General Harbord: Ermeniler Türklerin ciğerini söküp duvara astı

SEVDA DURSUN
Abone Ol

Yine bir 24 Nisan ve yine sözde soykırım iddiaları… Ermeni diasporası Türkiye’nin Ermenilere soykırım yaptığı yalanını kabul etmesi için her türlü yolu deniyor. Ama bir kez de “gelin gerçekleri araştıralım” demiyor. Hatta bundan özenle kaçıyor. Mesela Amerika soykırım yalanını tanımadan önce, kendi arşivlerine baksa, kendi generalinin Erzurum raporunda yazan Ermenilerin Türklere yaptığı zulmü görecek.

Bunları tabii ki bilmiyor değiller, ancak menfaatleri uğruna Türkiye’yi karalama kampanyaları devam ediyor. O günlerin şahidi olan Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir’le Ermeni Soykırımı yalanını konuştuk. Ermenilere yapılan aslında neydi? Kim, kime zulüm etmişti? Babasının Erzurum dönüşünde Ermenilerin Türklere yaptığı zulmü görüp, “İleride Ermeniler bunların tersiyle Türkleri suçlayacaklar” dediğini aktaran Karabekir, “Aradan 101 yıl geçmiş, Kazım Karabekir o zamanlar bizim bugün yaşadıklarımızın uyarısını yapıyordu” diyor.

Her 24 Nisan’da olduğu gibi bu sene de Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımını tanıması için dünyadan sesler yükseldi. İçimizdeki bazı muhalifler de bunu dillendirmeye başladı. O dönemin şahitlerinden olan Kazım Karabekir Paşa’nın kızı olarak, Ermeni meselesine nasıl bakıyorsunuz?

Ermeniler, hepimizin bildiği gibi Osmanlı’nın ‘sadık tebaa’ dediği bir vatandaş grubudur. İçlerinden Osmanlı meclisinde milletvekili olanlar bile var. Ermeni diasporasının dayattığı gibi, birden bire Osmanlı delirdi, çıldırdı, milletvekili yaptığı, sadık tebaa dediği o değerli vatandaş grubuna soykırım uyguladı gibi mânâsız bir şey olabilir mi? Hiç kimse “ne oldu” diye sormuyor.

  • Osmanlı’nın en zor zamanında Ruslarla birlik olan bir takım Ermeniler -tüm Ermeniler için demiyorum- özellikle Taşnak, Hınçak çeteleri Osmanlı’yı sırtından vurmaya çalıştılar. 1923 yılında Ermenilerin başbakanı Ovanes Kaçaznuni Bükreş’te Ermeni meselesinin ele alındığı Taşnak Parti konferansında, Avrupalı delegasyonların huzurunda bütün gerçekleri şöyle açıklamıştı:

“İtilaf devletleri bizi hep Anadolu’da bir Ermenistan hayaliyle kandırdı. Bu boş hayale kapılarak Taşnak çeteleri kurup yedi cephede savaşan Osmanlı ordularına silah ve mühimmat götüren birliklere saldırdık. Sonuçta İtilaf devletleri verdiği sözü tutmadı. Biz de Osmanlı’ya ihanetimizin bedelini tehcir ile ödedik. Böyle yapmasaydık, belki de bu tehcir olayı başımıza gelmezdi.”

Kendi kaymakamımızı astık

Osmanlı’ya ihanet ettiklerini itiraf ederek, Ermeni tehcirini hak ettiklerini mi söylüyor yani? Nasıl yapılmıştı bu tehcir?

