İstanbul ve Anadolu'da Bizans’ı yeniden ihya için büyük çaba ve talan

TOLGA SAÇIKARA
Abone Ol

Müslüman Türklerin yani Osmanlı’nın tarihin çöplüğüne attığı Doğu Roma’nın yeniden ihyası için var güçleri ile çalışıyorlar. Bu amaçla 24. Bizans Kongresi’nin 2021’de İstanbul’da yapılması planlanmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın Ayasofya’yı ânî bir kararla yeniden aslî hüviyetine yani câmiye çevirmesi büyünün bozulmasına neden oldu. Bunun üzerine İstanbul’da yapılacak kongre iptal edilerek İtalya’ya alındı ve bir yıl gecikmeyle Venedik’te yapıldı.

Binden fazla sözde akademisyenin tebliğ sunduğu 24. Bizans Kongresi’nde yapılan sunumların kahir ekseriyetini ‘Arkeolojik Bizans Kazıları’ oluşturdu. Van’dan Manisa’ya, Hatay’dan Trabzon’a kadar tüm Anadolu, Bizans arkeolojik kazı sahası gibi gösterildi. 84 milyonu Asya’ya sürüp tüm Anadolu’yu Hristiyan ve pagan motifleriyle inşâ etmek en büyük hayalleri. Bunun önüne geçmek için arkeolojide mütekabiliyet esasına uyulması gerekiyor.

Türkiye’deki bir Bizans kalıntısı için kazı izni istendiğinde, Yunanistan’da son yüzyılda yıkılan 10 binden fazla Türk İslam eserinden birisi için izin talep edilmeli. Bu hem uluslararası hukukta hem de Lozan’da Türkiye’nin en temel hakkı. Arkeolojide mütekabiliyet esasını uygulamayan diplomatlar, kültür üzerinden fiilî işgale zemin hazırlıyor demektir.

Tüm Türkiye hedefte

Kongredeki tebliğlerde, Türkiye’nin dört bir tarafında bulunan Bizans kalıntılarının sunulması, yabancı akademisyenler tarafından ilgiyle takip edildi. Anadolu’yu arkeolojik bir laboratuvar olarak gören Bizantinistler, bilim adı altında kendi eserlerini ihyâ etme projelerini tanıttı.

Türkiye ile ilgili tebliğ başlıklarından bazıları şöyle:

- Büyükçekmece Gölü Çevresi Bizans Kalıntıları,

- Çeşme’de Eski Bizans Yerleşkesi,

- Edirne Bizans Saray Kalıntıları,

- Kuşadası Kadıkalesi’nde Bizans İzleri,

- Trabzon Metropoliti ve Trabzon Kilisesi,

- Aydın Sultanhisar Nysa Antik Kenti,

- Bozcada Bizans Dönemi Tahıl Depoları,

- Alaşehir, Manisa (Philadelphia)'da Devşirme Malzemelerin Kullanımı,

- Asi Nehri'ndeki Antakya'daki Aziz Petrus Kilisesi'ne Yeni Yaklaşımlar,

- 13. yy’da Galata'nın Örtüşen Kentsel Katmanları,

- Kapadokya Bizans Anıtsal Sanatında Kadın Azizler…

Boğsak adası kiliseleri.

Mersin'de bir Hristiyan adası hayali̇

Mersin’in Silifke İlçesi’nde bulunan Boğsak Adası’ndaki arkeolojik kazılar özel bir klip ile tanıtıldı. Adaya 5. ve 6. yüzyıllarda inşâ edilen 7 kilisenin kalıntıları gösterilerek restore çalışmaları için yapılan planlar anlatıldı. 2010 yılında başlanan Boğsak Arkeoloji Kazıları, şu an Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi himayesindeki ‘Boğsak Arkeoloji ve Tanıtım Merkezi’ tarafından koordine ediliyor. Hedeflenen ise gelecekte Boğsak’ı Hristiyan motifli bir turizm ve eğlence adasına dönüştürmek…

Akademisyen rahipler ve kitapları

Anadolu için Yunan işgali sırasında kullanılan ‘Küçük Asya’ ifadesi kongrede sıkça zikredildi. Türkiye’ye sürekli bir işgalci yakıştırması yapıldı. ‘Zulüm 1453’te başladı’ sloganları atılmasa da laf aralarında benzer serzenişler duyuldu.

