Taliban’ın silahlı muhalifleri ve ülkenin geleceği

BÜLENT TOKGÖZ
Abone Ol

Taliban adı itibarıyla medreseye bir atıf içerse de hep silahlı mücadeleyle var olageldi. Şimdi ikinci iktidar döneminde yeni askerî sınavlarla karşı karşıya. Birbirlerini çok iyi tanıdıkları eski hasımlarıyla. Bunlardan biri zaten özbeöz kendi bünyesinden peydahlanmıştı. Zorlu çarpışmaların ardından mağlup etmiş olsa da DAEŞ’in Afganistan kolu, şimdi yeniden dirilmiş vaziyette ve sarsıcı eylemlerle ne kadar yaman bir düşman olabileceğini sıklıkla hatırlatıyor. Başkent başta olmak üzere Şii câmileri, okulları ve bir otobüsü hedef alan saldırılar terörün en kirli örnekleriydi.

Taliban mensuplarını hedef alan hücumları da etkiliydi. Kâbil’de en az 8 eylemle Taliban hedeflerini vurdu. 11 Ocak’ta Nangarhar eyaletinde istihbarat şefini öldürdüler. 16 Ocak’ta Kunar’da aynısını denediler. 19 Ocak’ta Narang’ta bir komutanı vurdular. 25 Ocak’ta Kama valisi ve korumalarının arabasına EYP (El Yapımı Patlayıcı) saldırısında bulundular.

Bu şehir gerillacılığı örnekleri şüphesiz ki DAEŞ’e yeni sempatizanlar ve elemanlar kazandıracak ve daha çok baş ağrıtmasına yol açacak. O yüzden Taliban, ülkenin doğusunda üreme eğilimindeki DAEŞ’e karşı daima teyakkuzda bulunmak durumunda. DAEŞ’in en güçlü olduğu Nangarhar’da özel birliklerin konuşlanışı da bununla ilgili.

‘Hindikuş aslanları Pençşir'de…’

Taliban’ın asıl baş belası Pençşir’deki direniş. Ta 90’lı yıllardan beridir aralarındaki husumet bitmek bilmedi. Bölgenin Tacik nüfusu ve kültürü için merkezî önemi sebebiyle bu direnişin Peştun ağırlıklı Taliban’la ihtilâfı etnik bir fay hattı üstüne temelleniyor. Ahmet Şah Mesut gibi efsanevi bir ismin mirası ve ordu tecrübesine sahip kadroların etkin olduğu NRF (National Resistance Front of Afghanistan/Afganistan Millî Direniş Cephesi) geçmişte olduğu gibi günümüzde de -ve muhtemelen gelecekte de- Taliban’a karşı direnişin odağını teşkil ediyor.

NRF Dış İlişkiler Başkanı Ali Nazarî ocak ayında yaptığı açıklamada, hareketin yeterince malzeme topladığını ve karlar eriyince bahar saldırısına hazırlandığını ilân etti. Militanların sergilediği yeni roket atarlar, Rus dışişleri derhal bir tekzip yollasa da, muhtemel bir Rus desteğinin alameti sayıldı.

NRF, baharı beklemeden 29 Ocak’ta Pençşir’deki Taliban’ın güvenlik şefinin konvoyunu EYP’yle vurdu. 7 Şubat’ta Taliban devriyelerine pusu attılar. 6 Mayıs’ta ise 3 bölgede atağa kalkarak yolları, köy ve karakolları ele geçirdiler. İddialarına göre 30 Taliban savaşçısını öldürdüler.

O günlerde çatışmaları tetikleyen hâdise; kendi ilan ettiği günden bir gün sonra bayramı kutladıkları için Taliban’ın yerel âlimleri ve liderleri tutuklamaya kalkmasıydı. NRF bu gerilimi değerlendirme adına bahar saldırısını ivmelendirdi. Nazarî, “Bu gece Halit Amiri komutasındaki Hindukuş aslanları Pençşir’de bir operasyon başlattı” şeklinde twit attı.

Aktif bir savaş

NRF şimdiye dek ana hatlarıyla Pençşir’le sınırlı yerel bir hareket olarak görülse de son aylardaki performansıyla ulusallık iddialarının içini kısmen doldurmaya başladı. Bağlan, Takhar, Andrab, Host gibi farklı beldelerdeki eylemleri hareketin yayılma kabiliyetini gösteriyor. Kâbil’in Bağ Davud semtinde, Taliban’ın istihbarat şefini vurdular sözgelimi. Paktia’da bir Taliban üssüne saldırıp 5 talibi öldürdüler. Kapisa’da Taliban birlikleriyle çatışmaya girdiler. Bunlar ufak çaplı eylemler olsa da hareketin Pençşir dışına taşması çatışmaların derinleşeceğinin habercisi sayılabilir.

