Din İşleri Yüksek Kurulu'nda neler oluyor?

HABER MASASI GERÇEK HAYAT 6 DAKİKADA OKUNUR

Fetva verirken Kur’an ve Sünnete dayandığını ifade eden bir kurumun başkanı, kendi fetvasında buyurmuş olduğu “zaruret” tarifini yaparken acaba hangi ayeti yahut hadisi temel almış? “Kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezler” şeklindeki zaruret tarifi için Kur’an ve Sünnet’ten delil göstermesi gerek miyor mu?

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun kurul.diyanet.gov.tr adını taşıyan internet sayfasında şöyle deniyor:

“Din İşleri Yüksek Kurulumuz bilgiye dayalı bir otoriteye sahiptir. Kurul aldığı kararlar, serdettiği mütalaalar ve verdiği fetvalarda toplumumuzun dinî sorunlarını, Kur’an ve Sünnet’e dayanarak çözüme kavuşturmaktadır. Bu iki asli kaynakta doğrudan hüküm bulunmayan mevzularda ise diğer dinî delillerin ve İslam’ın bütününün özümsenmesiyle ortaya konulmuş genel ilkelerin ışığında hareket etmektedir.”

“Din İşleri Yüksek Kurulumuz bilgiye dayalı bir otoriteye sahiptir. Kurul aldığı kararlar, serdettiği mütalaalar ve verdiği fetvalarda toplumumuzun dinî sorunlarını, Kur’an ve Sünnet’e dayanarak çözüme kavuşturmaktadır. Bu iki asli kaynakta doğrudan hüküm bulunmayan mevzularda ise diğer dinî delillerin ve İslam’ın bütününün özümsenmesiyle ortaya konulmuş genel ilkelerin ışığında hareket etmektedir.”

“Din İşleri Yüksek Kurulumuz bilgiye dayalı bir otoriteye sahiptir. Kurul aldığı kararlar, serdettiği mütalaalar ve verdiği fetvalarda toplumumuzun dinî sorunlarını, Kur’an ve Sünnet’e dayanarak çözüme kavuşturmaktadır. Bu iki asli kaynakta doğrudan hüküm bulunmayan mevzularda ise diğer dinî delillerin ve İslam’ın bütününün özümsenmesiyle ortaya konulmuş genel ilkelerin ışığında hareket etmektedir.”

Faize düşman bir Cumhurbaşkanı var, ona yardımcı olup devlet ve milleti faiz belasından kurtarmak yerine aksi yönde bir çaba söz konusu.

BİR GARİP FETVA

Güncel TOKİ tartışmasına gelmeden 11.10.2018 tarihli fetvaya bir bakalım. Fetvayı veren isim Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş. Deniliyor ki:

Güncel TOKİ tartışmasına gelmeden 11.10.2018 tarihli fetvaya bir bakalım. Fetvayı veren isim Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş. Deniliyor ki:

“İslam’da faizin kesin olarak haram kılındığı malumdur. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. Zaruret ise, kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezlerdir. Bu zaruri ihtiyaçları başka yollarla temin etme imkanı kalmayan bir Müslümanın zarurete binaen faizli borç alması günümüz ilim adamları ve fıkıh kurullarınca caiz görülmektedir. Şu kadar var ki zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.”

Fetva verirken Kur’an ve Sünnete dayandığını ifade eden bir kurumun başkanı, kendi fetvasında buyurmuş olduğu “zaruret” tarifini yaparken acaba hangi ayeti yahut hadisi temel almış?

“Kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezler” şeklindeki zaruret tarifi için Kur’an ve Sünnet’ten delil göstermesi gerekmiyor mu?

Fetva verirken Kur’an ve Sünnete dayandığını ifade eden bir kurumun başkanı, kendi fetvasında buyurmuş olduğu “zaruret” tarifini yaparken acaba hangi ayeti yahut hadisi temel almış? “Kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezler” şeklindeki zaruret tarifi için Kur’an ve Sünnet’ten delil göstermesi gerekmiyor mu?