Venedik’teki 24. Bizans Kongresi’ne katılan rahiplerin çoğunluğunun aynı zamanda akademisyen olduğu görüldü. Örneğin katılımcılardan Amerikalı Rahip Kevin James Kalish, Bridgewater State Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olarak görev yapıyor. Kongreye dînî kıyafetiyle katılan Kalish ‘She Who Loved Much’ isimli kitabının tanıtımını yaparken birçok katılımcıyla da görüşme fırsatı yakaladı. Diğer taraftan Türkiye’den sadece ‘Koç Üniversitesi Yayınları’ kitap satışı yaptı. Kitap stantlarında en çok ilgiyi ise ‘Cambridge’ ve ‘Atina Akademi’ yayınları gördü. Kitap fiyatları ise 50-150 euro arasında değişiklik gösterdi.

Ayasofya üzerinden mezhep savaşı

Danimarkalı Akademisyen Karsten Fledelius’in ‘İnanç, Jeopolitik ve Emperyalizm: 21. Yüzyıl Ortodoksluğu’ başlıklı sunumunda, Ayasofya’nın yapımında metafizik güçlerin etkili olduğunu düşünüyorum’ ifadesi salonda tartışmalara sebep oldu.

İtalyan bir akademisyenin ‘metafizik bir durumun ispatını nasıl yapacaksınız? Şu an bilimsel bir toplantıdayız hatırlatırım’ çıkışı bir anda Ortodoks, Katolik tartışmasına dönüştü. Kongrenin diğer oturumlarında da akademisyenlerin şaka ile karışık mezhebî göndermeleri dikkatlerden kaçmadı.

Türkiye'ye işgalci göndermesi

Anadolu için Yunan işgali sırasında kullanılan ‘Küçük Asya’ ifadesi kongrede sıkça zikredildi. Türkiye’ye sürekli bir işgalci yakıştırması yapıldı. ‘Zulüm 1453’te başladı’ sloganları atılmasa da laf aralarında benzer serzenişler duyuldu.

Kongrede ısrarla kullanılan ‘Küçük Asya’ ifadesi, İsmet Özel’in Graham Fuller ile yaşadığı diyalogu hatırlattı. Özel, 1990’lı yıllarda Çıdam Yayınları’nda karşılaştığı CIA ajanı Graham Fuller’in ‘Türkiye Avrupa’nın kuyruğuna takılmaktansa, hazır Sovyetler de dağılmışken, Türkî Cumhuriyetlere önderlik edip bir dünya gücü olabilir’ önerisine karşı ‘Bizi önce İstanbul’dan Ankara’ya attınız. Şimdi de Kafkasya’ya mı atmak istiyorsunuz?’ diye karşılık verdiğini söylüyor. Türkiye’nin Asya ile yaptığı her etkileşimde ‘evet asıl vatanınız orası’ demeleri boşuna değil.

Sur kapılarını açık bırakmak

Anadolu ve Balkanlar’da İslam izlerinin tamamen silinmemesi için arkeolojide mütekabiliyet esasını uygulaması gerekiyor. Türkiye’deki gibi kendi medeniyeti dışında bu kadar çok arkeoloji iznini hiçbir ülke vermez. İspanya’da Endülüs ile ilgili, Yunanistan ve Bulgaristan’da Osmanlı ile ilgili yapılan kazılar yok denecek kadar azdır. Arkeolojik emperyalizmi görmezden gelmek sur kapılarını açık bırakmaktan farksızdır…

Kültür diplomasisinden haberleri yok

Anadolu’da 600’den fazla arkeolojik kazı yapılıyor. Bunlardan kaç tanesinin Osmanlı, Selçuklu veya bir başka Müslüman devlete ait olduğunu sormak gerekiyor? Türkiye’de İslam arkeoloji kazıları yüzde 5’i geçmiyor. Şimdi arkeoloji dernekleri çıkıp ‘efendim kültürün, medeniyetin, sanatın dini olmaz’ gibi hem cahilane hem de uşakça bir açıklama yapabilirler. Dünyada kültür diplomasisinden sadece Türkiye’deki kültür adamlarının haberi yok maalesef. Bu izahatı yetersiz bulanlara şunları sormak gerekiyor: Efes Antik Kenti için her türlü imkân sağlanırken, Çeşme’deki Çaka Bey’in bin yıllık Türk köyü neden harabe bırakıldı?

