Z Kuşağı değil yardım kuşağı

HABER MASASI
Abone Ol

İnsanın olduğu her yerde umut vardır. Bu yazıda sizlere, bir şeyleri değiştirmek, dönüştürmek ve daha güzel hâle getirmek için ümitvar olmanın hayatiliğinden bahsedeceğim.

Tarih boyunca medeniyetler, sürekli bir gelişim ve ilerleme çabasındaydı ve gün geçtikçe yaşam standartlarını biraz daha yükselterek hayatı kolaylaştırmanın yollarını aradılar. Kuşaklar arasındaki fark da burada ortaya çıkmaya başladı.

Yeni gelenler eskilerin inşa ettiği medeniyete yeni tuğlalar koydular. Yeni çağın yeni insanları önceki çağın insanlarını eleştirdi, bunu kendi çağının normlarına göre yaptı, ebeveynler de alışık olmadıkları bu tutumu kanıksayamadı ve birçok olumsuz sıfatla isimlendirdi. İki tarafın bu şekilde anlaşmazlığa düşmesi ve uyum sağlayamaması kuşak çatışmasını doğurdu.

Konu yine Z Kuşağı

Z kuşağı Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremlerin sonrasında ise yaptıklarıyla bazı kişilerin ön yargılarını kırmayı başardı.

Z kuşağı belki de üzerine en çok yazılıp çizilen, yorum yapılan kuşaklardan biri. 90’ların sonundan 2010 yılına kadar olan süreçte doğan bu jenerasyon, aynı zamanda Genç Motto dergimizin en değerli okuyucuları. Kendinden önceki nesilden farklı olarak internetin ve teknolojinin içine doğmaları onların dijital yerli olarak anılmasını sağladı. Küçüklükten itibaren çok fazla uyarana maruz kalmaları, elektronik cihazlara ve ekranlara ayırdıkları zamanın fazla olması bu neslin dikkat sürelerinin azalma sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Bununla beraber sosyal hayatları da fiziki olarak bir araya gelmekten ziyade çoğunlukla sanal hayatla bütünleşmiş durumda.

Aynı anda birçok işi yapmaya çalışmaları, yaptıkları işte uzun süre sebat edememeleri ve çabuk sıkılmaları da onların doyumsuz olarak nitelenmesine sebep oldu. Bunlar eski neslin alışık olmadığı, garipsediği bir sürü unsur barındırıyor, o yüzden Z nesli sürekli kendini savunmak ve açıklamak zorunda kalıyor. Bu her iki nesil için de çok yıpratıcı.

Z Kuşağının görünmeyen tarafları

  • Her kuşak önceki kuşaklar tarafından eleştirilmiştir. Ancak Z kuşağının bahsi geçen özellikleri dezavantajlı gözüktüğü ve sosyal medyanın etkisiyle daha çok konuşulduğu için gençler eleştiri oklarının hedefi hâline geldi. Peki, Z kuşağı bu kadar eleştiriyi hak ediyor mu? Z kuşağından ümitsiz olmak doğru mu?

Aslında Z kuşağının birçoğu eğitimli ve ilgili anne babaların çocukları olarak dünyaya geldi. Ekonomik imkanların daha iyi olması ve teknolojinin içine doğmaları onları diğer nesillere nazaran daha üretken ve pratik yaptı.

Ayrıca bilgisayar ve internetle çok fazla hemhal olmaları da bu neslin el, göz, kulak ve motor becerilerin koordinasyonu açısından insanlık tarihinin en başarılı nesli olmasını sağladı. Özgüvenli ve kariyer odaklı ilerleyen Z kuşağının cesur ve girişimci olması bunun yanında çok kültürlü bir dünyada yetişmesi sebebiyle insanları dini, dili ya da ırkı sebebiyle ayrıştırmamaları da önceki kuşaklara göre en büyük avantajları sayılabilir.

Deprem sırasında Z Kuşağı

Yeni gelenler eskilerin inşa ettiği medeniyete yeni tuğlalar koydular.

Z kuşağı Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremlerin sonrasında ise yaptıklarıyla bazı kişilerin ön yargılarını kırmayı başardı. Bir türlü hak ettiği değeri göremeyen bu kuşak, aslında insana ne kadar değer verdiğini ve başkalarını da ne derece önemsediğini afet sonrasında hepimize göstermiş oldu.

13 milyon insanın etkilendiği ve on binlerce insanın da hayatını kaybettiği iki büyük deprem sonrasında tüm ülke hatta nerdeyse tüm dünya seferber oldu. Herkes, yaraları sarmak adına işin bir ucundan tutmaya çalışırken yardımsever vatandaşların getirdikleri yardım malzemeleri de deprem yardımı toplama merkezinde gönüllü Z kuşağı tarafından ayrıştırılarak paketlendi. Sonrasında ise paketlenen yardımlar, tırlarla deprem bölgelerine gönderildi.

  • Bununla da yetinmeyen gençler, okulların da tatil edilmesiyle birlikte gönüllü olarak deprem bölgesine gitti. Kimisi enkaz kaldırma, kimisi kurtarma, kimisi de yardım dağıtma çalışmalarına katıldı. Bazıları üniversite hazırlığına kısa bir ara verdi.

Gerek liseliler gerekse üniversiteliler, organize olarak bağış kampanyaları düzenlemenin yanında birçok şirketi de bağış yapmaya teşvik ettiler. Üstelik sadece bunları yapmadılar. Kimin yardıma ihtiyacı olduğunu ve hangi yardımın nerede olduğunu gösteren programlar yaptılar, binlerce insanın koordinasyonuna katkı sundular. Kermesler düzenlediler, sistemin aksayan yönlerini düzelttiler, kodlama bilen üniversiteliler bir araya gelerek yeni aplikasyonlarla sahadakilere destek oldular. Yaşanan seferberlikte gençlerin katılımının bu kadar yüksek olması gurur vericiydi.

  • Onları hızlı yaşayan ve haz peşinde koşan, bencil bir nesil olarak düşünmek bu kuşağı henüz yeterince tanımadığımızı gösteriyor. Ülkenin nüfusunun neredeyse dörtte birini oluşturan Z kuşağının vatanseverliği, duyarlılığı, bu ülkenin geleceği adına nasıl da umut vadeden muhteşem davranışlarıyla kayıp bir nesil olmadığını tekrar anlamış olduk.

Gençlerin itibar görmeye, güvenilmeye, organize olmaya, teşvik edilmeye ve motivasyona ihtiyacı var.

Son olarak tarihin en büyük depremlerinden birinin yaşandığı bu bölgede yaraların sarılmasının ve hayatın normale dönmesinin en az 3 yıl sürmesi bekleniyor. Afet zamanı sivil toplum kuruluşlarının önemi daha da iyi anlaşıldı. Deprem kuşağında yaşadığımızın da farkında olarak sivil toplum kuruluşlarındaki gençlerin enerjisine, pratik fikirlerine, projelerine ve iyiliklerine çokça ihtiyaç var. Dolayısıyla mücadele devam ediyor ve her şeyi beraber inşa edeceğiz. Ön yargısız, merhametle, anlayışla ve kol kola.