Fahrizade suikasti bize ne anlatıyor?

SÜLEYMAN ŞAHİN
Abone Ol

Haaretz’in kıdemli Ortadoğu muhabiri Zvi Bar’el “İranlı bilim adamının öldürülmesi nükleer anlaşma bahsinde Biden’a verilen açık bir mesajdır” başlığıyla meseleyi özetlemiş bulunuyor. 29 Kasım tarihli yazısında, ABD ve İsrail tarafından zaten kara listeye alınmış Fahrizade’nin İran Modern Teknolojilere Hazırlık Merkezi’nin başındaki isim olarak nükleer çalışmaları yönettiğini söylüyor, suikastten ziyade suikast için seçilen zamanlamanın önemine işaret ediyor.

3 Kasım’daki ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ın kaybetmesiyle birlikte Ortadoğu denkleminde ne gibi değişimler yaşanacağına dair türlü yorumlar yapılıyorken 27 Kasım günü gerçekleşen bir hâdise deyim yerindeyse ateşe benzin döktü, ortalığı iyice karıştırdı. İranlı bir isim, Muhsin Fahrizade başkent Tahran yakınlarında suikasta uğrayıp öldürüldü. Hâdiseye ilişkin en net değerlendirme ise New York Times gazetesinden geldi. Adının gizli kalmasını isteyen İsrailli bir yetkili, bu suikasttan dolayı dünyanın kendilerine teşekkür etmesi gerektiğini söyledi. Uzun bir zamandır Fahrizade’yi izleyen ekipte yer aldığını belirten İsrailli yetkiliye göre “İran’ın nükleer silah üretme programını yöneten kişi” etkisiz hale getirilmiş, dünya büyük bir tehditten kurtarılmıştı.

Suikast Biden’a mesaj mı?

Konuya ilişkin en çarpıcı yorumlardan biri yine İsrail menşeli Haaretz gazetesinde yayınlandı. Haaretz’in kıdemli Ortadoğu muhabiri Zvi Bar’el “İranlı bilim adamının öldürülmesi nükleer anlaşma bahsinde Biden’a verilen açık bir mesajdır” başlığıyla meseleyi özetlemiş bulunuyordu. 29 Kasım tarihli yazısında, ABD ve İsrail tarafından zaten kara listeye alınmış Fahrizade’nin İran Modern Teknolojilere Hazırlık Merkezi’nin başındaki isim olarak nükleer çalışmaları yönettiğini söylüyor, suikasta uğramasından ziyade suikast için seçilen zamanlamanın önemine işaret ediyordu.

Çin Komünist Partisi’nin İngilizce yayın yapan gazetesi Global Times'in haberi

Peki, Bar’el haklı mıydı? Fahrizade nükleer üzerine çalışıp suikasta uğrayan ilk İranlı değildi. İran, nükleer meselesinde bugüne dek bir çok kez hedef alınmıştı.

İran’da hedef alınan nükleer uzmanları ve tesisler

  • • 12 Ocak 2010: İranlı nükleer bilimci Prof. Mesud Ali Muhammedi Tahran civarında uzaktan kumandalı bomba ile suikaste uğradı.
  • • 29 Ekim 2010: Tıpkı Fahrizade gibi, İran nükleer programının önemli isimlerinden Prof. Mecid Şeheryari ile bir diğer nükleer bilimci Feridun Abbasi Devani aynı gün arabalarına bomba konmak suretiyle Tahran’da infaz edildi.
  • • 23 Kasım 2010: İran’ın Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi’nde Stuxnet isimli bir virüsün teknik problemlere neden olduğu, üretimin durduğu açıklaması yapıldı. Haaretz, muhtemelen virüs nedeniyle tesisin yüzde 30 kapasite kaybı yaşadığına dair daha önce bir haber yapmış, Associated Press de 24 Eylül’de yarı resmi İran Öğrenciler Ajansı’na dayanarak virüsün mevcudiyetine dair bir haberi okurlarına duyurmuştu.
  • • 23 Temmuz 2011: İran nükleer programında çalışan bir fizikçi olan Darius Rızai motosikletli kişiler tarafından infaz edildi.
  • • 11 Ocak 2012: 32 yaşındaki kimya mühendisi Mustafa Ahmedi Ruşen arabasına konulan bombanın patlatılmasıyla öldürüldü. Ahmedi Ruşen, Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi’nde müdür yardımcısı görevini yürütüyordu.
  • • 31 Ocak 2018: İsrail gizli servisi MOSSAD, Tahran yakınlarında bir depoya sızarak İran’ın nükleer programına ilişkin on binlerce gizli dokümanı ele geçirdi.
  • • 26 Haziran 2020: İran’ın nükleer silahlar için ateşleyici mekanizma testi yaptığı söylenen Perçin Askeri Üssü’nde patlamalar gerçekleşti.
  • • 30 Haziran 2020: Perçin Askeri Üssü’ne yakınlığıyla bilinen Hocir Üssü’nde de patlamalar duyuldu. Üssün Devrim Muhafızları’nın balistik füzelerine yakıt üretimi sağladığı iddia ediliyordu. Yeraltındaki tünellerde büyük miktarda cephane depolandığı yine iddialar arasında.
  • • 2 Temmuz 2020: Natanz Uranyum Zenginleştirme Tesisi’nde İran’ın nükleer programını bir-iki yıl erteleyeceği söylenen bir patlama gerçekleşti. Uranyum zenginleştirme santrifüjünün zarar gördüğü belirtildi.
  • • 19 Temmuz 2020: İsfahan’daki bir enerji santralinde patlama duyuldu.
  • • 27 Tasım 2020: Son olarak Muhsin Fahrizade suikasti meydana geldi.

