Yağ çekme geri çekil

ATİLLA DİŞ GERÇEK HAYAT 5 DAKİKADA OKUNUR

Gönderdiği tehdit mektubunu yeniden cebine sokmak zorunda kalan ABD Başkanı Trump, “Onun büyük bir hayranıyım” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yağ çekmiş olsa da biz lafa sondan girelim: Herkes pozisyonunu koruyor.

PKK’lı teröristlerin imhasına verilen mola, ardından Rusya ile mutabakat ve askerî devriyeler derken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kritik ABD ziyareti tamamlandı. Türkiye’ye yönelik kapsamlı yaptırım tehditleri ve Temsilciler Meclisi’nin sözde Ermeni soykırımı kararının gölgesinde gerçekleşen Washington ziyareti, tarafların ‘yeni bir sayfa’ açma niyetini gösterdiği iyi niyet beyanlarıyla son buldu. Türkiye ve ABD’nin her şeye rağmen kararlılıkla açık tutmaya uğraş verdiği diplomatik hat, anlaşılan o ki hiç kesilmeyecek. Fakat terör örgütleri eliyle yürütülen program işlemeye devam ediyor. Zira masadaki konu başlıklarından birkaçının sahadaki durumuna bakmamız bile bu gerçeği görmemize yetiyor.

DEAŞ BİTTİ PETROL BAŞLADI

Barış Pınarı Harekâtı başladığında tüm askerlerini Suriye’den çekeceğini iddia eden Washington, boşalttığı üslerin pek çoğuna geri döndü. Deyrizor ve Rakka hattını geçtik, Türkiye sınırına bile yeni üsler kuruyorlar! Bu üslerden biri, Rusya-Esed-PKK kontrolündeki Kamışlı’nın dibinde. Amerikan güçleri çok yakında bize buradan ‘Rusya ile ittifak hâlinde’ bayrak gösterecek.

Düne kadar ‘DEAŞ’ bahanesiyle PKK’yı tahkim eden Pentagon’un şimdi daha kullanışlı bir argümanı var: Petrol.

ABD ordusu, 600 kadar asker ve 16 adet üssüyle Suriye’de öylece duruyor. Ülkenin kuzey ve doğu kesimlerindeki petrol kuyularının başında PKK/YPG’liler var. Suriye-Irak sınır hattında devriyeleri sıklaştıran Amerikalılar, terör koridorunun iflas ettiğini görünce Kerkük-Hayfa planına geri döndü. Bölgenin zenginliklerini Akdeniz’e İsrail üzerinden ulaştırma projesi şimdi epeyce güneyimizde. Ebu Kemâl-El Tanf güzergâhının bekçiliğini yapan PKK, Suriye’den çıkan petrolle finanse edilecek.

Ferhat Abdi Şahin'in sınır hattındaki Samanlı, serbest, Alan, Pirinçeken, Tekeli, Derecik, Ortaklar, Gelişen, Umurlu karakollarına yönelik 63 askerin şehit edildiği hain saldırıların 1 numaralı faili olarak hakkında yakalama kararı bulunuyor.

BENİM CİCİ TERÖRİSTİM

Terör örgütü PKK/YPG elebaşı Ferhad Abdi Şahin mi? Telekonferansla sık sık konuk olduğu Moskova’nın ardından yakında Beyaz Saray’da ağırlanmaya hazırlanıyor. Oval Ofis’te Erdoğan, PKK’lı Şahin’in özgeçmişini anlatan bir video izletti Trump’a. Şaşırmış ve bayağı etkilenmiş göründü ABD Başkanı. Fakat sadece dakikalar sonraki basın toplantısında “Terörist Abdi’yi ABD’ye davet edecek misiniz” şeklinde soru soran Türk gazeteciyi terslemeyi tercih etti. Oysa Trump, henüz dakikalar önce, kendi istihbarat teşkilatı CIA’nın Ferhad Abdi’yi ‘terörist’ diye tanımladığı raporu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden almıştı. Abdi hakkında CIA’nın MİT’e gönderdiği belgeyi gördüğünde Trump’ın yüzünün nasıl şekil aldığı bilinmiyor. Ne var ki Washington’da işler çok uzun yıllardır dürüstlük üzerinden yürümüyor.

Bu nedenle dünyanın‘en büyük devleti’denilen ABD’nin, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın ‘mânevi oğlum’diye tanımladığı kâtili misafir etmesi kimse için sürpriz olmayacak.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in Pensilvanya'daki malikanesi 36 kamerayla taranıyor.

ÇANLAR FETÖ İÇİN ÇALACAK MI

Asrın Sabetay’ı, seri kâtil Fetullah Gülen de hâlâ olduğu yerde duruyor. Pensilvanya’daki 400 dönümlük çiftliğinden, dünya geneline yayılmış mankurtlarını yönetmeye devam ediyor. YPG elebaşını müstakbel korsan devletin lideri gibi sunmaya hazırlananlar, FETÖ’nün ezoterik kardinaline de -dünyanın gözlerine baka baka- her türlü imkanı tahsis ediyor. Ne 15 Temmuz işgal ve iç savaş teşebbüsü, ne Meclis’e düşen bombalar, ne de tank altında ezilen bedenler bu kayışı kopmuş heriflerin umurunda bile olmadı. Örgütün binlerce üyesi ve pek çok yöneticisi ABD topraklarında bulunuyor. Terörist başı Gülen’e üst düzey koruma sağlayan Washington, elebaşının iadesi bir yana, şimdiye dek bir tek örgüt üyesini bile Türkiye’ye yollamadı.

Terör örgütlerini dizayn etmekte mâhir küresel şebeke, FETÖ üyelerine sadece ABD’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde de koruma sağlayıp ‘arkanızdayım’mesajı veriyor.

