Herkesin iştahını kabartan kıta; Afrika

SÜLEYMAN ŞAHİN GERÇEK HAYAT 10 DAKİKADA OKUNUR

Avrupalı beyaz adam dün de sömürüyordu, bugünde sömürüyor... Çin ve Rusya'nın dahil olmasıyla daha da kızışan bir rekabet söz konusu. Kara kıta herkesin iştahını kabartmaya devam ederken yoksulluk ve çaresizlik her geçen gün büyüyor. Afrika zengin ama herkes çalma derdinde. Çare Türkiye'nin insan eksenli yaklaşımında. Çare bölüşmeyi ve paylaşmayı bilmede.

Meskun beş kıta içerisinde en bâkir kıta tartışmasız bir şekilde hâlâ Afrika. Günümüzde 54 bağımsız devlete sahip kıtanın 1950 yılına gidildiğinde sadece iki bağımsız devlete sahip olduğunu görünce elbette şaşırmıyoruz. 15. yüzyılda Portekizli denizcilerin ayak basmasıyla Avrupalı Beyazların sömürgeci zihniyeti tarafından yüzyıllarca talan edilen Afrika, hâlen geçmişte yaşadığı travmadan kurtulamadı. 1950 sonrası kıta çapında şeklen kazanılan bağımsızlık, fiilen tam olarak tahakkuk edebilmiş değil. ‘Avrupalı Beyaz Adam’ belki kendi bayrağını ve resmi görevlilerini geri çekti fakat devşirmeleri eliyle menfaatlerini sağlama almayı ihmal etmedi.

Fakat ‘Avrupalı Beyaz Adam’ın Afrika denklemi son yıllarda ağırlığından çok şey kaybetti.

Bilhassa Çin’in önlenemez yükselişiyle birlikte ibre Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaya başladı. Yeryüzünün güç odakları tarafından üretilen denklemler birbiriyle yarışır, çatışır hâle gelirken güç odaklarının düzenlediği Afrika Zirveleri birbirini izler oldu.

ÇİN AFRİKA’DA FARKI AÇIYOR

Çin-Afrika İş Birliği Forumu 2000 yılında kuruldu. İlk Afrika Zirvesi’ni 2006 yılında Pekin’de düzenleyen Çin hükümeti, 2015’teki ikinci zirvede Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentine misafir oldu.
3-4 Eylül 2018 tarihli üçüncü zirvenin adresi yine Pekin olurken Ulusal Kongre Merkezi’nde başlayan 2 günlük zirveye 50’den fazla Afrika ülkesinden temsilci katıldı. Çin-Afrika zirvelerinin en dikkate değer yanıysa 1,2 milyar nüfuslu Afrika kıtasıyla 1,3 milyar nüfusa sahip Çin’i bir araya getiriyor oluşu. Yeryüzündeki nüfusun üçte birini ilgilendiren bir etkinlikten bahsediyoruz.

ÇİN’İN AFRİKA ZİRVELERİ

1. Zirve 2006 Pekin/Çin
2. Zirve 2015 Johannesburg/G.Afrika
3. Zirve 2018 Pekin/Çin

Çin, Afrika’nın Beyaz Adam ile yüzyıllardır yaşadığı travmatik ilişkiyi gayet iyi bildiği için akıllıca bir strateji izliyor. Nitekim son zirvenin başlığı bu konuda çok şey anlatıyor: ‘Kazan-Kazan İş Birliğiyle Ortak Gelecekte Daha Güçlü Bir Topluma’. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in zirvede yaptığı konuşma satır satır bu stratejiyle örülmüş durumda.