Göbekli Tepe’nin filmi yapılırken, Hasankeyf neden sular altına gömüldü? Cemaati bulunmayan, turizme katkısı olmayan Edirnekapı Aya Yorgi Kilisesi VGM tarafından 4 milyon liraya yaptırılırken, câmi müştemilatları neden yıkıldı? Bu liste daha çok uzatılabilir, cevap duymak isteyenler için çok açıktır.

İBB’den skandal girişim

İBB Haber @ibbhabercomtr adresindeki haber ve video animasyonuna göre, Meral Akşener’in Türk’ün İstanbul’unu Bizans’ın Kostantinapolisi yapma girişimi nedeniyle sözde fatihi İmamoğlu yönetimindeki İBB, Sultanahmet Meydanı'nın altındaki Antik Roma Hipodromu'nu gün yüzüne çıkarmak için bir proje hazırlayarak Koruma Bölge Kurulu'na sunmuş. Proje onaylanırsa Sultan Ahmet Meydanı arkeolojik alana çevrilecek ve Bizans’ın ihyâsı için büyük bir adım daha atılmış olacak.

İyi Parti genel başkanı Meral Akşener’in “2. Fatih” olarak ilan ettiği Ekrem İmamoğlu ise Bizans’ın ihyâsı için çalışmalara çoktan başladı. Doğu Roma kalıntılarını gün yüzüne çıkarmak için kollarını sıvayan İmamoğlu, ilk olarak Saraçhane’de işe koyuldu. Karagöz Câmii, İbrahim Paşa hamamı, Mimar Niyazi Câmii, Büyük Nacibey konağı, Bursalı Hakkıbey konağı, Bursalı Tahirbey konağı, Tahsin Paşa konağı gibi çok önemli tarihî binaların bulunduğu alanı “Saraçhane Arkeoloji Parkı” ilan ederek Bizans’ın ihyâsına çoktan başlamıştı. İmamoğlu’nun bu çalışmayla hiçbir izi kalmayan Aziz Polieuktos Kilisesi’nin yeniden inşâsını yapmaya çalıştığı dile getiriliyor.

AK Parti döneminde İBB Şehir Planlama Müdürlüğü gerekli plan değişikliğini hazırlayarak bölgede Karagöz Câmii’nin yeniden ihyâsı planını İBB Meclisi'ne sunmuş, değişiklik teklifi İBB Meclisi'nin 12 Ekim 2018 tarihli oturumunda oya sunulmuş ve talep oy çokluğu ile kabul edilmişti. Gelişmeyi değerlendiren CHP'li dönemin İBB Meclis Üyesi Esin Hacıalioğlu, kurulun böyle bir câminin var olduğuna dair hiçbir belge ve bilgi sunmadığını iddia ederek “Mescidin yapılacağı alandaki Bizans kalıntıları çok önemli. Kültür varlıklarının ihyâ edilip ortaya çıkarılması çok önemli ancak önceliğimiz elimizdekileri korumak olmalı. Ayrıca bölgede bu kadar çok câmi varken hiçbir kaydı bulunmayan câmiyi ihyâ etmeye karar vermenin başka bir amacı olmalı” diyerek, CHP’nin İslam düşmanı ve Bizansçı zihniyetini bir kez daha ifşa etmişti. Bugünse câmi yerine hiçbir izi kalmayan kilisenin yeniden yapılacağı dile getiriliyor.

İBB Haber @ibbhabercomtr adresindeki haber ve video animasyonuna göre, Meral Akşener’in Türk’ün İstanbul’unu Bizans’ın Kostantinapolisi yapma girişimi nedeniyle sözde fatihi İmamoğlu yönetimindeki İBB, Sultanahmet Meydanı'nın altındaki Antik Roma Hipodromu'nu gün yüzüne çıkarmak için bir proje hazırlayarak Koruma Bölge Kurulu'na sunmuş. Proje onaylanırsa Sultan Ahmet Meydanı arkeolojik alana çevrilecek ve Bizans’ın ihyâsı için büyük bir adım daha atılmış olacak.

Kulislerde İmamoğlu yönetimindeki İBB’nin, Bizans hayranlarının maddî desteği ile İstanbul’daki Bizans surlarının kurtarılması için çalışma başlattığı da dile getiriliyor.

Bu Bizans birliği nereden çıktı?

