CHP’den her şey çıkar bir şey hariç

KEMAL ÖZER GERÇEK HAYAT 3 DAKİKADA OKUNUR

CHP genel başkanlık koltuğunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu, “Emin olun, Allah inandırsın, devleti yönetmek, CHP’yi yönetmekten çok daha kolaydır” dedi geçen hafta. Bu cümleyi kullanmasının farklı nedenleri olduğu ortada. İlk mesaj, 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e, 28 Şubat’tan 27 Nisan’a tüm darbelerin destekçisi olan mason Vehbi Bey tarafından kurulan Koç’un İBB başkanı Ekrem ve diğer sahiplerine…

Fransızca kökenli bir kelime olan ‘parti’, belli bir amaçla düzenlenen eğlence ve bazı oyunların bir defada oynanan kısmına verilen ad. Meseleyi ister bu yönüyle, isterse de siyasî mânâda alın, CHP kâmil mânâda bir partidir.

Üstelik masonlarla/dönmelerle el ele verip Osmanlı’nın yıkımına neden olan İttihat ve Terakki (İT)’in devamı bir parti.

CHP genel başkanlık koltuğunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu, “Emin olun, Allah inandırsın, devleti yönetmek, CHP’yi yönetmekten çok daha kolaydır” dedi geçen hafta.

Bu cümleyi kullanmasının farklı nedenleri olduğu ortada.

İlk mesaj, 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e, 28 Şubat’tan 27 Nisan’a tüm darbelerin destekçisi olan mason Vehbi Bey tarafından kurulan Koç’un İBB başkanı Ekrem ve diğer sahiplerine…

İkincisi ise, cümlenin her yerinden dökülen zahiri mânâ. Yani ‘CHP gibi ne olduğu belirsiz yapıyı yönetebildiğime göre devleti de yönetebilirim. Bu yüzden Ekrem’e mekreme ihtiyaç yok. Ben dururken yanlış adamlar üzerinde hesaplar yapmayın’ mesajı.

Kılıçdaroğlu kısmen haklı. Çünkü CHP’yi idare etmek gerçekten deveye hendek atlatmaktan daha zor.

Mayasından ununa, isminden cismine neresinden tutsanız elinizde kalan, yedi kocalı Hürmüz’den beter bir partiden söz ediyoruz.

CHP’NİN RUHU

Parti’nin ilk kurucusu TBMM’de 1 Kasım 1937’deki son konuşmasında CHP’nin neye hizmet ettiğini şu cümlelerle açıklamıştı:

“Bizim devlet idaresindeki ana programımız CHP programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipleri, gökten indirildiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz…”

(Alkışlar) (Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, S.3) Aynı cümle bu kez de CHP’li Bekir Tünay’ın tarafından Danışma Meclisi’nin 12 Ağustos 1982’deki 126. oturumunda tekrarlanır.

İNÖNÜ’DEN 4 YENİ KUR’AN

Müteakip genel başkanı mason İnönü ise Diyanet Reisi Şerafettin Yaltkaya’yı çağırıp, Türkçe Kur’an yazdırılması ve ibadetin ev ve camilerde sadece Türkçe yapılması emrini verir.

Emri münasip gören Yaltkaya ise Matta, Luka, Yuhanna, Markos İncilleri gibi siparişler vererek; Balçıoğlu Kur’an’ı, Cemil Sait Kur’an’ı, Hacı Murat Kur’an’ı ve Necipoğlu Kur’an’ı diye dört örnek çalışma yaptırır.

Dininin ve Kitabı’nın Sahibi, vaadi gereği buna izin vermeyerek Yalteden’i gırtlak kanseri yapıp toprağa, emri vereni ise iktidardan uzaklaştırarak projenin akamete uğramasını diler.

Genel başkanlarının çoğunluğu mason olan ve içinde masonların cirit attığı bu partinin, bünyesinde tek bir şey yok! O da Şeriat (İslam)!

Onun dışında dönmesi, masonu, ateisti, PKK sevicisi, Esadcısı, HDP’lisi, pakradunisi, LGBT’lisi, Amerikancısı, İngilizcisi, Almancısı, FETÖ’cüsü hâsılı ne ararsan var…

Darbe ve darbeci severi, Yahudi ve Hıristiyan’a kol kanat gerip, dindar Müslümana düşmanlık edeni bol bir partiden söz ediyoruz.

CIA, Vatikan ve MOSSAD ile Türkiye’ye FETÖ belâsını musallat eden CHP’nin mason Genel Sekreteri Polyo Yahudi’si Kasım Gülek. O da, bildiğiniz ‘Kılıç Ali’ lakaplı celladın öp öz yeğeni. Dolayısıyla İstiklâl Mahkemelerinde kimin kimleri infaz ettiğini görmüş oluruz.

Devamında gelen genel başkan ise Londra’daki daha etkili localara mensup, mason Ecevit. Onun da FETÖ’yü nasıl besleyip koruduğu herkesin mâlûmu.

Ardından gelenlerden söz etmeye gerek yok. Hepsinin nasıl kimseler olduğunu bilmeyen yok.

Basit bir tarama yapınca da göreceğimiz şey, CHP’nin iktidarın tek sahibi veya ortağı olduğu her dönemde görev verdiği bakanların çok büyük kısmının mason oluşu…

Ciddi bir kısmı da dönme…

İslam’a sempati ile bakan tek bir yöneticisi olmamış, olmaz, olamaz. Çünkü varlık felsefesi belli.

O CHP ki, Türkiye dışında herkesle müttefik...

Gerçek Türk ve Müslüman dışında herkesle dost. İzmir’e belediye başkanı yaptığı mason başkanı “Kıbrıs’ı Rumlara verelim” diyecek kadar bu millet ve ülkeye yabancı…

O CHP ki, Türkiye’ye saldıran ‘YPG/PYD/PKK’ya terör örgütü değil’ diyecek kadar bu millete ait değil.

CHP’nin Milletvekili Atila Sertel, Rus medyasına geçen hafta bakınız ne diyor: “Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu tanıyacağız!” İçinizden bu kişiye ne demek gelir?

CHP nasıl ki, 12 adaları, Musul’u, Kerkük’ü, Halep’i, Süleymaniye’yi, Nahcivan’ı, Batum’u, Gümülcine’yi ve Selanik’i başkalarına hibe etmişse, Kırım’ı da eder.

Bunda şaşılacak bir şey yok. Hatta fırsatını bulsa İstanbul’u bile verir.

CHP’yi tanımadan Türkiye’yi tanımak imkânsız.

CHP var olduğu müddetçe bu ülkeye düşman gerekmez.