Yazar olacaklar için önemli sorulara kısa cevaplar-4

HABER MASASI
Abone Ol

Bu yazıda bir yazar, editör ve öğretmen olarak yazmaya yeni başlayanların ya da başlayacakların, yazmak için gayret gösterenlerin, yazarlığı profesyonel bir meslek olarak yapmak isteyenlerin önemli sorularına kısa cevaplar vereceğim.

Dil, Bir Yazar İçin Ne Kadar Önemli?

Bir film yapımcısı olsanız anlatmak istediğiniz şeyleri karşınızdakine ulaştırabilmek için birçok şeyden yararlanabilirsiniz. Ancak yazarın elinde sadece kelimeler bulunur. Tüm hünerinizi sadece onlarla gösterebilirsiniz. Bu yüzden ona sımsıkı tutunmalı, kendinizi kelimeler konusunda en iyi hâle getirmelisiniz. Sözcüklere hayatında ilk defa deniz yıldızı görmüş bir çocuk gibi merak ve hayretle bakmalısınız. Evirip çevirin, kökenini araştırın, hikayesini dinleyin. Nereden kalkıp dilimize gelmiş; cümlelerimize karışmış, öğrenin. Bu size daha önce çok az kişinin tıkladığı gizemli kapılar aralayacaktır.

Uzun Yazmak mı Daha Zor, Kısa Yazmak mı?

Ben yazı dünyasına üniversitedeyken yetişkin edebiyatıyla girdim, bundan beş yıl önce ilk çocuk kitabımı kaleme aldım. 9 yaş ve üzeri çocuklar içindi. Sonra yeniden yetişkinlere, ardından da okul öncesi döneme metinler yazdım. Yakın bir dostum yetişkin edebiyatından çocuk edebiyatına geçişime üzüldü, bunu kariyer basamağımda bir gerileme olarak gördü. Ben de böyle düşünmesine üzüldüm çünkü çocuk kitapları yazmak zorlu bir iştir. Elinizdeki malzeme azaldıkça yapacağınız işin zorluk derecesi artar. Çocuklar için kullanabildiğimiz kelimeler, olaylar, anekdotlar sınırlıdır. Bu yüzden aklınızdaki şeyi anlatırken köşeye sıkışırsınız. Çocukların algı düzeyi, hassasiyetleri, zihinsel olgunlukları, kitabın kelime ve sayfa sayısı... Tüm bunlar, yazar için ustalıkla yönetilmesi gereken şeylerdir. O yüzden kısa veya uzun metni direkt kıyaslamak yerine metinlerin dinamiklerine bakmak gerekir. Kısa metin her zaman kolay değildir.

Büyülü Gerçeklik Nedir?

Size Acı Çikolata kitabından biraz değiştirilmiş bir alıntı yapayım: “Tuğba bir gün o kadar çok, o kadar çok ağladı ki odasını üç karış gözyaşı bastı. Hava çok sıcaktı, gözyaşı buharlaştı ama geriye tuzu kaldı. (Gözyaşı tuzludur, bilirsiniz.) Sonra Tuğba’nın annesi geldi ve yerdeki tuzları bir süpürge ile süpürüp faraşla topladı, kavanozlara doldurdu. Üç yıl boyunca yemeklerde kullandı.” Bu absürt bir durumdur ama yazar bu olayı gerçekçi ve normal diğer şeylerin arasında, sanki hepimiz her gün böyle yapıyormuşuz gibi garip bir tepki vermeden anlatıp geçer. İşte buna büyülü gerçeklik denir.

Küçürek Öykü Nedir?

Alışılmış öykülere kıyasla daha kısa olan öyküye küçürek öykü denir. Metin türlerini kelime sayısına göre ayırmak çok doğru değildir. Zaten küçürek öykünün kelime sayısı da dilden dile değişir. Bir solukta okunabilen kısa öyküler olarak düşünebilirsiniz küçürek öyküyü. İyisi mi siz, Türk Edebiyatında Yeni Bir Tür Küçürek Öykü’yü (Akçağ Yayınları) bir okuyun.

“Anlatma, Göster” Ne Demektir?

Okur; yazardan duyguyu, “Tuğba çok sıkılıyordu.” diye vermesini istemez. Tuğba’nın sıkılganlık hâlini onlara göstermenizi ister. Yani Tuğba sıkıldığında ne yapıyorsa onu okura aktarmalısınız. Boynu titremeye başlıyor olabilir, elleri terliyor olabilir, agresifleşiyor olabilir, kurdeşeni azıyor olabilir. Tuğba’nın sıkılganlık hâli için bize bazı davranışlardan bahsetmelisiniz ki sahneyi görebilelim, sahne gözümüzün önünde canlansın. Ayrıca bu, Tuğba karakterine de derinlik katar. Tuğba’nın nasıl sıkıldığını, sıkıcı durumlarda ne yaptığını görürsek o karakteri daha yakından tanırız. Çünkü herkesin, her karakterin sıkıcı şeylere verdiği tepki birbirinden farklıdır. Tuğba’nın elleri terliyorsa Bilal’in saç derisi kaşınıyor olabilir. Bu durumda siz de karakterlerinizi daha yakından tanırsınız, karakterleriniz hakkında daha çok düşünürsünüz. Nasıl biri? Mutluluğu nasıl yaşıyor? Sinirli bir anında çevresindeki kişilere ve nesnelere nasıl davranıyor? Tüm bunlar nasıl bir yerde oluyor? Daha önce neler yaşamış ki böyle tepki veriyor? Bu tepkisine çevredekiler nasıl tepki veriyor? Tuğba’nın canı sıkkın, diyerek geçeceğiniz şeyi okurun gözünde canlandırabilmek için birçok konuyu düşünmeniz gerekir. Yazarlık böyledir.

Tuğba Coşkuner / Yazar, Editör, Eğitimci