Moskova’ya bomba, akbabaların refahı için soykırım

KEMAL ÖZER
Abone Ol

Savaşsız bir güne uyanmak asla mümkün olmayacak. Çünkü Âdem (a.s.)’in düşmanları, onun neslinin huzur içinde bir güne uyanmasını istemiyor.

Rockefeller’a ait “Club Of Rome/Amerikan Uluslararası Roma Kulübü”nün eski başkanı Dennis Lynn Meadows yayınlanan yeni videosunda “Yüksek refah seviyesi için küresel nüfus, barışçıl yollarla 1 milyara kadar düşürülmeli” dedi.

Dünyada yer yerinde oynadı mı? ‘Sen de kim oluyorsun’ diyen çıktı mı? ‘7 milyar insanı hangi barışçıl(!) yolla öldüreceksin’ diye soran oldu mu? Elbette hayır! Çünkü bunu soracak bir makam ve irade yok dünyada.

Ayrıca adam haklı. 1968’de kurdukları Roma Kulübü o gün bugündür “Herkesin refahı için sağlıklı bir gezegen” mottosuyla nüfusu azaltma faaliyeti yürütüyor ve kimse de çıkıp “dünyanın nüfusundan size ne, siz bizim için değil kendi ülkeniz için dertlenin” demedi... Aksine Türkiye de dâhil olmak üzere herkes 1960’lardan 2010’lara kadar bu nüfus azaltım çabasına destek verdi. Öte yandan yarım asır sorulamayan bu suâli şimdi kim soracak?

İşte tam bu video konuşulurken, Moskova’da etkili bir bomba patladı. Aleksander Dugin’e yönelik suikastta, Dugin’in gözleri önünde kızı Darya katledildi.

Suikastı ‘Rusya Ulusal Cumhuriyet Ordusu’ adlı yeni bir örgüt apar topar üstlendi. Rusya ise Ukrayna vatandaşı Natalia Vovk’u sorumlu tuttu. Ukrayna hemen reddetti reddetmesine de çok kısa bir süre sonra Ukrayna Güvenlik Servisi Kirovograd bölgesi sorumlusu Oleksandr Nakonechny evinde ölü bulundu. Bu bir tevafuk mu yoksa Rusya’nın cevabı mı bilinmiyor.

Şâyet bunu Ukrayna yapmışsa, cevap bu denli hafif ve basit olamaz.

Meşhur istihbaratçı Mahir Kaynak’ın haklı olarak “bir eylemin fâilini ararken kimin işine yarar ona bakmak lazım” şeklinde bir cümlesi vardı. Bu durumda insan sayısının 1 milyara düşürülmesi kimin işine yarar söylemeye gerek yok, herkes biliyor.

Peki, Dugin veya kızının öldürülmesi kimin işine yarar? Putin’in mi, Rus derin devletinin mi? Bizce her ikisinin de. Çünkü Ukrayna hezimeti veya Ukrayna’da yapacağı yeni katliam silahları için bahane gerek. Ancak mesele bu kadar basit değil.

Putin’i zora sokmak isteyen ama ses çıkaramayanların işine yarar mı? Elbette onların işine de yarar.

  • Şayet Rus istihbaratı bizatihi işin içinde değilse, suikastı önleyemeyen Rusya’nın alelacele Ukrayna kökenli bir kadını fâil olarak göstermesi bir başarı hikâyesi mi, yoksa acziyetin göstergesi mi?

‘Mâdem bu kadar büyük bir coğrafyada bu kadar hızla netice alabiliyorsun, neden cinayeti engellemedin’ demezler mi Rus yönetimi ve istihbaratına.

Bu cinayetin Putin’e mesaj olabileceği gibi, Putin’den içe dönük mesaj da olma ihtimali asla gözardı edilemez. Cinayetten kimin faydalandığını gördüğümüz gün fâilin kim olduğunu elbette öğreneceğiz. Çünkü bu tür cinayetlerde tesadüflere yer olmaz.

Unutulmamalıdır ki, Dugin hakkında bilgiler çok çelişkilidir. İngiliz ve Amerikan haber ajansları bile Dugin Putin’in dostu mu, düşmanı mı anlayabilmiş değil. Avrasyacı kliğin ‘lideri’, Ukrayna savaşının mimarı, Putin’in akıl hocası denilen Dugin, gerçekten bu vasıflara hâiz biri ve o da bundan hareketle Putin’in yerine mi oynuyordu? Yoksa bu vasıfların hepsi bir balondan mı ibaret?

