Gözü olmadan gören radar

ATİLLA DİŞ
Abone Ol

Ukrayna limanlarından Karadeniz’e serseri mayınları kimin bıraktığını ya da Sovyet dönemi patlayıcılarının tam olarak kaç tane olduğunu bir süredir kimse merak etmiyor. Bu rahatlıkta yerli teknolojinin büyük katkısı var. Zira gövde altına MİLSAR takılmış bir ANKA’nın deniz yüzeyinde tespit edemeyeceği mayın türü bulunmuyor.

Ukrayna’da 24 Şubat günü başlayan Rus işgalinin birinci ayı dolmak üzereyken haber ajanslarına şöyle bir bilgi düştü: “Kiev güçlerinin Odessa, Oçakov, Çernomorsk ve Yujniy limanlarına döşediği 420 adet mayın, halatlarının kopması sonucu şimdi Karadeniz’de serbest halde yüzüyor ve yakında İstanbul Boğazı’na gelebilir!”

SAR sadece 30 kilogram ağırlığında olunca Bayraktar TB2 ve ANKA başta olmak üzere pek çok İHA’da, keşif uçaklarında ve helikopterlerde rahatlıkla kullanılabilir.

Rus istihbarat kurumu FSB’nin dünyaya duyurduğu bu bilgi, Karadeniz’e kıyısı olan bütün ülkeleri, en çok da Türkiye’yi alarm durumuna geçirdi. Çünkü 1950’lerden önce Sovyet ordusunca imâl edilmiş mayınların büyüğü 172 kilo, küçüğü ise 30 kilo ağırlıktaydı ve bir gemiye çarpması durumunda batırabilirdi.

Karadeniz’de keşfettiği doğalgazı ekonomiye kazandırmak için bir yandan boru hattı oluşturmaya başlayan, bir yandan yeni kuyular açmaya devam eden, aynı zamanda da Filyos’a dev gaz tesisi kurma yolunda 3 vardiya/24 saat çalışan Enerji Bakanlığı ekibinin bu ‘mayın’ işine canı epey sıkılmıştı.

Üstelik ortada büyük bir soru işareti vardı: 420 adet mayının halatını kim koparmıştı?

Deniz ticaretinin sekteye uğramasından en çok zarar görecek ülkelerin başında gelen Rusya’nın bu işe kalkışmasına ihtimal verilmiyordu. Üstelik Rus donanmasının çıkarma harekâtı yapmayı düşündüğü Odessa açıklarına mayın döşemek için bir gerekçesi yoktu. Kiev ve Moskova tarafları birbirlerini suçlasa da tüm şüpheler Ukrayna ordusu üzerinde toplanmıştı.

Kimi çevreler ise Moldova’dan Odessa liman bölgesine gelen sabotajcı bir grubun Ukrayna’nın haberi olmaksızın mayın halatlarını kesmiş olabileceğini dile getirdi. Bunu yapanlar böylelikle hem uzun bir süre deniz ticaretini devredışı bırakarak Türkiye ve Rusya’yı zora düşürmeyi hem de savaş nedeniyle Boğazlar’ı kapatmış Ankara’nın NATO’ya ait gemilerin Karadeniz’e geçmesine onay vermesini sağlamayı hedefliyordu.

“Kiev güçlerinin Odessa, Oçakov, Çernomorsk ve Yujniy limanlarına döşediği 420 adet mayın, halatlarının kopması sonucu şimdi Karadeniz’de serbest halde yüzüyor ve yakında İstanbul Boğazı’na gelebilir!”

Normal şartlarda rüzgardan ve deniz dalgalarından etkilenmeyecek halatları kimin kesmiş olabileceğine ilişkin tartışmalar sürerken, Rus istihbaratının uyarısından tam bir hafta sonra, 26 Mart günü Sovyet mayınlarından ilki İstanbul Boğazı’nda görüldü. Deniz Kuvvetleri’ni topyekûn teyakkuza geçiren gelişme sonrası bölgeye SAS timleri sevk edildi. Özel eğitimli ekipler, deniz mayınını kontrollü bir şekilde patlatarak imha etti.

Sonrası peşpeşe geldi: Türk donanmasındaki tüm mayın arama-tarama gemileri Karadeniz’in Boğaz’a yaklaşım sularına keşfe gönderildi. Deniz karakol uçakları ve helikopterler Karadeniz’i havadan sürekli izlemeye başladı. Türkiye Boğaz’a yaklaşan ikinci ve üçüncü mayınların da imha edildiği haberini aldığında herkes birbirine “Acaba 420 mayın kaç ayda biter?” diye sormaya başlamıştı.

O günlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Batı kaynaklı bir sabotaj ihtimaline dikkat çekiyordu. Akar’a göre mayınların, bölgeye NATO gemilerinin girmesine sebep teşkil etmesi için bir plan dahilinde bırakılmış olma ihtimali vardı. Ancak Türkiye, Karadeniz’de bir savaşa müsaade etmeyecekti. Hem Rusya’nın ‘420 mayın’ bilgisi de abartılı olabilirdi. Gerçek sayıyı kimse bilmiyordu.

ANKA’ya ‘SAR’ kısaltmasıyla bilinen yerli ve milli sentetik açıklıklı radar takılmıştı ve ANKA, Boğaz’a yaklaşan mayınları başarıyla tespit etmişti.

Meğer MİLSAR'LI ANKA göklerdeymiş!

Derken 12 Nisan’da Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Karadeniz’de serseri mayın tehdidini ebediyen bitiren gelişmeyi açıkladı: TUSAŞ yapımı insansız hava aracı ANKA’ya ‘SAR’ kısaltmasıyla bilinen yerli ve milli sentetik açıklıklı radar takılmıştı ve ANKA, Boğaz’a yaklaşan mayınları başarıyla tespit etmişti.

Gözetleme, haberleşme, lazer, elektro-optik, sualtı akustik sistem ve radar konularında Türkiye’nin en yetkin kurumları arasında bulunan METEKSAN, uzunca yıllar üzerinde çalıştığı MİLSAR radarını 2022 itibariyle seri üretim aşamasına getirmiş ve insansız hava araçlarının hizmetine sunmuştu. Türkiye böylece, merceği olmadığı halde kimi zaman yeryüzünü bir fotoğraf makinesinden daha iyi görüntüleyip haritalandırabilen yüksek teknoloji ürününe kavuşmuş oldu.

Görmek için optik lensleri değil radyo frekanslarını kullanan bu ‘kör’ makine öylesine yetenekli ki, gövde altına MİLSAR takılmış bir ANKA’nın deniz yüzeyinde tespit edemeyeceği mayın türü bulunmuyor. METEKSAN’ın bu çok kritik teknolojiyi geliştirmeyi başarmasıyla birlikte Türkiye, SAR kabiliyetine sahip ülkeler arasına iki firmayla dahil oldu. Zira METEKSAN’ın dışında ASELSAN da benzer bir radarın kara konuşlu ve daha büyük olanını imâl ediyor.

SAR radar görüntüsü.

SAR radar görüntüsü.

SAR radar görüntüsü.

Sentetik açıklıklı radar ne işe yarar?

Şimdi Karadeniz’de mayınları bulan (sentetik açıklıklı radar - synthetic aperture radar) MİLSAR’ın özelliklerine kısaca göz atma vaktidir:

- Yeryüzünün hava koşullarından bağımsız olarak yüksek çözünürlüklü şekilde görüntülenmesini sağlar.

- SAR radarının diğer görüntüleme sistemlerinden farkı, haritalandırma ve takip faaliyetini gece-gündüz, bulutaltı-bulutüstü her ortamda yapabilmesidir.

- SAR radarı, görmek için bir ışık kaynağına ihtiyaç duymaz.

- Haritalandırmanın yanında yeryüzünde hareket eden cisimleri tespit edebilir.

SAR radar görüntüsü.

- Üzerinde bulunduğu platformun ileri doğru hızla uçmasını avantaja çeviren SAR radarı büyük bir antenmiş gibi davranarak geniş bir alanın topografik verilerini sunar.

- Lenssiz kamera gibidir. Optik bir bileşeni yoktur ama radyo dalgalarıyla hedef bölgenin net bir fotoğrafını çeker.

- Belli bir koordinatta çektiği görüntüleri aynı bölgeden geçerken günceliyle kıyaslayıp yüzeyde yeni bir nesne olup olmadığını anlayabilir.

- 360 derece tarama kabiliyetine sahip MİLSAR, 27 kilometre mesafeden metre altı çözünürlükte anlık görüntü elde edebilir. Bu yeteneklere haiz SAR sadece 30 kilogram ağırlığında olunca Bayraktar TB2 ve ANKA başta olmak üzere pek çok İHA’da, keşif uçaklarında ve helikopterlerde rahatlıkla kullanılabilir.

  • TÜRKİYE’Yİ SAR TEKNOLOJİSİNDE GAVURA MUHTAÇ OLMAKTAN KURTARAN MÜHENDİSLERİMİZİ TEBRİK EDİYORUZ.