Fetva verirken Kur’an ve Sünnete dayandığını ifade eden bir kurumun başkanı, kendi fetvasında buyurmuş olduğu “zaruret” tarifini yaparken acaba hangi ayeti yahut hadisi temel almış? “Kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin sağlık ve güvenlik içinde yaşamalarını sağlayan vazgeçilmezler” şeklindeki zaruret tarifi için Kur’an ve Sünnet’ten delil göstermesi gerekmiyor mu?

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş

AYETLER BAŞKA ŞEYLER SÖYLÜYOR

Ayet-i kerimeler ile önümüze konulan tarif ise başka bir şey söylüyor. Esasen haram kılınan leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen etin “istismar etmeden ve aşırıya kaçmadan” zaruret miktarı, yani ölmeyecek kadar yenebileceği söz konusu. (Bakınız: Bakara 173; En’am 145; Nahl 115).

İslam alimleri, bu ayetlere dayanarak artık ölecek hale gelmiş bir Mü’minin, ancak kendisini hayatta tutacak miktarda haram olan şeyleri yiyebileceğini belirtmişlerdir.

Nitekim Mecelle’nin 21. maddesinde “Ez Zaruratu tübiyhul mahzurat yani zaruretler, dinen yasak olan şeyleri mubah kılar” külli kidesi ifade edilmiştir. Ali Haydar Efendi tarafından kaleme alınan Mecelle şerhi Dürer-ül Hükkâm’da bu kide şöyle izah edilmiştir. “Zaruret, ızdırarın o hale gelmesidir ki, haram olan şey alınmadığında ya helak olunur, yahut da helak olmaya yaklaşılır. Bu durum haramı almayı mübah kılar.”

Fıkıhçı Orhan Çeker Hoca

TIPKI DOMUZ ETİ GİBİ

Başkan Ekrem Keleş Bey’in zaruret tanımına bir itiraz da günümüz fıkıhçılarından Orhan Çeker Hoca’dan geliyor. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Orhan Hoca şöyle diyor:

“Faizin caiz (mubah) olması halleri aynen domuz etinin caiz olması halleri gibidir. Öyleyse domuz etini yemek hangi hallerde ve ne miktarda caiz ise faiz de sadece o hallerde ve sadece o miktarda caiz olur. Müslümanlar sıradan bahanelerle faiz almasınlar, faize alışmasınlar. Haram, nefse çok hoş ve cazip gelir. Dikkatli olalım.”

Bütün bunları niye zikrettik? Mesele sadece TOKİ 100 bin konut projesine mahsus bir mesele değil de ondan...

Faiz söz konusu olduğu Din İşleri Yüksek Kurulu ve pek çok hocaefendiden kalpleri tatmin edici fetvalar gelmemesi herkesi hayrete düşürüyor. Faize düşman bir Cumhurbaşkanı var, ona yardımcı olup devlet ve milleti faiz belasından kurtarmak yerine aksi yönde bir çaba söz konusu. Ayrıca mesele sadece faiz de değil...

Bütün bunları niye zikrettik? Mesele sadece TOKİ 100 bin konut projesine mahsus bir mesele değil de ondan... Faiz söz konusu olduğu Din İşleri Yüksek Kurulu ve pek çok hocaefendiden kalpleri tatmin edici fetvalar gelmemesi herkesi hayrete düşürüyor. Faize düşman bir Cumhurbaşkanı var, ona yardımcı olup devlet ve milleti faiz belasından kurtarmak yerine aksi yönde bir çaba söz konusu. Ayrıca mesele sadece faiz de değil...

Bütün bunları niye zikrettik? Mesele sadece TOKİ 100 bin konut projesine mahsus bir mesele değil de ondan... Faiz söz konusu olduğu Din İşleri Yüksek Kurulu ve pek çok hocaefendiden kalpleri tatmin edici fetvalar gelmemesi herkesi hayrete düşürüyor. Faize düşman bir Cumhurbaşkanı var, ona yardımcı olup devlet ve milleti faiz belasından kurtarmak yerine aksi yönde bir çaba söz konusu. Ayrıca mesele sadece faiz de değil...

