Gazze'nin siber mücahitleri

ALİ ŞENEL
Abone Ol

Hamas ve diğer Filistinli mücadele gruplarının “Aksâ Tufanı” Operasyonunu başlattığı 7 Ekim’den iki gün önce sözde uluslararası savaş anlaşmalarına uyulmasını denetlemek ve gözlemlemekten sorumlu kuruluş Kızılhaç ilginç bir duyuru yayınladı. Kızılhaç, tarihinde ilk kez çatışmalar ve savaşlarla ilişkili sivil hackerlar için bir etik kurallar rehberi yayınladı.

İnternet korsanları için “etik hackleme el kitabı” yayınlayan Kızılhaç, Ukrayna savaşı patlak verdiğinden beri giderek artan sayıda insanın "vatansever" siber çeteler kurduğu ya da katıldığı uyarısında bulundu.

Kızılhaç tarafından sıralanan 8 etik kural arasında, hastanelerin sistemlerine saldırılmaması, kontrol edilemez şekilde yayılan hackleme programları kullanılmaması ve sivil halk arasında terör etkisi yapacak tehditlerde bulunulmaması da var.

Yurtsever amaçlarla yapılan hackleme faaliyetlerinin hacminde geçtiğimiz 10 yıl içerisinde büyük bir artış olduğuna dikkat çeken Kızılhaç’ın rehberindeki kurallar şunlar:

Kurallar neler?

- Siber saldırıları sivil hedeflere yöneltmeyin.

- Askeri ve sivil kurum ve kişileri ayrım gözetmeden etkileyecek ve zarar verebilecek teknikler ve araçlar ya da kötü amaçlı yazılım kullanmayın.

- Askeri bir hedefe siber saldırı planlarken, saldırının siviller üzerindeki muhtemel hedeflerini en aza indirecek bütün önlemleri alın.

- Hastaneler, tıbbî ve insânî yardım amaçlı kurumları hedeflemeyin.

- Sivil nüfusun yaşamını sürdürebilmesi için vazgeçilemez olan, ya da onlar için tehlikeli sonuçlar yaratacak hedeflere siber saldırı yöneltmeyin.

- Sivil halk arasında terör paniği yaratacak şiddet eylemi tehditlerinden kaçının.

- Uluslararası insan hakları yasalarının ihlalini kışkırtmayın.

- Düşman uymasa bile siz bu kurallara uyun.

  • İlk siber cinayet
  • Silaha dönüştürdükleri her teknolojinin sonunda kendilerini vurduğunu bir türlü göremeyen Batı, yine kendi tuzak düzeneğine takılıyor. Kurdukları savaş kurallarıyla vurulmaya başlayınca bir anda etik tutkunu oluverdiler. Tabi ki dünyada bilinen ilk siber cinayet, 1998 yılında Amerika’da işlenmişti. Olay, yoğun bakımda yatan babasının bir an evvel ölmesini arzu eden ve bu yolla mirasa konmayı bekleyen bir kişinin bir bilgisayar korsanından hastanenin bilgisayar sistemine girmesini ve babasının ilacını değiştirmesini istemesi sonucu vuku bulmuş, yoğun bakımda yatan baba kendisine uygulanan farklı ilaç sebebi ile ölmüş, bilgisayar korsanı ise ‘bilinen ilk siber kâtil’ olmuştu.

Alman emniyeti hackerlara yalvardı

Son dikkat çeken siber cinayet ise 2020’de Almanya’daki Düsseldorf Tıp Fakültesi’nde yaşandı. Hackerlar üniversiteye saldırdılar ve milyonlarca dolarlık kripto para istediler. Ancak saldırganlar farkında olmadan tıp fakültesiyle beraber fakültenin içindeki hastaneyi de hackledi. Bu sefer yoğun bakımdaki hastalar ölmeye başladı. Düsseldorf emniyet müdürü basının karşısına çıkıp hackerlara ricada bulunarak “İnsanlar ölüyor. Lütfen durun!” Hackerlar o zaman durumun farkına varıp sistemi açtılar.

Yurtsever hackerların yükselişi

Güvenlik analistlerine göre İsrail'de yüzden fazla internet sitesi, bir siteye aşırı yükleme yapılarak çalışmaz hâle getirme olarak tanımlanan DDoS saldırısı yoluyla ya tahrif edildi ya da geçici olarak kesintiye uğratıldı.