Her şeye rağmen meseleyi hukuk içerisinde halletmeye ihtimam gösteren Erdoğan ise sürecin Adalet Bakanlıkları nezdinde devam ettiğini, FETÖ elebaşının iadesini yılmadan, usanmadan isteyeceklerini belirtiyor. Erdoğan’ın ziyaretini duyunca Türkiye’yi karalama kampanyası başlatıp PKK sözcüleriyle kol kola etkinlik düzenleyen FETÖ üyelerinin Amerikan koruması altında daha ne kadar kalabileceği bilinmiyor. Ankara’nın elinde Gülen’in paket olmasına yetecek kadar koz birikirse süreç tersine dönebilir. Erdoğan’ın şu sözlerine dikkat etmek gerek: “Şimdi seyahatimizde belgeler falan getirdik. Temenni ederim bu belgeler ışığında herhalde bizden nasıl teröristler istendiği zaman biz veriyorsak onlar da bu teröristi bize verirler.”

Trump, DEAŞ elebaşısı Ebubekir el-Bağdadi’nin öldürüldüğü iddiasını görüntü ve delilsiz tekrarlayadursun, Türkiye son birkaç haftada çok önemli DEAŞ üyelerini yakalayarak sorguladı. Bunlar arasında Bağdadi’nin çok yakınında bulunan isimler ve teröristbaşının -karısı da dâhil- ailesi de var.

DEAŞ’lıların sorguda verdiği kritik bilgiler onları, terörist Gülen’i Ankara’ya kargolatacak kadar değerli hâle getirir mi, bekleyip göreceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 konusunda sürdürülen taarruzu Patriot’a açık kapı bırakarak bertaraf etmeyi de ihmal etmedi.

S-400 TRAKTÖRLE EZİLMEZ

ABD tarafı son iki yıldır tüm temaslarda yaptığı gibi Erdoğan’ın son ziyaretinde de S-400 konusunu açmaktan geri durmadı. “S-400’leri aldınız ama kullanmayın” dayatmasına devam ettiler. Başkan Erdoğan’ın anlattığına göre, “Üzerinden traktörle geçin” bile demişler. Cumhurbaşkanı, bir savunma sistemi olan ve ancak saldırgan işgalcileri rahatsız edecek sistemi kutusundan açıp kuracaklarını bir kez daha muhataplarına anlattı. Bunun yanında S-400 konusunda sürdürülen taarruzu Patriot’a açık kapı bırakarak bertaraf etmeyi de ihmal etmedi. Türkiye’nin çok yönlü savunma sistemi kurmak istediğini kaydeden Erdoğan, ‘teknoloji transferi’ ve ‘cazip fiyat’ şartları karşılandığı takdirde S-400’e ek olarak Patriot’un da alınabileceğini tekrarladı. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolar olarak hedeflendiği ve savunmada işbirliğinin artırılması niyeti düşünüldüğünde Patriot konusunun bir süre daha pazarlık masasında kalacağı anlaşılıyor. Bunun yanında Washington, ambargo koyduğu F-35 savaş uçakları konusunda da zemin yokluyor. Türkiye’yi ortağı olduğu projeden dışlayan çevreler, ‘küresel saadet zinciri’nde gedik açmamak için F-35 başlığını yeniden masaya getirirse bu kimse için sürpriz olmayacak.

Trump, uçak satışından para kazanmaya istekli görünüyor. Mesele, bunu Türkiye’nin isteyip istemeyeceği…

Türkiye 4 milyon sığınmacı için 40 milyar dolar harcadı.

KİLİT YİNE SİLAHLA AÇILIR

Suriye iç savaşını başlatırken oldukça bonkör davranan Washington yönetimi, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan 4 milyona yakın sığınmacı için kurulacak güvenli bölge konusunda cimriliğiyle dikkat çekiyor. Trump, Suriye kuzeyinde inşa edilmesi planlanan yerleşim yerleri konusunda ‘bağış’ yapmaktan uzak duruyor. Meseleyi aralık başındaki NATO zirvesinde gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, Suriyeliler için inşaedilecek konutların finansmanına katılmak üzere donör çağrısı yapacak. ABD Başkanı Trump, donör mevzuunda pası doğrudan Avrupa’ya attı.

Türkiye’nin 4 milyon sığınmacı için 40 milyar dolar harcadığını ve Avrupa’dan şimdiye dek ancak 3 milyar avro geldiğini Erdoğan’ın sözleriyle tekrarlayan Trump, AB ülkelerini sürece daha fazla katılmaya çağırdı.

Barış Pınarı Harekâtı ile sınır hattında başlayan temizliğin 444 kilometre boyunca devam edeceği mesajını veren Erdoğan, ilk etapta bir milyon Suriyelinin güvenli bölgeye yerleştirileceğini, Rakka ve Deyrizor’un da mültecilere açılması halinde bir milyon kişinin daha evlerine dönebileceğini kaydediyor. Amerikan ve Rus askerlerinin, İranlı milislerin, Esed güçlerinin, PKK/YPG’nin ve pek çok yabancı teröristin cirit attığı bölgeye Suriyelilerin ne zaman gideceğini şimdiden kestirmek zor. Tel Abyad-Rasulayn arasındaki 120 kilometrelik hattı temizlerken bile dünyanın yekvücut hâlde hücum ettiği Türkiye’yi yine heyecanlı günler bekliyor. Güvenli bölge için askerî harekât düzenlemek zorunda kalan Mehmetçik, mültecilerin dönüş yapacağı yeni bölgelerin kilidini de yine silahla açmak zorunda kalacak.

Üstelik bunu, sadece PKK ile savaşarak değil, teröristleri sürekli ‘Kürtler’ olarak tanımlayan sözde süper güçlere rağmen yapacak.