Dijital haksızlığın sonu mu?

İBRAHİM ACAR GERÇEK HAYAT 2 DAKİKADA OKUNUR

Yeniçağın ultra zenginleri artık dijital şirketler. Yüzyılı aşkındır petrol şirketlerinin başını çektiği dünyanın en zenginleri listesinde sıralamalar alt üst oldu. "En değerli markalar" sıralamasında teknoloji şirketleri konumlanmış durumda.

2018 verileri üzerinden yapılan değerlendirmelerde dünyanın en değerli 10 markasının 8’i dijital teknoloji sektöründen. Bu güzel de; 100 milyarlarca dolarlık büyüklüklerine karşın bu şirketler vergi ödeme konusunda oldukça ketumlar. Küresel ticaret sistemi bu konuda büyük bir adaletsizlikle karşı karşıya.

Dijital ekonominin devlerinin, sadece merkez binalarının bulunduğu ülkelere vergi ödemesi toplumsal tepkilere de yol açıyor. Google ve Facebook başta olmak üzere birçok dijital şirket; merkez binalarını vergi avantajı sunan İrlanda gibi ülkelerde tutuyor. Bu firmalardan vergi alamayan hükümetler, kendi kamuoylarından büyük tepki topluyor.

Bu çarpık tablo, bütün dünyada büyük bir tartışma konusu. Son bir yılda şahit olduğumuz ticaret savaşları konusunda da ülkelerin üzerinde çekiştiği konuların başında teknoloji şirketleri geliyor. ABD’nin Çinli Huawei’ye uyguladığı yaptırımlar, Avrupa Birliği’nin Google ve Amazon gibi ABD devlerini vergi konusunda sıkıştırması, kavganın en öne çıkan unsurları olarak dikkat çekiyor.

KÂR ETTİKLERİ YERDE VERGİ VERSİNLER

G20 ülkelerinin yıllık toplantılarında her yıl gündeme getirilmesine karşın, şimdiye kadar bu konuda bir çözüm üretilmiş değil. Türkiye’nin 2015’te dönem başkanlığı yaptığı G20 toplantısında alının prensip kararıyla “verginin yerinde ödenmesi” konusunda önemli çalışma başlatılmıştı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) de bu konuda çalışma yapıyor. Matrah Aşındırma ve Kâr Kaydırma (MAKA-BEPS) Eylem Planı üzerinde 2012 yılından beri çalışan OECD, “Ekonominin Dijitalleşmesinin Yol Açtığı Mali Zorlukların Giderilmesine Dair Anlaşma”yı kabul ettirmeye çalışıyor. Yaklaşık 130 ülke ‘dijital devlerin faaliyette bulundukları ve kâr ettikleri yerlerde vergilendirilmesi’ prensibinde anlaşmış görünüyor.

500 MİLYAR DOLARLIK ADÂLETSİZLİK

Vergi gelirlerinde yıllık yaklaşık 500 milyar dolara varan kaybı önlemeyi hedefleyen MAKA Eylem Planı, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde çok taraflı çözüm üretme mekanizması oluşturarak vergi mevzuatını tek bir çatı altında toplamayı öngörüyor. Eylem planı kapsamında oluşturulacak yasal zeminle, çok uluslu şirketlerin karlarını, "vergi cennetlerine” kaydırmasının önüne geçilebilecek. Bu işten en çok da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler zarar görüyor. Teknoloji firmalarının Türkiye, Çin, Hindistan, Rusya ve Güney Afrika gibi büyük pazarlarda elde ettikleri büyük gelirlerin vergilendirilmesi bu açıdan çok önemli.

DİJİTAL SERVİSLERE VERGİ, REKABETİ GÜÇLENDİRİR

Türkiye’de ofis açarak veya sadece temsilci bulundurarak vergi kaçırmaya devam eden teknoloji şirketlerine Ankara da ‘dur’ demeye hazırlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı taslakta dijital içerikleri de kapsıyor.

Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla taslak; dijital ortamlarda sunulan içerikler ile her türlü reklam ve aracılık hizmetlerine yüzde 7,5 oranında vergi öngörüyor. Türkiye’deki hasılatı 20 milyon liradan az olanlar veya dünya genelindeki hasılatı 750 milyon Avro’dan az olanlar, ‘dijital hizmet vergisi’nden muaf olacak.

Cumhurbaşkanı; muafiyet tutarını sıfıra indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkili olacak. Eşit rekabet ortamı yaratacak uygulamayla dijital hizmet veren yabancı firmalar da artık vergiye tabi olacak. Yerli şirketler dezavantajlı durumdan kurtulacak.