Bizantologlar ilk kongrelerini 1924’de Bükreş’te düzenliyorlar. Ayasofya‘nın müzeye dönüştürülme kararı ise Bulgaristan’daki ‘Bizans Âsârını İhya Kongresi’nde alınıyor. Bizanstinistler, Paris’te düzenledikleri 7. Kongrede 1948’de dernekleşiyorlar. Örgüt, Uluslararası Bizans Araştırmaları Birliği ((International Association Of Byzantine Studies) AIEB) ismini alıyor.

22 Ağustos 2006 tarihinde Londra'da yapılan Genel Kurul’da, 1948 tarihli önceki tüzüklerini iptal ederek yenisini hazırlıyorlar. Türkiye dâhil 38 ülkede kurdukları komiteler ile Bizans’ın mimarisi, filolojisi, müziği, savaş aletleri, bitkileri, âdetleri, yemekleri gibi her detay araştırılıyor. Uluslararası ekibin başında şu an Princeton Üniversitesi’nden Prof. Dr. John Haldon bulunuyor. Uluslararası Onursal Başkan Yunan Prof. Dr. Helene Ahrweiler.

Bizans hayali kuran AIEB Türkiye Komitesi ise şu şekilde:

Onur Başkanı: Semavi Eyice 1958-1997 arasında 38 yıl süreyle Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nda görev yapan ve 2018’de ölen Eyice, Taksim’e câmi yapılmasını neredeyse çeyrek asır engelleyen bir Bizans sevdalısı olarak tanınır.

Mevcut Başkan: Melek Delilbaşı, 1982–1997 yılları arasında aralıklarla Harvard Bizantoloji Enstitüsü’nde burslu olarak çalışma yapmış bir başka Bizans aşığı.

Genel Sekreter: Nevra Necipoğlu, Hâlen Boğaziçi Üniversitesinden Bizans tarihçisi olarak çalışıyor.

Kurucu Üyeler: İlber Ortaylı, Yıldız Otüken, Ebru Parman, Alpay Pasinli, Hülya Tezcan

CHP’lilerin ‘yok’ dediği câminin resmi.

  • Bizantinistlerin amacı ne?
  • Bizantoloji terimi ilk olarak 19 yy. ve sonrasında kullanılmaya başlanıyor. Terimi literatüre kazandıran Hieronymus Wolf olarak bilinse de Bizantoloji’yi sistemleştiren bir başka isim Alman Karl Krumbacher’dir.
  • Bizantoloji’yi kuranların ve geliştirenlerin Alman ağırlıklı olması da rastlantı değil. Çünkü Almanlar kendilerini Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun varisi olarak görüyorlar. Yakın zamanda ölen İngiliz kraliçesinin de Alman asıllı olduğu biliniyor. Ayrıca Kraliçe II. Elizabeth’in eşi Philip’in Yunanistan ve Danimarka Prensi olduğunu da unutmamak gerekiyor.
  • Aytunç Altındal’ın aktardığına göre, Fransa’da yaşayan sözde ‘Bizans Hanedanı’, 17 devlet tarafından tanınıyor. Görünen o ki, 7 düvel 17 düvel olup Bizans’ı yani Roma İmparatorluğunu hortlatma peşinde. Ancak bu işgali şimdilik topla mermiyle değil akademi ve arkeoloji kılıflarıyla yapıyorlar. Paganizm hayranı akademisyenler ile Koç grubu ise en iyi hizmetkârları. Özet olarak, Bizantoloji çalışmalarına uluslararası bir işgal projesi de denilebilir…
  • Türkiye’deki kongre neden iptal edildi?
  • Uluslararası Bizans Çalışmaları Birliği 24. toplantısını 23-28 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul’da yapacaktı. Koç Holding’in sponsorluğunda dev bir hazırlık da yapılmıştı. Ancak Ayasofya Cami olarak aslına rücû edince Bizantinistler bu durumu hazmedemedi. Türk komitesi ile defalarca kontak kuruldu. Ayasofya’nın müze olarak kalması için girişimler, açıklamalar yapıldı, ama netice alınamayınca kongre 2022’de yapılmak kaydıyla İtalya’ya alındı. Bizans Birliği’nin 98 yaşındaki Onur Başkanı Helene Ahrweiler, Ayasofya’nın câmiye dönüştürülmesi sonrasında verdiği demeçte; Türkiye’nin aldığı kararın Hristiyanlığa karşı bir hakaret olduğunu savunarak “Bizans İmparatorluğu ikinci kez çöktü” yorumunu yapmıştı.

