"Tarihe hayatımızdaki bazı şeyleri değiştirmek için ihtiyaç duyarız"

HABER MASASI
Abone Ol

Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde görev yapan Necmettin Alkan, Sultan 2. Abdülhamid Han ve dönemi, Osmanlı yenileşme dönemi tarihi ve Osmanlı-Alman münasebetleri üzerine önemli çalışmalar yaptı.

Gümüşhane’nin Altuntaş köyünde doğan Prof. Dr. Necmettin Alkan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’ndeki yüksek tahsilinin ardından Almanya’nın Albert Ludwig Üniversitesi’nde doktorasını yaptı.

Hâlen Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde görev yapan Alkan, Sultan 2. Abdülhamid Han ve dönemi, Osmanlı yenileşme dönemi tarihi ve Osmanlı-Alman münasebetleri üzerine önemli çalışmalar yaptı.

Birçok sempozyumda tebliğler sunan ve akademik etkinliklere katılan, çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan 100’ün üzerinde makaleye sahip olan Alkan’ın birçok telif ve tercüme eserleri mevcuttur: Karikatürlerle Oryantalizm: Avrupa’nın Türk ve Türkiye Algısı (2015), Ali Şükrü Bey: Mücadeleyle Geçen Bir Ömür (2017), Selanik’in Yükselişi: Jön Türkler Abdülhamid’e Karşı 1908 İhtilali (2017), Mutlakıyetten Meşrutiyete: II. Abdülhamid ve Jön Türkler (2009), Avrupa Karikatürlerinde II. Abdülhamid ve Osmanlı İmajı (2006).

Yakın zamanda ruh, gönül ve zihin dünyanızda müspet tesir icra eden bir kitap adı lutfeder misiniz?

Son okuduğum kitaplardan Nietzsche’nin “Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası” kitabından etkilendiğimi söyleye bilirim.

Sizde bu tesiri var eden âmil nedir?

Bir tarihçi olmamasına rağmen, geniş kitleler üzerinde etkili olan yanlış tarih kabulünün sakıncalarını güzel anlatmasıdır. Nietzsche tarihin lüzumu noktasında şu tespiti yapıyor: “Elbette, tarihe gereksiniyoruz ama bilgi bahçesindeki şımarık bir aylağın gereksindiğinden farklı bir biçimde gereksiniyoruz… Yani biz tarihe hayat ve eylem için gereksiniyoruz… bencil bir yaşamı ve ödlekçe ve kötü bir eylemi güzel göstermek için hiç değil.” Yani tarihe biz, kendimizi güzel masallar misali avutmak veya gururumuzu okşamak için değil, günlük şahsî ve toplumsal hayatımızda bir şeyleri değiştirmek için ihtiyaç duyarız.

  • “Bu eseri mutlaka okumalısınız” diyerek etrafınıza tavsiye ediyor musunuz?
  • Evet bu veya başka eserleri çevremdeki dostlarıma veya öğrencilerime tavsiye ederim.

Sizin için mânâlı kitapların ferdi okuma dışında cemiyet halinde okunmasını faydalı buluyor musunuz?

Elbette. Okuma grupları şeklinde bir kitabın üzerinde konuşulması kadim bir gelenektir. Bana göre bugün de bu uygulanabilir.

Alkan, ''Malum Türkiye’deki tercümeler çoğu zaman sıkıntılıdır. Bunun dışında telif eserlerde güzel bir Türkçe ile yazılmış metinlerden keyif alınarak okunur'' diye konuştu...

Kendi kimliğinizi bir kitap ya da müellifle adlandırıyor musunuz?

Hayır. Ben benimdir, kitabın yazarı da bir başka kişisidir. Kendimi ve veya kimliğimi hiçbir zaman bir başkasıyla özdeşleştirmem. Yazarın fikrini veya üslubunu beğenirsiniz, o kadar.

Kitap okurken eserde tercih edilen dil sizin tercihinizi etkiliyor mu?

Fazlasıyla. Özellikle de tercümelerde bu durum fazlasıyla etkili oluyor. Malum Türkiye’deki tercümeler çoğu zaman sıkıntılıdır. Bunun dışında telif eserlerde güzel bir Türkçe ile yazılmış metinlerden keyif alınarak okunur. Dil ve üslup önemlidir.

  • Kitap alırken kitabın isim, kapak, kâğıt gibi şekli size tesir ediyor mu?
  • Kitabın isminin ve kapağının etkilediği çoğu zaman vakidir. Kâğıt çok da değil.

Kitabı neşreden yayınevi sizin için mühim mi?

Buna da evet demek zorundayım. Yayınevleri, takip ettikleri yayın çizgisi ve yayın tercihleri kişiler üzerinde etkili olabiliyor. Bu anlamda ilgiyle takip ettiğim belli başlı yayınevleri var.