İngiliz sömürge zihniyeti ve Somalili bir öğrencinin hikâyesi

ABDİKANİ HASSAN İSMAİL
Abone Ol

6 Ocak 2023 günü Somali’de İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesiyle meşhur Sool bölgesinde bir çatışma ortaya çıktı. Bu çatışma, Sool halkı ile ayrılıkçı Somaliland askerleri arasındaydı. Bizzat bölgenin evladı olduğum için sosyal medyada bu konuyla alâkalı paylaşımlar yaptım. Bu paylaşımlarda bilhassa İngiltere’ye karşı savaşan millî şairimiz Seyid Muhammed Abdille Hassan’ın şiirlerini yazdım. Paylaşımlar nedeniyle İngiltere Dışişleri Bakanlığı, yüksek lisans bursumu iptal etti. Bu yaklaşım, İngiltere’nin Somali Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne karşı olduğunu açıkça göstermiştir ve İngiltere’de bulunan Somali diasporasında büyük bir yankı bulmuştur.

2012 yılı hayatımda bir dönüm noktası oldu. O zamanlar Somali’de kuraklık devam ediyordu ve Türkiye büyük bir insani yardım kampanyası başlatmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç savaş ve istikrarsızlığın sürdüğü en zor döneminde Somali’yi yalnız bırakmamış, ülkeyi ziyaret eden en kapsamlı heyetin başında başkent Mogadişu’ya ayak basmıştı.

O sıralar Somali’den Türkiye’ye eğitim için gelen 2 bin civarındaki öğrenciden biriydim. Karadeniz’in gözbebeği olan Samsun’da üniversite hayatım başladı. 19 Mayıs Üniversitesi’nde hem iktisat hem de ilahiyat okudum. Akademik ilim geleneği yanında Türk tasavvuf ekolü hocalarından da ilim almaya başladım. Samsun İFAM Merkezi’nde Sayın Hocam Dr. İhsan Şenocak’ın yanında kaldım ve orada öğrenim gördüm. Akademik İslami ilimlerin yanı sıra geleneksel ilimden de istifade etmiş oldum. Bu benim için ufuk açıcı oldu.

Ben Somali’deyken Şafii geleneği içerisinde geleneksel eğitim görmüş, Şafii müfredatını okumuştum. Ancak iç savaş döneminde Selefi/Vehhabi itikadı Somali’de iyice yayılmıştı. Bu yayılma ile birlikte Somali’de eklektik bir dinî yapı ortaya çıkmıştı.

Modernite sorunu Hanefilik ile çözülebilir

Türkiye'deki lisans yıllarımda Müslümanların büyük sorunlarına kafa yordum. Müslümanların karşı karşıya kaldığı modernite sorunu bunlardan biriydi. Modernitenin Müslüman dünyada ortaya çıkardığı medeniyet buhranı beni çok düşündürdü. Akademik İslami ilimlerin yanında geleneksel ilmi de almak bu konuda zihnimi açmıştı. Dört mezhep fıkhı üzerine eğitim görmüş, Hanefi fıkhının modernitenin ortaya çıkardığı problemleri çözmeye hazır bir mezhep olduğunu anlamıştım. Hanefi fıkhının maslahat üzerine yaptığı vurgu, Müslümanların karşı karşıya kaldığı birçok modernite problemini çözmeye hazırdı veya zaten çözmüştü. Türkiye’nin modernite ile iç içe olması Somali’ye bu konuda örnek teşkil ediyor.

Türkiye, Osmanlı döneminde Tanzimat ile başlayan bir modernizasyon geleneği yaşadı. Bu gelenek, Somali’de çok kısa bir geçmişi bulunan modernizasyonu bir şekilde ileriye taşıyabilir. Türkiye’de eğitim görmüş öğrenciler ile ticari ilişkilere sahip tüccarlar bu konuda bir yapı ortaya çıkarabilir. Somali-Türkiye arasında ticaret hacmi 300 milyon dolar civarında. Bunun çoğunu, Somalililerin Türkiye’den getirdiği ürün ve malzemeler oluşturuyor. Bu ticari ilişkinin daha da geliştirilmesi, iki ülke arasındaki medeniyet ilişkisini de ileriye götürecektir.

İngiliz devlet bursunu kazandım

Dediğim gibi Türkiye’de İslami ilimlerin yanında iktisat okudum. Daha sonra yüksek lisansımı Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde yaptım. İki lisans ve bir yüksek lisans yaptıktan sonra Somali’ye geri döndüm ve devlet tarafından hayata geçirilen bir sosyal yardım projesinde çalışmaya başladım. Burada çalışırken 2022 yılında İngiltere devleti tarafından verilen Chevening Bursu’nu kazandım ve Birmingham Üniversitesinde sosyal politikalar yüksek lisansına kayıt yaptırdım.

İngiltere’de bulunduğum süre içerisinde Türkiye ile bir karşılaştırma yapma fırsatı buldum. İlk dikkatimi çeken husus, Türkiye’nin her açıdan genç bir ülke oluşuydu. İngiliz toplumu yaşlı bir toplumdu. Hızlanan yaşlılık trendi, sosyal sigorta ve sağlık harcamalarını sürekli artırıyordu. Diğer taraftan yaşlanmayla oluşan işgücü açığı iktisadî ilerlemeyi olumsuz etkiliyordu.