Şİ CİNPİNG AFRİKA’YA ÖZEL İLGİ DUYUYOR

Şi, Çin-Afrika ilişkilerinin eşitlik, dostluk ve samimiyet ekseninde geliştiğini, Çin’in kıta ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyeceğini, yapılacak yardımların herhangi bir siyasî ‘şarta bağlı olmadığını’ üstüne basa basa vurgularken “Hiç kimse Çin-Afrika halklarının birliğine zarar veremez” diyerek rakiplere gözdağı vermeyi ihmal etmiyor. Çin lideri Şi, Afrika’ya duyduğu ilgiyi saklama ihtiyacı duymuyor. 2013 yılında, iktidara gelir gelmez ilk ziyaretini Afrika’ya yaptığını hatırlatmakta fayda var. Kıtayı defalarca ziyaret eden Şi, yaptığı temaslar çerçevesinde 30 civarında Afrikalı liderle bir araya geldi.

54 ülke bulunan kıtada Çin’in 53 ülkeyle diplomatik ilişkiye sahip olduğunu ayrıca not edelim.

Haritada görüldüğü üzere, Avrupa ülkeleri Afrika'yı aralarında paylaşmış...

200 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ

Çin, Afrika ile ilişkileri her anlamda sıkı tutmaya kararlı. Nitekim Afrika kıtasından 130 kardeş şehir edinmiş durumda. Afrika’yı ziyaret eden turist sayısı bir milyonu aştı. Kültürel işbirliğinde de büyük bir ivme göze çarpıyor. Kıtayı bir ahtapot iştahıyla kucaklayan Çin’in 39 Afrika ülkesinde tam 54 Konfüçyüs Enstitüsü bulunuyor. Bir zamanlar sadece Beyaz Adam’ın tekelindeki devşirme harekatına Pekin yönetimi de el attı. Çin, Afrika’da 50 bin öğrenciye devlet bursu veriyor. Son on yılda büyük bir atak yaparak Afrika’nın en büyük ticaret ortağı haline gelen Çin’in kıtadaki ticaret hacmi 200 milyar dolara yükseldi.

Çin, Afrika’da 30 bin kilometre otoyol yapan Pekin yönetimi, aynı zamanda 1 milyon kişiye istihdam alanı açacak dev projeler yürütüyor.

Geçen yılın Temmuz ayında Cibuti’de Serbest Ticaret Bölgesi açan Çin’in yurt dışındaki tek askeri üssü de burada bulunuyor.

AB, Afrika'yı tamamen Çin'e kaptırmak istemiyor.

AVRUPALI BEYAZ ADAM TEYAKKUZDA

Çin’in 2018 Sonbaharında yaptığı Afrika Zirvesi’ne Beyaz Adam’ın cevabı gecikmedi. Son yıllarda üstünlüğü Çin’e kaptıran Avrupa, 17-18 Aralık’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da “İşbirliğini Dijital Çağa Taşımak” başlığıyla 2000 yılında başlattığı zirve teamülünü devam ettirdi. Zirveye damga vuran konuşma ise AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’den geldi. Çin’e ilişkin gelen bir soruya Juncker şöyle karşılık verdi: Avrupa’nın Afrika’da yaptıklarına baktığımız zaman, bölgede Çin ya da başka aktörlere oranla çok daha görünür olduğunu göreceksiniz. Doğrudan yatırım ve ticari alışveriş açısından Afrika’da bir numarayız. Bütün çalışmalara baktığımız zaman Çin’den daha iyi olmak durumunda değil, daha iyi olduğumuzu görürsünüz.”