Dugin, Putin ve Rusya yönetimi üzerindeki sözde etkisi nedeniyle İngiliz basını tarafından ‘Putin’in beyni’ ve ‘Putin’in Rasputin’i’ olarak adlandırıldı. Foreign Policy dergisi onu 2014 yılında ‘Küresel Düşünürler’ listesine dâhil etmişti. Ancak gerçek şu ki, Dugin Kremlin’de etkili bir kişi değil. Moskova’da ana akım bir figür bile değil. Aksine Putin’i çok ılımlı bulan aşırı milliyetçilerin bir totemi, o kadar…”

Bu cümleler cinayetten bir gün sonra Rus devletine ait RT.com’daki “Batı medyasının gözde Rus filozofu” başlıklı haberde yer aldı. Henüz erken olsa da bu cümleler, bu cinayetin iç hesaplaşma ürünü olduğuna işaret ediyor. Şâyet hedef saptırılmıyorsa…

Belki de bu işi Batı, Rusya içinde kargaşa çıkarmak için yaptı. Kesin olan bir şey var ki, şu anda Dugin’in kızı öldü ve bunun dışındaki her şey bir aldatmacadan ibaret.

Siz, bombayı kim patlattı ve nüfus barışçıl yollarla nasıl azaltılabiliri düşüne dururken, biz size ‘mikroplastik’ diye bir ipucu verelim.

Haftalardır masamızda olgunlaşmayı bekleyen mikro-plastik dosyasıyla insanın nasıl hedef alındığını, nüfusun nasıl azaltıldığını ve kısırlık endüstrisinin nasıl çalıştığını bu dosyamızda uzun uzun anlattık.

Özellikle genç kızlar ve kadınlar ile karısını, çocuklarını, kardeşlerini sevenlerin ivedilikle okuyup acilen tedbir alması gerektiğini söylemekle yetinelim. Çünkü kullan at kadın pedleri, çocuk bezleri, emzikler, biberonlar, su ve diğer gıda ambalajları, oyuncaklar ve kılık-kıyafetle nasıl zehirlendiğimizin detaylarını göreceksiniz. Ayrıca poşetlerle dünyayı nasıl çöp adasına çevirdiğimizi de okuyunca muhtemelen şaşkına döneceksiniz.

Demek ki nüfus, çocuk ve kadın pedleri üzerinden ‘barışçıl yollarla’ azaltılabilirmiş…

Öte yandan Putin’in Ukrayna’ya açtığı savaş sürerken, dünyada savaş tamtamlarının çaldığı yeni kriz alanları ortaya çıktı.

Mesela Kosova-Sırbistan gerilimi savaşa dönüşür mü bilinmez ama savaş yorgunu Balkanlar diken üstünde… Bir yanda kahramanlık peşinde koşan bir Çin yönetimi var, diğer tarafta Tayvan üzerinden Çin’i sıkıştırmaya çalışan ABD. Her ikisi de gerilimden nemâlanmak istiyor. Ancak Ukrayna savaşının belirsizliği ikisini de tedirgin ediyor.

Bir de ‘İran dışarı’ diye bağıran Irak’ta yönetim krizi... 20 yıldır bitmeyen savaş şimdi de Şii-Şii savaşına dönüşüyor. Şii, Sünnî ve Kürt şeklinde parçalanan Irak’ın yönetilemediği ortada. Buzdolabında bekleyen Lübnan, Libya, Yemen krizleri ve hareketlenen Türkiye-Suriye sınırı ise yeni gelişmelere gebe…

Bütün bunlar bazı çevrelerde 3. Dünya Savaşı’nın kapıda olduğu yorumlarına neden oldu. Oysa henüz 2. Dünya Savaşı bitmiş değil. Dahası askerî cephelerden daha acımasız siyâsî, iktisâdî ve sosyal savaşlar olabilecek en şiddetli haliyle sürüyor.

Bu durumda Türkiye için en önemli ödev, dünyayı iyi okuyabilen insanlar yetiştirmek. Küresel baronların dikte ettiği gündemleri ciddiye almadan kendi gündem ve geleceğine odaklanmak. Bilimsel bilgi veya öğretilmiş masallar üzerinden hakikate erişmenin imkânsız olduğu bu çağda gelenekle gelecek arasında güçlü bir bağ gerekiyor. Erol Yarar’ın makalesi, dayatılmış gündem konusunda hayli ufuk açıcı bir yol haritası mahiyetinde.

Keyifli okumalar…

Vesselam!