burası da doğal güzelliğiyle ön plana çıkıyor. Üzüm bağları, şelaleleri, plajları yaz kış çok güzel.

Matakana – Yeni Zelanda

Matakana – Yeni Zelanda

Bu kez Güney Yarım Küre’den merhaba. Yeni Zelanda’da bulunan Matakana da yavaş şehirler arasında. Auckland Bölgesi’nde bulunan bu küçük kasaba oldukça popüler olmasına rağmen hala hâlâ huzur dolu.

Türkiye'deki yavaş şehirler

Bu kadar dünyayı saydık, ülkemizde yavaş şehir yok mu şimdi, diyorsan bekle. Bizde de yavaş şehirler var. Hem de sayıca hiç de az sayılmaz. Türkiye’den seçilen ilk “Yavaş Şehir” Seferihisar olmuştu. Tarımsal üretim verimliliği, temiz havası, organik mutfağı, ulaşım yolları çeşitliliği nedeniyle seçilen yerin ardından birçok yer bu unvana sahip oldu. Ülkemizdeki yavaş şehir unvanına sahip olan yerler:

-Ahlat (Bitlis)

-Akyaka (Muğla)

-Arapgir (Malatya)

-Eğirdir (Isparta)

-Gerze (Sinop)

-Gökçeada (Çanakkale)

-Göynük, Mudurnu (Bolu)

-Güdül (Ankara)

-Finike (Antalya)

-Foça (İzmir)

-İznik (Bursa)

-Kemaliye (Erzincan)

-Halfeti (Şanlıurfa)

-Köyceğiz (Muğla)

-Perşembe (Ordu)

-Seferihisar (İzmir)

-Şavşat (Artvin)

-Taraklı (Sakarya)

-Uzundere (Erzurum)

-Vize (Kırklareli)

-Yalvaç (Isparta)

-Yenipazar (Aydın)

Seferihisar – İzmir

Seferihisar – İzmir

“Orada bir köy var uzakta.” dersin ya. Hani hem çok güzeldir, hem “Ah buralarda yaşasak!” dersin. Seferihisar tam olarak böyle bir yer. Taşınacaksan tam da buraya taşın. Sakin, yavaş, yemekleri şahane, havası muhteşem. Üstelik minik ve gezmesi de kolay. Sokakları çok güzel. Ayrıca Seferihisar’ın özellikleri yalnızca “güzelliğiyle” de sınırlı kalmıyor. Güneş, jeotermal ve rüzgâr enerjisi açısından da oldukça geniş kaynaklara sahip. İkisi organik olmak üzere haftada dört pazar kuruluyor. Ayrıca uyguladığı projelerle diğer yavaş şehirlere de örnek teşkil ediyor Seferihisar. Peyzajda yöresel aromatik bitkilerin kullanılması, güneş enerjili sokak aydınlatma elemanları, karbon salınımının hesaplanması, kompost tesisi ve güneş enerji santrali yapımı gibi projeler burayı özel kılıyor. Özellikle bahar aylarında begonviller ve renkli pencereler arasında kaybolabilirsin. Çevredeki Alaçatı, Çeşme kalabalığının son bulduğu bu güzel yerde yaz tatilin de harika geçecek.

Vize – Kırklareli

Vize – Kırklareli

İki eski başkent olan Edirne ve İstanbul’un tam ortasında bulunan Vize, bütün bu keşmekeşten de bir o kadar uzak. Öyle uzak ki yavaş şehir seçilmiş. Tarihi, kültürü ve doğasıyla cennet gibi bir yer. Şimdilerde küçük, şirin bir ilçe olmasına rağmen geçmişte ünlü ve büyük bir ilçeymiş. Bizans Dönemi’nden itibaren önemli bir yönetim ve kültür merkezi olmuş. Bu zengin mirasının yanı sıra güzel doğasıyla “Gülümseyiniz, Vize’desiniz.” mottosuyla gülümsetmeyi de başarıyor. Yunan yazar Georgios Vizyenos “Trakya’da birçok kasaba vardır. Fakat Vize kadar güzeli yoktur.” diyerek de ne kadar güzel olduğunu belirtmiş. Üzerine daha fazla söz söylememe gerek yoktur herhalde?

Şavşat – Artvin

Şavşat – Artvin

Uçsuz bucaksız el değmemiş topraklara sahip Artvin’in de yavaş şehir unvanına sahip bölgesi var: Şavşat. Karadeniz’in en doğusundaki uçlardan biri. Bölge, tarihi ve doğal güzellikleriyle görenleri kendine hayran bırakıyor. İsmi Gürcüce Şavşeti’den geliyor. Anlamıyla ilgili de çeşitli rivayetler var. 2015 yılında yavaş şehirler arasına alınan Şavşat’ta, Arsiyan Yaylası, Tbeti, Şavşat Kalesi ve Sahara Yaylası gezilecek yerler arasında...

  • Yavaş şehirlerin insanın hem psikolojine hem fizyolojisine iyi gelen bir sürü yanı vardır. Sakin şehirler stres oranını azaltır, bağışıklığı zayıflatmaz. İnsanlar birbirini tanıdığı ve daha dingin yaşadıkları için güvenlidir.

Zira telaş, acelecilik, kirli hava, gürültü kirliliği gibi etkenler, kanser gibi pek çok hastalığı tetikler. Yavaş şehirlerde yaşayanların yaşam süresi uzar. Sosyolojik olarak da daha sağlıklıdır. Toplumu, aileyi, bireyi kollar, gözetir. Bu alana ilgi duyanlar Avni Çebi'nin Merhametli Şehirler kitabını ve Sadettin Ökten'in tüm kitaplarını inceleyebilirler. Bu yazıyı okuduktan sonra yavaş yaşamı gözlemlemeyi düşünenler, kendilerine en yakın yavaş şehre rotayı çevirmekle ilk adımı atabilir. İyi gezmeler!