  • Finansörleri kim?
  • İtalya’da 22-27 Ağustos 2022 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Bizans Kongresi’nin akademik ortakları şu kurumlardan oluştu:
  • - Venedik Foscari Üniversitesi,
  • - Padova Üniversitesi,
  • - Padova Kültürel Miras Dairesi.
  • - Eski Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos’un Kayınpederi Anastasios George Leventis’in vakfı. Kıbrıs ve Yunanistan’da Türk düşmanlığı ile bilinen âile, kongrenin en büyük finansör şirketlerinden birisi.
  • - Dikkat çeken bir diğer finansör, İtalya Eski İçişleri Bakanı Domenico Marco Minniti’nin Başkanı olduğu Med-Or Vakfı.
  • - Ayrıca İtalya’da Eski Hükümet Sözcüsü Pio Mastrobuoni’nun başında olduğu ISMEO - Uluslararası Akdeniz ve Doğu Araştırmaları Derneği de ortaklar arasında.
  • - Bir diğer önemli finansör ise Morgan Stanley'de Genel Müdür ve Başkan Yardımcısı olan Domenico Siniscalco’nun başkanı olduğu Eni Enrico Mattei Vakfı.
  • - Kongreye akademik, teknik, kurumsal ve yayıncılık alanlarında 24 kurum destek verdi. Destek veren kurumların küreselci ailelere yakınlığı da dikkatlerden kaçmadı.
  • Türkiye'den kimler katildi?
  • 27 Kasım 2019 tarihinde bir grup lisansüstü öğrencinin inisiyatifiyle kurulan Bizantolog’un destekçileri ise şu üç merkez yer alıyor:
  • - Koç Üniversitesi
  • - Vehbi Koç Vakfı ve
  • - Stavros Niarchos Vakfı Geç Antik Çağ ve Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM).
  • İtalya’nın Venedik şehrinde 22-27 Ağustos arası yapılan kongrenin açılış oturumu La Fenice Tiyatro’sunda yapıldı. Açılış konuşmalarında Türkiye’nin Ayasofya’yı aslî hüviyetine kavuşturması, politik skandal olarak yorumlandı.
  • Bizans’ı ihya çabasının son kongresine Türkiye’den 61 akademisyen ve yazar katıldı. 61 kişilik katılımcıların 45 kadın ve 16 erkek. Katılımcıların çoğu akademisyenlerden oluşuyor ve birçoğu Koç Üniversitesinden olsa da pek çok üniversiteye yayılmış durumdalar. Çalışma alanları ise genel itibariyle Bizans ve Bizans’a ait hususlar. Hatırı sayılır bir kısmı da LGBT destekçisi isimlerden oluşuyor.

Geçen aydan kısa hatırlatma

Eylül sayımızda “Ayasofya’yı sindiremeyen Bizantinistler Venedik’te toplandı” başlığı ile konuyu gündeme taşımıştık. Programı baştan sona yerinde takip ettik. Geçen ayki dosyamızdan bazı kesitler şöyleydi:

Magdelino: En son haçlı seferi̇ için toplanmıştık

Uluslararası Bizans Vakfı Başkanı John Haldon ise yaptığı açılış konuşmasında, Ayasofya’nın câmi olarak açılmasını tehlikeli ve endişe verici olarak yorumladı. Bizans çalışmalarını, dünyada yeni bir köprü ve Bizans medeniyetinin tekrar ihyâsı için büyük bir adım olarak gördüğünü söyledi.

Koç Üniversitesi’nden Bizans Tarihi Profesörü Paul Magdelino yaptığı açılış konuşmasında, “Bizans ile ilgili bu kadar çok insan Venedik’te en son 800 yıl önce toplanmıştı. O da 4. Haçlı Seferi için…” ifadesini kullandı. Magdelino’nun bu sözleri salonda sevince neden oldu. 6 gün süren kongrede konuşmalar, Ortodoksluk ve kilise merkezli ilerledi.

Toplantının 4. Haçlı Seferleri ile bir çok ortak özelliği bulunduğunu söyleyen Magdelino, ‘Onlar sefere giderken çoğunluğu Venedik’te değildi ve doğrudan İstanbul’a gidiyordu. Bizim de çoğunluğumuz şu an burada değil. Aslında bu toplantıyı şu an İstanbul boğazına bakarak yapmayı planlıyorduk ama politik sebeplerden dolayı şu an Batı Roma’dayız. Temamızda da bahsettiğimiz gibi Bizans, dünyalar arası bir köprüdür diyoruz ve siz bu toplantıda bunun nasıl güçlü bir bağla birbirine bağlandığını daha yakından göreceksiniz’ dedi.

