Halime Aden...Sömürgeciyi mağlup eden kadın

ABİR EN NAHAS
Abone Ol

Halime Aden, Müslüman kadınların intikamını sömürgeci Batılılardan almış, onlara büyük bir ders vermiş oldu. Şu kısacık dünya hayatı yerine ebedi olanı tercih etti, gerçek kazancı buldu. Batılıların elimizden almaya çalıştığı gerçek gücümüz işte bu. İnancımıza, kendi değerlerimize sahip çıkarsak onlara karşı mücadele edebilir ve Allah’ın yardımıyla onları bozguna uğratabiliriz.

Dünyadaki bütün zenginlikleri kontrol etmeyi kendisine vazife edinen Batı dünyası, başına bela kesilen en büyük sorunun gerçek Müslümanlar olduğunu gayet iyi biliyor. Zira gerçek bir Müslümanın satın alınamayacak kadar şahsiyetli olduğunun pekâlâ farkındalar. Gerçek Müslümanların kendi devletlerini inşa etme yeteneğine sahip olduğu, bağımsızlıklarına düşkünlükleri de onların malumu. Bütün bunlar Batı için ne manaya geliyor? Gerçek Müslümanlar mevcut oldukça rahat edemeyecekleri, sömürü vasıtasıyla ele geçirdikleri zevk ve haz dünyasından mahrum kalacakları manasına. İslam ile bu kadar kavgalı olmalarının altında yatan sebep de işte bu zaten.

Batı’nın Müslümanları zayıflatma yöntemleri

Batı, Müslümanlara karşı doğrudan cephe almayı defalarca denedi ve başarısız oldu. Müslümanlar ile savaşlara girmenin kendilerine kazanç sağlamadığını, tam aksine çoğu kez yenilgiye uğradıklarını gördüler. Yöntem değiştirip Müslümanların gücünü azaltmanın yollarına odaklandılar. Onları dinlerinden, Allah ile güçlü bağlarından koparmadıkça galip gelemeyeceklerini keşfettiler.

Bunun için bazı yöntemleri devreye soktular. Neydi bu yöntemler?

  • • İlk yöntem, hainlerin, açgözlü ve şuuru zayıf insanların, paraya ve güce karşı zaaflarını kullanmak oldu.

Şerif Hüseyin bu yöntemin en müşahhas temsilcisi idi. Sömürgeaciler, Osmanlıları Arap diyarından kovma noktasında kendileriyle işbirliğine girmesi halinde halifelik sözü verip onu yanlarına çektiler. Neticede ne oldu? Osmanlı Arap diyarlarından uzaklaştırıldı. Arap diyarı paramparça edilip bir sürü devletçiğe ayrıldı. Bunların başına da sömürgecilerin atadığı isimler getirildi.

• İkinci yöntem, entelektüelleri kendi fikirlerine çekmek, onları desteklemek ve her basit insanın hayalini kurduğu şöhret ile başlarını döndürmek oldu. Bu yöntem sayesinde coğrafyamızda inanç ve ahlakı yok eden, insanları inançlarından ve geçmişlerinden soğutan, medeniyet ve insanlığın efendisi olarak Batı’yı işaret eden sözde münevverler çoğaldı. Halkın mayası ifsat edildi.

Bilhassa kadınlar üzerine odaklandılar

• Üçüncü ve en önemli yöntem ise kadınları hedef aldı. Sömürgeciler, kadının İslam toplumlarındaki işlevini çok iyi biliyorlardı. Ailenin ve toplumun eğitiminden sorumlu olduğunun, çocuklara dinlerini ve ahlaklarını öğretmede öncü rolü oynadığının farkındaydılar. Bu yüzden bilhassa Müslüman kadınlara odaklandılar. Peki, ne yaptılar? Müslüman kadınların imajını ve yaşam tarzını çarpıtmak, tarihlerini, aslî görevlerini ve Müslüman topluma liderlik etmekteki rollerini unutturmak ilk vazifeleri oldu. İslam’ın kadını evine hapsettiğini, başarı ve bilgiden uzak bir esir hayatı sunduğu yalanını ortaya atıp maalesef çoğumuzu inandırdılar.