Evet, bu sözler çok önemli, çünkü söyleyen adam Ermenilerin başbakanı. Biz ‘tehcir’ diyoruz, gençler bunu ‘zorunlu göç’ diye okuyor şimdi. Yani Osmanlı bir grup Ermeni’yi bir yerden bir yere zorunlu göçe tabi tuttu. Fakat arşivleri açtığımızda görüyoruz ki, Osmanlı bunu yaparken o grupların her birine tabip verilsin, her hamile kadına süt verilsin ve döndükleri zaman borçları ertelenmiş olsun diyor. Yani Osmanlı bir soykırıma niyetlenseydi bunları düşünür müydü? Hitler niyetlendiğinde Musevilerin sütüyle, doktoruyla ya da döndüğü zamanki borcuyla mı ilgilenmişti? O bir soykırımdı. Ama Osmanlı, Ermenileri o gün itibariyle Osmanlı sınırları içinde olan kendi topraklarında yer değiştirtti.

Timsal Karabekir

Ve ne acıdır ki, bunlar yapılırken, İngilizlerin oyununa gelerek kendi kaymakamlarını “Ermenilere yeteri kadar sahip çıkmadı” diye idam ettirdi. Boğazlıyan kaymakamı Mehmet Kemal Bey 33 yaşında idam ediliyor. Sonradan bunun yanlış bir karar olduğu kabul ediliyor ve bugün Kadıköy’de olan kabrini şehid makamı olarak ziyaretine gidiyoruz. İtibarı geri verildi ama darağacı canları geri vermiyor.

Osmanlı sadık tebaa dediği Ermenilere çok değer vermişti. Osmanlı sınırları içinde Ermeniler en rahat dönemlerini yaşamışlardı. Her grup mesleği rahatlıkla yapabiliyorlardı. Ama o ihanetin neticesi olarak da bir yerden bir yere gönderiliyorlar. Tabi bir yerden bir yere gönderilirken o günün şartlarını düşünürseniz, çok canlar yanıyor. Ölümler oluyor. Ama bu hiçbir zaman devletin verdiği karar neticesinde bir soykırım değildir. Bunu ömrüm oldukça, nefesim yettikçe şiddetle haykırırım.

Rusların 40 yılda yapamadığını Ermeniler yaptı.

Babanız Kazım Karabekir o dönemde doğu illerine gittiğinde nasıl bir manzarayla karşılaşmıştı?

Babam Kut’ul Amare ve Çanakkale cephesinden yurdumuzun doğusuna gelir. O sıralarda Brest Litovsk anlaşmasıyla Ruslar Kars, Sarıkamış, Erzurum gibi zaptettikleri yerlerden çekilmişlerdi. Ruslar yavaş yavaş çekilirken, yerlerini ve silahlarını Ermenilere bırakıyorlar. Ermeniler Rusların 40 yılda yapmadığı kadar zulmü kardeş bildikleri Türklere yapıyor. Erzurum’un kurtuluşunu şöyle anlatır babam:

‘Ermeniler Türkleri canlı canlı kazığa oturtmuştu'

“Erzurum’a İstanbul kapıdan girdiğim zaman, halk gülerek beni karşılıyor. Dişlerini görecek yakınlıktayım. Ortada bir gayri tabiilik hissettim. Bu insanlar hiç kımıldamıyordu. Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki, her biri canlı canlı birer kazığa oturtulmuştu. Istıraptan kasılmıştı çehreler ve öyle can vermişlerdi. Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde hiçbir göze göstermesin.”

Bunlar bizim canlarımızdı. Ermeniler tarafından Türkler kazığa oturtuluyor ve her biri öyle can veriyor. Biz yıllar yılı hiçbir şekilde bunları dile getirmemişiz. Ama Ermeni diasporası bize yapılanları sanki Türkler Ermenilere yapmış gibi senaryolar yazarak ortaya ‘sözde soykırım’ yalanını çıkartıyorlar. Ve ne acıdır ki hiç tarihimizi bilmeyen insanlar buna destek veriyor. Ne acıdır ki, Türk olduğunu söyleyen bir takım gafiller de buna destek veriyor.

Ermeni Mezalimi

Ermenilerin yaptığı bu zulüm niye dile getirilmiyor da soykırım yalanına sığınıyorlar?