Ayasofya sindirilemiyor

Bizans kongresinin esas yapılacağı yer biliyorsunuz 2021’de İstanbul’du. Ancak hem Covid-19 hem de Türkiye’deki siyâsî faktörler kongreye engel oldu. Bu kongrede temamız: ‘Dünyalar arası bir köprü Bizans!’

Geç Bizans Manastırları hakkında bilgi veren Nevra Necipoğlu, 1455’teki İstanbul mahallelerindeki hâne sayıları ile kilise ve manastır sayılarını paylaştı. Haritalar üzerinde Fatih mahallelerindeki kiliseleri gösteren Necipoğlu, restoresi biten Molla Fenârî Câmii gibi Bizans yapılarını örnek gösterdi. Ayasofya’nın müzeden çıkartılmasından dolayı üzüntülerini ve endişelerini belirten Necipoğlu, ilerleyen zamanlarda İstanbul’da bir kongre düzenleme temennisinde bulundu.

Uluslararası Bizans Vakfı Başkanı John Haldon ise yaptığı açılış konuşmasında, Ayasofya’nın câmi olarak açılmasını tehlikeli ve endişe verici olarak yorumladı. Bizans çalışmalarını, dünyada yeni bir köprü ve Bizans medeniyetinin tekrar ihyâsı için büyük bir adım olarak gördüğünü söyledi. ‘Biz bu toplantılarla tarihî olduğu kadar şimdiki zamanın sorunlarına da çözüm arıyoruz’ diyen Haldon, ‘Biz kendi hükümetlerimize tavsiyelerde bulunup önderlik eden bir topluluk olarak, Bizans uygarlığından kendi toplumumuzun faydalanmasını sağlamalıyız.

Bizans öyle bir devlettir ki etkisi Atlantik’ten İskandinav tarlalarına kadar hissedilir. Bu uluslararası köprüyü tekrar kuracağız…Bizans kongresinin esas yapılacağı yer biliyorsunuz 2021’de İstanbul’du. Ancak hem Covid-19 hem de Türkiye’deki siyâsî faktörler kongreye engel oldu. Bu kongrede temamız: ‘Dünyalar arası bir köprü Bizans!’ Bu kongreyi köprüler şehri Venedik’te düzenlemekten mutluluk duyuyoruz.’ dedi.

Bizans'ı çizimlerle diriltiyorlar

Açılış konuşmacılarından Prof. Dr. Albert Berger ise 2. Bizans olarak adlandırılan Venedik’te olmaktan sevinç duyduğunu belirterek, İstanbul’da yaptığı yeni Bizans çizimlerini gösterdi. Çemberlitaş’ın 13. yy. öncesi mimarisi hakkında bilgi veren Berger’in, Fatih üzerine hazırladığı Bizans haritaları dikkat çekti. byzantium1200.com’un mimarı olan Berger, benzer çalışmaların Balkanlar’da ve Kudüs’te de devam ettiğini söyledi.

Rigo: Amacımız kültürle Bizans şehirlerini birbirine bağlamak

Venedik’teki kongrenin İtalya’nın düzenlemiş olduğu 3. Bizans Kongresi olduğunu söyleyen Bizans Çalışmaları Komitesi İtalya Başkanı Antonio Rigo, ‘Sizi burada görmekten mutluluk duyuyoruz ancak yine de kongreyi İstanbul’da gerçekleştirmek isterdik.Bu kongreyi Bizans Çalışmaları Türk Komitesi ile birlikte yürütüyoruz. İnanıyorum ki, Türk ekibi İstanbul’da bir kongre düzenlemek için tüm gayretlerini sarfedecektir. Kongremizin temasıDünya ile Bizans arasında köprüler kurmak.’ Amacımız ise sanatla, kültürle, mimariyle Bizans şehirlerini birbirine bağlamak’ dedi.