Pandora’nın kutusu açılır mı?

Fahrizade suikastine ilişkin dikkat çekici yorumlardan biri de Çin’den geldi. Çin Komünist Partisi’nin İngilizce yayın yapan gazetesi Global Times’ın başyazarı Hu Xijin “Fahrizade suikasti Pandora’nın kutusunu açacak mı” başlığıyla kısa bir değerlendirme kaleme aldı. Batılı ülkeleri bu suikast karşısında sessiz kaldıkları için eleştiren Xijin, “suikasta uğrayan isim bir ABD yahut İngiliz bilim adamı olsaydı yer yerinden oynardı” tespitini yaptı.

Global Times’ın başyazarı Hu Xijin “Fahrizade suikasti Pandora’nın kutusunu açacak mı” başlığıyla kısa bir değerlendirme kaleme aldı.

İran ne “Asker” ne de “Bilim Adamı” Fahrizade’den hayır gördü
Gerçek Hayat

Suikasttan hareketle meseleyi Çin-ABD ilişkilerine çeken Global Times başyazarına göre, Çin’i düşman olarak gören ABD’nin bu konuda etrafına yandaş toplamak için ne tür haydut yöntemlere başvuracağını kim bilebilirdi? Xijin’e göre, Biden’in göreve gelişi bile raydan iyice çıkmış bulunan ABD-Çin ilişkilerini düzeltmeye yetmeyecek gibi.

İran İsrail’e işaret etse de, Çinli yazar, 2020 başında Kasım Süleymani’yi öldürmekle işe başlayan ABD’nin Fahrizade cinayetinde parmağı bulunduğunu ima edip şu soruları soruyor:

“Pandora’nın kutusu tekrar mı açılmış oldu? Büyük milli menfaatleri gerçekleştirmek için teröre başvurma çağına dünya geri mi dönecek?”

Ve şu cümleyle noktayı koyuyor:

“Böyle bir geri dönüş son derece adicedir ve kimse bu işten kazanan olarak çıkamaz.”

Asıl sorun İsrail’in başarısı mı?

Brookings Enstitüsü’ne bağlı Saban Ortadoğu Politika Merkezi’nde uzman olarak görev yapan eski CIA ajanlarından Bruce Riedel ise meselenin başka bir boyutuna değiniyor. Riedel’a göre asıl mesele Fahrizade’nin çok daha ötesinde. İran Fahrizade’nin yerine bir başkasını elbette koyabilir. Fakat İsrail’in yıllardır yaptığı ve her defasında başarılı olduğu operasyonlara ne şekilde cevap vereceğini biliyor mu, mesele işte burada.

İsrail’in çok sayıda İran asıllı Yahudi ajanı bulunduğunu ve bunları gerek İran içinde, gerekse Azerbaycan gibi civar ülkelerde son derece etkin bir şekilde kullandığını ifade eden Riedel, İran’ın buna karşı etkin bir strateji geliştiremediği düşüncesinde. Bu durumu İsrail’in başarısı olarak gören Riedel’a katılmamız elbette mümkün değil. Ortada bir başarıdan ziyade, bir başarısızlık hikâyesi mevcut ve bu hikâye İran’a ait.

27 Tasım 2020: Son olarak Muhsin Fahrizade suikasti meydana geldi.

İsrail’deki İran asıllı Yahudi sayısı kadar olmasa da, binlerce Yahudi halen İran topraklarında yaşıyor. İran da pekala bir karşı istihbarat hamlesi yapabilir veya İsrail’in kendi topraklarında kurduğu casusluk ağını bir şekilde çökertebilir. Ama bunu beceremediği ortada.

‘Kazanan yine İran’ ne demek?

Fahrizade suikastının ardından yapılan belki de en ilginç değerlendirme Ranj Alaaldin’e ait. Brookings Enstitüsü’nün sitesinde yayınlanan yazısına “İran çarpışmayı kaybedebilir ama savaşı kazanacak” şeklinde başlık atan Alaaldin’e göre, İran bu tür hamlelerle darbe alıp ciddi manada sıkıntılar yaşasa bile Ortadoğu’da kurmuş olduğu vekil ağlar sayesinde varlığını hep sürdürecek. Her defasında budansa bile bu ağlar sayesinde yeniden ayağa kalkıp cevap verebilme imkânına sahip. Çizgi olarak Biden’a yakınlığıyla bilinen bir kurumun uzmanından “İran’ı muhatap almalıyız” şeklinde bir yaklaşım görüyoruz. “Trump İran’a zarar verse de onu bitiremedi, bitiremezdi de... O zaman biz de Ortadoğu’daki menfaatlerimiz icabı İran ile yakınlaşalım” tezi yazının her satırına sinmiş adeta.

Biden yönetimi, Fahrizade mesajını günlerde hep birlikte göreceğiz.