Ermenistan’da darbe girişimi ve Türkiye’nin doğuya açılan yolları

SELÇUK TÜRKYILMAZ
Abone Ol

Türkiye ve Azerbaycan’ın başarısı anlaşma masasında tescillendikten hemen sonra Hazar’ın doğusuna doğru bir açılımın olması oldukça önemlidir. Türkmenistan’ı Özbekistan ve Kazakistan’ın takip edeceği anlaşılıyor. Afganistan ve Pakistan’ın da dâhil olabileceği bir yapının hayal olmadığını söyleyebiliriz.

II. Karabağ Savaşı, Güney Kafkasya’da birbiri üzerine geçmiş farklı katmanlardan oluşan ve değiştirilmesi kolay gözükmeyen statükoyu geçersiz hâle getirdi. Savaş döneminde iyice belirginleşen Azerbaycan-Türkiye ekseni, Güney Kafkasya’nın yeniden şekillenmesini sağlayacak bir güce ulaştı. 20. yüzyılın başlarında Bakû petrollerinin öneminden hareketle Azerbaycan’ın Türk dünyası açısından merkezî bir konuma yükseleceği söylenmişti. Şartlar oluşmadığı için Azerbaycan, bu rolünü oynayamadı fakat gelecek için aynı olumsuz durumun geçerli olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü Türkiye, Osmanlı’dan yüz yıl sonra Güney Kafkasya’da yeniden inisiyatif alınca birbiri üzerine geçmiş farklı katmanlar çözülmeye başladı. Bu çözülmenin Türkiye’de farklı çevreler tarafından fark edilmediğini düşünüyorum.

Batı etkisi zayıfladı

Kırk dört günlük savaştan sonra Ermenistan’da başlayan huzursuzluklar hâlâ devam ediyor. Ermenistan ordusu, Paşinyan’ı devirmek istedi ve başarısız oldu. Ermenistan gibi farklı emperyal merkezlerle ilişkisi olan devletlerde kimin hangi tarafı temsil ettiği çok açık olmamakla birlikte mevcut yönetim Amerika ve Fransa tarafından desteklenmekteydi. Ermenistan’a verilen bu destek, II. Karabağ Savaşı’ndan önce coğrafyanın zaaf üretmesini sağlıyordu. Batılı ülkelerin teşviki ile ortaya çıkan ve zaman içinde belirli bir güce ulaşan PKK gibi terör unsurları da Ermenistan ile birlikte hareket etmekteydi. FETÖ de zaman içinde bu yapı ile yakınlaştı.

Batılı ülkelerin teşviki ile ortaya çıkan ve zaman içinde belirli bir güce ulaşan PKK gibi terör unsurları da Ermenistan ile birlikte hareket etmekteydi.

Türkiye-Azerbaycan ekseni, örgüt ve devlet yapılarının oluşturduğu katmanı çözerek Güney Kafkasya’da Batı etkisini zayıflatmış oldu. Bu, basit bir çözülme değildir. Bundan sonra Ermenistan, neredeyse iki yüzyıla varan hayallerini sorgulayacaktır. Yeni eksen, PKK ve FETÖ gibi emperyal merkezlere Ermenistan’dan daha fazla bağımlı olan yapıları da derinden sarstı. Bunun etkileri hem Türkiye içinde hem de Suriye ve Irak’ın kuzeyinde görülecektir.

  • Savaş, 27 Eylül 2020’de başladıktan sonra Türkiye’de farklı mahfillerde şüphe ve korkular yüksek sesle dillendirildi. Rusya’nın Güney Kafkasya’da gücünü artırmak için harekete geçtiği yönünde bir algı oluştu. O dönemde Türkiye ve Azerbaycan’ın tuzağa düşürüldüğünü zannedenler çoktu. Bunun böyle olmadığı kısa zamanda anlaşıldı. Fakat bu çevreler II. Karabağ Savaşı’nı Rusya üzerinden anlamlandırmaya devam etti. Onların şüphe ve korkusu, Rusya’nın 19. yüzyılın başlarından itibaren Güney Kafkasya’yı hâkimiyeti altına almasından kaynaklanıyordu. Azerbaycan 1918’de bağımsızlığını kazandı fakat Sovyetler 1920’de yeniden hâkimiyet tesis etti. Dolayısıyla birbiri üzerine geçen katmanlar çözülemedi. Türkiye-Azerbaycan ekseni kırk dört günlük savaş ile Güney Kafkasya’da Rusya’yı dengelemiş oldu. Rusya’nın etkisi azalırken Batı etkisinin artması gerekirdi. Bu defa öyle olmadı. II. Karabağ Savaşı’ndan sonra Güney Kafkasya’da Amerika ve Fransa gibi Batılı devletlerin fiilî gücü kırıldı, zayıfladı.