Din İşleri Yüksek Kurulu ve pek çok hocaefendiden kalpleri tatmin edici fetvalar gelmemesi herkesi hayrete düşürüyor.

MUAMELAT YASAĞI MI VAR?

Din İşleri Yüksek Kurulu hakkında başka ilginç iddialar da mevcut. 12.04.2018 tarih ve 69942030-105-E.44958 sayılı bir genelgeden bahis geçiyor. Merkez ve taşra birimlerine gönderilen genelge mucibince muamelat sorularına cevap yasağı getirilmiş. Genelgenin 2. maddesine göre vatandaşın sadece itikat, ibadet ve ahlakla ilgili sorularına cevap verilecekmiş. Diğer maddeler de bu hükmü teyit ediyormuş.

Din İşleri Yüksek Kurulu hakkında başka ilginç iddialar da mevcut. 12.04.2018 tarih ve 69942030-105-E.44958 sayılı bir genelgeden bahis geçiyor. Merkez ve taşra birimlerine gönderilen genelge mucibince muamelat sorularına cevap yasağı getirilmiş.

Genelgenin 2. maddesine göre vatandaşın sadece itikat, ibadet ve ahlakla ilgili sorularına cevap verilecekmiş. Diğer maddeler de bu hükmü teyit ediyormuş.

Bir diğer husus da, şans oyunları ve genelev kazancı gibi konularda gelebilecek sorular için “tablet” kıvamında bir hazır cevap hazırlanmış. Görevliler vatandaşa bu cevabı vermekle yükümlü tutulacakmış. Neymiş bu cevap?

“Kumar oynamak veya oynatmak, zina yapmak veya yaptırmak, dinimizin kesin olarak yasakladığı ve haram kıldığı fiillerdir. Bunları yapanlar dünyevî ve uhrevî müeyyideye tâbi tutulurlar. Müslüman toplumlarda ideal olan husus, hem kamunun, hem de bireylerin, haram olan eylemlerin önünün alınması ve bunlara giden yolların tıkanması için gayret sarf etmeleridir. İslam’ın ana ilkelerinden biri olan “emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker” de bunu gerektirir. Bu mücadeleyle birlikte, bilinçli ya da bilinçdışı olsun haram yoldan elde edilen gelirlerin ise toplumdaki ihtiyaç sahiplerine ve herkesin istifade edeceği toplumsal projelere sarf edilmesi gerekir.”

Haram paradan medet uman, bilinçli ya da bilinçdışı olsun haram kazançtan toplum adına menfaat bekleyen bir anlayış İslam’ın ruhuna ne derece uygundur, takdiri sizlere bırakıyoruz.
Şaşırtıcı olan şu: Ülkemizde gündemi meşgul eden, milyonları ilgilendiren önemli bir konunun fetva mahiyetinde değil de, anonim bir karar hüviyetinde çıkmış olması.

TOKİ KARARI ŞAŞIRTMADI

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı tarafından birkaç ay önce faiz hakkında zarureti gerekçe gösteren bir fetva veriliyorsa TOKİ kararına pek de şaşırmamalı. Dikkat edilirse burada yine aynı mesnetsiz zaruret gerekçesi var. Şaşırtıcı olan şu: Ülkemizde gündemi meşgul eden, milyonları ilgilendiren önemli bir konunun fetva mahiyetinde değil de, anonim bir karar hüviyetinde çıkmış olması. Malum, fetvanın neticede bir sahibi var. Din İşleri Yüksek Kurulu’nun TOKİ kararında ise ne isim, ne de imza bulunuyor. Kararın oy birliğiyle mi, yoksa oy çokluğuyla mı alındığını dahi bilemiyoruz. Kurul üyelerinden karara muhalefet eden oldu mu, bu muhalefeti nasıl gerekçelendirdi?...

Bunları bilmek kamuoyunun hakkı değil mi?...