‘Haçlı seferi için toparlanın’ gezisi

TEVFİK ŞAHİN
Abone Ol

Türkiye’de hiçbir yetkiliyle görüşmedi. Ziyareti boyunca ‘haçlı maskesini’ hiç çıkarmadı. Önce Fener Rum Patriği’ne ‘ekümenik’ dedi, sonra da Rüstem Paşa Camii’ne kilise muamelesi yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun diplomatik teamüller ile asgarî âdâb-ı mu’āşeret kâidelerini altüst etme ve Türkiye’yi karşısına alma pahasına yaptığı ziyaret, yeni bir haçlı seferi için adam toplayan kilise papazlarını hatırlattı.

Yıllardır Amerika uzmanlarımızın sakız gibi çiğnediği “ABD’de kimin başkan olduğu önemli değil. ABD’yi üst akıl yönetir” tespiti, son başkan Trump ile birlikte bir miktar çürür gibi olmuştu. Kendinden öncekilere hiç benzemeyen Trump, daha başa geçer geçmez hem devletin, hem de ‘müesses nizamın gardiyanı’ kaymak tabakanın yoğun saldırısına uğradı. 4 yıllık başkanlık süreci, Rusya soruşturmalarına cevap vermekle geçti. ‘Benim başkanım değilsin’ cümlesi en çok duyduğu söz oldu. ABD’nin en büyük basın kuruluşları onu yıpratmak için her yolu denedi. Ve nihayetinde şaibe söylentileri ayyuka çıkmış bir seçimle koltuğundan indirildi.

ABD’yi bir şirket gibi yöneten ve kendisi de müteahhit-emlakçı olan Trump, bu süreçte istediği kadroyu da bir türlü kuramadı. 4 yıllık yönetimi sırasında, pek çoğunu twitter mesajıyla kovduğu 300’den fazla bürokratı harcadı.

ABD’yi bir şirket gibi yöneten ve kendisi de müteahhit-emlakçı olan Trump, bu süreçte istediği kadroyu da bir türlü kuramadı. 4 yıllık yönetimi sırasında, pek çoğunu twitter mesajıyla kovduğu 300’den fazla bürokratı harcadı. Bu 300’den fazla ismin tamamını da başkanlık koltuğuna oturduğunda bizzat kendisi atamıştı.

4 Yılda 5 savunma bakanı

ABD yönetiminin bel kemiği sayılan Savunma Bakanlığı da Trump döneminde dikiş tutturamadı.

  • • Eski bakan Ashton Carter’a bir süre şans tanıyan Trump,
  • • Bu göreve daha sonra Jim Mattis’i atadı. Ama ‘Kuduz köpek’ lakaplı Jim Mattis bile patronunun gazabından 2 yıl kaçabildi.
  • • Son olarak 9 Kasım’da Mark Esper’i twitter mesajıyla kovan Trump, bu koltuğu 4 yılda 5 farklı isme teslim etti.

Benzer bir durum, Dışişleri Bakanlığı’nda da yaşanabilirdi. Ama ABD’nin ‘dünya jandarmalığı’ görevinde kilit role sahip olan bakanlık, Trump döneminde 1 kez el değiştirdi. 2018’de, ‘gerizekalı’ dediği Rex Tillerson’u sürpriz şekilde kovan Trump, yerine o dönemin CIA Başkanı Mike Pompeo’yu atadı. Ve bu atama, muhtemelen o güne kadar yaptığı en içine sinen atama oldu.

ABD’nin ‘dünya jandarmalığı’ görevinde kilit role sahip olan bakanlık, Trump döneminde 1 kez el değiştirdi.

Tam bir “devlet adamı”

Göreve geldiği günden bu yana fazla ön plana çıkmayan ve Trump’la uyumlu çalıştığı izlenimi veren Pompeo da pek çok siyasetçi gibi asker kökenli. ABD’nin dünyaca ünlü West Point Askeri Akademisi’nden, 1986 yılında 25 yaşındayken birincilikle mezun oldu. Ordunun çeşitli kademelerinde görevler aldı. Özellikle 1991 yılına, yani Sovyetler dağılana kadar soğuk savaş konusunda istihbarî çalışmalar yaptı. Daha sonra Harvard’da hukuk okudu. Avukatlık yaptı. Askerî uçaklar için parçalar imal eden Thayer Aerospace şirketini kurdu. Petrol kuyularında kullanılan araçları üreten büyük bir şirketi yönetti. Ama bütün bu ticari faaliyetlerinin tamamı, istihbarat geçmişinin devamıydı. Bu durum, 2010'da Kansas eyaletinden Temsilciler Meclisi üyesi olduğunda ortaya çıktı.

