Takatsiz bir ülke nasıl aydınlanır?

BÜLENT TOKGÖZ
Abone Ol

Pakistan’ın yapması gerekenler aslında net: Kaynak bulmalı, kayıpları azaltmalı, ithal yakıta bel bağlamamalı… Bunları nasıl yapacağı ise hayli meçhul. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapması ilk elde atması gereken adım. Her şeye rağmen Çin’in ağzına bakacağına doğru yöne bakmayı sürdürürse bir çıkış yolu bulabilir. Gerekirse aç kalıp ot yemeyi göze alarak kendi nükleerini geliştirmiş bir ülke yeni teknolojiler de geliştirebilir. Neden olmasın!

Bir semtin veya kentin elektriğinin kesilmesi neyse de bir ülkenin elektriğinin kesilmesi kulağa tuhaf geliyor. Geçtiğimiz hafta sonu Pakistan’ın elektriği kesildi ve başkent İslamabad dâhil hemen tüm kentleri karanlıkta kaldı. 200 milyonu aşkın bir nüfusu karanlıkta bırakan yetersizlik ve başarısızlık neyle alâkalıydı?

Cumartesi gece yarısında ülkenin şalteri attığında milyonlarca insan karanlığa büründü. En büyük havaalanı Karaçi Havalimanına dahi elektriğin verilemediği saatlerde hastanelerin imdadına jeneratörler yetişti. Sabahın erken saatlerinde insanlar jeneratörlerinin yakıtını karşılamak için petrol istasyonlarında kuyruklar oluşturdu.

En kötü yanlarını hatırlamak

Ülkenin internet şebekesi çökse de Enerji Bakanı Ömer Eyüp Han, Twitter hesabından “kesintinin nakil sistemindeki ani çöküşten kaynaklandığını, ekiplerin kesintiyi gidermek için görev yerleri Guddu’ya gittiğini, ancak yoğun sisin işleri zorlaştırdığını” duyuran bir paylaşımda bulundu ve “vatandaşların sükûnet içinde kalmalarını ve sosyal medya spekülasyonlarına itibar etmemelerini” istedi.

Bakanın halkına Twitter’dan ulaşabildiği saatlerde “#blackout” (Kesinti) heştegi 100 binden fazla paylaşımla çoktan Trend Topic olmuştu bile

Bakanın halkına Twitter’dan ulaşabildiği saatlerde “#blackout” (Kesinti) heştegi 100 binden fazla paylaşımla çoktan Trend Topic olmuştu bile. Bir kullanıcının “Pakistan’da Twitter’daki herkes sabaha dek elektrik mühendisi olacak” tahmini gerçek oldu. Bu mühendislerden biri İmran Han’a seslenerek “ülkenin şalterini kapayıp açmayı deneyip denemediğini” sordu.

“Birini beklerken onun en kötü yanlarını hatırlarsınız” sözünü hatırlatırcasına Pakistan halkı da elektriğin gelmesini beklerken İmran Han’ın en kötü yanlarının ne olduğu üstüne homurdanmaya başladı. Bazı siyasîler, onun seçim başarısının arkasında ülkenin en güçlü öznesi ordunun bulunduğunu, kendi başarısı olmadığını anımsarken muhalefet sözcüleri de şayet Ocak ayında istifa etmezse meclise topluca istifalarını sunma ve başkentte protesto mitingi tertiplemekle tehdit etti.

Barış ve istikrar elektrikten geçiyorken

Muhalefetin dediği gibi mesele üretimden çok nakil ve dağıtım sisteminden mi kaynaklanmaktaydı acaba? Paylaştıkları rakamlara göre elektriğin üçte biri iletim esnasında çarçur olmaktaydı. Faturalandırma sisteminde de vahim hatalar vardı. Bu eleştiriler eşliğinde elektrik ağının sürdürülebilir idaresinin ne olacağına dair sorular Pakistan siyasasının ana gündemi hâline geldi.

Bu eleştiriler eşliğinde elektrik ağının sürdürülebilir idaresinin ne olacağına dair sorular Pakistan siyasasının ana gündemi hâline geldi.

