Dijital Hindistan nereden nereye?

BÜLENT TOKGÖZ
Abone Ol

8831 üniversite ile dünyada en fazla üniversiteye ev sahipliği yapan ülke, en fazla mühendislik fakültelerini de barındırıyor. Batı’daki muâdilleriyle boy ölçüşecek seçkinlikte onlarca enstitü de altyapıyı tahkim ediyor. Bilişim Teknolojisi ve Telekomünikasyon Bakanlığı, sektörün gündemde kalması için vergi indirimi dâhil elinden geleni yapıyor. Böyle olunca da “Hindistan’da çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce kodlama yapmaya başlıyor.”

Apple’a çalışan bir sözleşmeli üretici, kablosuz kulaklık üretimi için Hindistan’da fabrika açma hazırlığında. Dünyanın en büyük sözleşmeli elektronik üreticisi ve iPhone’ların yüzde 70’inin montajcısı olan firmanın Çin yerine Hindistan’ı tercihi kayda değer bir gelişme. Apple, Hindistan’daki üretim payını yüzde 5-6 seviyesinden yüzde 25 seviyesine çıkarma planını evvelce duyurmuştu. Bunun başlıca sebebi, covidle ilgili sert tedbir ve kısıtlamaların tedarik zincirinde ciddi kopuşlara sebep olmasıydı. Amerikan teknoloji devi, tedarik zincirinde yakın zamana değin Çin’e bağımlılığını sürdürüyordu. Geniş çaplı karantina uygulamaları, Çin’de îmâlât yapan işletmelerin üretimlerini sekteye uğrattı.

Öte yandan Çin’de teknoloji sektörünün dış yatırımların odağı hâline gelerek süratle büyüdüğü dönemler geride kalmış görünüyor. Çin, yabancı şirketlere eskiden olmayan kısıtlamalar koymaya kalkınca şirketlerin piyasa değerlerinde 800 milyar $ düşüşe sebep oldu; bu da sermayenin endişeye kapılıp yeni alternatiflere yönelmesi için yeterli bir sebepti.

Gelecek 10 yıl içinde Çin’i sollayarak dünyanın en kalabalık ülkesi olacağı beklenen, 834 milyon internet kullanıcısıyla Çin’den sonra ikinci sırada yer alan ve dijital tüketimde en hızlı büyüyen pazarlardan biri olan Hindistan, iştah kabartıcı bir pazar olarak da pek çok yatırım kurumunun kadrajına girmiş durumda.

Bundan 8 yıl önce Modi hükümetinin başlattığı “Hindistan’da Üret!” kampanyası da ülkenin cazibesini artıran etkenlerden biri. Şu var ki, Apple Hindistan’daki yüzde 4’lük pazar payını yukarılara taşımak istese de Güney Kore ve Çin mâmulü çok daha ucuz markayla rekabeti hiç de kolay olmayacak. Çünkü “Hindistan’da üretilmiştir” etiketi, Hintlilere telefonların ucuza ulaşması için yetmeyecek. Telefon parçalarına uygulanan yüksek vergiler sırada bekleyen diğer vergilerle birleşince maliyetler hep yüksek kalacak.

Yazılımda süper güç olmak

8831 üniversite ile dünyada en fazla üniversiteye ev sahipliği yapan ülke, en fazla mühendislik fakültelerini de barındırıyor.

Düne kadar fakirlik ve sefaletle anılan bir ülkenin yazılımla ve yüksek teknolojiyle zikredilmesindeki tuhaflığa dünya daha fazla alışmaya başladı. Asya’nın ilk metaverse düğününün orada olması bile iddialı bir görüntü olarak kâfiydi. Düğün, kripto para meraklısı damatla bilişim teknolojisi uzmanı bir gelin arasındaydı ve kendilerini tebrike gelen davetlilerin ve yakın zaman önce ölen kız babasının avatarının katılımıyla gerçekleşmişti.

Hintlilerin yazılımla anılması, 16 teknoloji devinin CEO’sunun Hint kökenli olmasıyla doğrudan ilgili elbette. Google, Twitter, Microsoft, IBM, Adobe’nin tepesinde Hintli isimlerin bulunması tesadüf olmasa gerek. ABD’deki 2006-2012 arasında kurulan teknoloji ve mühendislik şirketlerinin neredeyse 3’te 1’inin Hintli olması da. Her 4’ünden 1’inin Hintli olması ABD’de 1 milyon Hintli yazılımcının bulunduğu manasına geliyor ki bu fevkalade bir oran ve nüfus.

Sektörle alâkası olmayan insanlar bile Hindistan’ın bir başarı örneği olduğunu düşünüyor. İhracatta yakaladığı rakamlar, yazılım şirketlerinin ciroları, iş dergileri ve üniversitelerin araştırmalarına konu oluyor. Türkiye gibi ülkeler Hindistan’ı bir model olarak almaya başlıyor. 21. asırda yazılım sahasında süper güç olmayı kafaya koyduğu anlaşılan Hindistan’ın bu noktaya nasıl geldiği ve bundan sonraki potansiyeli daha fazla mercek altına yatırılıyor.