Suriye’de hâlâ devam eden iç savaş, Ukrayna’daki savaş ve Batı’nın müdahaleleri nedeniyle kanla yoğrulan tüm coğrafyalarda ezilen insanlar bir şekilde çağın silahlarına uyum sağlamaya çalışıyor. Füze ve uçağa karşı durmak için çâre aradıkları gibi “en iyi savunma saldırıdır” diyerek Gazzelilerin yaptığı gibi karşı atağa geçenler de görülmeye başladı. Konvansiyonel savaşın yanında siber savaş da günümüzde artık bir alternatif.

Günde ortalama 2 milyar siber saldırı yapılıyor ve bu saldırıları çoğu zaman gizli servisler finanse ediyor. Bunun farkında olan ezilen ülkelerdeki hackerlar aynı yöntemi Batı’ya doğru yönlendirmenin yolunu da yavaş yavaş öğrenmeye başladı.

Filistin'de siber savaş

AnonGhost olarak bilinen Filistin’i destekleyen bir grup bilgisayar korsanı, sosyal medya kanallarından İsrail'in acil durum uyarı uygulamasını bozduğunu açıkladı.

AnonymousSudan adlı başka bir grup ise Telegram'da İsrail'in kritik altyapısını aktif olarak hedeflediklerini söyledi. Güvenlik analistlerine göre İsrail'de yüzden fazla internet sitesi, bir siteye aşırı yükleme yapılarak çalışmaz hâle getirme olarak tanımlanan DDoS saldırısı yoluyla ya tahrif edildi ya da geçici olarak kesintiye uğratıldı. İsrail gazetesi Jerusalem Post da siber ataklardan nasibini aldı. Günlerce yayın yapmakta zorlandı.

Storm-1133 olarak bilinen Gazze merkezli hacker grubu bir süredir telekomünikasyon, savunma ve enerji alanında faaliyet gösteren İsrail şirketlerine yönelik siber casusluk için çabalıyor.

Molerat isimli grup da yine İsrail’i hedefleyen bir hacker grubu. Öte yandan Filistin mücadelesine destek veren Türk hacker grubu olan Ayyıldız TİM, İsrail Savunma Bakanlığı internet sitesinde (www.mod.gov.il/) yer alan gizli askeri, tatbikat ve personel bilgilerini ele geçirdi. Ele geçirdiği bilgilerin bir bölümünü X’te yayınladı.

Kızılhaç, İsrail terörünü göremedi

Kızılhaç’ın hackerlara “Aman hastanelere bulaşmayın” dediğinden birkaç hafta sonra İsrail, Gazze’de hastane vurdu, yüzlerce kişiyi şehit etti. Kendi karanlık düşüncelerini kâğıda döken Kızılhaç, bu olaydan sonra dünya kamuoyunun duyacağı şekilde terörist İsrail’e bir laf etmezken yurtsever hackerların üstelik tüm yaşadıklarına rağmen insânî sınırlar içindeki mücadelelerine laf ediyor.

İsrail, Gazze’de hacklenecek bir şey kalmadığı için mi sadece bomba kullanıyor? Kızılhaç bu yüzden mi ses etmiyor merak ediyoruz. Türk ihalarının Karabağ’daki başarısı, teknolojik üstünlüğün savaşta dengeleri nasıl değiştirdiğine sıcak bir örnek. Görünen o ki bu orantısız güçlülerin dünyasında hacklenen değil hackleyen, bombalanan değil bombaları tersine çeviren olmalıyız.

KUTU:

  • Türkiye’nin karnesi zayıf
  • İstatistiklere göre Batı ülkelerine yönelik siber saldırılarda Türkiye merkezli siber ataklar başı çekiyor. Dünya sıralamasında ikinci sıradayız. Ancak burada göğüs kabartan bir durum maalesef yok. Antivirüs kullanımına alışamayan, ücretsiz yazılıma bayılan Türk halkının bilgisayarlarının, tabletlerinin ve telefonlarının önemli kısmı yabancı hackerler tarafından köleleştirilmiş. Sıralamada üstlerde yer almamızın nedeni de bundan kaynaklanıyor.