  • Pompeo’nun Temsilciler Meclisi’ndeki ilk görevi, İstihbarat Komisyonu oldu. Zaten 2018’de Dışişleri Bakanlığı’na atandığında, yine Trump tarafından atandığı CIA Başkanlığı görevini yürütüyordu. Ataması yapılırken de Trump’ın “Amerika’nın güvenliğini sağlayan istihbarat toplumunun yılmaz lideri olacaktır” sözleriyle taltif edildi.

Müslüman düşmanlığını gizlemiyor

Tam bir cumhuriyetçi olan Pompeo, dînî olarak da ‘radikal Hristiyan’ denilebilecek bir çizgide yer alıyor.

• 2013 yılında Temsilciler Meclisi’ndeyken söylediği "İslamcı teröristleri sert bir şekilde eleştirmeyen Müslüman din adamları da saldırıların suç ortağıdır” sözleri onu en iyi anlatan özet oldu.

  • • CIA’in işkence yöntemlerini "hayatî bilgilerin elde edilmesi için" meşru gördüğünü açıkladı. Devletin gizli bilgilerini sızdıran Edward Snowden'ın idamını savunacak kadar devletçi bir çizgi izledi.
  • • Pompeo, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin de destekçilerindendi.

• 16 Temmuz 2016’da Twitter'da Türkiye'yi "totaliter İslamcı diktatörlük" olarak tanımlayan bir mesaj yayınladı. Mesajında doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adını veren Pompeo "Erdoğan yönetimi ancak İran yönetimi kadar demokratiktir" dedi. Daha sonra tweetini silen ve hesabını kapatan Pompeo, bu mesajından 6 ay sonra da CIA Başkanlığı’na atandı.

Giderayak ‘din temelli’ seyahat

Mike Pompeo’nun patronu Trump ABD tarihinin en şaibeli seçimlerinden birinin ardından neredeyse ülkenin tüm elitleriyle savaş verirken çıktığı ilginç seyahat, özellikle ülkemizde kafaları karıştırdı. Pompeo’nun ziyareti ve izleyeceği güzergâh, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 10 Kasım’da duyuruldu. Ziyaretin gerçek amacının ipuçları da o açıklamada verildi. Önce Fransa’ya uğrayacak olan Pompeo’nun, daha sonra sırasıyla Türkiye, Gürcistan, İsrail, BAE, Katar ve Suudi Arabistan’a uğrayacağı açıklandı. Ve açıklamanın her yerinde iki ifade öne çıktı: ‘Dînî özgürlükler(!)’ ve ‘demokratik gelişmeler(!)’

Haçlı seferi bitmedi, kıyamete dek de bitmez
Gerçek Hayat

Ancak ziyaretin açıklanmayan gizli niyeti, güzergâhın ilk durağında ortaya döküldü. Fransa’da mevkidaşı Le Drian ve Cumhurbaşkanı Macron ile görüşen Pompeo, çıkışta Le Figaro gazetesine uzunca bir demeç vererek, ülkesi karışıkken neden böyle bir geziye çıktığını anlattı. Sözlerinin en önemli bölümünü ise -en azından Fransa’da bu bölüm çok ön plana çıkarıldı- Türkiye ile ilgili kısım oluşturdu. Zaten Fransız basınının bu ziyareti "yeni bir politik projeye hazırlık turu" olarak nitelemesi de, Türkiye ve Erdoğan ile ilgili sözlerinin ardından geldi.