Türkiye'nin altyapısı daha kaliteli

Dikkatimi çeken ikinci husus, İngiltere’nin altyapısının çok eski oluşuydu. Londra’ya giderken bir transit misafir olarak yeni inşa edilen İstanbul Havalimanını görme fırsatı bulmuştum. Londra’nın Heathrow Havalimanı ile İstanbul Havalimanı arasında bariz bir fark vardı. Londra’nın tren ve metro hatları da İstanbul ile kıyaslanmayacak kadar eskiydi, kalite olarak yanından bile geçemezdi. İktisadi değerlendirme parametreleri İngiltere’yi gelişmiş, Türkiye’yi ise gelişmekte olan ülkeler kategorisine koyuyordu ama altyapı açısından Türkiye İngiltere’nin çok daha önündeydi.

Üniversiteler ARGE İle bağımsız olmalı

Türkiye'nin genç bir nüfusa sahip olmasının, İngiltere gibi ülkelere nispetle bir avantaj olduğu aşikâr. Türkiye’nin son yıllarda sanayi ve politika hamlelerinin bu dinamik güçten bir şekilde beslendiği görülüyor. Genç nüfus, işgücü ve dolayısıyla üretim demektir. Türkiye’nin bu işgücü birikimini daha verimli bir şekilde kullanabilmesi için kaliteli üniversiteler kurup, “nitelikli işgücü”ne yatırım yapması gerekiyor. Kaliteli üniversitelerin sırrını, İngiltere’de iken öğrendiğimi sanıyorum. Çünkü üniversitelerin kalitesi, bağımsız oluşlarıyla doğrudan orantılı.

Türkiye’deki üniversitelerin sermayesi devlet tarafından karşılanıyor, dolayısıyla bir bağımlılık söz konusu. Halbuki bir üniversitenin sermayesi ARGE üzerinden oluşmalıdır. Başka bir deyişle üniversite, endüstri dünyası ile kurduğu iktisadi ilişkiyle var olmalıdır. Nitekim İngiltere ve batı dünyasındaki üniversitelerin çoğu, sermayesini ARGE gelirinden ve bağışlar üzerinden elde etmektedir. Türkiye’de belki Bilkent ile İbni Haldun üniversiteleri buna örnek verilebilir.

Somali'yi parçalayan İngiliz aklı

Her devlet bir şekilde tarihinden gelen kendi geleneksel çizgisini sürdürür. Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, geçmişte Osmanlı imparatorluğunun üstlendiği misyonu üstlenmeye çalışırken, İngiltere de demokrasi kisvesi altında sömürgecilik mirasının devamına gayret ediyor. İngiltere’nin Somali’yi parçalamak için yaptıkları ortada. İki metot üzere ilerleyerek yaptı bunu. Biri entelektüel, diğeriyse dümdüz fiili yoldan gerçekleşti.

Entelektüel metot, merkezi devletin çöktüğü ve iç savaşın ayyuka çıktığı 1990’larda sahneye kondu. Bunun öncüsü, London School of Economics profesörü olan ve Somali halkı üzerine etnografik çalışmalar yapan İngiliz Myrddin Lewis’dir. Avrupa Birliği’nin finanse ettiği bir çalışmada Lewis, Somali halkının etnik olarak farklı olduğunu ve her kabilenin bir federal devlete sahip olması gerektiğini ileri sürdü.

Bu teklif, daha sonra Somali rejiminin belirleyici unsuru oldu. Federal yönetim; tek bir Somali kimliği olmadığı, ülkenin farklı etnik kimliklerden oluştuğu tezine dayanıyor. Nitekim pratik olarak İngiltere’nin Somali’yi parçalama gayretini, Somaliland hikâyesinde net olarak görüyoruz. İngiltere, ayrılıkçı Somaliland bölgesini destekliyor ve sözde başkenti Hargeyse’de resmi bir ofis açmış durumda. Bu diplomatik olarak ‘örtülü’ bir tanıma şekli.

Ülkemi savundum İngilizler bursumu İptal etti

6 ocak 2023 günü Somali'de İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesiyle meşhur Sool bölgesinde bir çatışma ortaya çıktı. Bu çatışma, Sool halkı ile ayrılıkçı Somaliland askerleri arasındaydı. Bizzat bölgenin evladı olduğum için sosyal medyada bu konuyla alâkalı paylaşımlar yaptım. Bu paylaşımlarda bilhassa İngiltere’ye karşı savaşan millî şairimiz Seyid Muhammed Abdille Hassan’ın şiirlerini yazdım. Paylaşımlar nedeniyle İngiltere Dışişleri Bakanlığı yüksek lisans bursumu iptal etti. Bu yaklaşım, İngiltere’nin Somali Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne karşı olduğunu açıkça göstermiştir ve İngiltere’de bulunan Somali diasporasında büyük bir yankı bulmuştur.

İngiltere’nin sömürgecilik geçmişinden hiç de gocunmadığı, bilakis bunu takdis ettiği ve hâlen aynı yoldan gitmeye çalıştığı gün gibi ortadadır.