Büyük Türkistan’a selâm olsun!

KEMAL ÖZER
Abone Ol

Türkistan; bir ucu Çin işgali altındaki Doğu Türkistan’dan başlayıp Balkanlara, diğer ucu Sibirya’dan Avrupa’nın ortalarına dek uzanan dev bir coğrafya.Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızdan hareketle, tarihte 16 Türk devletinin olduğu iddia edilir. Oysa ne Türk devletinin sayısı 16, ne de bu yıldızlar eski Türk devletlerini ifade eder.

1922’de 20 şuadan/ışıktan ve 16 yıldızdan oluşturulan forsun şua sayısı, 27 Mayısçılar tarafından 16’ya düşürülür. Oysa 16 şuadan oluşan ve 16’sı sıralı, 4’ü hilalin içinde, biri ise münferit olmak üzere 21 yıldızlı sancak ilk olarak Yavuz Sultan Selim Han tarafından kullanılır.

16 şua neyi ifade ediyor bilinmiyor. Lakin 21 sayısının mânevî bir nedeni olmalı. Zîra 21 sıradan bir sayı değil. 16 yıldızın 16 Türk devletini ifade ettiği 1962 tarihli Tayyar Ünver imzalı evrakta geçiyor ve bunun da uydurma olduğu biliniyor. Yani 27 Mayıs darbecilerinin tarihî bir saptırması. Zira bu konuda Mustafa Kemal’e ait de herhangi bir bilgi ve belge yok.

  • Aksine Türk Tarih Kurumu, 1967’deki resmî açıklamasında, bu konunun Mustafa Kemal devrinde ele alınmadığını, eğer “öyle olsaydı bunun Tarih Kurumunun arşivinde mutlaka yer alması gerektiğini, 16 devletteki bazı devletlerin listeden çıkarılıp, sayının 23’e çıkarılması gerektiğini bildirmiştir.

Asıl meselemiz de bu değil. Fakat uydurma şeylerin kimseye faydası yok. Elbette devletlerin sayısı mühimdir, lâkin bundan da ziyade işgal altındaki topraklar, değerler ve dağınıklıktır. Bolşevik devrimi sonrasında işgal edilen Azerbaycan Türklerine ‘Azerî’, Kazakistan Türklerine ‘Kazak’, Kırgızistan Türklerine ‘Kırgız’, Özbekistan Türklerine ‘Özbek’ denilerek yeni kavimler ve yapay kültürler icat edilmeye çalışıldı. Ne yazık ki, bu da önemli ölçüde tuttu.

Bugün hemen hepimiz bu tuzağa düşerek Azerbaycanlı, Tacikistanlı, Özbekistanlı, Afganistanlı, Kırgızistanlı, Doğu Türkistanlı ve diğerlerine Türk demek yerine devletlerinin adını kavim adına dönüştürerek ‘Azerî’ gibi sahte ve yapay tanımlamalarda bulunuyoruz.

Evet, Türkler farklı boylara ayrılmış, geçmişte birbirleri ile iktidar mücadelesi yapmış, hatta bir kısmı İslam’a girmeyip Hıristiyanlaşmış olabilir. Mesela bugün Moldova’nın içindeki özerk devlet olan Gagavuzya’nın devlet başkanı Irina Vlah Hanımefendi, Ermenistan’ı değil Azerbaycan’ı desteklediklerini şu cümlelerle açıklamış: “Aynı dine mensup olduğumuz Ermenilerin değil, kan kardeşimiz olan Azerbaycan Türklerinin yanındayız!”

Onu buna iten şey, Gagavuz Türk’ü olduğunu unutmamış olmasıdır. Yani tarih ve millet şuuruna sahip olmaları. Azerbaycan’ın yanı başındaki Türk devletlerinin yönetimleri ise bu şuurdan mahrumlar.

Bugün Doğu Türkistanlılar kendilerini ‘Uygur’ olarak isimlendiriyor. Başkaları da başka şekillerde…

  • Dünya Ekonomik Formu en çok konuşulan ana dilleri sıralıyor ve Türkçe’nin sadece 88 milyon kişi tarafından konuştuğunu belirtilerek 18. sıraya yerleştiriyor. Oysa bu Türkleri az göstermeye yönelik bir oyun. Doğu Türkistanlı Türklerin Türkçesi, Balkanlar, Azerbaycan, Türkistan, Afganistan, İran ve Kırım Türklerinin Türkçeleri bile birkaç yüz milyon eder. Buna diğer ülkelerdeki lehçeleri de eklediğimizde rakam ilk sıralara doğru tırmanır. Fransız’ın, İngiliz’in, sömürge dillerini ana dil sayan DEF, Türkçe’nin lehçe farklılıklarını farklı lisanmış gibi sunup, operasyon çekiyor.

Bugün dünyada yarım milyardan fazla Türk yaşıyor ve lehçelerde kısmî farklılar olsa da hepsi Türkçe konuşuyor. Batılıların asıl amacı; dünyadaki Türk sayısını az göstermek değil, aynı zamanda Türklerin bazılarını farklı kavimmiş gibi sunmak...

Diğer taraftan, Türklerin en büyük bilge ve ârif büyüklerinden olan Dede Korkut yâhut Korkut Ata, Hz Peygamber (s.a.v.) zamanında yaşamış ve Hz Peygamberi görmeden Müslüman olmuş ilk Türk’tür. Ne yazık ki, Kemalizm’i ezberletmekten tarihî gerçeklere fırsat bırakılmıyor.

İşte bu nedenlerle 1046. sayımızı Büyük Türkistan’a ayırdık ve farklı coğrafyalarda yaşayan kardeşlerimizden, Büyük Türkistan’ı kaleme almalarını rica ettik. İnsanlığın selamet ve mutluluğu, Büyük Türkistan’ın inşasına bağlı. Bu talep asla kavmiyetçilik değil. Sadece İslam’ın bayraktarı milleti, tarihinden ilham alarak hakkı üstün tutmaya teşviktir.

Vesselam!