2024’de Ukrayna’yı bekleyen muhtemel senaryolar

SAMİR BABAOĞLU
Abone Ol

ABD başkanlık seçimlerinin Kiev’e yönelik tutum ve destekte hâyâtî değişikliğin habercisi olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, Ukrayna’ya yönelik devam eden askerî ve mâlî desteğin 2024′te zora gireceği düşünülüyor. Özellikle tüm gözler, başkanlığı sırasında Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yakın ilişkiler kuran Cumhuriyetçilerin adayı, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın üzerinde. Başkanlık seçimlerini Trump’ın kazanması durumunda Ukrayna’ya yönelik yardımın hızla rafa kaldırılabileceği yönünde ciddi endişeler var. Ukrayna’daki durumun büyük ölçüde ABD’deki oylamanın sonucuna bağlı olduğu konusunda herkes hemfikir.

Askerî analistler de her iki tarafın cephede güçlü bir konumda olmadığını, şartları dikte edebilecek durumun ortaya çıkmadığını ve bu nedenle iki tarafın da müzakerelerden kaçınacağını dile getiriyorlar.

2023’ün son ayları İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların gölgesinde geçse de 2024’ün siyasî tahminleri arasında Rusya-Ukrayna savaşının nereye everileceği konusu en önemli gündemlerden birisi oldu.

2023 yılı Ukrayna birliklerinin Rusya'ya karşı bir saldırı planlamasına yönelik büyük umutlarla başlamış olsa da bu yıl Ukrayna için hayal kırıklığı, karamsar bir ruh hâli ve Batı'nın Ukrayna'nın savaş çabaları için yapacağı yardımın geleceğine ilişkin endişeyle sona erdi. 2024 yılı için ise Ukrayna’nın kaderi için böyle umut dolu bir öngörü dile getirilmiyor.

Aristoviç’den üç karamsar senaryo

2024’ün Ukrayna için nasıl geçeceği konusunda Ukraynalıların kendisi bile oldukça umutsuz konuşuyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin eski danışmanlarından Aleksey Aristoviç 2024'te Ukrayna-Rusya savaşının seyri için üç senaryodan bahsederken oldukça kötümser bir sonuçla karşı karşıya kalacaklarını dile getiriyor. Aristoviç’in ilk senaryosunda Rusya, ABD ve Çin'in çatışmayı sona erdirme konusunda anlaşacağını ve bunun Ukrayna için "savaş değil, barış da olmadığı" anlamına geleceğini dile getiriyor.

Aristoviç böyle bir durumda Ukrayna’nın üçüncü bir “Maydan” kalkışmasına gebe olacağını ama bu sefer kalkışmanın silahlı ve kanlı olacağını ifade ediyor.

Eski danışmanın ikinci senaryosunda savaşın Batı'nın desteğiyle devam edeceği, ancak Ukrayna ordusunun cephenin çeşitli kesimlerinde yenilgiye uğratılacağı öngörülüyor. Arestoviç, "O zaman birbirimizi boğazlamaya başlayacağız, sorumluları aramaya başlayacağız" diyerek tüm bunların sıkıyönetim altında gerçekleşeceğini belirtiyor.

Aristoviç’in üçüncü senaryosunda Batı’nın birdenbire aklını başına toplayacağını ve Ukrayna’ya büyük miktarda silah ve başka yardımlar sağlayacağını ve daha sonra Rusya’ya karşı saldırıya geçeceği öngörülüyor. Lakin eski danışman son senaryosunun “masal ve fantezi” ürünü olduğunu belirterek 2024’ün Ukrayna için hiç de iyi geçmeyeceğini itiraf ediyor.

Ukrayna’nın hazırlıksız karşı saldırısı

Ukrayna'nın beşte birini işgal eden Rusya’nın, komşusuyla yaklaşık 1.000 km'lik cephe hattı geçtiğimiz yıl neredeyse hiç kıpırdamadı. 2023’ün başlarında Ukrayna’nın Batı’nın da askerî desteğiyle karşı saldırı başlatıp işgal edilmiş topraklarını geri alacağı konuşuluyordu. Karşı saldırı başlatılmış olsa da girişimler Ukrayna için neredeyse fiyasko oldu. Batılı askerî analistler, karşı saldırının Ukrayna kuvvetlerinin tamamen hazır olmadan önce başlatıldığını ifade ederek Batılı ülkelerin yardımının savaşın gidişatını değiştirebileceği düşüncesinin aceleci bir siyasî girişim olduğunu dile getiriyorlar.