TANSİYON BİR ANDA YÜKSELDİ

Avrupalıların Çin’in Afrika’daki varlığından duydukları rahatsızlığı üst perdeden ifade etmesi Afrikalıları kızdırdı. Afrika Birliği Konseyi Başkanı Musa Faki Muhammed “Afrika, Afrikalılara aittir. Afrika, Çin, Avrupa ya da ABD’nin karşı karşıya geldiği boş bir saha değildir” diyerek Juncker’in sözlerine tepkiyle karşılık verdi. Muhammed Afrika’nın Avrupa, Çin ve ABD gibi birçok ortağı bulunduğunu, kendilerini enterese eden hususun bölgeye katkı sağlayacak yatırımların karşılıklı işbirliği çerçevesinde gerçekleşmesi olduğunu dile getirdi. Ortamı yumuşatmaya çalışan ev sahibi Avusturya Başbakanı Kurz, “Bu zirve sadece geleneksel tek taraflı yatırımı değil, geleceğin endüstrileri ve ürünleri için uzun vadeli işbirliğini oluşturma adına atılmış bir adım” diyerek Afrikalıların ağzına bir parmak bal çalmayı ihmal etmedi. Bu arada zirvede gerginliğe sebep olan AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in ortamı yumuşatma sadedinde konuşurken bile Çin lideri Şi Cinping’e nazire yapmaktan geri kalmadığını bilhassa ifade edelim. Bakın, Juncker ne dedi? “Afrika’nın hayır işlerine ihtiyacı yok, dostluğa ve de işbirliğine ihtiyacı var. Bizim de Avrupalılar olarak en az onlar kadar bu yakınlaşmaya ve ortaklığa ihtiyacımız olduğunu söyleyebilirim.” AB, Afrika’yı tamamen Çin’e kaptırmak istemiyor

Afrika maden haritası

RUSYA SİFTAH YAPTI

23-24 Ekim 2019 tarihlerinde Karadeniz kıyısındaki tatil kenti Soçi bir ilke ev sahipliği yaptı. 43 Afrika ülkesinden lider düzeyinde katılım yapılan Rusya-Afrika Zirvesi, bu sahada rekabet rüzgarlarının daha sert eseceği anlamına geliyor. Evet, Çin ile AB gözönüne alındığında Rusya’nın Afrika kıtasıyla ilişkilerinin henüz emekleme evresinde olduğu, daha çok askerî alanla sınırlı kaldığı göze çarpıyor. Nitekim rakamlar da bu durumu doğruluyor. Çin’in kara kıtadaki ticaret hacmi 200 milyar dolara ulaşmışken Rusya halen 20 milyar dolar seviyesinde bir ticaret hacmine sahip. Mevcut ticaret hacminin gelecek beş yıl içerisinde iki katına çıkacağını müjdeleyen Putin, Afrika’daki mâkus talihi değiştirmeye yemin etmiş görünüyor. İki güne sığan 35 resmi etkinlik ve 1500 toplantı söz konusu. Bu toplantılarda imzalanan anlaşmaların değeriyse 12,5 milyar dolar. Görüldüğü gibi Putin daha ilk günden beklenen rakamın yarısından çoğunu hanesine yazmış durumda.

Mevcut ticaret hacminin gelecek beş yıl içerisinde iki katına çıkacağını müjdeleyen Putin, Afrika’daki mâkus talihi değiştirmeye yemin etmiş görünüyor. İki güne sığan 35 resmi etkinlik ve 1500 toplantı söz konusu. Bu toplantılarda imzalanan anlaşmaların değeriyse 12,5 milyar dolar.

PUTİN ESKİ BORÇLARA KALEM ÇEKTİ

Daha ilk günden kâra geçen Rus lider Vladimir Putin, Afrika rüyasının selameti açısından önemli bir hamle yapmayı da ihmal etmedi. Sovyetler Birliği döneminden devreden Afrika ülkelerinin 20 milyar doları bulan borcunu bir kalemde sildiğini açıkladı. Bu açıklama Afrika cenahında bayram ettirirken Rus kamuoyunda bazı tepkilere neden oldu. Putin’in sözcüsü Peskov’un tepkilere cevabı gecikmedi. Peskov, “Bu borcun silinmesi, Rus şirketlerine alan açan, ticaret ve ekonomik ilişkilerin yürütülmesinde kesinlikle karşılıklı yarar sağlayan, temel, pragmatik bir yaklaşımdır” diyerek eleştirilere son noktayı koydu.