Aptal, Türkiye’yi tehdit etti

Fransa’da Macron’la basına kapalı bir görüşme gerçekleştiren Pompeo, çıkışta bir röportaj verdiği Le Figaro'nun "Yunanistan ve Fransa gibi NATO ülkeleri ile açık bir çatışma içinde olan Türkiye'nin hâlâ NATO'da yeri var mı?" sorusuna şu cevabı verdi: "Cumhurbaşkanı Macron ve ben, Türkiye'nin son dönemdeki eylemlerini tartışmak için çok zaman harcadık ve Azerbaycan'a verdiği destek ya da bölgeye Suriye güçleri yerleştirdiği gerçeğinden hareketle çok agresif oldukları konusunda görüş birliğine vardık. Libya'da üçüncü ülkelerin güçlerini ülkeye sokması ya da Doğu Akdeniz'deki eyleminden bahsettik. Bu listeye devam edebilirim. ABD'nin tutumu, bu çatışmaların uluslararası boyuta taşınmasının tüm ülkelere zarar verdiği yönündedir."

Topal ördeğin Haçlı seferi
Gerçek Hayat

Bu açıklama, uzun süredir Türkiye’ye sıcak mesajlar veren Trump’ın ekibinden son zamanlarda gelen en sert ve aptalca açıklama oldu. Şu anda ‘başsız’ olan ABD devletinin dış politikasını yöneten ismin Türkiye’yi açıkça hedef alması, ‘giderayak gol atma çabası’ olarak yorumlandı. Fakat Le Figaro’nun ikinci sorusuna verdiği cevap, ABD derin devletinin, kim başkan olursa olsun bundan sonra Türkiye ile ilişkilerinde ‘hasmane’ bir tavır izleyeceğini gösterdi.

Türkiye’nin güçlenmesi endişelendirmiş

Türkiye’nin artan askerî gücünden rahatsız olduğunu açıkça beyan eden Pompeo “Türk askeri kapasitesinin gittikçe artan şekilde kullanımı bizi endişelendiriyor. Endişemizi kamuya açık ve özel görüşmelerde açıkça dile getirdik. Avrupa ve ABD, 'Erdoğan'ı, bu tür eylemleriyle halkının çıkarına iyi hizmet etmediğine' ikna etmek için birlikte çalışmalıdır” dedi.

‘Halkının çıkarına iyi hizmet etmiyor’

Pompeo’nun Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 7 ülkeye yaptığı 10 günlük ziyaretin özeti de bu cümlede yatıyor. İstihbarat geçmişiyle tam olarak bu iş için eğitildiği görülen Pompeo’nun ziyaretleri, Türkiye’nin de merkezinde olduğu bölgede, Fransızların deyimiyle “yeni bir politik projeyi” hayata geçirme planının parçası gibi görünüyor.

Pompeo’nun ziyaretleri, Türkiye’nin de merkezinde olduğu bölgede, Fransızların deyimiyle “yeni bir politik projeyi” hayata geçirme planının parçası gibi görünüyor.

Biden’ın Türkiye’ye bakışını paylaşan ve 15 Temmuz’da tarafını açıklayan Pompeo, Türkiye’de hiçbir resmi görüşme yapmayarak, yani devlet adamı sıfatıyla geldiği Türkiye’de hiçbir devlet yetkilisi ile görüşmeyerek kime ‘veda ziyareti’ gerçekleştirdiğinin de mesajını verdi. Fakat mesajını Biden gibi Erdoğan muhaliflerine değil, Türkiye’deki Ortodoks ve Katolik temsilcilerine verdi.

‘Haçlı seferi’ gibi gezi

Pompeo’nun gezisi, resmi programa bakılırsa tam bir ‘dînî gezi’ olarak gerçekleşti ve Avrupa Ortodokslarının hâmisi Fransa ile başladı. Fransa’dan sonra geldiği Türkiye’de sadece

  • • Fener Rum Patriği Bartholomeos ve
  • • Vatikan Büyükelçisi Başpiskopos Paul Russell ile görüştü.
  • • Aya Yorgi Rum Patrikhane Kilisesi’ni gezerek burada mum yakan Pompeo,
  • • İkinci ‘dînî merkez’ ziyaretini de Rüstem Paşa Camii’ne yaptı.
  • • Aynı gün Gürcistan’a geçen Pompeo, burada da Gürcü Ortodoks Kilisesi Patriği 2. İlia ile görüştü.