Bahmut muharebesi dönüm noktası olabilir

2023 yılı aynı zamanda Rusya-Ukrayna Savaşı'nın en önemli muharebelerinden biri olan Bahmut’un Ruslar tarafından ele geçirilmesiyle hafızalarda kaldı. Her iki tarafın büyük kayıplar verdiği Bahmut cephesi önce Rus paramiliter örgütü Wagner Grubu tarafından ele geçirildi, ardından düzenli Rus birliklerine teslim edildi. Her iki taraftan da 30 ile 50 bin arasında kaybın olduğu tahmin edilen bu muharebeden Ukrayna’nın mağlup çıkması ordunun moralini de etkiledi ve sonraki aylar Ukrayna’nın cephe hattında umutsuz karşı saldırılarıyla dikkat çekti.

Bahmut’un ele geçirilmesi ise Ukrayna cephesinde sürekli ciddi kayıplar veren ve başarısız sonuçlar alan Rus ordusu için önemli bir moral kaynağı oldu.

Wagner.

Wagner isyanına rağmen Putin güçlendi

Her ne kadar Haziran ayında Putin, Wagner grubunun gerçekleştirdiği büyük bir isyanla karşı karşıya kalsa da Ukraynalılar, Rusların cephedeki bu dağınık görüntüsünü ve otoritesizliğini fırsata çeviremedi. Yirmi yılı aşkın süredir iktidarda olan Putin’in karizması Wagner isyanıyla büyük bir çizik yese de Rus devlet başkanı çabuk toparlanarak gücünü korumayı başardı. Wagner şefi ve isyancıların lideri Yevgeni Prigojin gizemli bir uçak kazasında öldürüldü ve otorite boşluğu kısa sürede dolduruldu.

Her iki taraf da savaşa yatırım yapıyor

Geçtiğimiz sene aynı zamanda “Batı yaptırımlarının Rusya’yı diz çöktüreceği” tezinin çürümesiyle de hafızalarda kaldı. Batı yaptırımlarının Rus sanatçılarına ve sporcularına bile uygulanmasına rağmen Ruslar bırakın “diz çökmeyi” Putin’in etrafında daha sıkı kenetlendiler.

2024 tahminlerinde Rusya-Ukrayna savaşının mevcut durumdan çok farklı olmayacağı yönünde güçlü veriler mevcut. Putin’in her sene düzenlediği klasikleşmiş yılsonu basın toplantısında bu verilere rastlamak mümkün.

Rusya Devlet Başkanı basın toplantısında Ukrayna’da şu anda 617 bin askerin olduğunu belirterek şimdilik ikinci bir seferberlik dalgasının gerekli olmadığını dile getirdi. Bu söyleme rağmen Putin, Aralık ayı başında Rus silahlı kuvvetleri personel sayısını 170 bin artırarak toplam asker sayısını 1,32 milyona çıkaran bir kararname imzaladı.

2023 yılı aynı zamanda Rusya-Ukrayna Savaşı'nın en önemli muharebelerinden biri olan Bahmut’un Ruslar tarafından ele geçirilmesiyle hafızalarda kaldı.

Ayrıca Rusya 2024′te askerî harcamalarını büyük ölçüde artırarak mâlî harcamalarının neredeyse %30′unu silahlı kuvvetlere yönlendirilecek. Buna paralel olarak Rusya, askerî endüstriyel komplekslerin geliştirilmesi ve üretim kapasitelerinin artırılması için de bir düzine uygulamayı başlattı.

2024’de Rusya-Ukrayna cephesinde savaş durumunun devam edeceğiyle ilgili başka bir veri de Ukrayna tarafından geldi. Aralık ayının sonunda Ukrayna Savunma Bakanlığı, Batılı müttefiklerinden gelecek belirsiz tedarikler karşısında 2024 yılında ana hedeflerinin yerli savunma sanayini güçlendirmek olduğunu açıkladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski yılsonuna doğru Ukrayna ordusunun 500.000′e kadar ilave asker talebinde bulunduğunu ancak hassas ve maliyetli öneriyi desteklemek için “daha fazla argümana” ihtiyaç olduğunu söyledi.

2024’de müzakere için umut az

Hem Ukrayna hem de Rusya’nın savaşın devam etmesi için ciddi yatırım yapması nedeniyle 2024’de çatışmayı sona erdirmek veya ateşkes konusunda anlaşmaya varmak için herhangi bir müzakere yapılması pek olası gözükmüyor. Askerî analistler de her iki tarafın cephede güçlü bir konumda olmadığını, şartları dikte edebilecek durumun ortaya çıkmadığını ve bu nedenle iki tarafın da müzakerelerden kaçınacağını dile getiriyorlar.

