Masonluk: Pagan sembollere tapınanlar ordusu...

BARIŞ TARIMCIOĞLU
Abone Ol

Nasıl olur da “Osmanlı’nın onca gönül dostu evliyası, şeyhülislamı varken”, açık açık “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz” ayetinde resmen ve alenen “dikilitaş” kelimesi geçiyorken hiç bir Osmanlı âliminin kabul edemeyeceği, etmemesi gereken “güneş kültüne tapınma ikonlu” bir dikilitaş ecdat yadigarı “camileri” ortasında öylece durur?…

Son yıllarda sosyal medyanın favori “komplo teorilerinden” biri de “Dünyayı masonlar yönetiyormuş abi” türevinden sığ ve sulu sohbetlerdir.

İnsanlık tarihi boyunca sürekli devletlere karşı “paralel” yapılanmalar oluşturan bu ezoterik oluşum, Templar Şövalyeleri, Gül Haçı Tarikatı, Free-Masonlar vs. gibi caf caflı farklı isimler altında süregelse de bariz olan tek bir şey vardır: “Kendileri ile ilgili algının sürekli sulanmasını isterler ve kendilerini sadece “mütevazi ve yardımsever bir sivil toplum kuruluşu” olarak lanse etmek isterler.

Özellikle ABD’de sosyal medya platformlarını çok etkin kullanırlar. Mesela bazı sitelerde, “Bitcoin fiyatlarını bile masonlar indirip kaldırıyormuş” diye haberler çıkartırlar, sonra bu mevzuyu iyice “karikatürize” ederek abartıp ondan sonra işi şakaya vurmak suretiyle “Aslında uzaylılar da aramızda, ufolarla geldiler, onlar da masonmuş” diye “espriler” yaparak işin sulanmasını, mevzunun ciddiye alınmamasını sağlarlar.

SAY SAY BİTMEZ

Oysa Türk siyasi yakın tarihinde, toplumun ekseriyetle “Türk” kökenli sandığı kripto-Ermeni ve kripto-Yahudi topluluklar arasında, bilhassa bilim-kültür-sanat konularında köşe başlarını tutmuş o kadar “zat-ı muhterem birader” masondur ki, say say bitmez.

Ne hikmetse bu konu ile ilgili hiçbir ciddi “kriminal” araştırma yapılmaz. Zaten işi öyle sağlam yaparlar ki, hangi ülkede faaliyet gösterirlerse göstersinler, karşınıza “yardımsever kuruluş” kisvesinden başka şey çıkmaz.

Ama tarihe, özellikle bilim tarihine bakınca çok tuhaf ilişkiler çıkıyor karşımıza.

Rönasans döneminde neredeyse meşhur olup da mason olmayan ne bir bilim adamı, ne bir sanatçı ne de “seyyah” var.

Belki de ancak mason olanlar tarih kitaplarını yazarken, sadece kendi “biraderlerini” meşhur etmek istemiş sanki.

SİYASETTEN ARKEOLOJİYE UZANAN O MEŞUM YELPAZE...

Amerika kıtasını “keşfeden” Kristof Kolomb’lardan, “Dünyanın yuvarlaklığı için” canını vermeye razı Galileo’ya kadar uzanan bu aydınlanma döneminden sonra, neredeyse Modern Fransa’nın kurulmasında, İngiliz imparatorluğunun 19. yüzyıldaki emperyal serüvenlerinde ve daha da ilginci ABD’nin kurulmasında yer alan “istisnasız” tüm siyasiler masondu.

Bu konularda internet yüzlerce belge, döküman ve video mevcut.

Asıl göz ardı edilen, hala siyasette çok etkin olup olmadıkları ve sosyal medyayı nasıl kullandıkları.

ABD ve Avrupa toplumları için “halen çok prestijli” bir duruşları var.

Ülkemizde ise yakın siyasetin “darbe” kodlarında onlara sık sık rast geldiğimiz için halkımız belki bu yapılara karşı daha “uyanık” ama hedef olarak nereye bakacağımızı kestiremiyoruz.

Zira karışımızda sadece gizemli, gizli kapaklı bir yapı değil, bir o kadar da “köklü” bir oluşum var.

Sembollere deli danalar gibi âşıklar.

Sultanahmet meydanındaki “obelisk” ne ise, Washington’un göbeğindeki “dikilitaş” da onlar için aynı öneme sahip.

Bütün bu sembollerin, bütün bu ritüellerin belgeleri, belgeselleri artık her tarafta internetin.

BAZEN BİR DİKİLİTAŞ SADECE “TAŞ” DEĞİLDİR...

Bizi asıl şaşırtan, bu kadar “göz önünde” oldukları halde her nasılsa, asıl maharetleri “sulandırmak” olduğundan, Türk gençliği bu tarz sohbetleri, araştırmaları genelde hafife alıyor veya daha da kötüsü “dalga geçiyor”.

İşte belki de üzerinde durulması gereken konu da bu. Sembollerinin ve tutkun oldukları ikonlarının paganist/satanist kökenleri değil, her şeyi kör parmağım gözüne yaptıkları halde, kimsenin “Ne oluyor ya, bunu nasıl yaparlar?” demeyişi.

Sultanahmet meydanındaki “dikilitaş” da bunların eseri.

Nasıl olur da “Osmanlı’nın onca gönül dostu evliyası, şeyhülislamı varken”, açık açık “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz” ayetinde resmen ve alenen “dikilitaş” kelimesi geçiyorken hiçbir Osmanlı âliminin kabul edemeyeceği, etmemesi gereken “güneş kültüne tapınma ikonlu” bir dikilitaş ecdat yadigarı “camilerin” ortasında öylece durur?...

Sıkıyorsa, kaldırılmasını talep edin.

Masonların parmaklarını bile oynatmasına gerek kalmadan, ekserisi, son 200 yıldır mason olan sanat tarihi, arkeoloji ve antropoloji uzmanları tarafından “mühendisliğe” uğramış “sivil toplum” hemen üzerinize atılır, kendilerinin umurlarında olmadığı halde, üzerindeki sembolleri asla anlayabilecek kültürel donanım ve birikimleri olmadıkları halde, ölümüne “ilkel masonik bir taş ikonunu” savunacak ve bunu da “çağdaşlık ve ilericilik” adı altında yapacak oldukça önemli bir kitle yaşayor aramızda...

Buna mı yanalım yoksa tv’lerde boy gösteren “kerli ferli” gazetecilerin “Masonlar hâlâ o kadar güçlü mü yaa?” demelerine mi yanalım?