SİLAH SATIŞINA DEVAM

Rusya, ABD’nin ardından dünyanın en çok silah satan ülkesi. Afrika silah pazarına bakıldığında ise yüzde 40 oranıyla kıtanın en büyük tedarikçisi durumunda. Son yıllarda kıtaya silah satışını ikiye katlayan Moskova yönetimi gidişattan son derece memnun. Satışa koyduğu her üç silahtan birini kara kıtaya satıyor çünkü. Soçi’deki zirvenin ilk gününde Güney Afrika Cumhuriyeti’ne iki bombardıman uçağı gönderen Rusya’nın kıtaya ağırlıklı olarak uçak, helikopter, tank ve füze satışı yaptığını not edelim. Nitekim zirvede imza atılan anlaşmalardan biri de Nijerya’ya satışı yapılan 12 taarruz helikopteri. Rusya’nın Afrika kıtasında karanlık operasyonlara imza attığı başka bir vakıa. Hâlen Orta Afrika Cumhuriyeti’nde varılan resmi mutabakata binaen Rus askeri danışmanlar bulunuyor. Ayrıca Rus özel şirketi Vagner Grubu’nun kiralık katilleri kol geziyor. Söylentilere bakılırsa ülkedeki petrol sahaları kiralık katillerin cirit attığı ortamların başında geliyor. Nitekim Soçi’deki zirvede imza edilen anlaşmaların içinde bazı ülkelerde yapılacak sondaj faaliyetleri de yer alıyor.

ABD 2019 Afrika Zirvesinde Ticaret Bakan Yardımcısı ile temsil edilmişti...

PETROL VE NÜKLEER ENERJİ HAMLESİ

Rusya’nın kıtadaki petrol ve nükleer enerji hamlesine ayrıca değinmek lazım. Gelin, Rus petrol şirketi Lukoil yönetiminin Afrika’ya ilişkin yaptığı açıklamaya kulak verelim: “Hâlen 4 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Faaliyetlerimizi Nijerya ve Kongo’ya dek genişletmek istiyoruz. Rus devleti kıta çapında Rus şirketlerinin çıkarları için etkin bir lobi yürütüyor. Bu da yeni ülkelere girmemizi kolaylaştırıyor.” Rusya, sadece petrol konusunda değil, nükleer enerji alanında da harekete geçmiş durumda. Afrika kıtasında nükleer santral inşası için anlaşma yaptığı altı devlet bulunuyor: Sudan, Zambiya, Ruanda, Etiyopya, Mısır ve Nijerya.

ABD KAN KAYBEDİYOR!

Çin, AB ve Rusya liderler düzeyinde Afrika zirveleri gerçekleştirirken ABD’nin 19-21 Haziran’da Mozambik’in başkenti Maputo’da düzenlediği zirveye göz atalım. Zirvenin açılış konuşmasını ABD adına kim yaptı dersiniz? Trump mı? Hayır! Yardımcısı Pence mi? Hayır! Peki, kim? ABD Ticaret Bakanı Yardımcısı Karen Dunn Kelley. Hadi Trump’ı ve Pence’i geçtik. Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un bile tenezzül edip açılış konuşmasına gelmediği bir Afrika zirvesi, ABD’nin ne durumda olduğunun açık bir göstergesi değil mi? Rakamlara bakıldığında evet, 60 milyar dolarlık ticaret hacmiyle Rusya’nın üç misli bir ABD görüntüsü mevcut. Fakat Trump yönetiminin Afrika’yı iplemediği, Putin’in çıkışa geçtiği bir konjonktürde bu görüntü son derece yanıltıcı. Trump yönetiminin Obama dönemine göre bazı ticari başarılar elde etmesi bu gerçeği değiştirmiyor. ABD, kara kıtada hızla kan kaybediyor.

2019 itibariyle Afrika Kıtası'nda ki büyükelçilik sayımızı 41'e çıkarttık...

PEKİ, TÜRKİYE NE YAPIYOR?

Türkiye küresel trende uyarak son yıllarda büyük bir Afrika hamlesi başlattı. 18-21 2008 yılında ilk kez İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Afrika zirvesini, 19-21 Kasım 2014’te Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da yapılan ikinci zirve izledi. Üçüncü zirve ise yine İstanbul’da, 2020 yılının Nisan ayında start alacak. 2008 yılında kara kıtanın stratejik ortağı ilan edilen Türkiye’nin son yıllarda yaptıkları ortada.

- Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı makamına geldiği Ağustos 2014’ten bu yana 21 Afrika ülkesine ziyaret gerçekleştirdi.

- Türkiye’nin 2008’de Afrika’da sadece 12 büyükelçiliği bulunuyorken bu rakam şimdilerde 41. Yani Çinden sonra 2. sırada.

- 2008’de 10 Afrika ülkesinin Ankara’da büyükelçiliği varken bu sayı şu anda 34’e yükseldi.

- Türkiye 1992’den bu yana toplam 10 bin 474 Afrikalı öğrenciye lisans, lisansüstü ve doktora bursu verdi.

- THY’nin şu anda Afrika’nın 35 ülkesindeki 53 destinasyona erişimi var.

- Ve de en önemlisi, 2003’te 3,68 milyar dolar olan toplam ticaret hacmi 2017’de 20,6 milyar dolara çıktı. Rusya’dan bile fazla.

Evet, yanlış okumadınız. Türkiye’nin Afrika kıtasında sahip olduğu ticaret hacmi bir Çin, bir AB düzeyinde değil fakat Putin Rusyasına kafa tutar vaziyette. Soçi’de dengeyi aleyhimize bozmaya girişen Rusya’ya 2020 İstanbul zirvesinde gereken karşılık verilmeli, kıta ülkeleriyle en az 15 milyar dolarlık ticari anlaşmalara imza atılmalı.

İNSAN EKSENLİ YAKLAŞIM

Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerinde Somali son yıllarda öne çıkıyor. Yakalanan büyük ivmeyi rakamlar açık bir şekilde ortaya koyuyor. 2003’ten günümüze yüz misli artan ticaret hacminden söz ediyoruz. 2 milyon dolardan 200 milyon gibi bir rakama ulaşılmış. İki ülke arasında imzalanan 25 Ocak 2015 tarihli savunma işbirliği anlaşması kapsamında başkent Mogadişu’da açılan Türk Askeri Eğitim Üssü’nü ayrıca zikretmek gerekiyor. En önemlisi, Türkiye’nin insanı önceleyen yaklaşımı. Türkiye 2003 sonrası Somali’ye 1 milyar dolarlık insani yardım yaptı, ülkede Doğu Afrika’nın en kapsamlı hastanesini açtı, yüzlerce Somalili genç Türkiye’de üniversite eğitimi görüyor.

BAE-SUUDİ ARABİSTAN HATTINA DİKKAT

Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin hızla gelişmesi en başından beri BAE-Suudi Arabistan hattında dikkatleri çekiyor. Somali hakkında Türk kamuoyunun bilmediği gerçeklerden biri, BAE-Suudi Arabistan hattının ülkedeki güçlü etkisi. Evet, merkezi hükümet şimdiye kadar Türkiye’nin yanında durdu ve o cenahtan gelen baskıları göğüsledi ancak baskıların işe yaradığı zamanlar da oldu. Örnek mi? Katar ile yaşanan Körfez krizi sırasında Somali’deki bazı özerk bölgeler Körfez krizi nedeniyle Katar ile ilişkilerini kestiklerini açıklayarak merkezi yönetime Suudi Arabistan’ın yanında yer alma çağrısı yaptı. Evet, yanlış duymadınız. Somali federal bir cumhuriyet ve merkezi hükümetin sesi başkent Mogadişu haricinde sanıldığı kadar güçlü değil. Ülkenin kuzeyindeki Somaliland bölgesi hâlâ ayrılıkçıların elinde. Somali’de Türkiye’nin kurduğu denklem sayesinde toparlanmaya çalışan bir merkez var, bu doğru.

BAE- Suudi Arabistan hattının ülkedeki yatırımları ve elbette hırsları yabana atılacak cinsten değil.

Temmuz 2017 itibariyle siyasi görünüm...

