Uluslararası hukukun varlığına inanmak saflıktır!

ZEYNEP ÜLKÜ AKPINAR
Abone Ol

Uluslararası hukukun samimiyetsizliği görülemeyecek, okunamayacak bir durum olmaktan çıkmıştır. Teknolojinin gelişmesi ve haberleşmenin belli kalburüstü haber kanallarının tekelinden çıkışıyla uluslararası kurum ve kuruluşların sahiplerine yeni bir oyuncak gerekti. İşte bu yeni oyuncak, iklim krizi safsatasıdır. Uluslararası alanda devletlerle oynamanın yeni şekli: Sözde açlık ve susuzluk korkusu… Oyuncak belli olduğuna göre asıl soru şu: Göz göre göre biz bu oyuna dâhil olacak mıyız?

Uluslararası hukuk, devletlerin birbirleriyle ilişkilerini hukukî bir zemine oturtarak uluslararası alanda bir düzen oluşturma çabasıdır. Devlet, insan topluluğunun bir toprak parçası üzerinde hâkimiyet kurarak oluşturmuş olduğu tüzel kişiliktir. Devlet tüzel kişiliğinin devamlılığının neticeleri; borçlarının devamlılığı, alacaklarının devamlılığı, hukukun devamlılığı ve uluslararası sözleşmelerin devamlılığıdır. Dolayısı ile bir devlet uluslararası alanda bir sözleşmeye imza attığı zaman, imza atan siyâsî yapının dış politikasının değişmesi diğer devletleri ilgilendirmez. Diğer devletler sözleşme şartlarının yerine getirilmesini ilgili devletten beklerler ve talep ederler.

Gerçeklerden kopuk teoriler

Uluslararası hukuk, aslında devletlerin hukuk devleti olması gerektiğini savunur ve uygulanması konusunda çalışmalar yapar. Üniversitelerimizde anlatılan uluslararası hukukun temeli bundan ibarettir. Bizlere hep teori anlatılır. Uygulama anlatılmaz ve öğretilmez.

İsrail’in Filistin Devletine yaptıkları uluslararası hukuk mevzuatının nasıl kâğıt üstünde kaldığını, uygulanmadığını ya da bazı devletlerin diğer devletleri baskı altında tutmak için uluslararası hukuku kullandığını yaşayarak tecrübe ettik. Bu ilk tecrübemiz de değildi. İlk tecrübemiz olmamasına rağmen hâlâ uluslararası hukukun varlığına inanmak nasıl bir saflıktır?

UNICEF (United Nations İnternational Children’s Emergency Fund), Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation), BM Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO: Food and Agriculture Organisation), Birleşmiş Milletlerin önemli kuruluşlarındandır. Bunların içinden özellikle UNICEF 1946’da kurulduğunda 13 Avrupa ülkesindeki çocuklara, “Çocuklara acil yardım” amacını taşıyordu. 1980’lere gelindiğinde Çocuk Hakları Sözleşmesi ile birlikte bütün dünyadaki çocuklar için faaliyet gösteren bir kuruluş haline getirildi.

UNİCEF, siyasi mekanizmaları ve maddî kaynakları harekete geçirerek, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin kapasitelerini geliştirmelerine, böylece çocuklara birinci önceliği tanıyarak gerek onlara gerekse ailelerine gerekli hizmetleri sağlayabilecek duruma gelmelerini talep etmektir.

UNICEF ölü taklidi yapıyor

UNICEF,

(i) En dezavantajlı konumda olan çocuklara,

(ii) savaş kurbanlarına,

(iii) aşırı fakirlik içindekilere,

(iv) tabii afetlere uğrayanlara,

(v) şiddet ve sömürünün her biçiminden zarar görenlere ve

(vi) engellilere özel koruma sağlanmasına değer vermekte, olağanüstü durumlarda çocukların haklarının korunması için harekete geçmektedir. (H. T. Fendoğlu, Çocuk Hakları Hukuku, 2014)

Hasan Tahsin Fendoğlu'nun ifade ettiği fiilleri gerçekleştirmekle görevli bir kuruluş UNICEF. Çocukla ilgili her yerde boy gösteren bu kuruluş, Filistinli çocuklar söz konusu olduğunda bu görevini neden yerine getirmedi? Oysa daha önce ve hâlen Afrika’daki çocuklar için de UNICEF’in görevini yapmadığını biliyorduk.

Pfizer firmasının Nijerya’da yaptığı aşılar yüzünden yüzlerce çocuk ölürken, binlercesi de sakat kaldı. Mahkemeye taşınan olay sonrasında apar topar Nijerya’yı terk eden Pfizer tazminata mahkûm edildi. Bu hususla ilgili dikkat çekilmesi gereken nokta, sembolik “tazminat” ödenerek dosyanın kapatılması ve hiçbir suçlunun yargılanmaması, neticede bu ve benzeri hususlarda UNICEF’İN sessizliği…

Uluslararası hukukun samimiyetsizliği görülemeyecek, okunamayacak bir durum olmaktan çıkmıştır. Teknolojinin gelişmesi ve haberleşmenin belli kalburüstü haber kanallarının tekelinden çıkmasıyla uluslararası kurum ve kuruluşların sahiplerine yeni bir oyuncak gerekti. İşte bu yeni oyuncak, iklim krizi safsatasıdır. Uluslararası alanda devletlerle oynamanın yeni şekli: Sözde açlık ve susuzluk korkusu…

Oyuncak belli olduğuna göre asıl soru şu:

Göz göre göre biz bu oyuna dâhil olacak mıyız?