Bunlar hep dile getiriliyor ama herkesin kulağı tıkalı. Hiç kimse dinlemek istemiyor ki. Sadece ben şu yaşıma kadar yurt içinde yurt dışında kendi çabamla defalarca dile getirdim. Birçok tarihçimiz de bunları dile getiriyor ama insanlar bize ait gerçeklere maalesef kulaklarını tıkıyor. Türk tarihini anlatmaya gayret eden, bunun savaşını veren bir sürü tarihçimiz var. Ama karşındaki sağırsa, körse, anlama özürlüyse ne anlatabilirsin? Babam İstanbul’a gelir gelmez Harbiye Nazırı Abdullah Paşa’ya çıkıp “Paşam, ben size doğuda Ermeni mezalimini içeren vesikalar gönderdim, niye bastırmadınız? İleride Ermeniler bunların tersiyle Türkleri suçlayacaklar” diyor. Yıl 1919. 101 yıl önce Kazım Karabekir o zamanlar bizim bugün yaşadıklarımızın uyarısını yapıyor. Abdullah Paşa bunlardan haberi olmadığını söylüyor. Kendi gönderdiği anıları, fotoğrafları sağda solda buldurtuyor ve bir risale olarak bastırıyor. Ecnebiler de neyin ne olduğunu anlasın diye Fransızcaya çevirtmek istiyor. Ama devletin bütçesinde yeteri kadar para olmadığı için, iki üç kitapçığı kendisi Fransızcaya çeviriyor ve genelkurmay daha sonra “Ermeni mezalimi” diye bunları bastırıyor.

Erzurum kimin yurdu

4T planına göre tanıma, tanıtma, tazminat ve toprak talepleri var diasporanın. Bütün bu gerçekler ortadayken, hâlâ nasıl ısrarcı olabiliyorlar?

Onlar 4T’nin peşindeler. Dünya bunu kabul edecek, çünkü bunlar tazminat, toprak istiyorlar. Her şeyi bir kenara bırakın, hadi biz tek taraflı bakıyoruz diyelim, yukarıda anlattığım Ermenistan başbakanının sözleri bile gerçeği anlatmaya yeter. Suyun başındaki adam söylüyor. Sadece bu değil ki, daha birçok gerçeği ortaya koyan delil var.

  • Erzurum kongresi sırasında Amerikalı General Harbord iki başlık altında rapor yazmak için Erzurum’a geliyor. Birinci başlık “Erzurum Türk yurdu mudur, Ermeni yurdu mudur?” İkinci başlık ise “Türkler Ermenilere nasıl davranmıştır?” Kazım Karabekir generali alıp Erzurum kalesine çıkartıyor. “Ölülerimiz söylesin burası kimin yurdu olduğunu” diyor. Bir uçtan bir uca Müslüman Türk ahalinin mezarlığı, bir kenarda da ufak bir Ermeni mezarlığı var.

Dolayısıyla birinci raporu ölülerimiz “Erzurum bir Türk yurdudur” diye yazdırmıştır.

Alaca Raporu: Ermeniler Türklerin ciğerini söküp duvara astı.

İkinci rapor, “Türkler Ermenilere nasıl davranmıştır” kısmında ise Alaca raporu her şeyi anlatıyor. Erzurum’un Alaca ilçesinde Ermenilerin Türkleri nasıl ıstırap içinde öldürüldükleri, memedeki evlatların nasıl memeden süngülenerek çekildikleri, öldürdüklerinin kalplerini, ciğerlerini nasıl duvarlara astıklarını anlatıyor. Alaca raporu Geneleral Harbord’un Amerikan senatosuna sunduğu rapordur.

General Harbord, “Erzurum’a gittim, hâdiseyi yerinde inceledim. Esas yok edilmeye çalışılmış olanlar, öz yurtlarında Türklerdi. Türkler Ermenilere kötü davranmamıştır” diyor. Bugün Amerika’nın arşivlerinde bu rapor yer almasına rağmen, Amerikalılar diasporaya destek vermeye çalışıyor. Biz sözümüzü ya duyuramıyoruz, akvaryumdaki balık gibi kendi kendimize konuşuyoruz ya da karşımızdaki ölü, sağır veya kör.