Yaklaşık 24 saat sonra büyük şehirlere yeniden elektrik verilmesi başarılsa da arızanın bütünüyle onarılması için birkaç saate daha ihtiyaç duyulduğu söylendi. Aslında bu tür ani çöküşler ve yaygın kesintiler Pakistan için hiç de yeni değildi. Enerji kıtlığının gündelik hayat üzerindeki yıkıcı etkileri çok eski bir konu ve doğrudan protestolarla kendini çoktandır dışa vurmakta. Ülkenin yakasını bırakmayan şiddet sarmallarına da etkide bulunduğu söylenebilir hatta. Dolayısıyla elektrik kesintisi deyip geçmemeli; yurt içi barış ve istikrar elektrikten geçiyor.

Geçen yılın ocak ayında da Guddu’daki santralde meydana gelen arıza sonucu Sind ve Belucistan eyaletlerinde kesinti meydana gelmişti. Mayıs 2018’de şebekenin kuzey kesiminde çıkan bir yangın sonucu Pencap ve Hayber eyaletlerinde kesintiler yaşanmıştı. 2015’te ise ayrılıkçı Beluc militanlar bir nakil hattına sabotaj düzenlemiş ve ülkenin yüzde 80’i elektriksiz kalmıştı. Doğrusu bazı bölgeler ne sabotaja ne afete gerek kalmaksızın zaten günün 18 saatini elektriksiz geçiriyor. Daha şanslı bölgeler ise günlük birkaç saatlik kesintilerle yaşamaya alışmak zorunda. Gelen faturaların her defasında artmış olması karşısında da sessizliklerini korumalılar.

Bürokrasinin çuvallayışı

Altyapı zayıflığını iyice artıran etken, afetler. 2005 Keşmir depremi, 2010’daki müthiş seller tüm altyapıya ciddi hasarlar verdi. Bazı tesisler sular altında kaldı, bazıları da su altında kalma tehdidi sebebiyle kapatılmak zorunda kalındı. Afet endişesi, Pakistan’ın çok methedilen nükleer seçenekten yararlanma potansiyelini de sakatlamayı sürdürüyor. Öyle ya, Japonya gibi “deprem mühendisliğinde en gelişmiş” ülke bile Fukuşima felaketi yaşayabiliyorsa fay hatları üstündeki bir Pakistan’ın neler yaşayabileceği ancak bir felaket senaryosunun konusu olabilir.

Altyapı zayıflığını iyice artıran etken, afetler. 2005 Keşmir depremi, 2010’daki müthiş seller tüm altyapıya ciddi hasarlar verdi.

Şiddetli ve çok yönlü enerji açığı, ülkenin ekonomik faaliyetlerinin hızını düşürüyor. Bazı sektörlerde kapasite kullanımı yarı yarıya düşmüş durumda. Enerji kıtlığı, bütçe açığını artırmakta, devlet açığı kapatmak için vatandaşın kemerini sıkmakta ve kısırdöngü daha da daralmakta.

Taliban-Pakistan tangosunda yeni figürler
Gerçek Hayat

Tarihinin en ağır enerji krizinin ortasındaki Pakistan, şapkasını önüne koyup bunun sebepleri üstüne düşünüyor. Ülkenin makroekonomik zayıflığı ve şimdiye kadarki hükümetlerin altyapıya yatırım yapmaktaki hevessizliği birincil sebepler. Yüksek üretim maliyetlerini takip eden iletim kayıpları ise planlama ve organizasyon noktasında bürokrasinin çuvallayışının göstergeleri.

Kötü bir miras

Navaz şerif, vaatlerine ve denemelerine rağmen kayda değer bir ıslahı beceremedi. Kötü bir mirası devralan İmran Han da artan enerji ihtiyacını karşılayacak bir performansı iki yılda göstermişe benzemiyor. Dünya Bankası’nın yaptığı bir alan araştırmasına göre, ülkedeki işletmelerin yüzde 67’si ticaretin önündeki en büyük engel olarak kesintileri görüyor. Yolsuzluk yüzde 11, terörizm yüzde 5 iken kesintilere dair şikâyetler giderek İmran Han’ın şahsına yönelme eğiliminde.