Nitekim Taliban, tehdidi fevkalade önemsiyor. 25 Şubat’ta Kâbil ve civar illerde tek tek evlerde yapılan arama tarama operasyonlarının başlıca hedefi NRF hücrelerinin operasyon kabiliyetini azaltmaktı. Taliban İstihbarat Genel Müdürü Abdülhak Vasık 7 Şubat’ta Pençşir’deki Taliban komutanlarıyla bir araya geldi. Savunma Bakanı (Molla Ömer’in oğlu) Molla Muhammed Yakup’un 21 Şubat’ta bölgeye gelmesi de endişenin seviyesinin ve NRF’ye karşı aktif bir savaş arzusunun göstergesiydi.

Afgan gazetecilerin bildirdiğine göre, bölgeye ilave 10 bin talib sevk edildi. Bunların önemli bir kısmı, Taliban Kızıl Birimleri gibi özel kuvvetti. Helikopterlerin keşif ve intikal için kullanılması, yer yer direnişçileri ateş altında tutması, Taliban’ın yeni savaşında kayda değer bir detay. Pençşir’de internetin kesilmesi, gıda ve tıbbî malzeme girişinin engellenmesi, standart bir kontrgerilla yöntemi. Ahaliye yönelik baskıların artırılması da. Ekranlara yansıyan, sivillerin Taliban güçlerince infazı ve işkence iddiaları ise orta-uzun vadede aradaki düşmanlığı ebedileştirecek mahiyette.

Eski dostlar kapışırken

Şu var ki NRF lideri oğul Mesut, babasının kitle desteğini temin edecek vasıflara hâiz görünmüyor ve kabiliyetleri de sınırlı. Yakın zamana dek babasının mazhar olduğu dış desteğe kendisi pek de erişememişti. Gelgelelim umulmadık destekçiler bulabiliyor bu günlerde. Taliban’la Pakistan arasında ‘Durand Hattı’ denen sınır üstüne yaşanan anlaşmazlığın karşılıklı salvolarla derinleşmesine binaen eski dostlar birbirine düşmüş durumda. Taliban, ‘Pakistânî Taliban’ eliyle Pakistan’ı vururken, Pakistan da eski dostuna diz çökertebilmek için yeni müttefikler arayışı içinde.

Pakistan istihbaratı ISI şefi Nedim Encum, 13 Şubat’ta Ankara’da Râşit Dostum, Muhammed Atta Nur ve Muhammed Muhakkik gibi savaş ağalarıyla bir araya geldi. Bununla da yetinmeyerek Tacikistan’a geçip, NRF lideri Ahmet Mesut’la buluştu. Pakistan genellikle Peştun unsurlar üstünden Afganistan’da nüfuz kazanmayı seçmişken, hâlihazırda Taliban’a karşı Peştun olmayan kesimlere yönelmiş durumda. Taliban’la arasındaki gerilim sürdükçe, eski Kuzey İttifakı bileşenlerine vereceği desteği âzamîye çıkarabilir. Düne kadar Taliban’ı Pakistan’ın aparatı olarak tanımlayan ve söylemini Pakistan karşıtlığı üstüne bina eden kuzeylilerin, eski düşmanlarıyla ahbaplığı ironi bir manzara arz etse de.

ABD’nin ülkeye iyiliği

Özbek savaş ağası Dostum, aylar evvelinden bahar taarruzundan dem vursa da savaş kapasitesi hayli şüpheli. Oğlu Yar Muhammed Dostum’un Afganistan’a girmeye çalıştığı ve yeni bir grup teşkil ettiği söyleniyor. Türkistan Özgürlük Kaplanları veya Cevzcan’ın Kurtları adlı grup, 8 Şubat’ta Şibirgan’da bir Taliban kontrol noktasına saldırarak 4 talibi öldürdü ve 2’sini de yaraladı. Çatışma sonunda ise duvara “Yaşasın Türkistan Özgürlük Kaplanları” diye yazdılar.

4 Şubat’ta Afgan Özgürlük Cephesi adıyla yeni bir silahlı grup zuhur etti. Rusya ve Tacikistan’dan destek aldığı anlaşılan grup, Taliban’dan rahatsız tüm kesimleri bayrağı altında toplanmaya çağırdı. Afgan Kurtuluş Hareketi ise ülkenin doğusunda Taliban’a karşı savaş kararı alan Peştun ağırlıklı bir grup.

ABD, işgal ettiği bir ülkeden çekilirken hep yapageldiği gibi sonu gelmez iç savaşları garanti altına alacak düşmanlık mekanizmalarını Afganistan’da da kurmayı başardı. İç savaş yorgunu ülkeye huzur haram görünüyor. Dünya, kendilerine sadece göçmek düşen Afgan mültecileri daha uzun süre konuşacağa benziyor.