Bütün Doğuyu Ermenilere vaad etmişler

Babanız Kazım Karabekir Paşa’nın Ermenilerle ilgili anlattığı başka hangi hâtıraları var?

Babam derdi ki, aklı başında Ermeniler bana hiçbir zaman düşmanlık yapmadı. Bu acıları yapanlar daha çok Hınçak, Taşnak çete savaşçıları. Ermeniler giderken Ermeni başkomutanının Kazım Karabekir’e verdiği veda ve vaat mektubu var. Mektupta “Bundan böyle hiçbir Ermeni ne kötü nazarıyla ne silahıyla Türk’ün karşısına çıkmayacaktır” yazar. Ama Ermeniler sözlerinde durmuyor, daha sonra Azerbaycan’da Türklere yapılanlar onların ihanetlerinin bir delili.

Ermeniler giderken Ermeni başkomutanının Kazım Karabekir’e verdiği veda ve vaat mektubu var.

Yeni açılmış olan TBMM’nin en önemli ilk anlaşması da Kazım Karabekir’in imzaladığı Gümrü Moskova ve Kars anlaşmalarıdır. Gümrü anlaşmasında babam, Ermeni baş delegelerle bir masada otururken, ufacık boyunuzla koca Osmanlı’ya nasıl karşı geldiklerini sorduğunda, “Aldatıldık paşam! Emperyalist devletler vaatlerde bulundular. Bütün doğuyu bize vaat ettiler. Aldatıldık. Serdeki isteklerimizi geri çekiyoruz ve anlaşmayı imzalıyoruz” diyorlar.

Bunun üzerine Gümrü’den sonra Moskova ve Kars anlaşmasıyla da bugünkü yol sınırlarımız çiziliyor. Yine babamın anılarında “Daha sonra Ermenilerle bir dostluk imzası attık ve Ermenilere çok yardımlarda bulunduk” yazar. Türklerden Ermenilere vagon vagon et, pirinç vs. gönderiliyor.

Bizim yerimizde başka bir devlet olsaydı Ermeni mevcudiyeti kalmazdı.

Nasıl bir devlet ki, soykırım yaptığı iddia edilen halka yardım ediyor? İnsanın aklı ermiyor bu ithamlara…

“Bizim yerimizde başka bir devlet ve hınç besleyen bir ordu olsaydı, Ermeni mevcudiyeti kalmazdı” diyor zaten babam. Ermeniler Kars anlaşmasını imzaladıklarında, bunun bir şükran borcu olduğunu ifade etmişlerdi. Aslında diasporanın yaptığı kepazelik, bugün Türkiye’de yaşayan Ermeni dostlarımızı, komşularımızı da çok rahatsız ediyor. Türkiye’yi vatan olarak bilmiş, burada yaşayan bir sürü Ermeni var.

Kazım Karabekir’in müzesinde bir fotoğraf var. Ermenilere nasıl davranıldığıyla ilgili en büyük delillerden. Savaştan sonra babam 6 bin Türk yetime el uzatıyor.

Kazım Karabekir’in müzesinde bir fotoğraf var. Ermenilere nasıl davranıldığıyla ilgili en büyük delillerden. Savaştan sonra babam 6 bin Türk yetime el uzatıyor. Bu sırada Ermenilerin de kimsesiz kalan evlatlarını, kendi evlatlarının arasına katmamakla beraber, Trabzon’da Amerikalıların açtığı yetimhanede onlara da babalık ediyor. O Ermeni çocuklar bir kara kalem çalışmasıyla Kazım Karabekir resmi yapıyorlar ve altına da eski yazıyla “Yetimler babası Kazım Karabekir Paşa Hazretleri, imza, Trabzon Ermeni yetimleri” yazıyorlar. Soykırıma uğramış ve yetim kalmış bir milletin çocukları, bir Türk paşasına “yetimler babası” der mi? Başlı başına bu bile soykırım yalanını boşa çıkartacak önemli bir kanıttır.