Bizans mirasını koruma sunumu

Türk akademisyenler Ayşe Ercan ve Barış Altan, ‘Bizans Konstantinopolisini Keşfetmek ve Korumak: İstanbul'da Arkeoloji ve Miras Politikaları’ başlıklı tebliğlerinde, Zeyrek Câmii (Pantokrator Manastırı), Saraçhane’deki yeraltı kilisesi, Küçükyalı ve Aydos arkeolojik kazı bölgeleri hakkında bilgi verdiler. Arkeolojik kazıların Bizans çalışmalarına yaptığı katkılara dikkat çektiler. Ayrıca Barış Altan, Yerebatan Sarnıcı ve Bizans’ın Bukaleon Sarayı ile ilgili İBB’nin yaptığı restorasyonu örnek gösterdi.

Dijital işgal sistemi tabula

Prof. Dr. Andreas Külzer de ‘Bizans Coğrafyası Dijital Haritalama Sistemi Tabula’ hakkında önemli bilgiler verdi. Google Earth ve Zoom Earth üzerinden sunulan hizmetle gerçeğe uygun şekilde Bizans mimarisini aslına uygun olarak tekrar oluşturduklarını söyleyen Külzer, ‘Uydu araçlarıyla yeni arazilerin, gizli kalıntıların ve kalelerin keşfini sağlıyoruz. Ancak bir peyzajın yeniden inşâsı bir modeldir. Yüzde yüz gerçeği yansıtmayabilir. Maliyetler de arazinin eğimine bağlıdır. Zor bölgede maliyet artar çünkü arazinin topoğrafyası da sisteme giriliyor. Ağaçlar ve nehirler çizimlerde gözardı edilir. Arkeolojik kazılarda dijital haritalamalar büyük fayda sağlıyor. Yine de coğrafya şartları teyit edilmeli. Antik yolların gözlemlenmesi için de ‘Bizans Coğrafyası Dijital Haritalama Sistemi Tabula’ büyük önem taşıyor. Anadolu’da şimdiye kadar 950 bölgenin haritalaması yapıldı. Şu an yoğunlaştığımız yer ise Çeşme bölgesi. İşte bu bizim masalımızın öyküsü.’ diyerek dijital bir işgalin hazırlığına işaret etti. Külzer ayrıca Yunanistan’da 2014-2020 yılları arasında Tabula ile engtegre ‘ANAVATHMIS’ projesinin AB tarafından fonlandığını da vurguladı.

Bitmeyen kin 1453

DePaul Üniversitesi’nden Elena Boeck, ‘Gelişmekte olan sorunlu bir sınır olarak 1453’ başlıklı sunumunda, Rus kaynaklarından şu alıntıyı yaptı: “Ortodoks dünyası İstanbul için ağlıyor. Çargrad’ımıza ne oldu? Gün gelecek tekrar tanrısal azizler yetiştireceğiz. Çünkü biz gücümüzü Bilgelik Kilisesi Ayasofya’dan ve Ortodoksluktan alıyoruz...” Daha sonra da Bulgar arşivinden örnekler gösteren Boeck, İstanbul’un fethinde Bizans’ın zafiyetlerinden bahsetti. Metropolitlere gönderecek kimse olmadığını söyleyen Boeck, Bizans imparatorunun felsefe yaparak halkı oyaladığını ve neticede şehrin düştüğünü dile getirdi.

Anadolu’da demografi̇ manipülasyonu

Yunan akademisyen Konstantinos Moustakas, ‘Küçük Asya (Anadolu) Bizans Nüfusunun Kalıntıları’ başlıklı sunumunda, tablolarla 16. yüzyıldaki Hristiyan nüfusun Anadolu’daki yerleşimini gösterdi. Sık sık Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan’dan veriler aktaran Maoustakas’ın sunumuna göre, 1520-1535 yılları arasında Anadolu’da 517 bin 813 Müslüman hâne bulunurken, 8 bin 511 Hristiyan hâne bulunuyordu. Karaman’da ise 134 bin 452 Müslüman hâne varken, Hristiyan hâne sayısı sadece 3 bin 127 imiş. Maoustakas ‘Rum Eyaleti’ diye tanımladığı Tokat, Amasya ve Sivas dolayında ise 116 bin 772 Müslümana karşılık, 51 bin 662 Hristiyan olduğunu iddia etti. Maoustakas, bazı insanların kendi dinlerini açıklamaktan çekindiğini, bu yüzden net rakamların bilinemediğini de ileri sürdü.

Bizans Kongresi'ne Türkiye'den katılan akademisyenler.