  • Tedarik ağında santrallerin sağladığı elektrik yaya kalınca, tüketiciler petrol ve doğal gaz gibi ithal yakıta yöneldi. Günümüzde bile kullanılan elektriğin yarısından fazlası fosil yakıtlarından temin edilmekte. Bu da ülkenin kırılganlığını daha da artırmakta. Petrol şoklarına ve tedarik sürprizlerine açık olmanın bedeli hiç de hafif değil.

Bunu 1951-53’teki İran boykotu sırasında tecrübe etti. 1956 Süveyş krizinde, 67’deki 6 Gün Savaşı’nda, 73’teki Arap-İsrail Savaşı’nda, 79 İran devriminde, 80’de İran-Irak Savaşı’nda, 91’de Körfez krizinde, 2008’deki küresel malî krizde darbeleri en ağır hisseden ülkeler arasında yer aldı. Şebeke elektriğinin yerini tutmaya çalışan petrol ve doğal gaz, havayı daha fazla kirleterek, solunum yolu hastalıklarına davetiye çıkararak faturayı ağırlaştırmakta.

Kötü anlaşmalar sicili

Felç edici kıtlıkların üstesinden gelmesi için Pakistan’a yardım eli uzatan kimse olmadı. Yeni İpek Yolunu hayata geçiren Çin, onu köprübaşı gördüğünden çok önemli yatırımlar yaparak yanına aldı. 21 enerji projesinin yatırımlarını üstlenmesi komşusuna verdiği önemi gösteriyor. 9 kömür santrali, 7 rüzgâr çiftliği, 3 hidroelektrik tesis… Projelerin yüzde 70’inin kömürle çalışması ilginç bir detay. Kömür tedarikçisi kim peki? Evet, bildiniz, Çin doğru cevap. Pakistan’ın Çin’e bağımlılığı uzun vadeli olarak bu suretle sağlam kazığa bağlandı.

  • Pakistan, kötü anlaşmalar yapma ve “işleri yanlış şekilde sürdürme geçmişine” sahip bir diyar. Bu santrallerin bakımı pahalıya mal oluyor. Muson rüzgârlarının Karaçi gibi kentler için doğurabileceği ölümcül çevre sorunları tehlikesi de ayrı. Gel gör ki Pakistan’ın kömüre hayır deyip rüzgâra ve güneşe yatırım yapma şansı da pek yok. Ne var ki, bunlardan ötürü Çin’i suçlamak kolaycılık olur. Kendi düşen ağlamaz; enerji portföyüne linyiti ekleyen de.

Hint tecrübesinden bir şeyler alınabilir mi? Birçok eyaletinde Pakistan’dakine benzer şebekeler kullanan Hindistan özel sektöre genişçe bir alan açmış durumda. Onun nispî başarısını göstererek Pakistan’ı da özel sektörün önünü açmaya çağıran önerilere çok fazla direnmesi mümkün gözükmüyor. Ancak o durumda mevcut yetersizliklerin aşılabileceği şüpheli fakat yoksulların ve mahrumların üzerine ilave kamburlar bineceği kesin.

Ot yemeyi göze alarak

Pakistan’ın yapması gerekenler aslında net: Kaynak bulmalı, kayıpları azaltmalı, ithal yakıta bel bağlamamalı… Bunları nasıl yapacağı ise hayli meçhul. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapması ilk elde atması gereken adım. Kurulu santrallerin kullanım oranını iyileştirmek de ikinci adım olmalı. Orta-uzun vadede ise yenilebilir enerjilere yönelmesi gerek. Pakistan’ın bir geleceği olacaksa bu ancak yenilenebilir enerjide; fakat buna ulaşmak için gereken teknolojiye nasıl ulaşacak, aradaki uçurumu nasıl kapatacak; bunların cevabı henüz yok.

Her şeye rağmen Çin’in ağzına bakacağına doğru yöne bakmayı sürdürürse bir çıkış yolu bulabilir. Gerekirse aç kalıp ot yemeyi göze alarak kendi nükleerini geliştirmiş bir ülke yeni teknolojiler de geliştirebilir. Neden olmasın!