Ey İsrail önce aynaya bak!

YVONNE RİDLEY GERÇEK HAYAT 3 DAKİKADA OKUNUR

Yeryüzünde bugün 195 ülke var. Bunların içinde soykırıma karşı olduğunu bir anma merkezi ihdas ederek sözde lanetleyen ve de konuyu alabildiğince sömüren biri dikkatinizi çekmiştir. Elbette İsrail’den bahsediyorum. Kudüs’te, Anma Tepesi’nin üzerinde yer alan Yad Vaşem’de Dünya Holokost Anma Merkezi diye bir yer mevcut.

Peki, soykırım şampiyonluğunu kimselere bırakmayan Tel Aviv yönetiminden bugüne dek Uygur Türklerine akıl almaz zulümler yapan Çin’e dair bir eleştiri, tek satır kınama duyan oldu mu? Rohingyalı Müslümanlara karşı etnik temizlik uygulayan Myanmar hükümetine iki çift laf etmişliği var mı? Yıllardır Keşmir halkına insanlık dışı muamelede bulunan, hele son vatandaşlık kanunuyla ülkesindeki milyonlarca Müslümanları diken üzerinde tutan Hindistan yönetimi hakkında olumsuz bir görüş bildirmiş mi?

BASTI BACAK İSRAİL’E DİKKAT

Şimdi bazıları çıkıp “İsrail de ülke mi yahu, Güney Afrika’daki bir oyun parkı kadar ya var, ya yok. Eti ne, budu ne” demeye kalkışabilir. Vaziyet hiç de onların sandığı gibi değil. Siyonist yönetim sadece Ramallah ve Gazze’yi mi işgal altında tutuyor sanıyorsunuz? Washington, Londra ve Paris de işgal altında. O küçücük ülke, siyaseten batı başkentlerini ele geçirmiş durumda.

Tel Aviv yönetiminden bugüne dek Uygur Türklerine akıl almaz zulümler yapan Çin’e dair bir eleştiri, tek satır kınama duyan oldu mu?

Dahası o bastı bacak ülkenin tuhaf işler peşinde koşan ileri teknoloji kurumları ve de en gelişmişinden milyarlarca dolarlık silah endüstrisi var.

“Holokost’u Anma Günü” yaklaşırken çeşitli inançlardan sayısız insan, soykırım suçu işleyen rejimleri nefretle anmak için bir araya geliyor, azınlıkları ötekileştiren ve canice öldürenleri lanetliyor. Fakat bu yıl sadece Nazilerin Auschwitz ölüm kampından kurtuluşun 75. yıl dönümü değil, aynı zamanda Sırpların Bosnalı Müslümanlara uyguladığı Srebrenitsa soykırımının da 25. yıl dönümü.

Ve elbette 1933-1945 yılları arasında Naziler sadece Avrupalı Yahudileri değil, aynı zamanda Çingeneleri, engelli insanları, muhalif Almanları ve daha başkalarını da kitlesel olarak katlettiler. “Bir daha asla” derken akla bunların tümü gelmeli, sadece Yahudiler değil!

Myanmar'daki müslümanlar yurtlarından ayrılmak zorunda kalıyor...

MÜSLÜMANLAR YERYÜZÜNDE ACI ÇEKİYOR

Bu arada geçmişin sisleri altında kalmış günleri konuşmuyoruz. 2020 yılına girmişken küresel çapta milyonlarca Müslümanın soykırıma tabi tutulduğu gerçeği kesinlikle ıskalanmamalı.

Bangladeş’te komşu Myanmar’dan kaçıp sığınmış bir milyon civarındaki Rohingyalı Müslüman mülteci kamplarında hayatta kalma mücadelesi veriyor. 2016 Ekimi ile 2017 Ocağı arasındaki üç ay içerisinde Myanmar ordusunun soykırımından zor bela kaçabilmiş insanlar bunlar.

Çin’e gelince, milyonlarca Doğu Türkistanlı Müslüman devletin toplama kamplarında esir tutuluyor, her türlü zulme ve işkenceye maruz bırakılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyet Myanmar'ın Kuzey Rakhayn eyaletindeki insanlık dramına dikkati çekmek için kamplara en yakın şehir olan Bangladeş'in Cox's Bazar kenti yakınlarındaki Kutupalong Kampı'nı ziyaret etmişti...


Çin hükümeti bu gerçeği ne kadar inkar etmeye yeltense de cesur gazeteciler ve insan hakları gruplarının çabaları sayesinde artık mızrak çuvala sığmıyor.

