Papalığın yegâne düşmanı Türklerdir!

KEMAL ÖZER
Abone Ol

Biden’ın ABD başkanı olmasıyla birlikte zaten karmakarışık olan çevremizdeki coğrafyalarda dengeler hızlı bir değişim geçiriyor. Cizvit Papa’nın geçtiğimiz hafta Irak’a yaptığı ziyaret ise kartların yeniden karılmasına neden olmuşa benziyor.

Şimdilik hemen herkes sessiz ve derinden diplomasi yürütüyor.

Her an her şeye gebe olan bölgemizde yeni ittifaklar, ânî ölümler, iktidar değişiklikleri ve savaş dahil hemen her şey yaşanabilir.

Libya’da yeni hükümet güvenoyunu aldı bile.

ABD, Afganistan hükümeti ile Taliban’ı Nisan’da İstanbul’da masaya oturtuyor.

ABD bir yandan PKK/PYD’ye yüklü miktarda silah takviyesi, diğer yandan da Yunanistan’a yığınak yapıyor.

İsrail’in itirazına rağmen ABD ile İran arasında her an yeni bir mutabakat yaşanabilir.

  • ABD’den ümidini kesen Mısır yönetimi, şimdiden dümeni Rusya ve Türkiye’ye kırdı. Sırada BAE ve Suud var.

Suudi Arabistan ile Yunanistan ortak askeri tatbikat yapıyor.

Kandil’e yönelik operasyonlarını sürdüren Türkiye ise Körfez’e sıcak mesajlar göndermeyi sürdürüyor.

Hâsılı nasıl olduysa Papa’nın ziyareti işte tam bu gelişmelere denk geliveriyor.

Amerika, Suriye’yi bölerek sözde ‘PKK devleti’ çıkarmaya çalışmasına hız verirken; Rusya’yı ise Suriye’yi kaybetme endişesi sarmış gibi gözüküyor.

Türkiye, Katar ve Rusya dışişleri bakanları, Doha’da Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması konusunda mutabık kaldıklarını duyurdu.

İşte tam bu sırada Suriye diktatörü Esed ve karısı tedavi için Moskova’ya götürüldü.

Ardından Suriye'de konuşlu Rus güçlerinin Sözcüsü Aleksander Ivanov, "Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, koronavirüse yakalanmasının ardından tedavi için Moskova'ya geldi. Doktorlarımız hızlı bir biçimde müdahale etti. Esad hâlâ tedavi altında, iyileşmesini umuyoruz" açıklamasını yaptı.

Özellikle kritik zamanlarda başka bir ülkeye ve özellikle de müttefike tedavi için gidip de sağlam dönen kaç devlet veya hükümet başkanı var bildiğiniz? Elbette vardır ama çoğu dönememiş...

  • Örneklere, Amerikan’ın kontrolünde 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında darbecilerin başına geçen ve cumhurbaşkanı yapılan Cemal Gürsel’in tedavi için gittiği ABD’de ölmesinden başlayabiliriz.

Filistin’de zehirlenen Yaser Arafat, tedavi için götürüldüğü karısı Süha Arafat’ın ülkesi ve siyonistlerin hükümranlığındaki Fransa’da ölmüştü.

Bölge meselelerindeki ‘ara bulucu ve dengeleyici’ rolüyle de öne çıkan Kuveyt Emiri es-Sabah ile Bahreyn Başbakanı el Halife geçtiğimiz yıl tedavi için gittikleri Amerika’da öldüler.

Umman Sultanı Kâbus bin Sid ise geçtiğimiz yıl yine tedavi için gittiği NATO’nun merkezi Belçika’dan döner dönmez ölüverdi.

Eceldir ölür elbet de, lâkin bir devlet başkanı neden kendi ülkesinde değil de başka bir ülkeye tedaviye gider veya götürülür. İmkânların yetersizliği tek gerekçe mi?

IKYB yönetiminin Türkiye, Irak, Suriye ve İran topraklarından oluşan sözde “Büyük Kürdistan Devleti” haritası taşıyan pul bastırması ve maketini Papa’ya sunması, herhalde tek başına Barzanilerin yiyebileceği bir … olmasa gerek.

Bu tavrın, bölge ülkelerine, özelde de Türkiye’ye yönelik ABD ve Vatikan’ın mesajı olduğu açık.

Mesajı alan Türkiye’nin ‘hata’ yorumunu, hesabı, meseleyi soğutarak göreceğine yormak gerek.

  • Papa’nın İran kökenli Irak Şiilerinin suratsız lideri Sistani’yi evinde ziyaret etmesi ve Sistani’nin “kardeşlik” vurgusu son derece mühimdi. Zîra Şiiliği doğuran unsur ile Hz İsa’ya rağmen Pavlus’un uydurduğu din olan Hıristiyanlığın doğuşu arasında büyük benzerlikler vardır. Ayrıca teslise benzer inançları arasındaki birliktelikler de zikre değer konulardır.

Vatikan’ın hiçbir zaman siyasi Şiilikle bir derdi olmadı. Papalığın asıl düşmanı; Sünni dünya ve onun tarihî ve siyasî varisi Türklerdir. Dolayısıyla ‘Papa-Sistani kardeşliği’ yeni ve yadsınacak bir gelişme olarak görülemez.

Vesselam!