Bu projenin bir ayağında ise İslami değer ve ilkeleri terk eden isyankâr kadınları bütün güçleriyle desteklemek mevcuttu

Bu projenin bir ayağında ise İslami değer ve ilkeleri terk eden isyankâr kadınları bütün güçleriyle desteklemek mevcuttu. Bu tür kadınlar cilalandı, cici bir şekilde ambalajlandı ve diğer Müslüman kadınların önüne “İşte sizin örnek alacağınız kadın modeli” denilmek suretiyle sunuldu. Nitekim medyadan takip ediyoruz. İslam’ın prensiplerini terketmek isteyen Arap kadınlarına sığınma, barınma ve hatta medyada meşhur etme dâhil bütün imkânları sunmuyorlar mı?

Projeleri geri tepti

Bugünlerde bu proje geri tepti ve tam tersi bir hadise yaşandı. Somali asıllı uluslararası model Halime Aden, inançlarından ve hayat tarzından tavizler vermeyi gerektirdiği için kendisine dünya çapında şan şöhret kazandıran modellik mesleğinden ayrıldığını ilan etti.

Ailesiyle Somali'deki iç savaştan kaçan, annesi ve erkek kardeşiyle Kenya'daki mülteci kamplarında bir müddet yaşadıktan, çamur ve plastik şişelerden yapılmış evlerin arasında dolaştıktan sonra Amerika’nın yolunu tutan Halime Aden, ilk tesettürlü manken olarak çok kısa zaman içerisinde dünyanın en büyük moda evleriyle sözleşmeler imzaladı. Sektörün en ünlü dergilerinde kapak olarak bütün dünyanın tanıdığı bir isim haline geldi. Bu sayede sömürgeci zihniyet, başörtülü kadından para kazanmayı, tesettürden parayı vurmayı keşfetti.

İşin aslına bakarsanız, Halime Aden dünyadaki bütün Müslüman kızlar için bir yem olarak seçilmişti.

Oysa biz tesettürlü kızımızın başarısı ile mutluyduk. Evet, gerçekten saf bir şekilde böyle düşünüyorduk. Halime’nin tesettürü üzerinden nasıl bir pazarlığın yapıldığına hiç dikkat etmedik. Fakat Halime çok geçmeden nasıl bir oyuna getirildiğini anladı, tehlikeli bir yolda ilerlemektense şerefiyle geri çekilmeyi tercih etti. Para ve şöhret yerine dinini, inancını, iffetini tercih etti.

Halime Aden bir yemdi

İşin aslına bakarsanız, Halime Aden dünyadaki bütün Müslüman kızlar için bir yem olarak seçilmişti. Ünlü bir kişilik olarak Müslüman kızlar için bir rol modeli haline getirilecek, sonra da bu modelin başörtüsünden vazgeçtiğini, tesettürü terkettiğini bize göstereceklerdi. Ama olmadı, çok şükür ki hevesleri kursaklarında kaldı.

  • Benzer bir hadise, Somali'deki iç savaşın ardından Amerika'ya sığınan ve ardından kongrede Müslümanları temsil eden İlhan Ömer ile yaşandı. Seçim kampanyasını yöneten Hristiyan adam ile evlendiği haberi yayınlandı. Çocuklarının babası olan Somalili Müslüman kocasından boşandıktan sonra o da örnek bir kadın olacaktı.

Bu durum, Fransa ve Avrupa Birliği'ndeki Suriyeli kadınlarda da maalesef yaşanıyor. Tesettürleriyle iş dünyasına girmeleri engelleniyor, yaşadıkları travmalar neticesinde birçoğu maalesef tesettürü terkedip onların saflarına katılıyor.

Gerçek kazancı buldu

Halime Aden, Müslüman kadınların intikamını sömürgeci Batılılardan almış, onlara büyük bir ders vermiş oldu. Şu kısacık dünya hayatı yerine ebedi olanı tercih etti, gerçek kazancı buldu. Batılıların elimizden almaya çalıştığı gerçek gücümüz işte bu. İnancımıza, kendi değerlerimize sahip çıkarsak onlara karşı mücadele edebilir ve Allah’ın yardımıyla onları bozguna uğratabiliriz.