SOMALİLAND MESELESİ HASSAS

Somali hükümeti nezdinde en önemli kırmızı çizgilerden birisi Somaliland meselesi. Nitekim daha düne kadar ülkedeki birçok limanı işleten Dubai merkezli DP World şirketi, merkezi yönetimin sinir uçlarıyla fazla oynayınca bedel ödemek durumunda kaldı. 2016 yılında ayrılıkçı Somaliland bölgesinde bulunan Berbera limanının ihalesini kazanan şirket, buraya çok amaçlı büyük bir liman ve serbest ticaret bölgesi kurmayı planlayınca Somali merkezi yönetimi tarafından 2018 Martında ülkeden çıkarıldı.

BAE şirketinin bölgede sabıkalı olduğu biliniyor. 2012 yılında Cibuti hükümeti de şirketi kendi ülkesinden kovmuştu.

Cibutili yetkililere göre Doraleh limanının konteyner terminalini işleten şirket, işi ağırdan alarak Dubai limanı Cebel Ali’nin ekmeğine yağ sürüyordu. Somaliland meselesi, merkezi hükümet nezdinde tıpkı ülkemizdeki PKK gibi algılanıyor. 2 Temmuz 2019’da ayrılıkçı Somaliland yöneticisi Musa Bihi’nin Gine’de kırmızı halıyla karşılanıp ‘devlet başkanı’ protokolüyle ağırlanması komşu iki ülkenin arasını açmış, Somali hükümeti Gine ile diplomatik ilişkileri kestiğini açıklamıştı. Somali hükümetini küplere bindiren Gine Devlet Başkanı Alpha Conde’nin 25 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda ağırlandığını bir kenara not edelim.

FETÖ OKULUNU KOLLUYOR

Somaliland her ne kadar 1991 yılından bu yana bağımsızlığını ilan ettiğini söylese de her zaman kaosa oynayan İngiltere ve yancıları BAE ile Suudi Arabistan dışında pek az destekçisi var. Nitekim Somaliland’ın hiçbir ülkede büyükelçilik düzeyinde temsili mevcut değil. Ülkede resmi olarak üç konsolosluk mevcut. Biri her zaman bölünmüş, zayıf bir Somali isteyen Etiyopya’ya ait. Diğeri Cibuti’nin. Üçüncüsü ise Türkiye’nin. Evet, 2014 yılından bu yana Türkiye’nin Somaliland’da Hargeysa Başkonsolosluğu var. Ülkede ayrıca İngiltere, Danimarka ve Kenya’nın temsilcilik düzeyinde ofisleri mevcut.

Somaliland’in yurtdışındaki temsilcilikleri ise İngiltere, ABD, BAE, İsveç, Kenya, Etiyopya ve Cibuti’de bulunuyor.

Birleşik Somali’den yana olduğunu her fırsatta dile getiren Türkiye’nin Hargeysa Başkonsolosluğu’nu arabulucu kimliğiyle açtığı mâlum. Bu hamle, sahayı boş bırakmama babında da görülebilir. Ancak BAE-Suudi Arabistan eksenindeki Somaliland yönetiminin iyiniyetli olmadığı ortada. Nitekim Türkiye’nin haklı talebine rağmen FETÖ’nün Nil Akademisi’ne kol kanat gerdiği gerçeğini gözden kaçırmayalım.

TÜRKİYE Mİ, BAŞKALARI MI?

5 Kasım’da Afrika Petrol ve Doğal Gaz Konferansı dolayısıyla Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town kentinde bulunan Somali Petrol ve Tabii Kaynaklar Bakanı Abdürrraşid Muhammed Ahmed bir açıklama yaptı ve sismik araştırmalar neticesinde güney sahillerinde 30 milyar varil petrol rezervi bulunduğunu söyledi. Ülkenin kuzeyinde de petrol yataklarının varlığı biliniyor. Çeşitli raporlara bakılırsa ülkedeki petrol rezervi 100 milyar varili aşıyor. Somali hükümeti gelecek ay petrol lisanslarını vermeye başlayacağını duyurdu. Bakalım aslan payını kim götürecek; insan eksenli Türkiye mi, sömürgeci başkaları mı?