2019 Ağustosu itibariyle ırkçı Hint hükümeti tarafından kuşatmaya alınmış 8 milyonluk Müslüman Keşmir’i unutmayalım. Yeni Delhi yönetimi interneti kesti, protesto gösterileri yapmayı yasakladı. Keşmirli Müslümanlar her fırsatta güvenlik güçleriyle ırkçı Hinduların taciz ve dayağına maruz kalırken, silahsız sivil halkın en ufak bir protesto teşebbüsü bile gerçek mermiler kullanılmak suretiyle hunharca bastırılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyet, Arakanlı sığınmacıların Bangladeş'te barındıkları Kutupalong Kampı'nı ziyaret ederek yardım dağıtmıştı...

DÜNYA SESSİZ, SADECE TÜRKİYE VAR

Peki, dünya kamuoyu ne alemde, BM ne yapıyor? Hiç... Evet, kocaman bir hiç... Dünya ölçeğinde bir tek Türkiye’nin bu konulara hassas yaklaşımı, insanî bakış açısı dikkat çekiyor. Türk hükümeti 2019’da Doğu Türkistan konusundaki tutumu nedeniyle Çin’i açık bir şekilde eleştirdi. Toplama kamplarının insanlık açısından büyük bir utanç olduğunu dile getirdi.

Myanmar’da olan biten için ilk kez soykırım kelimesini kullanan lider Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Eşi, Türkiye’nin First Lady’si Emine Erdoğan Hanım Bangladeş’te bulunan mülteci kamplarını ziyaret etti. Kimsenin sahip çıkmadığı Rohingyalılara yalnız olmadıklarını hissettirmesi gerçekten çok asil bir tavırdı.

Yine Erdoğan’ın geçen Eylül ayında, BM 74. Genel Kurulu’nda Keşmir konusundaki sözleri unutulmaz. 72 yıllık trajedinin artık son bulması gerektiğinin önemle altını çizen Erdoğan, “8 milyon insan maalesef tam bir abluka altında, Keşmir dışına adım atabilmeleri mümkün değil” diyerek Hindistan hükümetinin insafsız tutumunu eleştirmişti.

Trump’ın Myanmar meselesindeki tutumu da biliniyor. Acil bir şekilde ele alınması gereken büyük bir trajedi söz konusu ama o ağırdan alıyor.

TRUMP MENFAATE BAKAR

Peki, sözde dünyanın en güçlü adamı olarak lanse edilen ABD Başkanı Donald Trump ne yaptı? Menfaati icabı Çin’e karşı Doğu Türkistan meselesini kullanmaya çalışırken Hindistan’ın vatandaşlık kanunu hakkında tek kelime bile etmedi.

Dahası, gelecek ay Hindistan’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Ağzının suyunu akıtacak ticaret anlaşmaları dururken hiç kimse Trump’tan bir Hindistan eleştirisi beklemiyor. Ne Keşmir konusunda, ne de vatandaşlık kanunu konusunda...

Trump’ın Myanmar meselesindeki tutumu da biliniyor. Acil bir şekilde ele alınması gereken büyük bir trajedi söz konusu ama o ağırdan alıyor, düşük profilli, sınırlı şekilde sözüm ona Rohingya tarafına destek veriyor. ABD bugüne dek sadece birkaç Myanmarlı askeri lider hakkında yaptırım kararı alabildi. Bu göstermelik kararın ötesinde dişe dokunur bir şey yok.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, birçok konuda ABD Başkanı Trump'ın desteğini alıyor...

ÖNCE AYNAYA BAKSINLAR

İsrail ise her ne yaparsa yapsın; hangi zulümü işlerse işlesin Washington ve Trump’ın desteği yanı başında. Filistin işgaline tek kelime bile eleştiri gelmiyor.

Dolayısıyla şu Holokost Anma Günü, şu “Bir daha asla” teranesi çok ama çok sığ kalıyor. İroniye bakın ki, bu yılki anma toplantısının mottosu “Birlikte karşı durmak” imiş. Neye karşı, kime karşı? İsrail ile omuz omuza duranlar mı soykırıma hayır diyecekmişmiş.

Soykırım rejimlerine meydan okuyacakların önce aynada kendilerine şöyle bir bakmaları gerekiyor. Bakıp da söylesinler bakalım, aynada kimi görüyorlar?

Bir zalim mi?

Bir kurban mı?

Y YVONNE RİDLEY Pirimedya