Darbe girişiminden sonra Ermenistan’ın hangi adımları atacağını tam olarak bilmiyoruz. Bu ülkenin farklı merkezlerin etkisine açık olması, belirsizliği arttırıyor. Paşinyan’a yönelik başarısız darbe girişimi, farklı merkezlerin birbiri ile çatışan etkisine işaret ediyor. Fakat her halükarda Ermenistan’ın kaybetmeye devam ettiği açıktır. Türkiye-Azerbaycan ekseni bölge dışı emperyal merkezlerin isteklerine göre hareket eden yapıların geleceği hakkında birtakım tahminlerde bulunmamıza da imkân sağladı. Emperyal merkezlere göre hareket eden devlet, örgüt ve grupların kaybetmeye başladığını söyleyebiliriz. Bağımlı yapılar, coğrafya karşısında mutlak bir güçte olmadıklarını gördüler.

İran yanlış yolda

Güney Kafkasya’da birbiri üzerine geçmiş farklı katmanlardan birini İran oluşturur. İran, Türkiye-Azerbaycan ekseninden rahatsızlık duyduğunu açıkça beyan etti. Bu ülke, savaşın başlarında Ermenistan’a açıkça destek verdi. Fakat bu, mezhep eksenli bir bakış ile anlaşılamayacak bir durumdur.

İran, Türkiye-Azerbaycan ekseninden rahatsızlık duyduğunu açıkça beyan etti.

İran, Güney Azerbaycan’da meydana gelen hareketliliği yakından takip ediyor. Bu da mezhep eksenli yorumların değerini sorgulamamıza yol açar. Fars milliyetçiliğine dayalı bir siyasetin İran açısından çok önemli sorunlar yaratacağı açıktır.

Bakû sokaklarında Türkiye ve Azerbaycan ordusu

Daha düne kadar bölgesel ve küresel gelişmeler, coğrafyamızın zaafları üzerinden ele alınırdı. Bu durum, Batı hayranlığını besleyen çaresizlik hissini canlı tutmaktaydı. Karşılaştığımız sorunları sömürgecilik tarihi içinde anlamaya çalıştığımızda bugünkü gelişmeler çok daha önemli hâle gelir. Emperyal merkezlerin müdahalesi ile yeni sorunlar için uygun zemin oluşur, devletler ve örgütlü yapılar coğrafyanın zaaflarını derinleştirirdi. Bu yapının çözülmesiyle birlikte coğrafyanın zenginlik ve istikrar üretebileceği inancı, coğrafyanın aslî unsurlarına özgüven duygusunu aşılayacaktır. Türkiye ve Azerbaycan’ın başarısı anlaşma masasında tescillendikten hemen sonra Hazar’ın doğusuna doğru bir açılımın olması oldukça önemlidir. Türkmenistan’ı Özbekistan ve Kazakistan’ın takip edeceği anlaşılıyor. Afganistan ve Pakistan’ın da dâhil olabileceği bir yapının hayal olmadığını söyleyebiliriz.

Kafkasya’dan Pakistan’a

Geçen yüzyılda Azerbaycan’ın Türk dünyasında merkezî bir konuma yükseleceği tahmin edilmişti. Enver Paşa’nın faaliyetlerine de bu çerçeveden bakmak gerekir. Afganistan üzerinden Pakistan’a ulaşmak romantik bir hayal değildi. Onun, 1920’de Bakû’daki kurultaya katılmasını bu açıdan değerlendirebilirdik. Turancılık, Enver Paşa’nın üzerine atılmış bir suç gibi düşünüldü. Fakat bugün ortaya çıkan değer, romantik bir hayal üzerinde konuşmadığımıza işaret ediyor. Doğuya açılan yolları ideolojik bakış açısına kurban etmemek gerekir.