Ruslar bırakın “diz çökmeyi” Putin’in etrafında daha sıkı kenetlendiler.

2024’ün Ukrayna için “umutsuz” bir yıl olacağı konusunda dile getirilen en önemli iddialardan birisi de ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerinin Ukrayna’yı olumsuz yönde etkileyeceği fikri. Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçilerin kazanması durumunda Ukrayna’ya ayrılan finansmanın önemli ölçüde azalacağı ve bu durumun Ukrayna üzerinde müzakere baskısına dönüşeceği dile getiriliyor.

Ukrayna’nın kaderini ABD seçimleri belirleyecek

ABD başkanlık seçimlerinin Kiev’e yönelik tutum ve destekte hayatî değişikliğin habercisi olabileceği gerçeği göz önüne alındığında, Ukrayna’ya yönelik devam eden askerî ve mâlî desteğin 2024′te zora gireceği düşünülüyor. Özellikle tüm gözler, başkanlığı sırasında Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile yakın ilişkiler kuran Cumhuriyetçilerin adayı, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın üzerinde. Başkanlık seçimlerini Trump’ın kazanması durumunda Ukrayna’ya yönelik yardımın hızla rafa kaldırılabileceği yönünde ciddi endişeler var.

Ukrayna’daki durumun büyük ölçüde ABD’deki oylamanın sonucuna bağlı olduğu konusunda herkes hemfikir. ABD’nin de baskısıyla Rusya’ya karşı yaptırımlara destek veren, Ukrayna’ya askerî, ekonomik ve siyâsî desteğini esirgemeyen AB ülkelerinin de ABD’deki başkanlık seçimlerinden sonra nasıl bir tavır alacağı merak konusu.

Batı’nın Ukrayna'ya ‘sınırsız desteği’ yalan mı oluyor?

ABD’nin de baskısıyla Rusya’ya karşı yaptırımlara destek veren, Ukrayna’ya askerî, ekonomik ve siyâsî desteğini esirgemeyen AB ülkelerinin de ABD’deki başkanlık seçimlerinden sonra nasıl bir tavır alacağı merak konusu.

Oysa hem AB hem de NATO, Şubat 2022′de başlatılan Rusya işgaline karşı kendisini savunurken Kiev’i “ne kadar sürerse” destekleme taahhüdünde bulunmuştu. Görünen o ki Kiev bile artık bu duruma inanmakta zorluk çekiyor.

AB’den çok ABD’ye bağımlı olan Ukrayna yönetiminin bu gelişmeler ışığında nasıl bir plan yaptığı belirsiz. ABD televizyonlarına demeç veren Zelenski’nin neredeyse yalvarırcasına Batı yardımlarının kesilmemesi konusunda çağrılarının ne kadar etkili olacağı da şüpheli. Ama seçimi Trump’ın kazanması durumunda AB’nin de “Ukrayna baskısı”ndan kurtulacağı ve Zelenski’ye sırt çevireceği şimdiden konuşulan ihtimaller arasında.

İstanbul müzakerelerine batı çelmesi

Volodimir Zelenski.

Vladimir Putin.

Geçtiğimiz ay Vladimir Putin, belediye başkanlarıyla katıldığı bir toplantıda savaşın ilk aylarında iki ülke arasında İstanbul’da yapılan barış müzakereleriyle ilgili ilk kez net konuştu. Rusya Devlet Başkanı “İstanbul'da her konuda anlaşmıştık. Ukrayna tarafı müzakerelerden vazgeçti. Üstelik Ukrayna müzakere grubunun başkanı da imzasını attı. Bu belge bizde” diyerek Ukrayna’nın bağımsız bir devlet olmadığını ve Batı’nın oyuncağına dönüştüğünü ifade etti.

Rus ordusunun cephede moral üstünlüğü kazanması Putin’in yeni yıldaki açıklamalarına da yansıdı. Rusya Devlet Başkanı yeni yılın ilk gününde yaptığı açıklamada, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşı “en kısa zamanda” ancak “sadece kendi şartları çerçevesinde” bitirmek istediğini söyleyerek Ukrayna’yı düşman olarak değil, Rusya'yı stratejik yenilgiye uğratmak isteyenleri düşman olarak gördüklerini ifade etti.

Tüm bu gelişmeleri göz önünde bulundurduğumuzda 2024’de Ukraynalılara ikmal yapılmaması, yeniden finansman sağlanmaması ve ihtiyaç duydukları ekipmanları alamamaları durumunda cephedeki denge Rusya lehine bozulabilir.