Arap topraklarına girene kadar Ortodoks ve Katolik dünyasını kucaklayan Pompeo, İsrail, BAE, Katar ve Suudi Arabistan gezilerinde de en üst düzey muhataplarıyla bir araya geldi. Ortodoks haccı gibi başlayan gezisini Burak (sözde Ağlama) Duvarı’ndan sonra Arap yarımadasında bitirdiğinde çizdiği hat ise, Türkiye’nin doğu ve güneyi ile Akdeniz’in doğusundaki cepheleri çevreliyordu.

Muhtemelen Biden döneminde de ülkesi ABD’ye istihbarat alanında hizmet vermeye devam edecek olan Pompeo’nun ‘veda gezisi’, yeni dönemde ABD’nin gündeminde yeni bir ‘haçlı seferi’ olduğunu gösteriyor.

Muhtemelen Biden döneminde de ülkesi ABD’ye istihbarat alanında hizmet vermeye devam edecek olan Pompeo’nun ‘veda gezisi’, yeni dönemde ABD’nin gündeminde yeni bir ‘haçlı seferi’ olduğunu gösteriyor. Bu kez ufukta sıcak çatışma da görünmüyor. En ön saflarda çıplak ayaklılar, zırhlı şövalyeler ya da deniz piyadeleri değil; iş birliği yapılan muhalifler, sosyal medya, yaptırımlar ve boykotlar olacak gibi görünüyor.

Tahrik’in zirvesi: Rüstem Paşa camii

Rusların Ortodoks dünyasındaki tahakkümünü kırmak için ya da 2024 seçimlerine hazırlık yapmak niyetiyle de olsa, tamamen diplomatik teamül ve nezaketten uzak gerçekleşen ziyarette Pompeo, Türkiye’nin hassas noktalarını kaşımayı da ihmal etmedi. Pompeo, Fatih'teki Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada skandala imza attı. Patrik’ten, Türkiye’nin tanımadığı ‘ekümenik’ sıfatıyla bahseden Pompeo, "Ekümenik Patriği I. Bartholomeos ile tanışmaktan ve bugün Aziz George Patriklik Kilisesi'ni ziyaret etmekten gurur duydum. Ortodoks dünyasının lideri olarak Ekümenik Patrikhane, dünya çapında din özgürlüğünü savunmaya devam ettiğimiz için kilit bir ortaktır" dedi.

Rüstem Paşa Camii’nin yerinde daha önceden var olduğu söylenen kiliseyi kast eden Pompeo “bu tür ibadet yerlerinde tüm insanların inançlarını özgürce ve açık bir şekilde uygulamalarına izin verilmelidir” dedi.

Pompeo’nun daha sonraki durağı olan Rüstem Paşa Camii’ni neden ziyaret ettiğine ise önce anlam verilemedi. Fakat ziyaret sonrası twitter’dan yaptığı açıklama durumu aydınlattı. Rüstem Paşa Camii’nin yerinde daha önceden var olduğu söylenen kiliseyi kast eden Pompeo “bu tür ibadet yerlerinde tüm insanların inançlarını özgürce ve açık bir şekilde uygulamalarına izin verilmelidir” dedi.

Türkiye ciddiye almadı

Pompeo’nun asgarî âdâb-ı mu’āşeret kâidelerini altüst eden, tipik emperyalist haçlı zihniyeti tedahürü küstah davranışını ciddiye almayan Türkiye, cevap verme ihtiyacı bile hissetmedi.

İngiliz istihbaratının başı da Türkiye’de

ABD istihbaratının köklü isimlerinden Pompeo’nun Türkiye’de teamül ve adap dışı ziyaretinden bir hafta önce de İngiliz istihbaratının başı Richard Moore Türkiye’deydi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Moore, iki ülkenin güvenlik ve dış politika alanındaki iş birliği imkânlarını görüştü. Karabağ meselesi ve Libya'daki gelişmelerin de kapsamlı bir şekilde ele alındığı görüşmede, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz bölgelerindeki istikrarın sağlanması adına iki ülkenin ortak güvenlik politikaları konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.