Sömürge bakiyesi

Endüstri 4.o veya dijital ekonomik çağ olarak adlandırılan dönemi, Hindistan’ın vakitlice önemsediğini tespit etmek gerekiyor. İnternetin hayatımıza girdiği 90’lı yıllardan çok önce 1950’lerde kurucu babalardan ilk Başbakan Nehru “Bilişim teknolojisi Hindistan’ın arzusudur, tutkusudur. Hindistan’ın geleceğinin inşa edildiği yerdir” demişti. 1947’deki bağımsızlık sonrasında İngilizlerden kalan teknik ve fen eğitimine ağırlık verilmiş, mühendislikte yüksek kalite arayışı hükümetler üstü devlet stratejisi olarak yerleşmişti.

1970’lerde ithal edilen donanımlar için yazılım üretimine başlanması bu yöndeki ilk müşahhas adımlardı. Uluslararası şirketlerin Hindistan’a yaptıkları ihracatlar için Hintlilerin kurduğu küçük şirketler bu yolun öncüleriydi. 1977’de IBM’in Hindistan’ı terk etmesi ilk elde menfî tesirlerde bulunurken sonraki yıllardaki atılımların muharriki oldu. Büyük yatırımcı çekilince işsiz kalan nitelikli iş gücü akacak mecra aradı ve Hintli firmaların dinamosunu teşkil etti. O dönemde Sovyetler Birliği’nin dağılması ve soğuk savaşın sona ermesiyle Hindistan serbest piyasaya daha fazla eklemlendi. Liberalleşme, teknoloji sektörünü canlandırdı ve yabancı sermayenin ülkeye girişini kolaylaştırdı.

1980’lerde daha büyük ölçekli şirketler Hindistan’a dikkat kesildi, çünkü orada yazılım geliştirmenin ABD’dekinden yarı yarıya daha ucuza mâletmenin mümkün olduğunu gördüler. O yıllarda ABD’deki meslektaşları yılda 80-100 bin $ maaş alırken, Hintli yazılımcılar sadece 3 bin $ alıyordu. Bu ucuz işgücü başta ABD olmak üzere Batılı şirketlerin yazılımlarını Hindistan’da yaptırmaları için açık bir davetiye hükmündeydi.

Yıllık yüzde 50’lik büyüme hızıyla BT endüstrisinin toplam büyüklüğü 12 milyar $’ı geçtiğinde yazılım ihracatı 6.2 milyar $’a ulaşmıştı.

Sömürge bakiyesi ülkede İngiliz dilinin bilim ve kültürün her dalında başat rol oynaması, Hintli mühendislerin uluslararası piyasalara açılmasında avantaj sağladı. Batı’da şiddetini artıran işgücü ihtiyacı, iyi derecede İngilizce bilen ve matematik zekâsıyla tebârüz eden kalifiye Hintliler için ciddi bir fırsat manasına geliyordu. 90’lı yıllarda bilhassa ABD’deki teknolojik hamleler, Hintli mühendis ve akademisyenlerin hatırı sayılır katkılarıyla gerçekleşti.

Ülke içinde de adımlar o yıllarda irileşti. Yıllık yüzde 50’lik büyüme hızıyla BT endüstrisinin toplam büyüklüğü 12 milyar $’ı geçtiğinde yazılım ihracatı 6.2 milyar $’a ulaşmıştı. Bu ihracatın yüzde 60’ının Kuzey Amerika’ya gerçekleşiyor olması câlib-i dikkattir. Çağlar boyunca İpekyolu ve Baharat Yolu ile dünyaya baharat, çay ve kumaş yollayan Hindistan’ın yazılım ihraç eder olması tarihî bir anlama karşılık geliyor.

Çocuklar konuşmaya başlamadan önce

Hindistan bu yoldan geri adım atacak değil. 8831 üniversite ile dünyada en fazla üniversiteye ev sahipliği yapan ülke, en fazla mühendislik fakültelerini de barındırıyor. Batı’daki muâdilleriyle boy ölçüşecek seçkinlikte onlarca enstitü de altyapıyı tahkim ediyor. Bilişim Teknolojisi ve Telekomünikasyon Bakanlığı, sektörün gündemde kalması için vergi indirimi dâhil elinden geleni yapıyor. Böyle olunca da “Hindistan’da çocuklar konuşmayı öğrenmeden önce kodlama yapmaya başlıyor.”

“Dijital Hindistan” için 2025 bir dönüm noktası.

Ne var ki, Hindistan model olacak kadar sağlıklı bir yapı arz etmiyor. Çünkü kendi projelerinden ziyade başkalarının projesinde icracı bir eleman olarak devreye giriyor. Amerikan şirketleri orada üretip, İrlanda üstünden dünya pazarına açılıyor. Sermaye bugün Hindistan’ı gözüne kestirmiş ama yarın vergiden muâfiyet gördüğü bir yere pılını pırtısını alıp gidebilir.

“Dijital Hindistan” için 2025 bir dönüm noktası. Dijitalleşmedeki başarısı, küresel ekonomisine ve siyasî gücüne bakalım ne derecede yansıyacak.